KUR’AN’IN ELEŞTİRİSİ’NE CEVAP-1

İlhan Arsel’in Kur’an’ı eleştirmeye gayret ettiği bu çabasına uzun zamandır cevap yazmak istedim ama hep üşendim. İslam'a karıştırılmaya çalışılan hurafe rivayetleri kaynak alan, ayet meallerini bağlamından cımbızla kopararak anlamsızlaştıran, ayetleri yanlış meallendiren, Kur'an'daki sözcüklerin semantik değerinden habersiz dini ve ilmi hiçbir değeri olmayan ve yıllardır cevaplamaya bile üşendiğim saçma sapan bir kitap olduğu için bu günlere ertelendi. Kıymetli zamanımı kitabın tamamına ayırsam değmeyecek; sadece çelişki yakaladığını zannettiği yerlere temas etsem bu sefer de temas etmediğim yerleri cevaplayamadığım sanılacak. Hele bir başlayalım bakalım… Kesinlikle önyargısızca diyorum ki: Bilakis "bilenler için" Kur'an çelişkisiz tek Kitabtır!

Kitap daha başlarken duvara tosluyor. Şu ayet mealini almış: “Rabbinin sözü (Kur’an), doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. Onun sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur...” (Enam, 115). Sonra da sanki bu doğru değilmiş ama daha doğru bir ifade yakalamış gibi Atatürk’ün “Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişmesini inkâr etmek olur...” sözünü peşinden getiriyor. Bu ifadelerden ikisi de birbiriyle alakasız olmakla birlikte doğrudur. Ayetle Atatürk’ü karşı karşıya getirmek gibi girişimler Müslümanlara Atatürk’ü ve Atatürkçülere Müslümanlığı soğutma girişimleridir. (Atatürk’ün babasının köylüsü bir babanın oğlu olarak) ne bana Atatürk’ü anlatabilirler, (uydurulan değil duyurulan dinin mensubu olarak) ne de bana İslam’ı anlatabilirler…

Atatürk ve bizim gibi beşeriyet için değişim esastır. Fakat Allah indirdiği Kitabında söyleyeceklerini artık söylediğini ve kılavuz olması bakımından bize yeteceğini söylüyor. Önceki kitaplar gibi korunmasız kalmayacağını söylerken biz biliyoruz ki hafızlık müessesesi son Peygamberden beri var ve bu durum Kur’an’ın korunmasında çok önemlidir. Elbette Ortaçağın şartlarında yazılanların daha kolay çoğaltılabilmelerinin de rolü var. Fakat önceki kitaplar ilkçağın içinde ve ortaçağın başında olmanın zaafının da kurbanıydılar. Yani bu ayette deniliyor ki önceki kitapların başına gelen son kitabın gelmeyecek; korunacak. Siz İslam’a zarar vermek isteseniz ve başka Kur’an’lar yazmaya cüret etseniz bile fevc fevc yayılmakta olan hafız orduları buna izin vermeyecektir. Zira dünyanın bir ucundan diğer ucuna tüm hafızlar aynı ezbere sahiptirler. Demek ki kastedilen değişimsizlik zamanın şartlarıyla ilgili değildir. Bu ayette Allah vaadi doğruluk ve adaletle yerine getirdiğini ve onun vaatlerinin gerçekleşmesini engelleyebilecek hiçbir gücün olmadığını buyuruyor. İlhan Arsel’in yanıldığı konuda şöyle bir ayet var: “Ve eğer arzda bulunan ağaçlar kalem olsaydı ve denizler (mürekkep olsaydı) ve ondan sonra, onun yedi katı daha deniz eklenseydi, Allah’ın kelimeleri tükenmezdi…” (Lokman, 27). Yani ayetin bizim için tamamlanması, tükendiğinden ötürü değildir. Akarsudan sana yetecek kadar su aldığın zaman akarsu kurumaz. Hal böyleyken ne alakası var zamanın değişimiyle? Hayatta gerçekleşen değişimi Kur’an inkâr etmiyor; hatta Kur’an’da çok yerde değişim vurguları göze çarpar. Mesela A’la suresinde 2-5 arası: “O ki yarattı sonra düzenledi ve O ki bir ölçü tayin etti, sonra da hidayetledi, ve O ki yerden yeşillikler çıkardı, sonra da onu siyah atık haline getirdi…” Hayatta değişim elbette söz konusudur; ama bu Kur’an’ın da değişmesini gerektirmez.

