BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 77

Ülkemizde yalnızca demokraside, devlet yönetiminde, ülke yönetiminde
Toplumda yetersizlik, yanlış yok, herşeyde var
Örnek hukukta da
Çünkü ülke felsefeye, bilime ve ahlak göre değil
Siyasete ve ticarete yani cehalete ve nefse göre düzenlenmiş durumda,
Bir hukukun felsefe, bilim, ahlak ile ilgisizliğinin ilk kanıtlarından biri de
Zina, fuhuş, eşcinsellik, eşcinsellik evlilik, çıplaklık
Ahlaka aykırı giyim gibi şeylerin yasak olmamasıdır
Yani o ülkenin artık felsefeye, bilime ve ahlaka aykırı olduğunu anlamak için 
Başka birşeye gerek yok
Yani doğru bir ülkede olması gereken ilk şeylerden birisi
Zina, fuhuş, eşcinsellik, eşcinsel evlilik, çıplaklık, ahlaka ykırı giyim
Gibi şeylerin yasak olmasıdır
Bir ülkede bunlar yasak değilse kuşkusuz ki
Yönetim biçimi, devleti, ekonomisi, medyası, sanatı, hukuku, dini
Yani herşeyi yanlış olacaktır,
Gördüğüm kadarıyla ülkemizde bilimsellik adına gerçekten ürpertici bir hukuk
Yargılama yapısı var
Çünkü hukuk düzeni bilimsel değil
Bu yüzden öncelikle hukuk fakültelerine zorunlu felsefe 
Ve zorunlu Türkçe dersi zorunlu bence
Ben bugüne kadar imla yanlışsız yazan bir avukat görmedim
Türkçe dersinden nasıl geçmişler anlamak zor,
Araştırdığım kadarıyla ülkemizde bilim adına
Hukuk, yargı diye gerçekten ürpertici bir durum, bir hal var
Araştırmalarıma göre örneğin sanık 'Pazumu gösterdim' diyor
Yargıç 'Yumruğumu gösterdim' yazdırıyor
Çünkü ona 'Yumruk gösterme'nin tehdit suçu olduğu öğretilmiş
Ve yumruk göstermeye şartlanmış
Pazu göstermeyi anlayamıyor çünkü suç değil
Çünkü bacak göstermek gibi birşey
'Pazu göstermek mi, nasıl yani?' diyor
Yani pazu ile yumruk konusunda bile bir Türkçe yetersizliği var
Yani siz 'Pazumu gösterdim' demişseniz
Ve yargıç siz farkında olmadan 'Yumruğumu gösterdim' yazdırmışsa
Hapı yuttunuz demektir çünkü tehdit suçuna ve bu suçun itirafına girer
'Şahit yalan söylüyor' deniliyor
Yargıç 'Aleyhime ifadeleri kabul etmiyorum' yazdırıyor
Yani söylenilenle alakasız şeyleri yazdıran yargıçlar var
Yani sanık ya da şikayetçi avukat tutmamışsa
Ya da yeterli bir dikkati yoksa mahkeme tutanağı
Sanığın ya da şikayetçinin söylemediği sözlerle dolabiliyor
Ve bu durumda masum insan suçlu olarak mahkemeden çıkabiliyor
Yani sonra da hukuka, yargıya güvenmek nasıl birşey olur acaba
Yani hukukta ve yargıda felsefel ve Türkçesel yani bilimsel bir eksiklik var
Sonra
Aynı olayda vahşice saldırana da 
Kendini insanca meşru müdafa yapana da suçlu iddianamesi yazan savcılar var
Nasrettin hoca'nın 'Sen de haklısın, sen de haklısın' demesi gibi
Sonra
Bileklerden tutmanın anlamı bilinmiyor
Yani size saldıran birini bileklerinden tutmuşsanız
Ve bileklerinde tırnak iziniz kalmışsa
Ve siz 'Bana saldırdı ve ben de kendimi korumak için bileklerini tutup sıktım'
Demişseniz
Eğer saldıran kişi size saldırdığını inkar ederse 
Ve şahidiniz de yoksa
Suçlu saldırgan beraat ediyor, siz ceza alıyorsunuz
Oysa saldırmak bilekleri tutmak, sıkmakla yapılmaz
Bilekleri tutmak, bilekleri sıkmak bir savunma belirtisidir
Yani hiçbir saldırgan saldırdığının ağızını burunu dağıtmak yerine
Saldırdığının bileklerini tutup sıkmaz,
Felsefe ve Türkçe konusunda yetersizlik darp konusunda zirve yapıyor
Çünkü pet su şişesi, ev terliği, meyve gibi şeyler silah sayılıyor
Belli ki silah sözcüğünün felsefel ve Türkçe anlamı bilinmiyor henüz
Yani saldırıda kullanılan herşey silah sayılıyor gibi bir durum var
