ERDOĞAN'I KARİZMATİK BULMAK

Karizma, karizmatik sözcüklerini hiç sevmem çünkü yalnızca yabancı sözcükler değiller; Türkiye'ye ve Türkçeye yabancı kültürü, yabancı kültürüne uşaklık pompalamaya çalışan bir ruh bu tür şeyler.

Fıransızca(Fransızca) bir sözcük olan karizma sözcüğünün Türkçesi Türk dil kurumu'na göre 'Etkileyici' imiş. Yani etkileyicilik dıştan da olur içten de örneğin bir vücutçunun kaslı vücudu dıştan etkileyicidir, bir şairin ruhu da içten etkileyicidir yani örneğin pasta dıştan etkileyicidir, kitap içten etkileyici. Modanın amacı da dıştan etkileyici kişiler yaratmaktır; ilimin amacı ise içten etkileyici kişiler. Ben hiç dıştan etkileyici olmadım, hep içten etkileyici oldum yani hiç gözlere yönelik olmadım, hep ruhlara, beyinlere, mantığa, düşünmeye yönelik oldum yani 'artis' olmak gibi bir amacım olmadı hiç; hep yazar, şair, düşünür, alim, bilge gibi şeyler olmak istedim; bu yüzden, 'görülen' değil 'duyulan' bir insanım.

Akp dünyasından tuhaf tuhaf sözler yükseliyor. 'Türkçe ile felsefe ve bilim olmaz, Türkçe terk edilmelidir' diyen Erdoğan'ı mehdi yapan mı ararsınız, alim yapanı mı ararsınız, fahri Pırof(Prof) yapanı mı ararsınız, karizmatik yapan mı ararsınız, ne ararsanız var. 

Akp dünyasına göre birinci karizmatik Atatürk, ikinci karizmatik Erdoğan imiş, ülkeyi yönetenler içinde. Tarık Akan da 'En yakışıklı Cüneyt Arkın, ikinci yakışıklı benim, Kadir İnanır sonra gelir' demiş. Yani kendisini demokrasi, laik, sol, insanca bir dünya olarak tanımlayan biri adına tuhaf bir açıklama. Yakışıklı olsan ne olur, yakışıklı olmasan ne olur. Önemli olan bilimsel, ahlaklı, vicdanlı, vefalı, insanca insan olmak. Sanatın amacı yakışıklı adam, güzel kadın seçmek mi? Şimdi görüyorsun işte mezarda, solucanlar, çiyanlar, yılanlar, köstebekler, akrepler, kurtçuklar , kim yakışıklı?

Erdoğan'ın karizması varsa bu olsa olsa demokrasiyi, bilimselliği, dini iten; ruhtan, beyinden gelen değil giyimden gelen; yalnızca moda giyime bağlı bir giyim karizmasıdır yani yalnızca nicel ve tikel bir karizmadır. Oysa Atatürk'te karizmadan söz etmek gerekirse onun karizması giyimden değil hem yüz güzelliğinden gelen hem de ruhtan, beyinden, demokrasiden, bilimden, insan hakklarından, insanlıktan, özgürlükten, çağdaşlıktan, medenilikten gelen, nitel ve evrensel bir karizmadır. Yani Erdoğan'ın karizması ile Atatürk'ün karizmasını kıyaslamak bir damla su ile bir okyanusu kıyaslamak gibi birşeydir. Yani Atatürk'te örneğin Yunus Emre'nin karizması varken Erdoğan'da olsa olsa bir popçunun karizması vardır yani Erdoğan gibi moda, dar moda ve pahalı giyinip ben de sokağa çıksam ben de karizma olurum, herkes de olur.

Bir de Erdoğan'ı karizmatik görenlere bir bakalım. Kimler? Demokrasi, laiklik ve öyle ki Atatürk düşmanları; ve taht için öz evlatlarını, öz kardeşlerini, öz analarını, öz babalarını, öz torunlarını bile öldürtmüş; karılarından başka bir de çocuk yaşta yüzlerce kapatması olan, nefs esiri ve başkalarının vatanlarını işgal etmekten başka birşey yapmamış; hak hukuk, kanun manun tanımyana, astığı astık kestiği kestik, hanedan kafalı, diktatör kafalı padişah, sultan hayranları. Karizmaya bakar mısınız? Ya beni böyle birileri karizma yapacaksa yapmaz olsunlar; söyle bana arkadaşlarını söyleyeyim sana kim olduğunu demişler çünkü.

Bir de Atatürk'ü karizma bulanlara bakalım kimler... Bilimsellik, demokrasi, laiklik, özgürlük, ulusal bağımsızlık, ulusal özgürlük, Türkçecilik, savaşsızlık, barış, sevgi, dostluk yanlıları örneğin. Yani Atatürk istese 'artist' de olurdu ve hep başrolde oynardı yani dışsal olumlu, dışsal güzel bir karizması da var ancak onun da karizma dünyası dışı değil içi yani beyini, ruhu imiş ki bilime, kültüre, düşünmeye, felsefeye yönelmiş.

