EKONOMİ VE CEZA ÜZERİNE DOĞRU DEVLET KURULMAZ

Felsefesiz bakış gaz lambası ile dünyaya bakmaya benzer, güneş yerine ve bunun da sonuçları farklı olur.

Şimdi felsefenin hem ne olduğunu hem de herşeye nasıl uygulandığını ve siyasetin ne kadar cehalet ve yanlış olduğunu da göreceksiniz.

Genelde siyasetçilere, özelde ise siyasi iktidarlara bakın: Temel, ana konuları hep ekonomi ve terördür. Ekonomi deyince de sakın işçiye memura emekçiye, işsize, yoksula daha iyi bir hayat çalışması sanmayın. Terör ise suç yani ceza konusu.

Ankara'da yani üstelik de Ankara'da araçlı iki gazi ve aileleri, araçlı dört saldırganca takip edilip dövülmüşler. İğrenç birşey, barbarlık, vahşet iğrenç birşey olduğu için iğrenç birşey yani gazilere yapıldığı için değil genel olarak barbarlık, vahşet iğrenç birşey olduğu için iğrenç birşey. Özürlü insanlara yapıldığı için de daha da iğrenç birşey; yani gazilere yapılmalarından önce, özürlü insanlara yapıldığı için iğrenç birşey yani böyle şeylerin kimseye yapılması istenilmez.

Bu olay bir suçtur.  Ve hukuk ne gerekiyorsa yapar.

Ancak cumhurbaşkanı ya da Akp başkanı ve Mhp genel başkanı bu konuda hukuku, yargıyı yönlendirircesine açıklama yaptılar. Cumhurbaşkanı ya da Akp başkanı dedi ki 'En ağır biçimde'yi kastedip 'En idal biçimde cezalandırılacaklar'; Mhp başkanı dedi ki 'Emdikleri süt burunlarından getirilsin'. Yani bunlar nedir? Kişilerin mevkilerine ve makamlarına bakılıdığında hukuku, yargıyı yönlendirme özelliği, işlevi taşıyabilir bir durumdur. Ve arkasından baktık ki bu kişiler bir de Tck 301'den de soruşturma açılmış. Ne diyor Tck 301? 'Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkra hükmüne göre cezalandırılır. ' diyor. 

Ceza nedir? Suç. Suç nedir? Yanlış. Yani soyut açıdan her yanlış suç değildir ancak her suç yanlıştır yani her suç bir yanlış üzerine kuruludur. Somutta ise her suç yanlış değildir yani her suç doğru üzerine kurulmaz örneğin zinanın suç olmaması yanlıştır ancak zina suç değildir; ve Giyom Tell'in kıralın(kralın) şapkasına selam vermemesi suçtur ancak bunun suç olması yanlıştır.

Peki bu ülkede yalnızca suçlular mı yanlış yapıyor? Örneğin blimsel ve tarafsız bir cumhurbaşkanı gibi davranmaktan çok Akp genel başkanı ya da bir siyasi parti başkanı gibi davranan ve belediyeler genel belediye başkanı gibi davranan Erdoğan yanlış yapmıyor mu? Demokrasiye ve laikliğe aykırı davranan Akp yanlış yapmıyor mu? Tbmm yanlış yapmamış, yanlış yapmayan milletvekilleri ile mi dolu? Eşcinselliğin, falcılığın, çıplaklığın serbest olması yanlış değil mi? Din ve ahlak dersi diye okullarda; dini tanımlayan, dini öğreten Din hadisileri yerine Arabçılık, Arab tarihi, Arab hayranlığı, Osmanlıcılık, demokrasi düşmanlığı, laiklik düşmanlığı ve siyasi iktidar yandaşlığı öğretilmesi; taht için öz annelerini, öz babalarını, öz kardeşlerini, eşlerini, öz torunlarını, kendi öz çocuklarını bile öldürtmüş, karılarından başka bir de çocuk yaşta yüzlerce cariyesi olan Osmanlı'yı savunan Osmanlıcılık yanlış değil mi? Havuz medyası yanlış değil mi? Son anayasa halk oylamasında 'Hayır' diyecek olanları terörist yerine koymak yanlış değil mi? Zorunlu aşıyı annenin, babanın onayına alıp zorunlu olmaktan çıkarmak yanlış değil mi? Resmi nikahı önemsizleştiren müftü nikahı yanlış değil mi? Diyanet eski başkanlarından birinin 'Babanın öz kızına şehvetle bakması haram değildir' diye fetva vermesi yanlış değil mi? Milletvekillerinin milletin vekili değil siyasi partilerin vekilleri gibi davranmaları yanlış değil mi? Yollarda radarlı denetimleri için uyarı koyulması yanlış değil mi? Bir tarım ve hayvancılık ülkesi de olan Türkiye'ye dışarıdan hububat ve et ithal ettirilmesi yanlış değil mi? Yiyeceklerdeki, içeceklerdeki kanserojen maddeler yanlış değil mi? Ve sayısız yanlış. Peki bu yanlışları yapanlara ceza verildi mi, veriliyor mu?

Peki sordunuz mu o dört saldırgana; anayasa oylamasında 'Evet' mi, 'Hayır' mı demişler; son genel seçimlerde hangi siyasi partiye vermişler?

Peki merhamet, vicdan dilenen o dört saldırganın ailesine 'Çocuklarınızı iyi, doğru, güzel yetiştirseydiniz' diyenler; peki o dört saldırgan bu devletin ilkokulunda ya da ortaokulunda ya da lisesinde okumadılar mı? Peki bu devlet, okudukları okullar, onları okutan öğretmenler, onları eğiten eğitim, eğitimin başı Milli eğitim bakanı, Milli eğitim bakanının başı siyasi iktidar onları neden doğru, iyi, güzel yetiştirememiş? Ve o dört saldırgan askerlik yapmamışlar mı? Yapmışlarsa onları ordu neden doğru, iyi, güzel yetiştirememiş?

