ERDOĞAN'DAN VE CHP BAŞKANINDAN TUHAF SÖZLER

Hiçbir siyasi partiden yana değilim çünkü bilimsel değiller. Kimisi de ahlakçı da değil. Bilimselliğin ve ahlakın olmadığı yerde ben de olmam. Ve siyaset hem bilime hem dine aykırıdır. Yani siyasetle yönetilmek demek hem bilime hem de dine aykırı birşeyle yönetilmek demektir ki bunun nesi doğru ve nesi çözüm?

Ben Erdoğan'ı bilime göre mantıklı ve tutarlı konuşurken hiç görmedim.

Erdoğan diyorum çünkü hem cumhurbaşkanı hem de Akp başkanı olduğu için hangi günler, hangi saatler, nerede, ne zaman cumhurbaşkanı; hangi günler, hangi saatler, nerede, ne zaman Akp başkanı bilemiyorum. Kaldı ki başbakan ikenkiliğini de kast ediyorum. Ve yazıma konu sözünü cumhurbaşkanı iken mi yoksa olarak mı yoksa Akp başkanı iken mi yoksa olarak mı söyledi bilemiyorum ki bir cumhurbaşkanının böyle bir söz söylemesi bence zaten Türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanlığı makamına ve Türkiye cumhuriyeti cumhurbaşkanına  yakışmaz, demek ki olsa olsa Akp başkanı olarak söylemiştir.

Biliyorsunuz Erdoğan 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmeli' diye tuhaf bir söz de söylemişti.

Mantığa ahlak da dahildir yani bilime de, felsefeye de yani mantıkta karalama, çamur atma, yalan, iftira gibi şeyler olmaz.

Kabataş iskelesi'nde Gezici'lerin türbanlı ve bebekli kadına saldırılarının görüntü kayıtları çıktı mı acaba?

Mantık konuşmak için konuşmak değil mantıklı konuşmaktır.

Erdoğan'ın bilime göre mantığa aykırı bu tür sayısız durumu var. Bu yüzden kendisini dinlemeyi pek sevmem.

Şimdi de Chp başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'Demokrasi için gerekirse kavga ederiz' sözüne karşılık şöyle demiş: 'Siz zaten hep milletin değerlerine karşı kavga ettiniz'.

Belli ki Erdoğan'ın konuşmalarında amaç bilimsel, mantıklı, gerçekçi, doğrucu olmak değil; kendisine oy verenlerin hoşuna gidecek, bilimsellikdışı kulağa hoş gelecek sözler etmek.

Çünkü Erdoğan'ın bu sözü hem bilime göre mantıkdışıdır hem de ağır bir karalamadır ve ki Türkiye cumhuriyeti ve Atatürk düşmanlığına kadar bile gider.

Neden?

Çünkü Erdoğan'ın bu sözüne göre demokrasi demek ki Türkiye milleti'nin değerlerinden değil çünkü Kılıçdaroğlu 'Demokrasi için' kavga ederiz diyor, Erdoğan da 'Siz zaten milletin değerlerine karşı hep kavga ettiniz' diyor. Demek ki Erdoğan demokrasiyi milletin değerlerinden kabul etmemiş oluyor. Bu ne demektir? Bu ülkeye bilim olarak demokrasi Mustafa Kemal Atatürk ile geldi ve Chp de Atatürk'ün kurduğu, Türkiyeci bir siyasi partidir; en azından Atatürk kurduğu ya da kurdurduğu dönemde. Bu durumda 'Siz zaten' denildiğinde işin içinde Atatürk de laik Türkiye cumhuriyeti devleti de girer çünkü demokrasinin birinci koşulu var olan geleneksel, ilahçı dinler(inançlar) karşısında laikliktir. Yani Erdoğan'ın bu sözler yalnızca Kılıdaroğlu'na değil Atatürk'e ve Laik Türkiye devleti'ne de saldırı olur; kaldı ki Kılıçdaroğlu hiçbir zaman laikçi demokrasiye saldırmamıştır. Erdoğan'ın daha önceleri söylediği 'Demokrasi bir tıramvaydır(tramvaydır), istediğim durakta inerim' sözü de unutulmamalıdır; demokrasiden inmek Laik Türkiye devleti'nden inmektir, Atatürk'ten gitmektir.

