Muhteşem Türk Atatürk

“Evet, doğru, bir ibâdet Müslümanı değildim; ancak bir Cihat Müslümanı idim.”

Söze nereden başlasam diye düşünmekten ziyade, söz sözünden, dil dilinden, ben benliğimden çözülür oldum “Muhteşem Türk Atatürk”ün müthiş sözünü okuyunca. Sadece bu söz değil, yaşayışı ve İslâm’a hizmeti, din adamları ile olan muhabbeti, din anlayışı ve anlatışı ile örnek teşkil eden Atatürk; ne yazık ki bazı kendini bilmezler tarafından dinsiz ilan edilmiş, yetmez gibi atılan iftira ve yalanlara neler eklenmiş. Siz; ispat edemediniz, bari insan olun da cevap veriniz?Kur’ân’ı ve ayetleri örnek verirken kaynak gösterdiğin; İsmail Hakkı İzmirli/Kur’an-ı Kerim Tercümesi”, “Konyalı Mehmet Vehbi Efendi/Hülasatü’l-Beyan Fi Tefsir’i Kur’an”, “Elmalılı Hamdi Yazır/Hak Dini Kur’an Dili” adlı tefsirlerin ve meâllerin yazdırılma, bastırılma ve ücretsiz olarak tüm Türkiye’ye dağıtma emrini veren muhteşem Türk Atatürk’tür.

Sokaklarda bedava İncil dağıtımına, ev kiliseleri, havraları daha niceleri açılmasına kanunen izin vereceksiniz, karşıma geçip demokrasi satacak, ilerici olacak, muhafazakâr takılacak, Müslümanlık taslayacak ve Atam’a dinsiz diyerek karşılığında, din siz olacaksınız. “Dinde zorlama yoktur.” (Bakara,). Seçim sizin!

Yine Gazi Paşamızın bir sözü ile devam edelim; “İlk olarak Kur’an’ı dilimize çevrilmesini istedim. Bu da ilk defa olarak Türkçe’ye çevriliyor. Hz. Muhammed’in (s.a.a.) hayatına ait bir kitabın çevrilmesini de emrettim.” Sizin deyiminiz ile “Siyer-i Nebi” Türkçe okunsun, Peygamberimizin hayatı bilinsin diyerek Türkçe basılmıştır. Sen hayatında bırak inandığın Peygamberinin hayatını okumayı, hayatı ile ilgili bir sayfayı hayrına dağıtma, de ki; “Ben Müslümanım (!) Atatürk dinsiz!” Din ile imânı geçtim de merhametin de mi yok be! El insâf! Merhâmetsizsiniz!

Ha! Sen şimdi dediklerime inanmaz, mersedesine biner doğru gidersin araştırmak için Diyanet İşleri Başkanlığına. Gitme demem tabii ki git git ama kapısından girerken oku bir Fatiha! Kendi bildiklerini de okusan olur. Bilmem senin inancını. Benim bildiğim; Diyanet İşleri Reisliği’ni Atatürk kurmuştur. Hatip olup arka bahçelerde siyaset çiçeği yetiştirilmesin diye, aydın din adamı yetişsin diye imam hatipler açmıştır

Kur’an meâli, siyer-i Nebi, Diyanet İşleri Reisliği, imam hatipler! Tamam, bunları yapmış diyecek ardından mırıldanacaksın yine; “hadis kitabı yok diye!” Paşam düşündü onu. Ahmet Naim Efendi, Buhari’nin hadislerinin ilk üç cildinin yazılmasından sonra Kamil Miras tarafından tamamlanmıştır. Hadise bundan ibaret diyeceğim sana ki sen de al ibret. Hâlâ diyecek misin, Atatürk dinsiz!

Hatip demiş iken hutbe demezsek olmaz. Öyle meydanlarda, elinde mikrofonla, danışman notlarıyla atıp tutmayla, kendince hutbe (!) okuyup, sözleri dokuyup, içinden cımbızlayıp bazen Gazi, bazen Mustafa Kemâl der, Atatürk diyemezsiniz! Malûm herkes hatip ya, ben de hutbemi fazla uzatmadan konuya döneyim. Türkiye Cumhuriyeti Reis-i Cumhuru olarak hutbe okuyan tek cumhurbaşkanı Muhteşem Türk Atatürk’tür. 7 Şubat 1923’te Balıkesir’deki Nasrullah Camii’nde verdiği hutbede diyor ki Atatürk: “Allah birdir, şanı büyüktür. Allah’ın selâmeti, sevgisi üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretlerini, Allah insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçmiştir. Bunun temel esası hepimizce bilinmektedir ki, Yüce Kur’an’daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor…”

Hutbe okuyacak derecede olacaksın, hatiplik edeceksin, karşına geçip diyecekler ki sen dinsizsin! Ey yobaz, ey aklı yarım, ey sen sen olduğunu sanan sensiz, ey bre densiz! Aklına engel olma, engelleyenleri engellemezsen, engel sizsiniz! Aşılacak çok engel var iken, ümidini yeşert ey Türk gençliği! Yeşert ki, bu güzelim topraklar üzerindeki ahenk sizsiniz! Karşında duran uygunsuzlara, uyumsuzlara seslen; ahenksizsiniz!

