KUR’AN’IN ELEŞTİRİSİ’NE CEVAP-2

Ayrıca İlhan Arsel’in kullandığı “şeytanların başı olan İblis” ifadesi de Kur’an’da geçen bir ifade değildir ve bunu kendisi de bilmemekte ama Kur’an eleştirisine soyunmaktadır.

“Bunun yanında bir de Tanrı’nın insanı hor ve aşağı görüp, küçümsediğini bildiren ayetler var Kur’an’da” diyerek, “Bu aşağılamalar, insanın, nankör, güçsüz, ivecen, cimri, tartışmacı ya da benzeri nitelikteki yönleriyle ilgilidir!” şeklinde devam etmektedir. Yahu sen kendinle çelişiyor Kur’an’da çelişki arıyorsun; işte Kur’an’ı eleştiriye kalkmanın bir insanı nasıl komik duruma sokacağına sana bakarak şahit oluyoruz. Kendi kullandığı ifadelerde bile nankör, cimri gibi sözcükler geçiyor; o zaman bu özellikteki insanları hor görmemesini istiyorsan bu kelimeleri kullanma. Sen oraya nankör, cimri yazınca asıl sen hakaret etmiş oluyorsun. Mademki hor görmeyelim diye nanköre nankör ve cimriye cimri demeyeceğiz o zaman bu kelimeleri kullanma ya da ne bileyim bu kelimeleri hor görmeden kullan. “Yiğit nankörler” de, “aslan cimriler” de… Yok, eğer bu methiyeler bu vasıftakilere yakışmayacaksa bil ki herkes hak ettiğini kendi kuşanır. Bir adam vatanını satar hain olur ve hor görülmeyi hak eder mesela. Ayrıca Allah insanı değil karaktersizliği, şerefsizliği, cimriliği, nankörlüğü kötülüyor; adaleti, cömertliği, ana-babaya saygıyı, yetimlere sahiplenmeyi değil. Aksine iyiliği övüyor. “Güçsüz”ü hangi ayette hor ve aşağı görmüş? Arapçasına bak bakalım… Bakamaz. “İvecen” ya da “tartışmacı” olmayı da hakir görmemiştir; sadece böyle özellikte insanların varlığına da dikkat çekerek nasıl olmamız gerektiğini söylemiştir. Bunda ne var?..

“Örneğin, Tanrı’nın, yeminler ederek şöyle konuştuğu yazılıdır: “...andolsun ki, insan, pek ve açık bir nankördür.” “Kahrolası insan ne de nankördür...” (Zuhruf Suresi, ayet 15; Abese Suresi, ayet 17-23; İsra Suresi, ayet 67).” Arsel cımbızla “…andolsun ki, insan, pek ve açık bir nankördür” şeklinde ayetinin yarısını alınca ifade acayip duruyor. Ama bu ayetin tamamına bakınca şöyle: “Ve Ona, kullarından bir kısmını isnad ettiler; muhakkak ki insan mutlaka apaçık inkâr edicidir.” Demek ki kastedilen insanlar içinde isnad edici olanlardır. Neye isnad? Ayetin devamı söylüyor: “Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine seçti ve oğlanları size mi ayırdı? Onlardan birisi, Rahmân’a isnad ettikleri (kız çocuğu) ile müjdelendiği zaman hiddetlenerek, yüzü gölgelenir ve kararır. Ziynet için yetiştirilen ve mücâdeleye gücü yetmeyeni mi (Allah’a isnad ediyorlar)? Ve Rahmân’ın kulları olan melekleri, dişi saydılar. Onların yaratılışına şahit mi oldular? Onların şahadetleri yazılacak ve sorgulanacaklar…” Şu halde Allah’ın isnad edici dediği inkâr edenlerdir. Öyleyse nanköre elbette inkârcı denilecektir; “nankör” ve “inkâr” aynı kökten gelmektedir.

Abese suresini de kaynak vermiş ama orada da durum böyledir. İnsanın kendini mahvettiğini (Abese, 17) oysa nasıl yaratıldığına (Abese, 18-19) ve ölçülendirildiğine (Abese, 19) bir baksa yolunu nasıl kolaylaştırdığını (Abese, 20) göreceğini söylüyor. Hakaret etmiyor; aksine insanın kendine yazık etmesini istemiyor. İsra suresinde de insanın denizde bir tehlikeyle karşılaştığında putların insanı yüzüstü bıraktığını ama sağ salim karaya çıkıp kurtulduklarında hemen asıl kurtarıcı olan Allah’ı unuttuklarını söyledikten sonra insanoğluna nankör diyor. Diyecek tabi. Kişi yetimi iter kakar fakir fukaraya cömert olmazsa “cimri” adını almayı kendisi hak eder ve Allah da ona “cimri” der; ama Arsel gibiler de bunu hakaret kabul eder. Hakaret olmasın diye Arsel gibiler zalimi, cimriyi, nankörü beğeneceği isimlerle çağırsın…