Anlaşılıyor ki Erdoğan konuşmalarında bilimsel olmayı değil münazara yapmayı amaçlıyor.

Hem imamhatip lisesi hem de laik lise hem de üniversite bitirmiş bir insanın bilimsel olmayı, bilime göre mantıklı olmayı amaçlamaması hem de kitap okuyacak zaman bulamadığı için kitap okumaması oldukça tuhaf ki Türkiye'deki eğitim kurumunun hem veremediği hem de içermediği değerlerden biri de budur yani öğrencilere bilimsel olmayı öğretmek.

Yani bu sözü ile Erdoğan kaş yapayım derken gözü de çıkarmış olmak durumuna düşmüş oluyor ki buna siyasi başarı, siyasi ustalık da denilemez.

Erdoğan'a sormak gerekir: Halkın değerleri demokrasi, laiklik, bilimsellik değilse nedir? Taht için, iktidar için kundaklarındaki öz kardeşleri bebekleri, annelerini, babalarını, eşlerini bile öldürtmüş; birçok karısı yanında bir de çocuk yaşta yüzlerce kapatması olan, astığı astık kestiği kestik, bilimsel ve insani hukuktan yoksun, ana geçim kaynağı başkalarının vatanlarını işgal etmek ve sömürmek olan, bilimselliğin b'si ile ilgisi olmayan, demokrasinin d'si ile alakası olmayan, babadan oğula geçen sultalı ve sultanlı Osmanlı düzeni mi ya da dinin dini tanımlayan Din hadisileri ile alakasız ve üstelik de Din hadisileri'ne zıt hallerdeki hali mi ya da Menderes ile ülkemize sokulmuş ve Özal ile zirve yapmış Amerikan değerleri mi? Yani bu milletin değerleri Chp yani Atatürk değerleri değilse neyin değerleridir; Chp milletin hangi değerlerine saldırmaktadır?

Chp başkanı demokrasi istiyor; Erdoğan'a göre demokrasi bu milletin değerlerinden değil mi acaba?

Chp başkanı Kılıçdaroğlu'na gelince. O da bilimsel değil, onu da bilimle, bilimsellikle hiç birlikte görmedim ki kitap bile okumadığını söylemiş biri.

Kılıçdaroğlu'na da sormak isterim: Demokrasiden anladığı nedir? Felsefe, bilim, bilimsel mantık, ahlak mı yoksa sigara, içki, bikini, mayo, mini etek, mini şort, cinsel sapmalara serbestlik, kamusal alanlarda öpüşmek sevişmek gibi şeyler mi? Çünkü biliyorsunuz bir süredir ortalıkta hem sütyen külot, iç çamaşırı türü şeylerle gezip hem de 'Kıyafetime karışma' diyen yoz, tuhaf, akıldışı, ahlakdışı bir bayan kitlesi ve bay yandaşları kitlesi türedi; onlar sanırım Akp yandaşı olacak değiller. Yani bakın siz hiç Chp'nin ya da Kılıçdaroğlu'nun sigaraya, ahlakdışı giyime karşı bir konuşmasını, tepkisini duydunuz mu? Ben duymadım.

Bence demokrasi herkesin ne isterse yapması değil; felsefe, bilim ve ahlak üzerine kurulu bir yapıdır. Ahlak çünkü en önce halkın varlığını ve haklarını koruma ahlakı ve; halka merhamet ahlakı, halkı insan yerine koyma ahlakı taşır. Kuşkusuz ki demokrasi ilk ortaya çıktığında demokrasiyi çıkranlar felsefel, bilimsel insanlardı ve halk da her istediğini yapan bir halk değildi yani hem yönetenler hem de yönetilenler açısından demokrasinin altından çok sular geçmiş.