Peki cumhurbaşkanının ya da Akp başkanının yargıya müdahale, önderlik, üstlük özelliği taşıyabilecek biçimde davranması yanlış değil mi? Bu ülkede hukuk varsa şöyle demeliydi yalnızca: 'Hukuk gereğini, gerekeni yapar'.

Peki eğitim sisteminin 'Yap boz tahtası'na döndürülmesi yanlış değil mi?

Peki Fethullah Gülen'in yandaşlarının 'Ne istediniz de vermedik' denilip devlete yerleştirilmiş olmaları yanlış değil mi?

Peki Habur'da Pkk'nin davulla zurnayla karşılanmış olması yanlış değil miydi?

Peki Pkk ile siyasi iktidarın açık ve gizli görüşmeleri yanlış değil miydi?

Peki son anayasa oylamasında mühürsüz zarfların geçerli sayılması yanlış değil miydi?

Peki patronlar milyonlar kazanırlarken düşük asgari ücret yanlış değil mi?

Peki okullarda giyim ve saç serbestliği yanlış değil mi?

Peki öğrencilerin de öğretmenlere not vermesi yanlış değil mi?

Peki Atatürk'e ve İnönü'ye 'İki ayyaş' denilmesi yanlış değil mi?

Peki o saldırganlara ehliyet verilmiş olması ve ehliyet vermenin bilimsel, ahlaksal koşullara bağlanmamış olması yanlış değil mi?

Peki demokrasiye 'Tıramvay' denilmesi yanlış değil mi?

Peki 'İktidara gelmek için rahip elbisesi bile giyerim' demek yanlış değil mi?

Peki demokraside 'Takiyye' yanlış değil mi?

Peki Türkiye'nin Nato'dan çıkmaması yanlış değil mi?

Peki bir cumhurbaşkanının biçim ve içerik olarak toplumu gerecek, şiddete yönlendirecek, düşmanlığa yönlendirecek biçimde konuşması yanlış değil mi?

Peki Türkiye'nin Ab'ye sokulmak istenilmesi yanlış değil mi?

Peki özelleştirme yanlış değil mi?

Peki ortalıkta bikini, mayo yani sütyen külot dolaşmak yanlış değil mi?

Peki bir cumhurbaşkanının sultan, padişah, şah, hükümdar tutumu, yaklaşımı içinde olması yanlış değil mi?

Peki cumhurbaşkanın hergün bir açılışa gitmesi, her konuda konuşması; Chp'ye Akp başkanı gibi imiş gibi sözler söylemesi yanlış değil mi?

Peki bu tür suçluların ruhsal ve bilgisel eğitim yerine hapis yatırılıp serbest bırakılması yanlış değil mi?

Bakın medyaya; siyasi iktidar ve cumhurbaşkanı hakkında sayısız suçlama, eleştiri var muhalefet tarafından.

Yani görülmekte ki suça 'yanlış' dersek ve 'yanlış'ın da cezalandırılmasına hukuk, kanun, adalet, yargı dersek; ülkede cezalandırılması gereken o kadar çok yanlış var ki cezalandırılmak yerine olağan, doğru karşılanan.

Yani nedir ülkede yalnızca o dört saldırgan yanlış yapmış, suç işlemiş gibi tavırlar ve yargıya müdahale özelliği taşıyabilecek yaklaşımlar?

İşte bu yüzden bu ülkeye herşey geliyor da demokrasi ve bilimsellik bir türlü gelemiyor ve 21. yüzyılda bile dünyanın önüne bir adım bile geçemiyoruz.

Gerçek ki yalnızca ekonomi ve ceza üzerine doğru devlet, doğru ülke, doğru millet kurulmaz; bilimsellik, demokrasi, laiklik, felsefe, dürüstlük, vicdan, akıl mantık gibi şeyler de gerekli.

Gerçek ki zulüme zulümle karşılık vermek de zulümdür.

Gerçek ki iyi eğitseydiniz öyle olmazlardı. Ve iyi eğitim için de bilimsel, demokratik, laik, felsefel bir eğitim gerekli.

Cehalet, nefs ve basitlik içindeki dört insanı 'En ideal biçimde cezalandırmak' ülkede adaleti, medeniliği, demokrasiyi sağlayacaksa gidin 'En ideal biçimde' cezalandırın onları. Ancak bence önce ülkede felsefel olarak, bilimsel olarak, Din hadisileri açısından din olarak, demokrasi olarak, medenilik olarak, yaşam hakkı olarak, eğitim hakkı olarak 'En ideali' sağlayın. Yoksa 'En ideal'iniz yalnızca cezada kalır.

Felsefe bilmeyenler adalet veremezler.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 13.11.17/10.00


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ŞİİRE İHANET Şiir 25.04.2018
HİÇBİR SİYASİ PARTİ VE DEVLET BİÇİMİ ÇÖZÜM DEĞİL Şiir 24.04.2018
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 72 Şiir 23.04.2018
SAĞLIK BAKANLIĞI PARMAK YALAMAYA SAVAŞ AÇMALI Şiir 22.04.2018
BATIYA KARŞI OLMAK Şiir 21.04.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Avuç içim Şiir 24.04.2018
Bir oda Şiir 22.04.2018
VATAN Şiir 17.04.2018
Güneşli Günler Şiir 15.04.2018
BİR KUŞ OLMAK İSTİYORUM Şiir 10.04.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.