Yani bakın Michael Jackson da birileri ve bir de yüz milyonlarca, belki de birkaç milyar insan için karizma ancak örneğin siyah-beyaz Türkiye sinemasını zamanını düşünsek bile örneğin Cüneyt Arkın, Ediz Hun, Tamer Yiğit, Ayhan Işık belki birkaç milyon hayranı olmalarına karşın Michael Jackson'dan olağan akıla göre çok daha karizmatikler. Yine örneğin Hitler'i de yandaş halkı çok karizmatik buluyor olmalıydılar ki arkasından gitmiş ancak onda olsa olsa içsel değil dışsal karizma olmuştur yani Hitler'in felsefe ile, bilimsellik ile, demokrasi ile, insanlık ile, özgürlük ile, işçi hakları ile ilgisi neki? Örneğin Ajda Pekkan'ı birileri karizmatik bulurken ben asla hiçbir zaman hiç karizmatik bulmadım.

Yani hem karizma önemli birşey değildir hem de türleri vardır.

Ben hiç karizmatik olmadım abi ve karizma olmada da hiç gözüm yok öyle ki beni yolda görenler dilenci bile sanabilirler yani öylesine karizmadışı giyinirim ve görünürüm çünkü ben dışa değil içe, beyine, ruha, kişiliğe, öze önem, değer veririm. Sesim de güzel değildir yani sesimle de kimseyi etkilemeyi istemem; yani işin özü ben insanları karizma denilen şeyle etkilemeyi sevmem de, istemem de; ben yalnızca felsefe, ilim yaparım, anlayan anlar, anlamayan anlamaz. 'Dışı seni yakar, içi beni yakar' türü şeyler olmamak gerek. Yani beni dışsal olarak karizmatik bulan kişi yalan söyler ve bana hakaret eder çünkü dışsal karizma insanı yalnızca bir nicelik, kütle, cisim, nesne, duyu, algı, madde yerine koymaktır.

Erdoğan'ın nesi karizma anlayamadım? Sesi mi? Bence sesi de hiç güzel değil. Yani örneğin Deniz Baykal ile Erdoğan'ı yanyana konuştursanız Deniz Baykal'ın sesi daha tatlıdır çünkü daha medeni, daha insancıl, daha çağdaş, daha bilimsellik sunucudur. Zevkler ve renkler tartışılmaz diyorlar da tartışalım abi; dünyada tartışılmayan, dogma olan birşey kalmasın. Yani güzeli güzel güzel bulmuyorsa güzelin güüzelliğinde bir sorun var demektir yani birileri silahı güzel bulur, ben ise kitabı güzel bulurum yani silahı birileri güzel buluyor diye silah güzel olmaz ancak kitap hiçkimse güzel bulmasa da güzeldir yani aşalım artık bu iradeciliği, benciliği, kibiri.

Yani bakıyorum televizyonda olsun, afişlerde olsun; adamı güzel göstermek için foto-şop denilen şeyler, makyajlar yapılıyor. Demek ki genelde toplumda, özelde ise Akp dünyasında bir dışsal güzel, dışsal güzelleme, dışsal güzellik açlığı var ki bu da içe değil dışa güüzellik üzerine kurulu çağımıza uyan bir durum. Bana bakmayın, ben dışsal güzel değilim, güzel olsam zaten 50 yaşında evlenmezdim, çok daha önceleri talipelilerim olurdu; içsel güzelliği de siz aramıyorsunuz.

Yani herkes bir güzeli sever de asıl önemli olan şey güzelin yani güzel kavramının neyi sevdiği.

Demiş ya Yunus 'Bir ben var benden içeri'.

Yani ben Erdoğan'ı dışsal karizma bulanları da içsel karizma bulanları da yani dışsal güzel bulanları da içsel güzel bulanları da anlamıyorum; Trumph'ı da, Obama'yı da, Putin'i de. Belki de dünya tersine dönüyordur.


Necdet Gürçiftçi
İnternette yayınlandığı zaman: 20.8.17/07.57


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ğ HARF DEĞİL SAVIM Felsefe 22.05.2019
EVRİME KANIT SAVIM: ERKEKTE MEMELER Felsefe 21.05.2019
ÜNİVERSİTENİN ÜNİVERSİTE OLMAKTAN ÇIKARILIŞI SAVIM Felsefe 20.05.2019
BIRAK GİTSİN Şiir 19.05.2019
NAYLON POŞETİN PARALI OLMASI VE ÇÖP TORBASI ÇELİŞKİSİ SAVIM Felsefe 18.05.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.