DEPREM, CAN KAYIPLARI VE YAPILAŞMA.

Kürdistan’ın Halepçe şehrinde meydana gelen deprem sonrasında ajanslara şu haber düştü;

"7,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin merkez üssünün Halepçe kentinin 32 km güneybatısı olduğu belirtiliyor. İlk belirlemelere göre Irak'ta 4 kişi hayatını kaybetti en az 255 kişi de yaralandı.

Şaşırtıcı olan haberler ise İran'dan geldi. Depremin merkez üssü Irak olmasına rağmen en çok can kaybı İran'da oldu. İran Devlet Televizyonu, 'İran'da en az 200 kişi öldü, bin 600'den fazla yaralılar var' açıklamasında bulundu."

Bu ne anlama gelir?

Bu, Şu anlama gelir.

Kürdistan bölgesinde son 10-15 petrol gelirlerinin halka dağıtılmasında nispeten iyi bir dağılım sergilendiği için halk evlerini depreme dayanıklı Betonarme yapı yapabildi.

İran ise yaklaşık 38 yıldır İslamcıların idaresinde olduğu halde hala gelir dağılımında iyi bir performans sergileyemedi.

İran, ülke gelirlerinin çok büyük bir bölümünü kendi dışındaki İslam ülkelerine ŞİA Mezhebini yaymak amacıyla kullanıyor.

İran, diğer İslam ülkelerine Şiiliği yayalım derken İran halkını fakir bırakıyor.

Yoksulluğun olduğu yerlerde can kayıpları, yaralı sayısı ve ağır hasarlar olduğunu görüyoruz.

Kürdistan'da ise (depremin merkezinde yer almasına rağmen) son yıllarda yapılan Betonarme yapılaşmanın can kayıplarını azalttığını görüyoruz.

Her zaman söylendiği gibi, Deprem değil, İHMAL (Yanlış yapılaşma) öldürür, bu depremde bu bariz bir şekilde görülüyor.

06 Eylül 1975 Lice depreminde 6.9 şiddetindeki bir sarsıntıda sadece Lice'de vefat eden kişi sayısı 2.384 kişi ve binlerce yaralı vardı.

Lice Depreminde can kaybının bu kadar yüksek olmasının sebebi yine yoksulluk nedeniyle evlerin Betonarme yapıl(a)maması idi.

Bunun en önemli kanıtı o zaman Lice'nin yeni yerleşim alanı olan YENİŞEHİR MAHALLESİNDE can kaybının sadece 2 kişi olmasıdır.

Kürdistan Depremi de göstermektedir ki, Depremler bizim gerçeğimizdir.

Bu gerçek ile yaşamaya alışmalıyız.

Yapılarımızı Depreme dayanıklı betonarme konutlara çevirmek zorundayız.

Şehirlerimizde bu kriterlere çok dikkat etmeliyiz. Depreme dayanıklı olmayan konut veya yapılara asla izin vermemeliyiz.

Japonya gibi ortalama 8 şiddetinde depremlerin yaşandığı ülkelerde can kayıplarının neredeyse hiç olmaması, Yapıların bu depremlere dayanıklı yapılmasının bir sonucudur.
Diyarbakır ve İstanbul gibi yakında deprem yaşanması muhtemel şehirlerin bir an önce Depreme dayanıklı Konutların yapılması  gerekmektedir.
İstanbul veya Diyarbakır’da halen oturulan binlerce binanın depreme dayanıklı olmadığı çok açıktır.
Özellikle Diyarbakır’da Doksanlı yıllarda yapılan ve depreme dayanıksız olduğu apaçık olan çürük çarık binaların bu vesileyle acilen Kentsel Dönüşüm kapsamında yıktırılarak Depreme dayanıklı Konutlar ile değiştirilmesi gerekmektedir.
Doksanlarda çevre il ve ilçelerden gelen aşırı bir göç dalgası altında acilen ve ciddi hiçbir denetime tabi tutulmadan (o zamanki SHP Belediyesinin göz yumduğu, göz yummak zorunda kaldığı)  yaptırılan çoğu iskan bile almadan kullanıma açılan çürük binalar bugün çok tehlikeli hale gelmiştir.

Bu depremin hepimizi ve özellikle şehirlerimizi yönetme pozisyonundaki yöneticilerimizi kendine getirmesi gerekmektedir.

İnsana değer veren ülkeler vatandaşlarının mümkün olan en iyi şartlarda yaşamasına gayret ederler. İşte Kürdistan buna en güzel örnektir. Sadece son birkaç yıldaki atılımlarla halkının bu depremi en az zayiatla atlatmasını sağlamıştır.
İnsana değer vermeyip ideolojik hastalıklara sahip ülkelerde (İran Şia devleti gibi) ise vatandaşların hayatının hiçbir önemi yoktur. İdeolojik söylemlerle uyutulan halk perişan olup, gereksiz yere canlarını verirken,  Rejimlerinin/Yöneticilerinin tek derdi diğer ülkelere rejim ihracıdır.

Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan Rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, Depremin duyulduğu ilk andan itibaren hiç beklemeden, anında yardım seferberliğine başlayan ve ekipleriyle Deprem bölgesine ulaşmaya çalışan başta İHH, KIZILAY, AFAD gibi tüm İnsani yardım Kuruluşlarına teşekkürlerimi iletiyorum…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
REFERANDUMA 1 AY KALA... Politika 24.08.2017
KIRMIZI FULARLI KIZ ve PEŞMERGE.... Politika 05.06.2017
VANDALİZME HAYIR… Spor 16.05.2017
LİCE ve SEÇMEN TERCİHLERİ Sosyal 27.04.2017
SURİYE, TEVHİD ve MÜSLÜMANLAR… Genel 07.04.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017
Has bir hâlim, hasbihâlim! Genel 14.11.2017