BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 37

Ben yalnızca en zayıf olasılıkları ve olanakları
Ve en güçlü olasılıkları ve olanakları
Ve ikisinin arasındaki olasılıkları ve olanakları söylerim
Ve işim yalnızca felsefeye, bilime, dine, evrensel dile, insanlığa değil
Türkçeyedir de dedi Türk bilgesi
Yani kendisine onaylatılmamış hiçbir sözünün son sözü olmadığını da
Yani son sözünün söylemediği sözü değil onayladığı sözü olduğunu da,
Kanserin dörtte biri genden dörtte biri nefsten dörtte biri cehaletten
Dörtte biri de devlettendir
Ancak bu dörtte birler eşit değildirler yani vardırlar ancak yokturlar
Dışarıda yağmur yağıyor deme çünkü yağmur zaten hep dışarıda yağar
Dışarıda kar yağıyor deme çünkü kar zaten hep dışarıda yağar
Bu yüzden 'Dışarıda yağmur yağıyor' demeyeceğim şimdiki sözlerimde
Yağmur yağıyor bugün, pencereden bakıyorum
Yağmur sokakları
Gözyaşlarının insanları nasıl ıslattığını anlayacağım
Ve pencere camının kalkandan nasıl güçlü olduğunu
Yani barışın savaştan, üretmenin yok etmekten
Hayatın ölümden, dostluğun düşmanlıktan üstün olduğunu,
Yağmur yağıyor
İnsanlar ıslansa da kitaplar ıslanmasın
Yağmur yağıyor
Gözler ıslansa da kitaplar ıslanmasın
Sanki evrende büyük ve güçlü bir güç
İstiyor insanlar akıllanmasın uslanmasın
Şehir(İl) ıslanıyor bugün
Evlerin içleri hiç
Gözyaşları da olmasa
Yollar çaresizce ıslanırken
Evler ve gözler birer oda
Ne evlerin içleri ağlar ne gözlerin içleri
Sanki istiyor evrende egemen, barbar, sonsuz bir güç
Barbarlığın insanlıkta açtığı derin, büyük, kanayan ve kurtlu yara hiç kapanmasın,
Bugün yağmur yağıyor şehire
İnsanlar hem yağmur istiyorlar hem kaçıyorlar yağmurdan
Demek ki bazı mutluluklardan ve bazı mutlulardan kaçmak gerekir
Ve insanlar hem evleri olsun hem de hayatlarını evlerinden dışarıya kaçıp
Dışarıda, evlerinden uzaklarda, evlerinden dışarıda yaşamak istiyorlar
Yazık o evlere ve dışarıdaki hayata
Ve içindekilere
Çünkü bir tuhaflık üzerine kurulular,
İnsan dişisinin yetişkinini anlamak kaplanı anlamak gibidir
Çünkü azgın nefsi dünyayı sonsuz bir av olarak görür
İnsanı anlamak ise solucanı anlamak gibidir
Çünkü kendisine zevkli gelen şey gerçekte hiç de öyle değildir
Biraz daha genelleştirirsek
Yollar solucanlar gibi uzanıyorlar
Üstlerinde kaplan insanlar,
Kocaman insan olmuşlar
Sorunlarına neden olarak çocukluklarını, annelerini, babalarını gösteriyorlar
Bence bu daha büyük bir sorun
Üstelik de asıl suçlamaları gereken devletlerini, hükümetlerini
Hiç suçlama içinde değillerken
Neki çocukluğun, annen, baban
Okyanustaki üç damladan başka
Demek ki insanların temel sorunlarından biri de
Büyüyememek ve hep geriye bakmak
Küllerde deşinen tavuklar gibi
Oysa hayat baştan bakılırsa uzun
Sondan bakılırsa kısadır
Ancak mutlak ki rastlantıdır
Bu yüzden evrim vardır
Çünkü evrim de rastlantıdır
Rastlantı da evrim
Ve bilinmeli ki çocuk sanatçıların cinsel tahrikli kılip(klip) denilen şeylerinden
Para kazanılıyorsa
Bu 
Çocukların cinsel istismarıdır
Çünkü o çocuklar cinsel tahrikli giyinmeseler işleri iş yapmaz
Öyleyken neden devlet, hükümet, hukuk 
Yerdeki çamuru görmek yerine gökkkuşağına bakıyor
Hal böyle iken devlet, hükümet, hukuk, demokrasi
Çocukların cinsel istismarına karşı savaştıklarını nasıl söyleyebilirler
Ve kadınlar ortalıkta cinsel sunumlu olarak gezerlerken
Cinsel olarak sömürülmek istemediklerin
Ve çocukları cinsel sömürüden korumak istediklerini.

Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 8.10.17/09.42

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BÖYLE SÖYLEDİ TÜRK BİLGESİ- 106 Şiir 15.08.2018
SEN GENERAL ÇOCUĞUSUN VELET OTUR YERİNE Felsefe 14.08.2018
TÜRKİYE'DE BİLGE OLMAK Felsefe 13.08.2018
BÖYLE SÖYLEDİ DİN- 17 Şiir 12.08.2018
DİYANET KAPATILSIN Şiir 11.08.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
O Gün Sen Ol Yanımda Şiir 16.08.2018
Köşeme Çekiliyorum Şiir 15.08.2018
İstanbul Fatihte Tarih Şiir 14.08.2018
Sırf Gittiğin Günü Hatırlatıyor Diye Şiir 13.08.2018
Sen Hiç Duymuyorsun Şiir 12.08.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.