AKP KARŞITLIĞI KISKANÇLIK AKP'CİLİK İFTİRACILIK ÜZERİNE Mİ KURULU?

Gerçek ki günümüzde artık siyaset yani demokrasi yani seçimler düşünce belirtiminden çok cehalet ve nefs içindeki ruhların kendilerinin tatmin aracı olmuş, bu durum üzerine kurulu olmuş durumda gibi görünüyor.

Yani günümüzde artık 'Doğru lider/önder' değil sanki 'Aşık olunan, sevdalınalılan, tapılan, artis yapılan lider' durumu var.

Yani günümüzde artık siyaset yani demokrasi yani seçimler sosyolojik değil pısikolojik(psikolojik) özellikte gibi. İşte bu yüzden ki örneğin Abd'de başkan adayı olarak felsefel, bilimsel, ahlakçı, nefssiz, düşünür, alim, bilge, akılı başında kişiler değil 'karizmatik' denilen kişiler partilerince aday gösterilmekteler. Umarım bizde de aynısı olmaz çünkü yoksa birgün düşünür, alim, bilge yerine cehaletin ve simgesi simgesi olup sırf güzel ya da yakışıklı ya da manken gibi olduğu için seçilen başbakanlarla, cumhurbaşkalarıyla karşılaşmak durumunda kalabiliriz.

Gözlerim sonucunda şöyle bir kanıya vardım: Acaba Akp karşıtlığı kıskançlık, Akp'cilik de iftiracılık üzerine mi kurulu pısikoloji(psikoloji) bilimi açısından?

Çünkü bakıyorum ki Atatürkçüler, solcular, demokratlar, komünistler, dinsizler arasında büyük bir kıskançlık, birbirini çekememezlik var gibi. Bu da onların bir araya gelmelerini, birlik olmalarını ve böylece de siyasi iktidara ulaşmak olarak zafere ulaşmalarını engelliyor gibi. Yani bakıyorum birbirleriyle ile küsler, birbirlerine ilgi alaka göstermiyorlar, yardımlaşmıyorlar, birbirlerini arayıp sormuyorlar, en küçük bir fırsatta dostluklarına, arkadaşlıklarına ihanet ediyorlar gibiler. Yani bakın bu ülkede milyonlarca var bunlardan ancak bir araya gelip bir şirket bile kuramıyorlar oysa sigaraya, içkiye verdikleri paraları şirket, vakıf, medya, üniversite, özel okul kurmak; felsefeyi, bilimi, ahlakı, demokrasiyi, kültürü, medeniliği geliştirmek, yaymak, egemenleştirmek için kullansalar hem kendileri hem de ülke ve insanlık için en doğrusu olur.

Akp yanına gelince. Tuhaf birşey ki hayatıma giren Akp'ciler hep iftiracı çıktılar, bana iftira attılar. Örneğin Akp'ci bir öğretmen bayan kendisini eleştirilerime katlanamadığı için bana bıçakla saldırdı ve ben de kendimi zarar görmekten onu da bana zarar verip hapislerden korumak için bileklerinin tutup bileklerini sıktım ve bıçağı yere düşürttüm ancak gidip bileklerindeki tırnak izlerime rapor alıp benim ona saldırdığımı ve onun bana asla saldırmadığını söylemiş, ben de adalet bu yalanı yutmaz deyip konuyu pek önemsemedim ancak mahkeme bana ceza vermiş. Yahu bir erkek bir bayanın durup dururken neden bileklerini sıkar ya da bir insan bir başka insanın? Demek ki ortada bir saldırı var. Yani bu ülkede insanlara ceza aldırtmak bu kadar kolay mı?

