EBUBEKİR SİFİL’E ESKİMİŞ BİR ELEŞTİRİ NOTU

Yıl 2004’e ait notlarımı kaleme alıyorum. Ne dediğini bilen ve oturaklı bir âlim olan Prof.Dr. Hayri Kırbaşoğlu ve o zamanlar doçent olan sınırları zorlayan zekâsıyla, gerek atkuyruğu saçları ve gerekse ileri fikirleriyle alışılmışlığa çok aykırı olan İlhami Güler ve yüreğinin derinliklerinden konuşan Engin Noyan’la kitap fuarında tanışmıştım. İkindiyi Sultan Ahmet’te kılmışım. İftarı Eminönü’nde açmışım ve teravih sonrası İzmit’e dönmüşüm. Elimdeki not kâğıtlarımı gözden geçirirken gördüm ki abonesi olduğum Milli Gazete'nin yazarlarından Ebubekir Sifil’i eleştirmişim. Demişim ki:

“Sayın Sifil, 13 Temmuz 2004 tarihli yazınızda bir okuyucumuza iki basit soru sorarak cevaplamaya çalışmışsınız. Fakat cevaplarınızda gözünüzden kaçan şeyler olduğunu düşünüyorum. Öncelikle belirtmek isterim ki Peygambere uymanın bugünkü karşılığı hadise uymak değildir. Namazın beş vakit kılınması gibi mütevatir gelenek hadisten önce gelir. Çünkü bu bir disiplinle bugünlere geliyor ve tartışılmıyor bile. Herkesçe kabul edilen bir şey icmadan da önceldir. İşte amelde Kur’an’dan sonraki ikinci kaynak budur. Müslüman halkın tümünün ameliyle korunan budur. Bu gelenek çelişmiyor. Hadislerin serüveni ise farklıdır. Hadisler söz konusu ettiğimiz geleneğin şartlarını ihtiva ettiği nispette sağlam olmaktadır. Peygamber sözü başka ravi sözü başka olduğunda şayet aynı addedilirse sorun yaşanır. Böylece “peygamber sözü” ambalajı altında çelişik hadisler o güzel insana isnad edilmiş olur. Hadisler doğru olduğunda isabet etmiş olsa bile eğri olduğunda iftira demektir. Öncelikle belirtmeliyim ki tenzih tevhidle birliktedir. Peygamberi söylemediği sözlerden uzak tutmadan söylediklerine yaklaşırsak çelişkilerle karşılaşırız.

İkinci sorudaki ifadelerinize karşı hatırlatmalıyım ki Allah’a itaatin yanı sıra Resul’e itaat direkt muhatabla alakalı olup bugün onun yerini mütevatir sünnetle doldurmaya çalışsak bile asla aynı şey değildir. Hatta bugün Kur’an’a sarılmak Resul’e itaatin ta kendisidir ve en mümkün şeklidir. Çünkü Allah’ın kalbine indirdiği Kur’an onun dilinden dökülmüştür. Fakat elbette mütevatir gelenekle amel edilebilir ve bu gelenek sahih iddialı hadislerden daha sağlamdır. Zira hadis peygamber sözü demek değildir şüphesiz. Peygamberin recm ettiği hususunda deliliniz var mıdır? Bu delil korunan Kur’an’da var mıdır? Yoktur. Peygamberin dinin tebliğ ve uygulaması bağlamındaki sözlerine vahiy kaynaklı diyebilmeniz için ölçümüz olan Kur’an’la bağdaşmak zorundasınız. Ona isnad edilene vahiy kaynaklı demek zorunda kalmayınız. Recmin tarih boyunca uygulandığı tartışılmaz ama Peygamberimizin de bu geleneğe uyduğu tartışılır. Hadisi red etmek yazınızda da sandığınız gibi inkâr değildir.

Altıncı maddede geçen “Zikrin korunduğunu” beyan eden ayet mucibince mümkün olamaz. Apaçık bir ayete rağmen ümmetin icmaı oluşamaz.

