Giderim kimseye bir şey sormadan!

Yağız atın sırtında dörtnala koşturarak, elimdeki Tuğ’u sağa sola sallayarak, kim çıkacakmış karşıma aldırmayarak, meydanıma çıkmışım pusatlanarak; giderim kimseye bir şey sormadan!

   Gittiğim yol belli, yön belli, im belli, çıkalım yola bakalım kim belli? Yoldaşlarını yarı yolda bırakanlara, inandığı davayı satanlara, doğruya yalan katanlara, durdurmaya çalışıp cevap arayanlara, sessizliğimiz ses olsun ki buradan; giderim kimseye bir şey sormadan!   

  Gelen gelir yolumuz birdir. Gönül koymayız kimseye boyumuz birdir. Birdir huyumuz suyumuz birdir. Su veren eli hançerleyen eli de, “gitme!” diyen dili, “git be!” diyen dîli de unutmadan; giderim kimseye bir şey sormadan!

     Yolum tek diye mi, yol da tek kaldım? Kim gelir, kim gelmez saymadım, hiç ardıma bakmadım, Kut’lu yola ömrümü adadım, döndürmeye kalkacaklarmış şaşarım! Şaha kalkmış yağız atım, yağıya karşı pusatım, verilen bunca Canım varken, dönmem Canlarımın hesabını almadan; giderim kimseye bir şey sormadan!

     Bilirim sorumluluğu çoktur, ağırdır yüküm. Bir an olsun durmam törede yazar bu hüküm. Ben acuna hükmetmiş Türkoğlu Türk’üm! Zalimin karşısında durur, budur benim ülküm, hayat için bile olsa eğilmem büklüm büklüm, ölümse korktuğun elbet gerçekleşecek bir gün ölüm! Ölümlü acundan; giderim kimseye bir şey sormadan!

     Sormamak hadsizliğim değildir, inandığımı bildiğimdir. İslâm kimliğim Türk ismimdir!  Türk ismini alnıma yazan Tanrı’ma yeminimdir, ben bu yoldan dönersem iki cihanda hesap sorsun Yaradan; giderim kimseye bir şey sormadan!

     Ardına kalabalıkları toplayanlar, çok olduk diye sevinip çok(!) olanlar, tarihin sayfalarında Türk’ün meydanında yok olanlar, şimdi çıkacaklarmış yoluma, dikileceklermiş karşıma, onlar vereceklermiş yol tarifini, onlar göndereceklermiş beni. Duysun sağır sultan, görsün saraylarda ki; Türk’ü yolundan döndürmek kimin haddine, heyy nadan; giderim kimseye bir şey sormadan!

     Kurt sabrıyla pusudan, Türk usuyla kuyudan, çıkarım alnı ak olarak her zindandan. Kelepçeler vursanız, durdurmaya kalksanız, alayınız toplansanız, korkar mıyız sandınız? Biz sizin gibi nice namert, meydanları dolduran pert gömdük. Bir dedik sayımıza, bir öldük bin dirildik, dirildikçe yürüdük. Yürüdükçe Turan hayaliyle Kızıl Elma’ya yürüdük. Yürüdükçe büyüdük, hâyâllerimizi büyüttük. “Kâinat Türk Devleti” yolunda gidecekse bu can; giderim kimseye bir şey sormadan!   

     Ay Yıldız bayrağımı dikmek için Tanrı dağlarının yamaçlarına, özlemini duyduğum Kâinat Türk Devleti topraklarına, var oldukça varlığımı Türk varlığına armağan etmek adına; giderim kimseye bir şey sormadan!

   

    Beş yaşında el vurduğum Camimizin rahlesinde ki parmak izlerimden; Andımız' ı okuduğum İlkokul bahçesinden, yaşadığım genç yaşıma ve ömrümün sonuna kadar; varlığım İslâm varlığına; varlığım Türk varlığına armağan olsun.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türk olduğunu bil yeter! Genel 18.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Has bir hâlim, hasbihâlim! Genel 14.11.2017
Muhteşem Türk Atatürk Genel 13.11.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Değişim Genel 09.12.2017
CENAZE ADABINA DAİR Genel 05.12.2017
Man Adası Genel 29.11.2017
Bir oyun oynanır oyalanırız Genel 20.11.2017
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.