Kur’an açık mıdır? (3)

Şimdi de gelelim “Ve andolsun ki; Nuh’u kendi kavmine gönderdik. Muhakkak ki ben, sizin için ifadesi açık ve kesin bir uyarıcıyım” (41) ayetine… Bu ayette “inni lekum nezîrun mubîn” yani “muhakkak ki ben apaçık bir nezirim” buyruluyor. Elçi Nuh başka ayetlerde de apaçık bir nezir yani uyarıcı olduğunu söylüyor (42). Hatta elçi Musa Resul de (43) ve son elçi Muhammed Resul de (44). Burada da farklı algılara rastlanmaktadır.

Size apaçık bir uyarıcıyım: Yani elçi olduğum ve uyardığım ortada, şüphe yok. Burada açık olan Resulün görevli olması.

Size açıklayan bir uyarıcıyım: Yani naklettiğimiz açıklamalar apaçık ortada.

Her ikisi de.

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi açıklayanın Allah, nakledenin Resulullah olduğuna iman ettikten sonra problem yok. Vahiy Allah’a aittir; Allah’ın öğütleri, emirleri ve nehiyleridir; elçisi bunları haber verendir. Zaten iletmekle görevlendirildiği için “nebi” ve haber verdiği için “resul”dür. Nitekim nezir “uyarıcı” demek olduğuna göre elbette Allah’ın açıklamalarıyla uyarmaktadır. Açıklayan Allah’tır çünkü vahyi sadece Allah indiriyor ve ne kadar açıklanması gerektiğini de sadece Allah bilip belirliyor. Bütün bu ifadeler dikkate alındığında Resulün açıklamasının ayete müdahalesiz olduğunu unutmamalıyız. Çünkü benzer başka ayetler de var (45). “…Sana beyan eden bir Kitabı indirdik…” (46) ve “Bunlar açıklayan Kitab’ın ayetleridir” (47) ifadeleri de dikkate şayandır. Dikkat edilirse açıklayan olarak Resul’e değil Kitab’a vurgu yapılıyor. “Kitabı açıkla” demiyor; aksine “açıklayıcı kitabı” diyor: “ve nezzelnâ aleykel kitâbe tibyânen li kulli şey’in” yani “…Ve biz indirdik sana her şeyi açıklayan Kitabı…” Allah’ın kitabındaki bu açıklamalar elbette Allah’a aittir (48).

Hatta Kur’an’da gerek diğer nebilere (49) ve gerekse son Nebi’ye (50) yapılan ikazlar da var ve bu ikazlar Resulün açıklaması değil, elbette Resule birer açıklamadırlar. Resul apaçık bir hak üzeredir (51). Elbette nebiler insanlık için en güzel örnekler olmuşlardır. Hiçbir Müslüman nebileri kötülemez; bu yüzden Müslümanların peygamberleri sevmeme problemleri yoktur aksine Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi ölçüsüz sevgiden dolayı Allah’a ortak koşma problemleri vardır.

Hitap herkese olsa bile “Sen sadece Ondan korkanlar için bir uyarıcısın” (52) ayetinden belli ki takva olanlar bu uyarıya kulak veriyorlar. Zaten Allah’ın açıklaması bile takva olsunlar (53), tefekkür etsinler (54), hatırlasınlar (55), akıllarını kullansınlar (56), şaşırmasınlar (57), bahane üretmesinler (58), müsrif olmasınlar (59), şükretsinler (60), suçlular ayrılsınlar (61), fıkhetsinler (62), Allah’a dönsünler (63), Rabbe ulaşsınlar (64), karanlıklardan nura çıksınlar (65) diyedir. Bu açıklamalar bilen kavimler (66), şükredecek olanlar (67), akıllarını kullananlar (68) ve tefekkür edenler (69) içindir; hatta detaylı açıklanmıştır (70). Ancak nefslerindeki hasetten dolayı, imandan fıska düşürmeyi yani sonra küfre döndürmeyi isteyen (71) fasıklar inkâr ediyorlar (72) ama müminler hidayet ve rahmete eriyorlar (73). Kendi aralarındaki çekememezlik ve haset yüzünden ayrılığa düşüyorlar (74). Her ne kadar beyineler hidayet için gelse de (75) Allah zalimleri hidayete erdirmiyor (76). Haddi aşanların kalplerini mühürlüyor (77). Fakat dileyen hidayete eriyor (78).

Şu bir tespittir: İlk inen sureden son inen surelere kadar Kur’an’ın apaçık olduğunun zaman zaman Allah tarafından hatırlatılması dikkate şayandır. Çünkü bu süre zarfında yeni Müslüman olanlar da hep bulunuyordu. Fakat herhangi bir ayet asla eskilerin yenilere yani daha önce Müslüman olanların daha sonra Müslüman olanlara bu “ayetleri açıklamalarını” istemiyor. Çünkü ayetleri okuyan yeniler de onlar gibi ve onlar kadar hemen anlıyorlardı. Ayrıca mütekebbir olan Allah’ın (79) en çok övündüğü konulardan biri bütün bu açıklamalarda görüldüğü üzere Kur’an’ın apaçık oluşudur. Mesele şurada bizim gönlümüz açık mıdır? Güneş gökte ışıldarken aşağıda bizim gözlerimiz açık mıdır? “Muhakkak ki Allah bir sivrisineği, hatta onun üstünde olanı da (yani daha da küçüğünü) misal vermekten çekinmez. Fakat iman edenler onun Rablerinden bir hak olduğunu bilirler. Kâfirler ise, “Allah bu misalle ne demek istedi?” derler. (Allah) onunla birçoğunu dalâlette bırakır, birçoğunu da onunla hidayete erdirir. Ve onunla fasıklardan başkasını dalâlette bırakmaz” (80). Bu ayetten anlaşıldığı üzere Allah yeter ki anlayalım diye sivrisineği hatta daha da küçüğünü misal vererek Kur’an’ı apaçık indirir. İnananlar bu apaçık hakikati anlamakta problem yaşamazlar. Fakat inanmak ve anlamak istemeyenler bu detaylı misale rağmen hala “Allah ne demek istedi ki?” diyerek sanki kapalıymış ve anlaşılmamış gibi sormaya devam ederler. Böyle tutumlarla inananlar aydınlığa ulaşır, inanmayanlar karanlıkta kalırlar. Çünkü problem misallerle açıklanan Kitabta değil, problem fasıkların kalp gözlerini kapamalarındadır. Gözlerini kapamak senden, göstermemek Allah’tandır. Bu ayete uygun bir atasözümüz “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” der (81).