Gerçekte insanlığa gerekli olan şey demokrasi değil bilimselliktir. Bilimsellikle yönetilen, bilimsel bir ülkede demokrasiye de gerek yoktur eğer ki demokrasi halkın kendini yönetmesi ya da kendi kendini yönetmesi ve gösteri yapma hakkı ise. Ancak anlaşılır ki felsefe bilmeyen, bilimsel bir olmayan bir halk kendisini bilime göre doğru, iyi yönetemez yani bu eğer demokrasi halkın kendi kendini yönetmesi ise ortaya Sodom ve Gomora gibi bir durum çıkar sonunda ki dünyanın günümüzdeki hali de zaten budur. Kuşkusuz ki kitap bile okumayan siyasetçilerin felsefe, bilim ve ahlak anlamında bir demokrasi istedikleri ya da isteyecekleri söylenilemez; belli ki onlar ya demokrasiyi yok etme yönünde demokrasiden yararlanmak biçiminde bir demokrasi ile Sodom ve Gomora'daki gibi isteyenin istediğini yaptığı duruma benzer bir demokrasi istemektedirler. Yani gerçek ki bilimsellik istemeyip demokrasi isteyen her durum, kişi ve örgüt asla doğru çözüm ve doğru yol değildir.

Her zaman derim: Siyasetten uzak durulmalı çünkü siyasetin olduğu yerde bilim de olmaz din de olmaz. İşte böyle tuhaf tuhaf, bilime göre mantıkdışı konuşmalar, sözler olur ki bunlar da asla çözüm olmaz yalnızca boşa vakit geçirme, kendi kendini aldatma olur demokrasi ve milletler açısından. Yani demokrasi olan ancak felsefe, bilimsellik ve ahlak olmayan yerde gerçek demokrasi yoktur. Yani demokrasi istemek yerine bilimsellik ve ahlak istemek en doğrusudur ve tek çözümdür ki ben buna nitel demokrasi diyorum; bilimselliğin ya da ahlakın olmadığı demokrasiye de nicel demokrasi diyorum; Atatürk öldüğünden bu yana Türkiye'de nitel demokrasi değil nicel demokrasi vardır ve Türkiye'nin en temel ve en büyük sorunu da budur yani siyaset geldi demokrasi bozuldu.

Gerçek ki demokrasiye de Türkiye'ye de felsefel, bilimsel, ahlakçı yöneticiler; düşünürler(filozoflar), alimler, bilgeler gerek; siyaset ve siyasetçiler değil; siyaset elekle su taşımya benzer. Gerçek, doğru, iyi, önder yönetici ağızından felsefel, bilimsel, ahlakçı sözler çıkan yöneticidir. 

Chp artık demokrasi değil felsefe, bilim ve ahlak istemelidir ki bu durum demokrasiden bile üstelik de nitel olarak üstündür. Bilimsel ve ahlakçı bir ülkede hem sorunlar en aza iner hem de insanların ve toplumun sorunları onları meydanlara dökmeden, düşmanlık içine sokmadan, dostluk ve barış içinde kendiliğinden çözümlenir.

Ben demokrasi istemiyorum, istediğim şey ya da 'Demokrasi istiyorum' dediğimde istediğim şey felsefel, bilimsel ve ahlakçı bir ülke ve toplumdur yani nicel demokrasi değil nitel demokrasidir.

Bilimsel ve ahlakçı olalım ve hem doğru kendimizi hem doğru ülkemizi hem de doğru dünyayı bulalım.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 14.9.17/ 03.18


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KESME ŞEKER Şiir 18.09.2019
AKILLISI DA BİZİM DELİSİ DE BİZİM BU ÜLKENİN Şiir 17.09.2019
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.