Arsel, “İnsan, kuşkusuz, tutkusuna düşkün, dayanıksız yaratıldı...” (Mearic, 19-21), “...İnsan güçsüz yaratılmıştır...” (Nisa, 28), “...İnsan ivecen (aceleci) yaratılmıştır...” (Enbiya, 37), “...Zaten insan pek cimridir...” (İsra, 100) ve “...İnsanın en çak yaptığı şey, tartışmadır...” (Kehf, 54-56) gibi ayet meallerini misal veriyor. Tek tek cevap verelim: Mearic suresindeki ayette aslında deniliyor ki, “…insan tatminsiz bir tabiata sahiptir…” (Mearic, 19). Yani yaratılışımızdan kastedilen tabiatımızdır. Niçin sabırsız ve tamahkâr deniliyor olduğu bir sonraki ayetten anlaşılıyor: “Kendisine bir şer dokununca feryat edicidir.” Nisa suresindeki ayeti yarısından kesip kopararak insanın sadece zayıf yaratıldığı kısmını almış ama tamamında deniliyor ki, “Allah yüklerinizi hafifletmek ister; zira insan zayıf yaratılmıştır” (Nisa, 28). Böylece Allah’ın bize yardım etmek istediğini de dikkate almalıyız. Tabiatımızda bu zayıflık olmasa hiç hata yapmayız; o zaman da beşer ya da kul gibi değil (hâşâ!) Tanrı gibi oluruz. Bu olamayacağına göre zayıf yaratılacağız ve hataya daima meyyal olacağız ama aklımızı, irademizi ve sabrımızı kullanarak daha az hata yapıp aynı hatayı bir daha yapmamaya çalışacağız. Böylece sınava uygun bir kıvam söz konusu olacak. Enbiya suresindeki ayette, “İnsan tez canlı bir yaratıktır; fakat yakında mesajlarımın işaret ettiği gerçeği size göstereceğim; şimdi bunu benden acele istemeyin!” (Enbiya, 37) demek istiyor. Demek ki tabiatımızda bu acelecilik de var ama sabrı öğrenmek ve sabretmekle terbiye ediliyoruz. İsra suresinde denilmek isteniliyor ki, “…Rabbimin bağış ve bolluk hazinelerine eğer siz sahip olsaydınız, o zaman onlara, harcayıp tüketme korkusuyla, mutlaka sımsıkı sarılırdınız; çünkü insan gerçekten çok tamahkârdır, sınırsız cömert olan ise sadece Allah'tır” (İsra, 100). Bu da tabiatımız. Kehf suresinde denilmek isteniyor ki, “İşte bunun gibi, Biz bu Kuran'da insanların yararlanması için çeşitli açılardan türlü türlü dersler ortaya koyduk. Bununla birlikte, insan her şeyden çok tartışmaya düşkündür” (Kehf, 54). Yani Allah tabiatımızı ilahi mesajlar vasıtasıyla terbiye ediyor. Arsel ne bekliyordu? Yaratılışımız daha baştan hataya hiç meyyal olmayacak mıydı? O zaman da sınava uygun olmayacaktık. Bunun belirleyicisi sadece Allah’tır. Görüldüğü gibi Arsel ayetleri yarısından keserek anlamsızlaştırma gayretindedir ama ayet bağlamıyla birlikte mesaj vermektedir. Ayrıca Arsel, Mearic ve Kehf suresinin dipnotlarını düzgün belirleyememiş ama artık diğer kusurlarının yanında o kadarını da es geçiyoruz.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Jesse Glover Jkd (Non Classıcal Gung Fu) 4 Spor 11.12.2017
CENAZE ADABINA DAİR Genel 05.12.2017
Jesse Glover Jkd (Non Classıcal Gung Fu) 3 Spor 04.12.2017
Jesse Glover Jkd (Non Classıcal Gung Fu)-2 Spor 27.11.2017
JESSE GLOVER JKD (NON CLASSICAL GUNG FU)-1 Spor 20.11.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Değişim Genel 09.12.2017
Man Adası Genel 29.11.2017
Bir oyun oynanır oyalanırız Genel 20.11.2017
Türk olduğunu bil yeter! Genel 18.11.2017
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017