EVLİLİKSİZ EVLİLİK

- İyi oldu, iyi oldu; dedi, Özgün , ‘’Baykal’ın gidişi iyi oldu.’’
- Bence de; dedi, Özge , ‘’Ama Kılıçdaroğlu da başarılı olamayacak bence.’’
- Oh; dedi, Özgün , ‘’Şu aptal kadın izlencelerinden bıkkıntı gelmişti, kadın kadına, doya doya, şöyle bir politika konuşalım seninle kız!’’
Gülüştüler… 

Özgün de Özge de kırk yaşındaydılar ve ikisinin de yirmi yaşında birer kızı vardı ama Özgün'ü kızı, annesine çekmeyip esmer, Özge’nin kızı da annesine çekmeyip sarışın olmuştu. 

Özgün , konuğu Özge ile bir yandan çay içip, börek yiyip bir yandan da söyleşirlerken, ansızın sokaktan gelen bir erkek bağırtısı ve cam şangırtısıyla bir an dona kaldılar. Özgün o sokaktandı, Özge ise başka bir semtten. Özge , ‘’Bu da ne ki?’’ der gibi Özgün hanıma bakarken, Özgür gerçeği bilen havasıyla, bıkkıntı içinde konuştu:
- Ayy, yine o… Çıkma boşver, bakma. Ben sana anlatırım.’’ dedi Özgün ve anlatmaya başladı:
- Bu aşağıdakilerin bir oğulları var. Bunu üç yıl önce uzak bir köyden bir kızcağız ile evlendirdiler…
- Oğlan ne iş yapıyor? ; diye ansızın sordu Özge; ‘’Oğlan mühendis.’’ dedi Özgün.
- Neyse; diye sözünü sürdürdü Özgün, çayını sehpaya bırakarak; ‘’neyse bunlar başta iyi anlaştılar. Sonra ne olduysa oldu, aradan altı ay geçince başladı kavgalar. Sanırım çocuk olmaması yüzünden. Oğlan boşanma davası açtı, boşandılar. Ama kız, köye gitmek yerine oğlanın babasının evine gidip ona demiş ki ‘’Ben köye geri dönemem. Dönmekten kendimi öldürürüm. Çünkü benimle orada dalga geçerler. Arkadaşlarım alay eder. Ailemin yüzüne bakamam. Ailem sokağa çıkamaz. Ailemin yüzüne bakamam. Bizim için evlilik , onur, gurur demektir; geri dönene iyi gözle bakmazlar. Ben sizi çok sevmiştim.’’ falan demiş. Adam ve eşi de çok iyi insanlarmış, çok iyi yüreklilermiş, ‘’Biz de seni çok sevdik kızım; suç bizim eşek oğlanda, biliyoruz, çocuk olmadı diye eş mi boşanır.’’ demişler, ‘’İstersen bizimle kal kızım, köye dönme, sen bizim kızımızsın artık.’’ demişler. O da kalmış. Kızın annesi ve babası bir kaç yıldır bir gelirlermiş kızlarını görmeye ki köydekilere ‘’ Kızımızın evliliği çok iyi.’’ izlenimi vermek için. Yani ortada evlilik yok evlilik var anlayacağın. Yani köylüleri bunu evli biliyor yıllardır.’’
            
Tam o anda Özgün ile Özge’nin kızları da geldi. Söze daldılar balıklama:
- Neymişşş neeee???
            
Özgün’ün kızı konuyu az çok biliyordu, konuyu anlayınca sustu ama Özge’nin heyecanlı ve meraklı kızı ilerlemeyi sürdürünce Özgün de ona konuyu kısacık anlattı. Bu kez de Özgün’ün kızı olan Başak ile Özge’nin kızı olan Ayça arasında bir tartışma başladı. Başak diyordu ki ‘’Kız haklı, çok duygulu bir olay.’’ Ayça diyordu ki ‘’Ölürüm de bunu yapmam, kadınlık gururu denilen birşey var. Ne demek ya elin evine kalacaksın da ailene gitmeyeceksin!’’
Ayça:
- Ya ne kadınlık gururundan söz ediyorsun sen?; diye bağırdı Özge’ye; ‘’Bu da insanlık gururu denilen şey işte. Kadınlık gururu mu üstün, insanlık gururu mu? Bir de eğitim fakültesine gidiyorsun! Okulda, insan sevgisi, insanlık dayanışması, insanlık, ulusallık diye birşey öğretmiyorlar mı size? Yalnızca kendinizi düşünmeyi ve çıkarlarınızı korumayı mı öğretiyorlar?
Özge’nin de sinirleri tepesine çıktı, o da bağırdı:
- İnsanlık gururu mu! Başkalarına sığınıp sığıntı gibi yaşamak mı  insanlık gururu! Bir de güzel sanatlar fakültesine gidiyorsun, sanatçı olacaksın. Yuh sana!
            
Aşağıda genç adam bağırıyordu: ‘’Nasıl kadınsın sen ya; boşandık seninle biz kızım. Boşanalı yıllar dolu. Ne işin var benim ailemin evinde? Hiç utanma, arlanma yok mu sende? Bu kadın bu evden gitmezse bir daha gelmeyeceğim size anne, baba, ona göre.’’
            
- Gelmezsen gelme; asıl sen utan; insan eşini boşar mı? Oyuncak mı bu, al, ver, getir , götür, kullan, at? İnsanda onur, aile gururu diye birşey olur! O bizim kızımız artık. Çocuk için mi evlendin sen bu kızla mutluluk için mi? Sizi boşayan yasalarda iş yok zaten. Ben olsam nah boşarım! Aileye, sevgiye değer vermiyor ki yasalar. İnsanlar da onları örnek alsın. Gelmezsen gelme, eşine hayırı olmayanın bize hiç olmaz.
            
Arkadan ‘’Gümm!’’, diye kapanan bir sokak kapısı ve oluşan sessizlik ama yukarıda kavga başladı bu kez; Özgün ile Özge’nin kızı arasında!
            
Evler; birileri kapanır, birileri açılır; birilerini dışarı çıkarır, birilerini içeri alır. Sokakta kimler kalır; ne yasalar bilir ne evler. Onları ancak acılar ve ölüm bilir... Ölmek zor, derler; öyle kolay ki ölmek. Evlileri kolayca boşamak kadar kolay hem de. Gülü koparmak, camı kırmak kadar kolay.
            

Necdet Gürçiftçi
2010-haziran tarihinde internette yayınlandı.

 

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
YANDAŞ MEDYANIN DUDAK UÇUKLATAN KEPAZELİĞİ Evrensel 19.06.2018
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 91 Şiir 18.06.2018
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 90 Şiir 17.06.2018
ZALİM Şiir 16.06.2018
TÜRKİYE'DE TUHAF BİR SAVCILIK MI VAR? Felsefe 15.06.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
serbest şiir Şiir 19.06.2018
Çılgın Topuk Şiir 05.06.2018
Âma Şiir 30.05.2018
yalnızlık vehbi Şiir 28.05.2018
Kudüs Şiir 28.05.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.