BAŞBAKAN CUMHURİYETİN RUHUNA MI FATİHA OKUDU?

Başbakan Binali Anıtkabir'de Atatürk'ün ruhuna fatiha okumuş.

 

Laikçi kesimden bu duruma tepki gelmiş; yandaş kesim ise 'Ne var bun, ölüye Fatiha okumak kötü mü?' gibi şeyler diyor.

 

Herşey olduğu gibi olsaydı herşey olduğu gibi olurdu ancak özellikle siyasette herşey olduğu, göründüğü, görüldüğü, gösterildiği gibi değil.

 

Gerçek ki Akp bir takiyye partisidir çünkü demokrasi ve laiklik karşıtıdır yani demokrasi ve laiklik karşıtı olmasa takiyye partisi olmasından söz edilmesi de mantıksız olurdu. Ancak böyle olmaması en azından kuşku yaratır.

 

Takiyyecilik kötü, yanlış birşeydir çünkü öz olarak 'Düşmanlık, saldırganlık, yok etmek' demektir yoksa nedne takiyye yapılsın?

 

Biliyorsunuz Fetö de takiyyecidir. Akp de takiyyeci olduğu için bu durumda bilimsel mantık açısından en az Fetö kadar tehlikelidir çünkü takiyye yapmaktadır ve takiyye tehlikeli birşeydir; Akp tehlikeli ya da düşman ya da saldırı değilse nedne takiyye yapsın? Bu açıdan demokrasinin takiyye asla izin vermemesi gerekir; verdiği anda kendi ölüm emirini kendisi imzalamış olur.

 

Başbakan Akp'lidir yani demokrasiden, laiklikten yani Atatürk'ün savunduğu, istediği şeylerden yana değil. Biliyorsunuz Akp okullardan 'Andımız'ı da kaldırdı yani Akp'nin Atatürkçülüğünden söz edilemez.

 

Yani takiyye olan yerde dürüstlük olmaz. Dürüstlük olmayan yerde de demokrasi olmaz, din de olmaz. Öyleyse Akp'nin dinden nasıl söz ettiğini anlamak zordur. Öte yandan ise dürüst olmayanların devlet yönetiminde ne işleri var? 

 

Bilimsel mantıkla düşünürsek; Atatürkçü birinin Anıtkabir'de dua etmesi ülke düzeni yani devlet yapısı açısından bir sorun oluşturmaz ancak Atatürkçü olmayan, Atatürk karşıtı kişilerin Anıtkabir'de bir de Fatiha duası okumaları ve üstelik de bir de durup dururken okumaları oldukça sorun olabilir. Yani Atatürk zıttı kişilerin Anıtkabir'de Atatürk'e Fatiha okumaları Atatürkçülerin Kabe'de Andımız'ı okumalarına benzer.

 

Biliyorsunuz Fatiha duasını Müslümanlar ölülerin arkasından, ölülere okurlar. Bu durumda bilimsel mantık zorunlu olarak şunu düşünür ve sorar: Acaba başbakan Atatürkçü düzenin, demokrasinin, laikliğin, laik hukukun ruhuna mı fatiha okudu? Yani Akp'nin demokrasi karşıtı, laiklik karşıtı, cumhuriyet karşıtı zaferini mi simgeledi ve taçlandırdı o Fatiha'sı gerçekte?

 

Dediğim gibi; Akp bir demokrasi partisi değil demokrasi karşıtı bir takiyye partisidir ve demokraside var olması bile akıldışı ve kuşku vericidir; bu durumda Akp'nin ağızından dua bile çıksa beddua özelliği olması olasılığı oldukça yüksektir.

 

Dürüst olmamak, takiyye yapmak her türlü kuşkuya da, güvenilmeziliğe de açık olmak zorundadır.

 

Yani artık Akp ağızı ile kuş tutsa bile bilimsel kesime yaranamaz.

 

Kuşkusuz ki Müslüman olduğunu söyleyen bir siyasi parti ya da kişi 'Çıkarlarım için rahip cübbesi bile giyerim' dedikten sonra ona bilimsel mantıklı hiçkimse inanmaz. Kusura bakılmasın; ben hem çıkarlarım için böyle saçmalıklar yapmam hem de benim için birinci sırada olan şey benim çıkarlarım değil felsefenin, bilimin, dinin çıkarlarıdır ki onlar da dürüst, güvenilir, vicdanlı, erdemli olmayı öğretirler ve isterler. Siyasetçiler ise herşeyi yapabilirler; bu yüzden siyasetin ve siyasetçinin felsefede, bilimde ve dinde yeri yoktur; o yalnızca oy sandığıları(sandıkları) avunur, mutlu olur, övünür, böbürlenir.

 

Ve şunu da bilmek gerekir ki ne Atatürk'ün ne Atatürkçülerin ne bilimsellerin ne düşünürlerin alimlerin bilgelerin Atatürk karşıtlarının, takiyyecilerin ve dürüst olmayanların, güvenilir olmayanların dualarına gereksinimi yoktur.

 

Akp takiyyeci olmasaydı yani dürüst yani güvenilir olsaydı bu kuşkulara yer kalmayacaktı.

 

Bence Akp iktidarına karşı 'Ya takiyyeci olma, dürüst ol ya git' yasal mitingleri, yasla gösterileri, yasal toplantıları, yasal konuşmaları düzenlenmelidir ve takkiyeci olmaktan çıkmayacaksa da hemen kapatılmalıdır; demokrasi hile hurda merkezi değil dürüstlük, samimilik merkezidir. Bir devlet ve millet asla takiyyeci olmamalıdır ve takiyyecilere de göz yummamalıdır yoksa işte böyle uykular bile gözler açık olmak zorunda kalırlar ve kimsenin kimseye güveni kalmaz ki böyle din de olmaz demokrasi de.

 

 

Necdet Gürçiftçi

İnternette yayınlandığı zaman: 3.8.17/09.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
KESME ŞEKER Şiir 18.09.2019
AKILLISI DA BİZİM DELİSİ DE BİZİM BU ÜLKENİN Şiir 17.09.2019
ÇOK MU DEĞERLİ OLUR AŞK Şiir 16.09.2019
CAMİLERDEN HOPARLÖRLER KALDIRILSIN Felsefe 15.09.2019
DİNSİZ OLMA İNSAN Şiir 14.09.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
HAYIR! HAYIR! Felsefe 23.08.2019
Masadaki 19 Felsefe 08.08.2019
SANRILAR İMPARATORLUĞUNDAN AHLAKİ NORMOLOJİYE Felsefe 29.06.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.