Bu durumda ekmek de silah sayılıyor yani Müslümanların nimet dediği şey
Ve bu durumda belki yalnızca bizim ülkemizde
'Yenilen silahlar' diye birşey oluşuyor
Yani birine kötü amaçla
Yani saldırı ya da savunma amacıyla atılan yaş pasta da silah oluyor bu durumda
Bu durumda siyasetçilere atılan yumurta da silah oluyor
Yani bu durumda gül de silah oluyor
Yani insanlara gül atmaya da gelmez
Yani birisi sizin için 'Bana gül atıp saldırdı' diye şikayette bulunursa
Hapı yuttunuz demektir
Peki sanıklar ve şikayetçiler ve vekilleri konuşurlarken neden ayağa kalkıyorlar
Yargıçlar otururlarken
Ayakta durmak yargıçlara saygı mı yoksa
Peki yargıçlara saygının adaletle ne ilgisi var
Oturduk yerden adalet olmuyor mu
İnsanlar zaten mahkemelerde heyecanlı oluyorlar
Ve bir de uzunca süreler ayakta ifade vermek ne kadar çok yorucu
İnsan bir de yaşlı ya da hasta ise
Ve insanlar oturduk yerden daha rahat kendilerini ifade edebilirler
Daha rahat kendilerini savunabilirler
Vatandaşa eziklik aşılamak niye
Hukuk diye, yargı diye
Ve yazıcılar otururlarken yargıçlarla birlikte
Bence hukuk, yargı yargıca saygı odaklı değil
Felsefeye, bilime, hukuka saygı odaklı olmalı
Gerçekler ve doğrular ayağa kalkmak değil
Açığa çıkmak isterler,
Yani ülkemizde genel olarak ülkenin
Özel olarak hukukun felsefeden ve Türkçeden uzaklığı o kadar büyük ölçülerde ki
İşte böyle tuhaflıklar da işin zirvesi oluyor
Oysa felsefeye ve Türkçeye göre silah 'Silinen, düzenli ve sürekli olarak bakımı yapılan
Ve yenilip içilmeyen birşey'dir
İşte felsefe ve Türkçe bilmek bu kolaylığı sağlıyor
Yani felsefeden ve Türkçeden uzaklaşmak böylesine kötü, vahim sonuçlar doğuruyor
Yani genelde felsefenin ve dilbilimin egemen, temel olmadığı
Özelde ise zinanın, fuhuşun, eşcinselliğin, eşcinsel evliliğin, çıplaklığın
Ahlakdışı giyimin serbest olduğu ülkelerde doğru, iyi bir hukuk ve yargılama
Beklemek, ummak yanlış oluyor
Yani bu gidişle, bu kafayla gerdek gecesi bile cinayete teşebbüs sayılabilir
Yani 'Ev sahibim 5 yıldır oturmakta olduğum evden 
Evimi basıp beni zorla evden atmak istedi
Bana saldırdı' diyen sanığa
'Beş yıldır adamın evinde oturuyormuşsun, sen de çıksaydın'
Diyen yargıç var,
Sonra bir de hem 'Adalet mülkün temelidir' deniliyor
Hem de bir avukata birşey sormak bile ücrete tabi
Bu nasıl iştir
Siz hiç bir doktorun muayenehanesinde
'Birşey sormak ücrete tabidir' diye bir yazı gördünüz mü
Böyle bir durumda nasıl 'Adalet mülkün temelidir' denilebilir
Avukatlar bile parasız ağızlarını açmıyorlarsa
Adalet ne kadar sağlanılabilir
Eğer doktorların muayenehanelerinde 'Danışmak ücrete tabidir' yazıyorsa
O ülkede sağlığın temel ve amaç alındığı söylenilemez
Eğer avukatların bürolarında 'Danışmak ücrete tabidir' yazıyorsa
O ülkede adaletin temel ve amaç olduğu söylenilemez
Yani nasıl ki doktorlar vatandaşlar kendilerine sağlık konusunda danıştıklarında
Tıp adına mutlu olmalılar
Avukatlar da hukuk konusunda kendilerine danışıldığında
Hukuk adına mutlu olmalılar
Herşeyin para üzerine döndüğü bir ülke de doğru ve iyi bir ülke değildir,
Yani herşeyin başı bilimsel bir düzen, bilimsel bir ülke, bilimsel bir devlet
Yoksa ne bilimsel ülke yönetimi olur ne bilimsel hukuk
Yani herşeyi temelinden ve felsefe ve bilim ile değiştirmek gerekir
Peki bu ülkede kendisine felsefeyi ve bilimi temel ve amaç almış
Kaç siyasi parti, kaç siyasetçi var
Bence sıfır
Bence ülkemizin 21. yüzyılda bile üst alanlarda her türlü geriliği bu yüzden.
