MAÇKA PARKI PROVOKASYONU MU?

Devlet, ülke, Türkiye biryandan terörle uğraşırken, teröre karşı savaşırken biryandan da en az terör kadar zararlı, kötü birşeyin saldırısı altında ve bunun ne millet ne devlet farkında. Dışarıdan birileri Türkiye önde terörle uğraşırken arkadan sinsi sinsi ülkeye moda, turizım(turizm), medya ve sıpor(spor) adları altında çıplaklık sokmakta, yerleştirmekte.

Bu saldırının adı çıplaklıktır.

Dini tanımlayan Din hadisileri der ki 'Din ahlaktır, edebtir, utanmaktır; bunlar yoksa din de olmaz' ve Atatürk de der ki 'Ben ahlaklı insanı severim'.

Ahlak neden bu kadar önemlidir? Çünkü ahlak mantığın en üst halidir, zirvesidir; ahlakın dışında kalan şeylerden biri olan çıplaklık herşeyden önce nefstir ve nefs önce akılı alır, sonra ahlakı. Yani demek ki Türkiye'ye moda, turizım, medya, sıpor adları altında çıplaklık pompalamanın temel amacı Türkiye toplumunda mantığı yok etmektir ki mantığı yok olmuş bir toplum öncelikle dış devletlerce istenildiği gibi yönetilebilir.

Yani önce bu genel durumu anlamalı ki açıksaçık giyinmenin, daracı giyinmenin, cinsel sunumlu giyinmenin, ahlakdışı giyinmenin, utanmaz giyimin temel nedeninin kişilerin bireysel tercihleri olmadığını, bunun dış güçlerce bir araç olarak kullanılmakta olduğunu anlamak sağlansın. Yani çıplaklık ya da cinsel sunum üzerine kurulu moda, turizım, medya ve sıpor artık masum şeyler değillerdir; ahlak, edeb içindeki toplumlara yöneltilmiş silahlardır.

Maçka parkı'nda sava göre bir güvenlik görevlisi mini ve dar bir şort giymiş yani dinsel ve mantıksal açılardan çıplak sayılan bir bayana tepki göstermiş. Çıplaklık nasıl ki bireylerin bir tercihi değildir, bu durum da gerçekte bir pırovokasyon(provokasyon) olabilir.

Neden olabilir?

Dikkat edin:

1- 29 temmuz 2017'de İstanbul'da 'Kıyafetime karışma' eylemi yapılıyor.

2- 30 temmuzda Maçka parkı olayı oluyor.

3- 31 temmuzda ise Maçka parkı olayına tepki gösterisi yapılıyor. Bu tepki gösterisi de tıpkı 29 temmuzdaki 'Kıyafetime karışma' eylemi gibi örgütlü, pılanlı(planlı) bence çünkü o bayan sıradan biri olsaydı içine eşcinselleri de alan bir geniş örgütlü bu tür bir tepki eylemi hemen oluşamazdı ya da hiç oluşmazdı bence.

Yani Maçka parkı'na daracık ve kısacık bir şortla giden bayan belki bunu kasıtlı yapmış olabilir yani ortada bir kasıtlı tahrik, kasıtlı taciz olabilir yani güvenlikçi olmasaydı büyük olasılıkla başka birileri o bayanın giyimine tepki gösterecekti ve belki bu tür bir tepkinin oluşması da istenmiş olabilir.

Güvenlik görevlisi ifadesinde o bayanın ve yanındaki bayanın lezbiyen olduklarını ileri sürmüş. Burada sorun lezbiyen olup olmadıkları değil; bu olaya tepki gösterenlerin içinde eşcinsel örgütünün de olması yani ortada bir lezbiyenlik varsa ve eylemde bir eşcinsellik örgütü hemen varsa, bunu bir düşünmek, araştırmak gerekir. Maçka parkı'da o güvenlik görevlisine alkışlarla tepki gösterenler de bu tür bir provokasyon için daha önceden parka yerleştirilmiş olabilirler ki bu da araştırılmalıdır.

