Mademki Sen Bensin, Ben de Senim, Niye Bu Ötekileştirme

Ben veyahut biz varlığının karşı tarafında öteki vardır. Beni oluşturan unsurların dışında kalan tüm unsurlar 'öteki'ni oluşturur..

Jean Paul Sartre'ın ötekisi çatışma unsurudur. Ötekinin var olmasıyla, ben biter.. Bu durum ötekinin varlığı devam ettikçe bir kişi tehlike içinde korkar; Heidegger'in ötekisi ise tamamlayıcı unsurdur. Bizimle bulunurlar, bu dünyadaki varoluşumuzu öteki insanlarla tamamlarız. Bizim varlığımız öteki insanların varoluşuna, birlikte olmamıza bir göstergedir.

Ötekileştirme ne zaman başlar? Başkasının gözünde bir nesne gibi gözüktüğün andan itibaren ötekileştirme başlamış demektir.

Sartre, hareketlerimiz üzerinde 'öteki'nin bakışlarının ve etkisinin olmasını, cehennemde olmak olarak tanımlıyor ve ona göre 'öteki' varsa özgür değiliz! Varoluşçu felsefede 'öteki' bir tehlike unsurudur. Öteki ile asla ortak bir zeminde bulunamazsınız, o geldiğinde siz kaçarsınız, siz geldiğinizde o kaçar.. birliktelik kurmak imkansızdır ve bu imkansızlıktan dolayı arada bir kin doğar.. Kin de ötekini ortadan kaldırmak için bir arzu oluşturur.

Ötekilerden olmamak biraz da farklı olmaktır.. Kendini farklılaştırmak ya da karşındakini farklılaştırıp, başka bir grupta kategorize etmektir.

Modernizim ile farklılaşmanın, ötekileştirmenin boyutlarının daha da geliştiğini görüyoruz... Modernizmin hastalıklarından biri miydi, Ötekileştirme.. Elbette hayır fakat, modernizme uygun kelimelerden biri olmuştu... 

Ötekileştirme, köle-sahip uygulamasıyla başlayıp, toplumun her kesimi tarafından satın alınmış bir düzen haline gelmiştir.

Siyahi-Beyaz farklılaştırılmasından tutun, Türkiye için Ermeni, Rum, Kürt  vs. halkların ötekileştirilmesi ve bir dönem mütedeyyinlerin kamusal alan zorlamaları ile ötekileştirilmesi... Şimdi ise ya benimlesin ya da hainsin, ya bizdensin ya teröristsin şeklinde oy devşirme çabaları ile ötekileştirme hızla ve pis bir şekilde devam etmektedir.

Ötekileştirme, kişinin toplumsallaşması sırasında başlar... Bu temelin ilk toprağı ailede atılır.. birey içinde bulunduğu kültürün öğelerini ebeveynlerinden alırken, neyin kendisinden neyin öteki olduğunu ve ötekine nasıl davranması gerektiğinin temel bilgisini ailesinden öğrenir.. Toplumsallaşmasını tamamlayacağı diğer basamaklarda da peyder pey düşünce yapısı ve buna bağlık davranış kalıplarını da artık kazanmış olur.

Günümüzdeki ötekileştirme kavramı da yine Heidegger'in öteki kavramından uzak, Sartre'ın 'öteki' kavramına yakındır hatta belki de aynıdır..

Ötekileştirme, ayrışma gibi gözükse de aslında kişinin kendi fikri ve sosyal yapısı içinde kendini bir grubun üyesi yapıp güçlü kılma durumudur... Ötekileştirme belki de net olarak bu grupun resmi, gayri resmi üyesi olmakla da başlayabiliriz.. Yani organize olmuş bir taraftarlık gibi...

Kesin olan bir gerçeklik var ki ötekileştirmenin içinde konsensüs bulunmaz.. Konsensüsün olmadığı bir zeminde ise barış içinde yaşanmaz..

Postmodern yapının gelişmesiyle insanları ötekileştirmeden oldukları gibi kabul etmek, onları varlığımız eksik parçası olarak algılayıp, hayatımızı bütünlemek için fırsat bilmek üzerine yazmalar, konferanslar vermeler başladıktan sonra bu itici, bölücü, öldürücü kavramdan yer yer sıyrılmaya başladık.

Mevlana öğretilerinden yola çıkarak, her ne kadar ona atfedilse de Ebu Said-i Ebu'l-Hayr'a ait olduğu çeşitli kaynaklarda ileri sürülen aşağıdaki şiirde anlatılmak istenen, postmodern insanın bizim 10. Yy da bulduğumuz ve sonra kaybettiğimiz, ötekileştirmeden sevmek felsefesine yeni yeni gözünü açtığını söyleyebiliriz:

 

Gel, gel, ne olursan ol yine gel,

 

İster kâfir, ister Mecusi,

İster puta tapan ol yine gel, ,

Bizim dergâhımız, ümitsizlik dergâhı değildir,

Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel...

Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz,

Şu tertemiz tarlaya sevgiden başka bir tohum ekmeyiz biz...

Beri gel, beri! Daha da beri! Niceye şu yol vuruculuk?

Mademki sen bensin, ben de senim, niceye şu senlik benlik...

Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!

Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir.

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kendi Kendime Konuşuyorum.... Edebiyat 06.08.2019
Zihnen ve Bedenen Tadilata İhtiyacımız Var Yaşam 04.04.2019
Stratejik Olmak Zorundasınız Kadın / Aile 22.12.2018
İşte Bu Bizim Hikayemiz Yaşam 14.12.2018
Hayata Tutunanlar Yaşam 28.11.2018
Başlık Kategori Yayın Tarihi
LOFT REKLAMI ÇOK SAKINCALI SAVIM Felsefe 10.09.2019
OLGU NEDİR OLAY NEDİR FELSEFE NEDİR SAVIM Felsefe 09.09.2019
SİYASETÇİLER İLE İNSANCA ÜLKE DE İNSANCA DÜNYA DA KURULAMAZ SAVIM Felsefe 08.09.2019
BAYLAR BAYANLARI DA KENDİLERİNE BENZETİYORLAR Felsefe 07.09.2019
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.