Yani yalnızca demokraside, siyasette, ekonomide, sokaklarda ürpermesin
Hukukta, yargıda da ürpersin keyifiniz
Yani devlet ayrı olmalı, siyaset ayrı
En doğrusu,en iyisi de siyaset yasaklanmalı
Çünkü siyaset cehaletten ve nefsten oluşan bir rutubet, küf gibidir
Yani Avrupa da olmasa belli ki bu kadar da hukukumuz olmayacak
Yani dostu düşman edip düşmanı dost göstermek gibi birşey
Yani imla yanlışsız bir mahkeme dilekçesi bile yazılamayan bir ülkede
Hukuka, adalete, yargıya nasıl güvenilebilir
Yani birileri uyduruk bir darp raporu almışsa
Ve iki yalancı şahit bulmuşsa 
Evliya, melek olsanız işiniz bitmiş olabilir
Boşanma davalarında yalancı şahitlerin cirit attığını bilmeyen var mı
Yalancı şahitler üzerine boşanma, adalet, yargı, hukuk, toplum 
Ülke, devlet, vatan mı olur,
Bu ülkede işte bu yüzden 'Mahkemeye düşmek' sözü var
Bu ülkede işte bu yüzden 'Yüzü mahkeme duvarı gibi' sözü var
Bu ülkede işte bu yüzden 'Allah mahkemeye de hastahaneye de düşürmesin' sözü var
Oysa mahkemeler felsefe, bilim yani bilimsellik yeri olsalar
İnsanlar güle oynaya, mutluluk, sevinç içinde giderler
Haklı, doğru, dürüst insanlar bile mahkemeye korku içinde değil
Kimler yapıyor hukuklarıi kanunları
Felsefe, bilim, düşünürler(filozoflar), alimler, alimeler, bilgeler değil
Siyasi iktidardaki siyasetçiler yani siyasetçiler yapıyor
Peki siyaset gerçeğin ve doğrunun ülkesi mi
Yoksa cehaletin, nefsin ve yalanın bininin bir para olduğu ülke mi
Yanlış dala binilip doğru meyve toplanmaz,
Nereye gidiyor bu ülke nereye
Demokrasi diye de nereye götürülüyor, din iman diye de
Gerçek ki felsefenin, bilimin olmadığı yere götürülüyor
Bunun da çok kötü sonuçlarının olması kaçınılmazdır
Yani önce bilimsellik gerek
Bilimsellik
İşte bu yüzden ki dini tanımlayan Din hadisileri de
Atatürk de 'Önce bilim' der
Siyasete son, özgürlüğe başlangıç
Bir ülkede hukuk, adalet, yargı sistemi, düzeni
Hastahaneler, tıp kadar güvenilir, sağlam değilse
O ülkede gerçek hukuk, gerçek adalet, gerçek yargı yoktur
Yani düşünün sapasağlam olmasına karşın kim
Doktorları, hastahaneleri, tıppı 'Bende kanser var' diye kandırabilir
Aynı şey hukukta, adalette, yargıda da olmalı
Yani hukukun, adaletin, yargının felsefel, bilimsel bir özü, düzeni, görünümü
Var oluşu ve amacı olmalı
Bakın sokaklarda onlarca sabıkası olan insanlar var
Çünkü hukuk, adaleti, yargı, ülke, devlet bilimsel değil
Ve belki de hapishaneler hayatlarında tek bir suç işlemiş 
Ve belki de bir daha hiç suç işlemeyecek insanlarla dolu
Adaletin bir bedeli vardır
Ve bu bedele adaletin kendisi katılmalı
Çünkü adalet bir bedel karşılığı olur
Ve suçsuz, huzurlu, güvenli bir toplum da adaletin katlanması gereken bir bedeldir
Ben artık mahkemeye 'düşmek'ten korkuyorum