Arsel “Giriş” bölümünde “Her ne kadar Kur’an’ın “insan” denilen varlığı yücelttiğini, insan aklına değer verdiğini söylerlerse de, Kur’an’da verilerin çekimine kapılarak, insanı, “akıl” rehberliğiyle iş görebilecek ve kendi başına İslamı öğrenebilecek yeterlilikte saymazlar. Gerçekten de Kur’an’ın “insan” hakkındaki değerlemesi, her bakımdan pek olumsuzdur. Çünkü bir kere Kur’an’da, insanın en bayağı ve aşağılık malzemeyle yaratıldığına dair hükümler vardır” der. Bu ikisinin birbiriyle alakası yoktur. Allah insanı bazı bakımlardan över. Mesela insan aklını işlettiğinde övülür. Yoksa Arsel insan aklını işletmediğinde de mi övülmesini bekliyordu? İnsan şımardığında elbette bayağı olması hatırlatılacaktı. Ateistler örnek bir bilim adamı ile cahil birini ayıramıyorlar mı? Ne var bunda? İnsanın övüleceği durumlar da yerileceği durumlar da elbette söz konusu olabilir. Eğer iyiler yeriliyorsa ve kötüler övülüyorsa ancak o zaman laf etmeye hakkınız olabilir. Siz önce derdinizi belirleyin…

Eleştirmeye devam etmeli miyim diye düşünmeme ve üşenmeme neden olan şöyle bir ifade kullanıyor Arsel: “Kur’an’dan anladığımıza göre, Tanrı, insanı öylesine aşağılık bir malzemeyle yaratmıştır ki, şeytanların başı olan iblis, kendisinin “alevli ateş” gibi asil ve üstün bir malzemeyle yaratıldığını öne sürerek, Adem’e secde etmekten kaçınmış ve Tanrı’ya kafa tutarcasına şöyle demiştir: “Ben ondan (insandan) daha üstünüm. Çünkü, beni ateşten yarattın, onuysa çamurdan yarattın” (Araf Suresi, ayet 12).” Yahu Allah çamurdan derken “hâsiîne” (berbat), “sagârun” (küçük düşürülme) ya da “zillet” (aşağılık) gibi soyut bir ifade kullanmıyor. “Çamur” ya da “toprak” demesi somut bir ifadedir ve neyden yaratıldığıyla ilgilidir. Bunları birbirine karıştırıyor. Ayeti doğru anlamak için bir önceki ayetten almamız gerekiyor. “Ve andolsun ki; sizi biz yarattık. Sonra size suret verdik. Sonra meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik. İblis dışında secde ettiler. O secde edenlerden olmadı.” Burada anlaşılıyor ki: Sizi önce ilkel halde yarattık, milyonlarca yıl sonra son şekli verdik. İnsan aklını yeterince kullanır hale gelince çevresinde onun kullanabileceği her şey, tüm eşyalar ona hizmet etti; taş, kemik, ateş, mağara, ağaç, bitki ve sair ona boyun eğdi; yani onun tarafından kullanılır oldu. Allah Âdem’i halife seçtiği için Âdem o dönemin ilkel ilahi kurallarını vahyetti. Ne demiş olabilir? Adam öldürme, başkasının malını çalma gibi. Eşyaların ona boyun eğmesi gibi, kişiler de onun söylediklerini kabul ederlerken İblis buna karşı çıkarak ilkel ve hayvani geleneğin devamını istedi. Onun çevresine getireceği asayişe asi oldu. Kur’an okunurken ilk çağın başı da okunmalıdır ve ilkçağın en başları ancak böyle okunabilir.

Sonraki ayete gelelim: “(Allah) şöyle buyurdu: “Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten ve onu nemli topraktan yarattın” dedi.” Allah kötü kişileri temsil eden İblis’e Âdem’e niçin boyun eğmediğini neden soruyor? Bunu kendisi de biliyor. Demek ki bu meseldir; kıssa değil. Yani aynıyla yaşanmış bir olay değil, yaşanan olayı yansıtan bir misal. Bu üslup Kur’an’ın genelinde görülür. Neden ondan hayırlı? “Beni ateşten (nâr) ve onu nemli topraktan yarattın” diyor. Yani ben ateş tabiatlıyım; hareket adamıyım, onun gibi pasif, sönük, toprak tabiatım yok. Karanlığı ben aydınlatıyorum o değil. Etrafımda sıcak bir etki bırakıyorum. Karanlıkta onun bir katkısı yok. Benim söylediğim gerçek. Bugün vahiy diye acayip tekliflerle gelerek şekilden şekle giren bu çamurun dedikleri değil. Böylece bu misallendirmeden anlıyoruz ki insanoğlunun itaat eden ve şekillenebilen iyi tarafı olduğu gibi asi olan ve asi olduğu halde hala kendini hayırlı gören kötü bir tarafı da var. Allah kötü tarafımızı misalen konuşturarak aslında bizi bize anlatıyor. Kötü kişiler ve kötü yönümüz “ben iradesiz bir eşya gibi itaat etmem” diyor; zarar verirken bile hayırlı olduğunu sanıyor.

Not: Cevap yazımda inanılmaz derecede sıkılıyorum. Madem kendisi uzun uzun yazarken sıkılmamış, zorlayalım bakalım. Gittiği yere kadar yazalım… Bakalım daha neler saçmalanmış… Kedi uzanamadığı arşa mundar demiş…

24.10.2017


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019