Yedinci maddede geçen hafızlık ile ahkâmın âlimler arasında çeşitli şekillerde değerlendirilmesi karıştırılmamalıdır. Siz şimdi Mehmed Vehbi gibi bir müfessirin –Sad suresi 20 ile 25.ayetlerde olduğu üzere– “neaceten” sözcüğünü ulemamız –bu âlimin kendi selefi hariç– tümü “dişi koyun” anlamında değerlendirdiği halde “kadın” değerlendirmesine ne diyeceksiniz? Yedinci sorunuzda geçtiği üzere ahkâmın korunması anlamına geliyor mu bu? Mevdudi, Seyyid Kutup, Said Nursi, H. Basri Çantay, İbn-i Kesir, Taberi ve sair?.. Onca âlimin “…Onun doksan dokuz koyunu var ve benim bir koyunum var. Buna rağmen onu da bana ver…” şeklindeki ifadeyi, “…Onun doksan dokuz karısı var ve benim bir karım var. Buna rağmen onu da bana ver…” şeklinde anlaması mı Zikrin korunması? Zikrin orijinali korunuyor. Fakat usulsüz düşünenlerin isabetsiz düşünceleri korunmuyor. Tefsirlerin ne kadar çok çeşidi varsa o kadar isabetsizlik söz konusudur. Çünkü Allah’ın anlatmak istediği bir şey müfessirlerin anlamak istedikleri şey olmayabiliyor. Hangi müfessirin ne anlayacağı ne kadar dikkatli, usullü, önyargısız, donanımlı ve vicdanlı olmasına bağlıdır.

Hadisin rivayet edilmesi ile onun uydurulduğunun rivayet edilmesi aynı kategoride değerlendirilmelidir. Metni Kur’an’a uygunsa sorun yoktur; Peygamberin deme ihtimali var. Ayrıca bir müslümana sorun bakalım ezbere kaç tane hadis biliyor? Böylece sizin binlerce diyenlere karşı küçümsediğiniz yüzlerce hadis ifadesi esasen küçümsenemez. Çünkü bilinçli yüzlerce kişi bilinçsiz binlerce kişiden daha önemlidir. Yine çünkü yüzlerce uydurma hadis binlerce kez yazılmış ve söylenmiştir. Hatta milyonlarca kez. Lütfen Bakillani’yi burada hatırlayın…

Sorun Kur’an’a uygun olan hadisin uydurma olduğu takdirde ne yapacağımızda değil, sorun Kur’an’a uygun olmadığı takdirde ne yapacağımızdadır. Zaten Kur’an’a uygun olan bir hadise uymak diye bir şey yoktur; çünkü bizzat Kur’an’a uymak söz konusudur. Bir hadis şarabın haram olduğunu ne kadar söylerse söylesin Kur’an’ı ölçü alan biri bunu zaten ayetle halletmiştir.

10.sorunuzda sıralanan soruların cevabı İslamı yaşayanı değil meraklı akademisyenleri ilgilendirir. İslamı yaşayan bir akademisyen oralı bile olmaz. Çünkü her şeyi bileceğiz ya da bilebiliriz diye bir şey yoktur. Bilmiyorsak “Allah bilir” demesini de bilmeliyiz.

Bu arada tenkidim biraz da muhatab olduğunuz okuyucuyadır. Her ne kadar 11.maddeye kadarki usulünüze yer yer katılmasam da son maddedeki son cümlenize katılıyorum.

Galiba sorun şurada: Sünnet taklid midir takib midir? Adet olanı gerekli olmadan ayırmalıyız. Benim için aslolan Peygamber zamanına giderken bu zamanda yaşamak değil, şu soruyu sorarak yaşamak: Peygamber bizim asrımızda ve bizim şartlarımızda nasıl yaşardı? Yani 1500 yıl önceki yaşantısından hangi bakımdan farklı olurdu? İnanıyorum ki bu problemimizi Peygamberi taklid değil takible halledebiliriz. Peygamberi taklid etmek doğru olsaydı sahabeleri Ebu Bekr, Ömer, Osman, Ali’de hiçbir bakımdan hiçbir fark olmayacaktı. Taklid insanları fabrikasyon haline getirir. Öndere iktidalı cemaat ve şeyhe intisablı tarikatlarda bunu çok bariz müşahede edebiliyoruz.”

13 Temmuz 2004


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019