SEÇİLİRSEM DOĞRU VE İYİ DİKTATÖR OLACAĞIM...

Tarihin insanlığın başına verdiği iki büyük bela vardır: Biri hükümdarlardır, biri de siyasetçiler. Gerçekte bunlar arasındaki tek fark kanunlardır yani haklar ve yetkiler yani özde ve amaçta aynıdırlar. Bu ikisi arasında peygamberler ve alimler doğru, iyi, bilimsel, medeni, insanca bir dünya kurmaya çalışırlar. Bu yüzden insanlık hükümdarlardan da siyasetçilerden de kurtulmak zorundadır.

Diktatörlüğe ve diktatöre düşmanlık gerçekte cehaletten gelir.

Gerçek ki her ülke diktatörlerle ve diktatörlükle yönetilir ancak bunların doğrusu, iyi vardır, bir de yanlışı, kötüsü; insanlık ve ülkeler tarihi gerçekte bunlar arasında bir savaşımdır(mücadeledir) da. Yani özel sektör çalışanların sabahın köründe işe gitmelerini, düşük ücretlerle ve güvencesiz olarak çalışmalarını ve 60-70 yaşında emekli olmalarını istiyorsa bu da bir diktatörlüktür ve yanlış, kötü bir diktatörlük. Dünyada diktatör olmayan kimse ve diktatör olmayan ülke, hukuk, eğitim yoktur ancak bunun doğrusu, iyisi vardır, bir de yanlışı, kötüsü. Bu yüzden bazı kafalar evliliği ve aileyi diktatörlük sayarlarken porno filımlarda(filmlerde) oynamayı özgürlük ve demokrasi sayarlar; bazıları da bilimel demokrasiyi, bilimsel laikliği, bilimselliği diktatörlük sayarlarken her türlü akıldışılığı, vicdandışılığı, ahlakdışılığı, insanlıkdışılığı özgürlük ve din ya da inanç sayarlar; ne acı ve ne gülünç onlara.

Ey insan; sen insanların ne dediğine bakma; felsefenin, bilimin, dini tanımlayan Din hadisileri'nin yani gerçek, tek doğru din anlayışının ne dediğine bak.

Diktatörlük bence 'Dikte etmek, dikte ettirmek'ten yani 'Dikte'den gelir. Yani biri söyler biri yazar. Buna kötü, yanlış diyebilmek için önce dikte ettirene ve dikte edilene bakmak gerekir; doğru, iyi bir insan doğru, iyi şeyler dikte ettiriyorsa buna yanlış, kötü demek yanlış, kötü olur en azından felsefel, bilimsel, akılsal, mantıksal açılardan.

Bir tuhaflık da şudur: Diktatörlüğe karşı çıkıp direktörlüğü yani yöneticiliği savunmak. Oysa ikisi de özde aynıdır, amaçta da aynıdır. Yani hem diktatörlüğe karşı olup hem de 'Ben bu şirketin direktörüyüm' diyen kafa ne tuhaf, gülünç ve tutarsız bir kafadır.

Diktatörlük bir kişinin dikte ettirmesi olduğu için kuşkusuz ki bir kişi gerektirir yani tek bir kişinin işidir. Yani diktatörlüğü tek bir kişinin yönetimi, egemenliği diye kötülemek, yanlışlamak da hem felsefeye, bilime aykırıdır hem de akıldışıdır, mantıkdışıdır çünkü örnek İslamiyet'in dinderi(peygamberi) de ülkesini, vatanını, devletini, milletini tek başına yönetiyordu ve herkes o ne derse onu yapıyordu, herkes o ne düşünürse öyle düşünüyordu, herkes o ne söylerse onu söylüyordu ancak ona diktatör ve yaptığına da diktatörlük demek genel anlamda yanlıştır çünkü o hem kız çocuklarını öldürülmekten, halkını putlara tapmaktan kurtarmış ve tarihte dini ilk kez 'Din bilimdir, ahlaktır, vicdandır, medeniliktir, nefssizliktir' deyip dini bilim, ahlak, vicdan, medenilik ve nefssizlik olarak tanımlamış ilk kişidir yani ülkesini tek başına yönetti diye ona genel anlamda diktatör, yaptığına da genel anlamda diktatörlük diyemeyiz, denilemez oysa kuşkusuz ki Hitler için aynı şey söz konusu değil.