Hastahaneye 'düşmek'ten ise hiç korkmuyorum
Çünkü hastahanede bilim var
Oysa görülüyor ki hukukta yok
Yani bir doktor teşhisine ishal yerine kanser yazsa acaba başına neler gelir
Oysa 'Pazu' yerine 'Yumruk' yazan yargıça ne olur
Bilimsellik bu mu yani
Bence hemen, acil olarak genelde tüm üniversitelere
Özelde hukuk fakültelerine
Zorunlu felsefe ve zorunlu Türkçe dersleri koyulmalı
Yoksa hep şu olur: 'İktidara gelen düdüğü çalar'
Savcı diyorsa hakkını arayan vatandaşa
Yardımcı olmak yerine öfkeyle, sinirle, kızgınlıkla 'Sen avukat mısın, ben savcıyım
İstediğim gibi yaparım, sana ne?'
Gerçek ki bir ülkede hukukçular, adalet sağlamakla görevli kişiler
'İstedikleri gibi yapabiliyorlar' ise 
Ne o hukukta, adalette, yargıda bilimsellik vardır
Ne o ülkede
Belki bu yüzden ahlaksız Batı bile dünyayı yönetirken
Biz sayın, saygın, dahi kahraman Mustafa Kemal Atatürk'e karşın 
21. yüzyılda bile hala ağlıyoruzdur
İlah olsaydım lanetleyeceğim ilk şey siyaset olurdu
Çünkü kendini bozduğu gibi herşeyi de bozuyor
Bir ülkede 
Bağımsız, tarafsız ve özgür olması gereken 
Devletin memurlarını, memurelerini siyasetçiler işe alıyorlarsa
Siyasetçiler atıyorlarsa
O ülkeden gerçekler ve doğrular adına birşey beklemek biraz fazla şekerlik olur
Bir ülkede bilgeler ağlıyorlarsa o ülkenin işi bitmiş 
Gökyüzüne güneş diye yıldız takılmış 
Cehalet ve nefs ve üstelik zulüm ve adaletsizlik
Mutluluğun ve var oluşun kardeşi olmuş demektir
Önce bilim, önce bilimsellik, önce bilimcilik
Ve bilimin, bilimselliğin, bilimciliğin efendisi de felsefedir
Felsefesiz üniversiteye üniversiteye
Felsefe bilmeyen üniversiteliye de üniversiteli denilmez
Halkımız 'Canımı al, akılımı benden alma' der
Ben 'Canımı al, felsefeyi benden alma' derim
Çünkü felsefesiz bir can zaten ölü demektir
Ne zaman ki hukuk, adalet, yargı suçluyu ve suçsuzu
Gözlerinden ya da sözlerinden ya da özel hayatından tanır
Ya da felsefeyle, bilimle tanır
İşte ben o zaman huzurluyum demektir
Yoksa içim hep kan ağlayacak
Yani avukat sanki önce suçlulara karşı değil
Yargıçlara ve savcılara karşı gerekli gibi
Mahkemeye 'düşülmesin' artık
Mahkemeye 'yükselinsin'.

Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 24.11.17/15.56

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 106 Şiir 15.08.2018
SEN GENERAL ÇOCUĞUSUN VELET OTUR YERİNE Felsefe 14.08.2018
TÜRKİYE'DE BİLGE OLMAK Felsefe 13.08.2018
BÖYLE SÖYLEDİ DİN- 17 Şiir 12.08.2018
DİYANET KAPATILSIN Şiir 11.08.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Korku Şiir 17.08.2018
O Gün Sen Ol Yanımda Şiir 16.08.2018
Köşeme Çekiliyorum Şiir 15.08.2018
İstanbul Fatihte Tarih Şiir 14.08.2018
Sırf Gittiğin Günü Hatırlatıyor Diye Şiir 13.08.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.