Atatürk’ün İslâm kültürüne duyduğu merak, hayranlık sonucu yapmış olduğu araştırmalar ve çalışmalar ileri düzeyde yeterliliğe ulaşmıştır. Bu yeterlilik sonucu liseler için yazılan “İslâm Tarihi” ve “Dört Halife” devrini bizzat kendisi kaleme almıştır. Tarihe şu sözünü de şerh düşmek lâzım; “Tarih, hakikatleri tahrif eden bir sanat değil, belirten bir ilim olmalıdır… O’nun hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar. Hz. Muhammed (s.a.a.)’in bir avuç imanlı Müslüman’la mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir’de kazandığı zafer, fani insanların kârı değildir; O’nun peygamber olduğunun en kuvvetli işareti işte bu savaştır. Büyük bir inkılâp yapan Hz. Muhammed’e (s.a.a) karşı beslenilen sevgi, ancak O’nun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir.”

Okumadan, araştırmadan, bir iki cümlenin kenarını köşesini kırpmadan, ehil olmak için okumak, okuduğunu anlamak, anladığını anlamak lâzım. “İlim kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır” diyen Peygamber Efendimizin sözünü bin dört yüz yıl sonra; “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir” diyerek tercüme eder Mustafa Kemal Atatürk. Benzer sözler ile örneklendirir isek: “Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz”, “İlim Çin’de dahi olsa gidip alınız.” (Hz. Muhammed). “Bizim yüce dinimiz, her Müslüman erkek ve kadına araştırmayı farz kılıyor ve her Müslüman, bu dine bağlananları aydınlatmakla vazifelidir.” (Mustafa Kemal Atatürk).

“Sizin en hayırlınız içinde yaşadığı toplumdaki ve dünyadaki tüm insanlara en çok yararlı olan ve onların mutluluğu için kendini adayandır.” (Hz. Muhammed). “Yurtta sulh, cihanda sulh.” (Mustafa Kemal Atatürk).

“Vatan sevgisi imandandır.” (Hz. Muhammed). “Millet sevgisi kadar büyük mükâfat yoktur.” (Mustafa Kemal Atatürk).

“İki günü eşit olan ziyandadır.” (Hz. Muhammed). “Yüksel Türk! Senin için yükselmenin sınırı yoktur. İşte parola budur.” (Mustafa Kemal Atatürk).

“Tağut’a kulluk etmekten kaçınıp Allah’a yönelenlere müjdeler vardır. Ey Muhammed! Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir onlar. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.” (Zümer, 17-18).

“Ey Millet! Allah birdir. Şanı büyüktür. Allah’ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Koyduğu esas kanunlar, Kur’ân-ı Azimüşşan’daki ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhunu vermiş olan dinimiz son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi ve tabii kanunlar arasında aykırılıklar olması gerekirdi. Bütün ilahi kanunları yapan Cenab-ı Hak`tır.” (Mustafa Kemal Atatürk).

Anıtkabirde sergilenen cep Kur’an’ı hep cebinde taşıyan Atatürk, Edirne’de fırka kumandanı olarak görev yaptığı sırada Cuma namazlarını Selimiye Camii’nde kılmıştır. Burada yine bir cuma namazında tanıştığı bir hafızla arasında şöyle bir konuşma geçmiştir: “Oğlum terbiye görmüş güzel bir sesin var. Okuduğun ezanı çok beğendim ve duygulandım. Seni tebrik ederim. Oğlum Edirne’de kaldığımız süre içinde ben cuma namazına hangi camiye gidersem sen de o camiye gelecek ve iç ezanı okuyacaksın.” Ayrıca Atatürk’ün, 21 Nisan 1920’de Heyet-i Temsiliye adına yayınladığı tamim’de şu açıklamalara yer verilmiştir: “TBMM’nin açılış günü, Hacı Bayram Veli Camii Şerifinde Cuma namazı kılınarak, Kur’an ve namazın nurlarından feyz alınacaktır.” TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920’de Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde öğle ve cuma namazlarını kılmıştır.

Muhteşem Türk Atatürk’ün her Ramazan Hacı Bayram Veli ve Zincirlikuyu camilerinde tüm şehitlerimiz için mevlid okuttuğu, kız kardeşine; “Makbule Ramazan geliyor, annemize hatim okutmayı ihmal etme” diye uyardığı bilinmektedir. Atatürk’ün 1922 yılına ait not defterinde sık sık, “hafıza Kur’an okuttum”, “hafız Kur’an okudu” ifadelerine yer vermektedir.

Bize düşünce lâzım! Düşün Türk! Düşünce Müslüman Türk onlara lâzımsa bize de düşmemek lâzım! Vesselâm.

Beş yaşında el vurduğum camimizin rahlesindeki parmak izlerimden; Andımız’ı okuduğum ilkokul bahçesinden, yaşadığım genç yaşıma ve ömrümün sonuna kadar; varlığım İslam varlığına; varlığım Türk varlığına armağan olsun.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Has bir hâlim, hasbihâlim! Genel 14.11.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017
Hava Aracı Halk Grubu Genel 14.11.2017
EKMEĞE İSRAF BAHANESİ İLE ZAM MI? Genel 14.11.2017
DEPREM, CAN KAYIPLARI VE YAPILAŞMA. Genel 13.11.2017
Ön Bilgi Genel 12.11.2017

Yazıya yapılan bütün yorumlar

R.R 14.11.2017

yapmayın arkadaşlar atatürkü aklamaya çalışmayalım atatürk müslümandı atatürk şöyleydi böyleydi diyerek bir yere varılmaz... bu bir erkeğin sokakta ben erkeğim demesi kadar abes kaçıyor. yapacağımız tek şey atatürkü doğru tanımak ne onun islama hakaret ve aşağılayan sözlerini dillendirmek nede onu olduğundan farklı göstermek gerekiyor tanıyalım ve kişiliğimiz kadar sevelim...

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.