Sonra da yine bir Akp'ci bayan öğretmen yine bileklerini sıktığımı ve kendisine hakaret ettiğimi söylemiş ve gidip bileklerindeki izlerle ilgili rapor almış. Amacı ne? Bana karşı suç işlemiş olan kardeşini korumak için beni zor durumda bırakmak yani şikayetimden vazgeçmemi sağlamak. Duydum ki o bayan o günlerde bir kaza geçirmiş; o çizikler de o kazadan olsa gerek. Gerçekte ise kadına ne dokundum ne de tek bir söz ettim; Kuran'a el bassın, annesinin babasının ölüsü üzerine yemin etsin. Ya aslında bu mahkemelere yalan makinası ya da beden dili uzmanı ya da hipnoz koymak gerekli, gerçekler doğrular bülbül gibi hemen ortaya çıkar. Bu ülkede insanları suçlamak, ceza aldırtmak bu kadar kolay işte.

Ve bir de bu ülkede 'Adalet yürüyüşü' yapanlara 'Bu ülkedeki adalet Avrupa'da bile yok' diyoruz. Adalet buysa gerçekten bizdeki adalet Avrupa'da yoktur.

Sonra bir de şu Kabataş olayı vardı. Ne oldu olay? Görüntüler ortaya çıktı mı? Hani Gezi'ci birileri türbanlı ve çocuklu bir kadına hakaret etmişlerdi falan filandı?

Sonra bir de Fetö var. Yani Akp ile Gülen bir zamanlar dostlar iken. Gördük ki Ergenekon, Balyoz gibi şeyler o zamanlar Akp sevdalısı Gülen'in kumpasları, iftiraları imiş.

Ve bir de Atatürk'e ve Lozan anlaşması'na yapılan iftiralar var.

Yani bu tür şeyler karşısında bende bu tür dikkatler ve sorular oluşuyor işte.

Bu gerçekte şu demek: Hiçbiri güvenilmez.

Bu da gerçekte şu demek: Bu ülkede artık demokrasi yok ve bu kafayla da asla gelmez.

Bu da şu demek: Bu ülkede bilimsellik yok ve bu kafayla da asla gelmez.

Ve sonra bakıyoruz ki bir öğretmen kadın birkaç günlük bebeğini evde tek başına bırakıp 15 günlük bir deniz tatiline gidiyor ve susuzluktan ve açlıktan bebeği ölü bulundupunda da 'Öleceğini bilmiyordum' diyebiliyor.

Anlaşılan ki doğru eğitimin olmadığı yerde doğru toplum ve doğru adalet de pek kolay olmuyor.

Yani 'Hoşgeldin' diye birinin elini sıkın; o da gidip eline çizikler atsın ve rapor alsın ve elini sıkıp yaraladığınızı söylesin; siz de 'Elini sıktım ancak hoşgeldin demek için sıktım' deyip doğruyu söyleyin ancak mahkeme 'Bak elini sıktığını kendin itiraf ediyorsun' deyip size bassın cezayı. Sonra da 'Adalet yürüyüşü' yapanlarla dalga geçelim.

Acaba Avrupa birliği bizi neden almıyor? Milli gelirimiz düşük olduğu için mi yoksa başka şeylerimiz düşük olduğu için mi?

Yani ülkemizde herşey öyle ayarlanmış ki dış güçlerce hangi koltuk değneğine tutunsak kırık.

Gerçek ki bu ülkede son 15 yıldır fuhuş, zina, çıplaklık, terör, adi suçlar, sahtecilik, dolandırıcılık, alavere dalavere, sömürü, utanmazlık, mantıksızlık, tutarsızlık, yalancılık, iftiracılık, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, zorbalık, zalimlik, barbarlık, yolsuzluk, rüşvet, haksızlık, adaletsizlik, vicdansızlık, merhametsizlik yani ahlakdışı, akıldışı ve insanlıkdışı herşey ve bina, beton gibi şeylerden başka şeylerde Altın çağ yok. Nicelik dev de nitelik cüce.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 28.8.17/11.35

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
YALNIZCA SENİN ÇOCUĞUN DEĞİL Şiir 13.09.2019
SENİ SEVMENİN BİR YARARI VAR MI Şiir 12.09.2019
GÖNÜL NE YARARI VAR DERDİNİN BANA Şiir 11.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.