Bakın birileri terörle bu ülkenin huzurunu, güvenini kaşırken birileri de dine aykırı giyimlerle bu toplumun ahlakını kaşıyor olabilirler. Ve bu tür durumun arkasında moda şirketleri de olabilir, dine aykırı giyimlerle Akp iktidarına karşı zafer kazanabileceklerini sanan yoz kişiler ya da örgütler de olabilir ancak onlar bilmelidirler ki bu toplumun ahlakı ne denli çok kaşınırsa demokrasinin gelmesi o kadar olanaksızlaşır ve demokrasidışı bir düzenin gelmesi de o kadar kolaylaşır. Yanlışlara karşı başka yanlışlarla savaşmak doğru değildir, yanlışlara karşı ancak doğrularla savaşılmalıdır ki savaş yani, mücadele doğru olsun. Bu tür şeyler ahlaka değer, önem veren halk üzerinde tahrik edici, düşmanlık yaratıcı etkiden başka etki oluşturmaz.

Birileri takmışlar cinselliğe; çanta gibi nereye giderlerse oraya cinselliklerini götürüyorlar. Bilinmelidir ki cinsellik ilkelliktir ve cinsel egemen toplumlarda egemen olan şey medenilik değil ilkelliktir. Medeniliğe giden yol cinsellikten değil felsefeden, bilimden, ahlaktan geçer.

Ahlaksız, utanmasız, edebsiz bir toplum nicel bir kitleden başka şey değildir; bin tane üniversitesi de olsa, herkes üniversite mezunu da olsa. Herşey tespih taneleri gibidir ve ahlak da onları dizen, bir araya getiren, bir arada tutan, işe yaratan ip gibi.

Bence kamusal alanlarda; açık ya da dar; cinsel sunumlu giyim yasaklanmalıdır yoksa bu durum topluma, ülkeye en az silahlı terör kadar zarar verir, kötülük yapar.

Bu yüzden ben de açık ya da dar; cinsel sunumlu giyimle kamusal alanlarda bulunmak isteyenlere karşı olanların da 'Ahlaka dokunma' yasal eylemleri, yasal gösterileri yapmalarını öneririm.

Yani bakın birileri Mescidi Aksa için İsrail'e tepki gösterirken tuhaf ki birileri de 'Kıyafetime dokunma' diye çıplaklık eylemleri yapıyorlar ki bu durum acaba gerçekten rastlantı mıdır?

Yahu Afrikalılar bile artık giyinik dolaşıyorlar.

Bence Türkiye, toplum, millet tıpkı teröre karşı olduğu gibi çıplaklığa karşı da birleşmelidir çünkü hadislerin de dediği gibi ahlak, edeb, utanmak giderse din bile gider. Hem bilimsel olma hem dinli olma, ne olacak bunun sonu? Dünyayı yöneten devletlere, güçlere yem olmak.

Yani böyle giderse yarın birgün 'Pornoma dokunma', 'Fuhuşuma dokunma', 'Zinama dokunma', 'Sokaklarda, parklarda, metrolarda, otobüslerde sevişmeme dokunma' falan da olur.

Ey ülke, ey millet akılını başına devşir yoksa bu gidişle ne din olur ne demokrasi.

Yani birileri Türkiye'yi yalnızca terörle değil çıplaklıkla da karıştırmak istiyor, anlayın artık.

Ne soyunmakla demokrasi gelir ne giyinmekle demokrasi gider.

Vücuda değil beyine, ruha, felsefeye, bilime, kitaplara, ruha yönelin.

Çıplak bir toplumu esir etmek giyinik bir toplumu esir etmekten çok daha kolaydır çünkü çıplaklık ahlaktan önce akılı alır, yok eder çünkü utanmayı yok eder ve nefse en büyük köleliği yaratır.

Düşmeyin bu çıplaklık tuzağına.

 

Necdet Gürçiftçi

İnternette yayınlandığı zaman: 31.7.17/22.46

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
YALNIZCA SENİN ÇOCUĞUN DEĞİL Şiir 13.09.2019
SENİ SEVMENİN BİR YARARI VAR MI Şiir 12.09.2019
GÖNÜL NE YARARI VAR DERDİNİN BANA Şiir 11.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.