Demek ki diktatör ve diktatörlük konusunda felsefel, bilimsel birşey yapılmalı idi ve ben de yaptım ve diktatörü ve diktatörlüğü doğru ve iyi, yanlış ve kötü olarak ikiye ayırdım. Yani felsefel, bilimsel, ahlakçı, vicdancı, merhametçi, insanlıkçı, medenisel şeyler yapan diktatörler doğru ve iyi diktatörler, bunların tersini yapan diktatörler ise yanlış ve kötü diktatörler ve yanlış ve kötü diktatörlükler. 

Yani birileri kalkıp Atatürk'e diktatör derse o doğru ve iyi diktatördür çünkü bilimsel, ahlakçı, vicdanlı, medeni, insanca bir ülke ve dünya yaratmaya çalışmıştır ve 'Bilimin ve ahlakın olmadığı yerde ben de olmam' demiştir; birileri de İslamiyet'in dinderine(peygamberine) diktatör derse bilsinler ki o da doğru, iyi diktatördür çünkü o da bilimsel, ahlakçı, vicdanlı, medeni, insanca bir ülke ve dünya yaratmak için çalışmıştır ve 'Bilimin ve ahlakın olmadığı yerde din de yoktur' demiştir. Yani böyle kişileri genel olarak kötü olarak damgalamak hem felsefeye, bilime, akıla, mantığa, vicdana aykırıdır hem de akıl ve ruh sağlığına ve kişilikli olmaya.

Yanlış, kötü diktatörlerin ve yanlış, kötü diktatörlüklerin bir özelliği de başkalarının vatanlarını fiziksel olarak işgal etmek, dünyayı fiziksel olarak ele geçirmek eğilimi içinde olmalarıdır. Bu ise Atatürk'te de, İnönü'de de, İslamiyet'in dinderinde de yoktur. 

Oysa Osmanlı sultanları da dahil olmak üzere sultanlıklar, hükümdarlıklar, şahlıklar, kırallıklar(krallıklar) bilimsellik ile, ahlak ile, vicdan ile, medenilik ile ilgisi olmayan kimselerdir ve başkalarının vatanlarını fiziksel olarak ele geçirmek ve haraca bağlamak eğilimindedirler.

Ve yanlış, kötü diktatörlerin ve yanlış, kötü diktatörlüklerin bir özellikleri de hukuk, kanun olarak yalnızca kendi isteklerini, kendi nefslerini tanımalarıdır oysa İslamiyet'in dinderi de Atatürk de kendi kafasına göre davranmamıştır ve ikisi de öncelikle bilim(ilim), ahlak, vicdan, merhamet, medenilik gibi kurallara, ilkelere uymuşlardır. Yani bir sultana 'Sen neden böyle yaptın?' denilemezken onlara denilebiliyordu.

Tüm bunlar siyasetin bilim ve ahlak yuvası değil cehalet ve nefs yuvası olmasından kaynaklanıyor ki bir ülkede sayısız üniversite, bilimci varken ülkeyi bilimle alimlikle ilgisiz, kitap bile okumayan, yalan üstüne yalan söyleyen, oy almak için herşeyi yapan siyasetçilerin yönetmesi o ülke için ve demokrasi adına zaten bir onur, övünç, mutluluk değil utançtır.

