TÜRKİYE ORDUSU'NUN BAŞINA ÇUVAL GEÇİRMEK

Bence Türkiye ordusu'nun başına çuval geçirildi bu kez hem de ne çuval. Süleymaniye'de Türk askerilerinin(askerlerinin) başlarına çuval geçirilmişti, bu kez ise Türkiye ordusu'nun, hem de Türkiye'ce yani kendi devletince, daha doğrusu kendi hükümetince çünkü devlet ayrı hükümet ayrı şeyler.

Neden mi?

Türkiye ordusu'na artık türbanlı bayan subaylar da olacakmış.

Yani bakın 'Başı örtmek'ten değil türbandan söz ediyorum. Yani hem inançsal bir simge hem de siyasi bir simge olmuş birşeyden.

Türbanın temsil ettiği inanç nedir?

Kendi inancından olmayanlara düşman olan, onları Cehennem denilen yerde azab, zulüm, işkence edecek olan bir inanç. Türbanlı subaylar ile Türkiye ordusu böyle bir amacı da sahiplenmiş olmaktadır.

Türban takılmadan, baş örtülmeden de böyle bir durum olmaz mı? Olur, önemli olan şey inancın içeriğidir; başın kapalı ya da açık olması değil. Aynı inancı paylaştıktan sonra mini etekli, bikinili olmak da aynı şey. Ancak türban takıp bunu mutlak ve sert olarak dışa vurmak bu işin zirve aşamasıdır yani meydan okumaktır, savaş açmaktır.

Yani Türkiye milleti'nin başına böyle bir inanca sahip subaylar geçirilmiş, getirilmiş olmaktadır. Böyle bir inancı devletin, ülkenin, milletin tepesine taşımak, getirmek hem Türkiye ordusu'nun hem de Türkiye milleti'nin başına çuval geçirmek gibidir.

Türbanlı subaylar bir de Akp yanlısı iseler, durum daha da vahimdir çünkü Akp'nin demokrasi, laiklik ve Atatürk karşısındaki düşüncesi, tavırı, tutumu bellidir.

Devletler doğru, iyi, güzel devlet olmak istiyorlarsa hem bilimdışılığa hem akıldışılığa hem insanlıkdışılığa karşı cephe almak zorundadırlar.

Yani düşünün ki hem bir yandan hukukta zulüm, eziyet, vahşet, işkence yasak, suç hem de devletin başına böyle bir inanca sahip kişiler getiriliyor, geliyor. Sonra da bu ülkede gerçek, doğru, iyi bir hukuktan söz etmek olanaklı mı olur? Nedir yani bu mantıksızlık, bu tutarsızlık? Bu; doğrunun değil yanlışın devleti ele geçirmesidir ki bu doğru devlet kavramına aykırıdır.

Bir devletin, bir milletin başına zulümü, işkenceyi, vahşeti savunanlar geçirilirse orada ne bilimsellik vardır ne din ne demokrasi ne hukuk ne insan hakları ne doğru devlet.

Suç içeren inançları savunanlar doğru devletin, demokratik devletin başında ve kurumlarında olamazlar.

Hani olsa ki türbanın savunduğu dünya öyle bir dünya olmasa ve demokrasiden, laiklikten, bilimsellikten ve Atatürk'ten yana bir dünya olsa; bilimsel ve insani bir dünya olsa sorun değil yani görünüm özden bağımsız düşünülemez.

Yani düşünsenize türbanlı böyle insanlar baktıklarında topluma, insanlara şunu da söylemiş oluyorlar: 'Bize biat etmezseniz sizi Cehennem'de yakacağız, size işkence, zulüm edeceğiz'  ve Türbanlıların gözlerine bakıldığında görülecek olan şey bunlardan başka şey olmayacaktır. Ve böyle insanlar devletin başında, devlet kurumlarında ve kamusal alanlarda; akıl mantık, vicdan alır şey değil. 

Bence kamu işyerlerindeki türbanlılar demokratik, laik, bilimsel, Atatürksever ülkenin, milletin ve devletin başına çuval geçirmek; ordudaki türbanlı subaylar da demokratik, laik, bilimsel, Atatürksever ordunun, ülkenin, milletin, devletin başına bir kez daha çuval geçirmek gibidirler.

Demokrasi barutsa bu tür şeyler barutun yanına ateş koymak gibidir. Sonunda doğru, iyi, hayırlı birşey olmaz. Siyaset felsefenin, bilimin ve dinin yolu değil cehaletin, hırsın ve nefsin yoludur zaten.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 4.10.17/04.49
 



Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.