KUZGUNUN SON DÖRT GÜNÜ

Öncelikle belirteyim ki yazımdaki 'Kuzgun' sözcüğü kişileri değil Türkiye demokrasi ve laiklik cumhuriyeti devleti'ni yıkmaya, yok etmeye çalışan dış güçler ile iç güçlerdir.

 

Bilirsiniz 'Ya devlet başa ya kuzgun leşe' denir. Yani başta devlet olmazsa millet ve vatan yok olur.

 

Türkiye cumhuriyeti devleti'nin Türkiye cumhuriyeti devleti'ne muhalefet tarihini özetlemek gerekirse şöyledir bence: Mustafa Kemal Türkiye'yi kurdu; sonra da dış güçler İslamcılık, din, iman, Allah, Muhammed, ezan, minare vurgusu ile Menderes ile başlayıp bu devleti yıkma çabası içine girdiler; bu çalışma 60 darbesi ile kesintiye uğradı; öteki darbelerle bu çalışma yine devam etti; Özal başa getirildi; Akp başa getirildi ve günümüze gelindi. 

 

Belli ki iç ve dış birileri Hasan Mezarcı ile başaramadıklarını başkalarıyla yani onun ruhuna, onun kişiliğine sahip başkalarınca, kitlelerce başarmak istiyor.

 

Rockefeller şöyle demişti: 'Biz Türkiye'ye Menderes zamanında Marshall yardımı ile girdik.'.

 

Şimdi Kuzgun'un yani Türkiye'yi yok etmek güçlerin son beş gününe yani bu Kuzgun'a oluşan katkıya bakalım:

A: 29 temmuzda bir kısım tuhaf istekli bayanlar toplanıp 'Kıyafetime yani kısacık ve daracık şortuma karışma, mini eteğime karışma, bikinime yani ortalıkta sütyen-külot dolaşmama, kamusal alanlarda oramı buramı sergilememe karışma' diye tuhaf bir eylem, gösteri yapıyorlar.

B: 30 temmuzda yani hemen ertesi günü tuhaf bir biçimde hemen ertesi günü daracık ve kısacık şortuyla bir bayan ile bayan arkadaşına parkın bir güvenlik görevlisi tepki gösteriyor. Ve tuhaf bir biçimde; parka daracık ve kısacık şortla gelen bayan savcılığa şikayet dilekçesini vermeye aynı giyimle değil kapalı bir giyimle gidiyor.

C: 30 temmuz da yani hemen tuhaf bir biçimde buna karşı da hemen ve eşcinsel bir örgütü de içine alacak hazırlıklılık ve örgütlülük düşüncesi uyandıran biçimde bir gösteri yapılıyor.

D: 30 temmuzda bir Atatürk heykeline başı sarıklı, şalvarlı birince orakla saldırı yapıldı ki belli ki orakı büyük olasılıkla Atatürk'ü komünist, dinsiz olarak gördüğü ve göstermek için kullandı yani gerçekte demokrasici, laiklikçi Türkiye cumhuriyeti devleti'ni komünist, dinsiz olarak gördüğü ve göstermek istediği için.

E: 2 ağustosta ise hiç olmamışken, aniden, birden başbakan Anıtkabir'de Atatürk'e fatiha okuyor.

F: Bu arada teröre karşı savaşta şehit ve gazi haberleri gelmeye devam ediyor.

G: Bu arada hükümetin yaptığı tek şey siyaset, ekonomi konuşmaları ve teröre karşı bas bas bağırmalı alışılık tehditli nutuklar.

H: Bu arada İsrail'de Gazze tavırına karşı Türkiye'de mitingler, gösteriler.

I: Televizyonları hergün saran hırsızlık, gasp, kavga, döğüş, dolandırıcılık, yaralama, cinayet haberleri de caba.

 

Olaya yani Türkiye'nin gündemine şöyle bir baktığımızda felsefe ile, bilimsellik ile, demokrasi ile, laiklik ile olumlu olarak ilgili hiçbirşey göremiyoruz. Yani şu tabloya bakın: Hiç olumlu birşey görüyor musunuz? Biryanda çıplak gezmek isteyenler, biryanda peçeli gezmek isteyenler; 1950'den bu yana Türkiye'nin gizli tarihi işte bu bence; ve kuşkusuz ki tümü de yanlış, tümü de çözüm değil, tümü de büyük sorun yani al birini vur ötekini misali. Yani Türkiye'ye çözüm için siyaset, siyasetçi, oy sandıkları ve halk üzerine değil felsefe, bilim ve dini doğruya en yakın biçimde tanımlayan Din hadisileri üzerine kurulu; siyasetçilerin değil düşünürlerin(filozofların), alimlerin, bilgelerin yönettiği bir düzen gerekli. Siyaset Hacıyatmaz'a benzer; hep hareket eder ancak hiçbiryere gitmez, götürmez.

 

Tüm bunlar karşısında ise Türkiye demokrasi ve laiklik devleti'ni yıkmaya çalışan dış güçler ile iç güçler yani Kuzgun avuçlarını ovalayıp zevkle gülüyor.

 

Yani bunca şeyin üzerine bir de üstelik Anıtkabir'de bir Fatiha duası eksikti. Artık Fatiha'sı da okundu demokrasi ve laiklik ülkesinin belki de kimse farkında değil Kuzgun'dan başka.

 

Siyasette ve siyasetçide değil; felsefe, bilimde ve Din hadisileri'nde birleşin yoksa Kuzgun leşe daha da yakınlaşacak. Yani siz mutlu oldukça Kuzgun daha çok mutlu. Bence mutluluk kavramını ve mutluluğunuzu felsefe, bilim ve Din hadisileri ile gözden geçirmenin tam zamanı yoksa hergün gözden geçirmek ve yaşamak zorunda kalacağınız tek şey savaş içindeki bir ülke olacak tıpkı Suriye, Irak, Libya, Venezuela gibi.

 

Abd ile dost olanın eline önce dolar kokusu, sonra ise kan bulaşır.

 

Kuzgun'a yem olmak mı istiyorsunuz basit siyasi, ticari, nefs kavgalarına girip? Sizi bekleyen Kuzgun'u göremiyor musunuz?

 

 

Necdet Gürçiftçi

İnternette yayınlandığı zaman: 3.8.17/11.16


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ğ HARF DEĞİL SAVIM Felsefe 22.05.2019
EVRİME KANIT SAVIM: ERKEKTE MEMELER Felsefe 21.05.2019
ÜNİVERSİTENİN ÜNİVERSİTE OLMAKTAN ÇIKARILIŞI SAVIM Felsefe 20.05.2019
BIRAK GİTSİN Şiir 19.05.2019
NAYLON POŞETİN PARALI OLMASI VE ÇÖP TORBASI ÇELİŞKİSİ SAVIM Felsefe 18.05.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Dini Aforizmalarım (2) Felsefe 03.05.2019
Daha Ne kadar? Felsefe 16.04.2019
Yeni dünya şekillenmesi ve Türkiye Felsefe 05.04.2019
zamanı bilemedim Felsefe 05.04.2019
"GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER" Felsefe 11.12.2018

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.