Bu açıdan eğer ben seçilirsem doğru, iyi bir diktatör olacağıma yani felsefe, bilim ve Din hadisileri yani din açılarından uygun, doğru, iyi, onaylı şeyleri yapacağıma örneğin pılajları(plajları), otel yüzme havuzlarını, site yüzme havuzlarını, modayı, kamusal alanlarda cinsel sunumlu giyinmeyi, kamusal alanlarda cinsel tahrikli giyinmeyi, sigarayı ve içkiyi kökünden yasaklayacağıma; genelevleri, pavyonları, gazinoları, kumarhaneleri, meyhaneleri, barları, birahaneleri, diskotekleri, sıtriptiz(striptiz) kulüplerini, gece kulüplerini kapatacağıma, zinayı yasaklayacağıma; bir cehalet, nefs ve yalan dolan yuvası olan siyasi partileri ve siyaseti yasaklayacağıma, ülkenin yönetimini felsefeye, bilime, Din hadisileri'ne yani gerçek dine, düşünürlere(filozoflara), alimlere, bilgelere vereceğime, Atatürk düşmanlığını ve Atatürk'e hakareti tedavisi zorunlu akıl ve ruh hastalığı sayacağıma, çok eşliliği yasaklayacağıma, çocuklarla evliği yasaklayacağıma, zorunlu aşıları zorunlu yapacağıma, önce devlet nikahını ve nikahın bilimle yapılmasını zorunlu yapacağıma, eşcinselliği yasaklayacağıma, ahlakdışı medyayı yasaklayacağıma, toplumu yanıltan medyayı yasaklayacağıma, ahlakdışı sanatı ve sanatçılığı yasaklayacağıma; devlet ekonomisini, yerli ekonomiyi ve devleti güçlendireceğime, Türkiye'yi Nato'dan çıkaracağıma, Türkiye'yi Ab'ye sokmayacağıma; felsefel, bilimsel, ahlaksal, insani açıdan dünya önderi bir Türkiye yaratacağıma  ve fal, büyü, astroloji gibi bilimdışı şeyleri yasaklayacağıma; dövme, pirsing, takı, makyaj, keyfi estetik ameliyat gibi şeyleri yasaklayacağıma; okullarda, üniversitelerde baylar için ayrı ve bayanlar için ayrı olmak üzere tek tip bilimsel, medeni, ahlaki, insani, akılsal giyim biçimi uygulayacağıma; Osmanlı'yı övmeyi anayasal suç ve insanlık suçu sayacağıma; sultan, şah, hükümdar adlarının ve Türkçe olmayan adların çocuklara ve işyerlerine ad olarak koyulmasını yasaklayacağıma; evrimi ders olarak okullara koyacağıma, okullara din dersi olarak Arab tarihin, Arabçayı, Osmanlıcılığı, iktidar yandaşlığını değil dini tanımlayan Din hadisileri'ni koyacağıma; ezanın Türkçe okunmasını sağlayacağıma; insanlara düşmanlık, kin, nefret, zorbalık, zulüm, şiddet, vahşet, intikam, barbarlık, bilimdışılık, akıldışılık, insanlıkdışılık, nefs aşılayan inançları yasaklayacağıma; ülkedeki bilimdışı, ahlakdışı, vicdandışı, insanlıkdışı herşeyi yasaklayacağıma; tarafsız, bilimsel, ahlaklı, vicdanlı, nefssiz, insanlığa doğru-iyi örnek olmayan kişileri devlet işlerine asla almayacağıma; felsefe, bilim ve ahlak önünde doğru insanla böyle olmayan yanlış insanı adalet önünde asla eşit saymayacağıma; felsefel, bilimsel, ahlakçı ve insani bir demokrasi, eğitim, sanat, mutluluk ve hukuk düzeni kuracağıma ve felsefe, bilim ve din ile bu yoz, yanlış, kötü dünyaya hem doğru, iyi örnek olacağıma hem de meydan okuyacağıma; felsefenin, bilimin ve Din hadisileri'nin yani gerçek, doğru dinin övüneceği bir ülke kuracağıma yani doğru ve iyi diktatör olacağıma şimdiden söz veririm ki tırilyonda(trilyonda) bir olasılık da olsa ülkenin başına seçilirsem bunları yaparken kimse şaşırmasın ve yapmayacağımdan da kuşku duymasın; sonra darılmaca gücenmece olmasın.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 1.11.17/10.40

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 90 Şiir 17.06.2018
ZALİM Şiir 16.06.2018
TÜRKİYE'DE TUHAF BİR SAVCILIK MI VAR? Felsefe 15.06.2018
AKP'NİN VE AHMET HAKAN'IN TUHAFLIĞI Felsefe 14.06.2018
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 89 Şiir 13.06.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dualar Neden Kabul Olmaz? Felsefe 02.06.2018
KURANDA MEHDİYET Felsefe 26.04.2018
Deizm gerçekten yayılıyor mu? Felsefe 08.04.2018
Yol Cümleden Ulu'dur Siyaset gelir geçer..! Felsefe 13.03.2018
Sırlı Kitap Felsefe 02.03.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.