“Vahiy” ya da “kitab” ifadesi “nebi” ya da “resul” ifadelerinin yanında kullanılmış olsa da olmasa da Kur’an’da daima “açık” geçiyor. Bunun bir nedeni de vahyin sadece peygambere değil herkese açık, çünkü canlı oluşudur. Önce bir olay oluyor; sonra o olaya ilişkin vahiy geliyor. Olay zaten herkesçe bilindiği için vahiy de olayı bilen bütün müminlerce anlaşılmış oluyor. Bugün bizim durumumuz farklı olduğu ve onlar gibi direkt muhatab olamadığımız için bu tarihsel dezavantajımızı sadece bir yolla telafi edebilir hatta avantaja çevirebiliriz: 21.yüzyılın gelişmişlik seviyesinden yararlanarak. Artık araştırma imkânlarımız son derece ileridir. Neredeyse her şeye çok kısa zamanda ulaşabiliyoruz. Geçmişte yapılan hata ve noksanlıkların hepsini görebiliyoruz. Modern bilimin metodoloji nimetiyle yani asrımızın gelişmiş araştırma usulleriyle argümanlara ulaşıyoruz. Her şey 7.yüzyılda yaşandı ve o zamandan beri en çok 21.yüzyılda geliştik. Artık doğru bilinen yanlışlar ve yanlış bilinen doğrular araştırıldığında adeta dile gelip kendini ele verebiliyorlar.

DİPNOTLAR:

41. (Hud, 25) 42. (Şuara, 115; Nuh, 2) 43. (Ankebut, 50) 44. (Sad, 70; Ahkaf, 9; Zariyat, 50, 51; Mülk, 26) 45. (Nahl, 64; Zuhruf, 29; Duhan, 13; Ahkaf, 7; Talak, 11) 46. (Nahl, 89) 47. (Kasas, 2) 48. (İsra, 41, 89; Kehf, 54; Taha, 113; Hac, 72; Nur, 18, 46, 58, 59, 61; Ahkaf, 27; Muhammed, 25, 32; Rahman, 4; Hadid, 9, 17) 49. (Kalem, 48; A’raf, 19-24; Hud, 45-46; Bakara, 124; Taha, 115, 121; Enbiya, 58, 87-88; hatta Sad,17-25; Kalem, 48; Bakara, 128; Kehf, 23; Kasas, 15) 50. (Abese, 1, 2; Tahrim, 1-3; Tevbe, 43; İsra, 73-75; Ahzab, 37; hatta Enfal, 67-68; Tevbe, 113; Fetih, 2) 51. (Neml, 79) 52. (Naziat, 45; hatta Al-i İmran,138) 53. (Bakara, 187; Taha, 113) 54. (Bakara, 219, 266; Nahl, 44) 55. (Bakara, 221; En’am, 126; İbrahim, 52; İsra, 53; Taha, 113; Nur, 1) 56. (Bakara, 242; Nur, 61; Ankebut, 35; Hadid, 17) 57. (Nisa, 176) 58. (Maide, 19) 59. (Maide, 32) 60. (Maide, 89) 61. (En’am, 55) 62. (En’am, 65) 63. (A’raf, 174; Ahkaf, 27) 64. (R’ad, 2) 65. (Hadid, 9) 66. (Bakara, 230; A’raf, 32; Tevbe, 11; Yunus, 5) 67. (A’raf, 58) 68. (Rum, 28) 69. (Yunus, 24) 70. (En’am, 97, 98, 105, 114, 119, 126; A’raf, 32, 52; Tevbe, 11; Yunus, 5, 24, 37; Hud, 1; Yusuf, 111; R’ad, 2; İsra, 12; Fussilet, 3) 71. (Bakara, 109) 72. (Bakara, 99) 73. (Yusuf, 111; Nahl, 64, 89) 74. (Bakara, 213) 75. (Al-i İmran, 103) 76. (Al-i İmran, 86) 77. (Yunus, 74) 78. (Hac, 16) 79. (Haşr, 23) 80. (Bakara, 26) 81. (Aksoy, Ömer Asım (1995). Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü-2 Deyimler Sözlüğü; İstanbul, İnkılâp Kitabevi).

23 Eylül 2017 http://www.bizimyaka.com/yazar-78612-Kuran-acik-midir-3


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020
HAFTANIN SAÇMALIYANLARI Genel 11.06.2020
İslam'da Güzel Ahlak Genel 03.06.2020
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020