FETHULLAH GÜLEN SANA MEYDAN OKUYORUM

Evet Fethullah Gülen, sana meydan okuyorum.

Dedin ki bir televizyon kanalında, duygusallığını, merhametliliğin, vicdanlılığını anlatmak, kanıtlamak için: Sıcak bir yaz günü penceremde yarı baygın bir arı buldum. Ona su verdim, kendine gelmedi; bal verdim, kendine gelmedi; sonra onu bahçeye bıraktım ve bir saat ağladım.’ Bu mu Fethullah Gülen, seni duygulu, merhametli, vicdanlı, inançlı, imanlı yapan?

Öyleyse bir de beni dinle:

Sıcak bir yaz öğlesi. Kırk beş dereceye yakın bir yokuştan aşağı iniyorum. Dünyam yıkılmış gibi. Yani öyle şaşkın, üzgün ve öfkeliyim ki dünya yansa umurumda değil durumu gibi bir durum. De ki o gün , emekli ikramiyemi düşürmüşüm ya da çaldırmışım. De ki o gün doktorlar, ‘Kansersin, en çok üç ay yaşarsın.’ demiş. De ki dünyadaki tek çocuğunu tırafik(trafik) kazasında yitirmişsin o gün. De ki o gün gireceğin bir işe, torpille başkasını almışlar ve cebindeki son lirayı da dün bitirmişsin. De ki böyle birşeyler işte. Evet böyle bir durumda o yokuştan yukarı iniyorum. Bakıyorum yerde küçücük bir salyangoz yavrusu. İşi gücü bırakmış, yolun karşısına geçmeye çalışıyor. ‘Geberirse gebersin, bana ne?’ diyorum; o, yolun ortasına, ölümüne doğru sanki dondurmasını yalaya yalaya giden küçük, mutlu bir çocuk gibi. Attığım her adımda içimden bir ses ‘Dön, onu kurtar. ‘ diyor. Ben de her kezinde, o sese, ‘Bana ne, ben ölmüşsem, o niye yaşasın, alt tarafı bir hayvan.’ diyorum. On metre kadar gidiyorum, bakıyorum yokuşun dibinden bir kamyon, ana yoldan yokuşa dönüyor ve ağır ağır yokuşu tırmanmaya başlıyor. İçimdeki o ses yine konuşuyor: ‘Onu kurtar. Sen acı çekiyorsun diye o ölmek zorunda mı?’. Direniyorum yine, ‘Hayır.’ diyorum, ‘Geberirse gebersin, bana ne?’ Kamyon gittikçe bana yaklaşıyor, ben de ona. Ve kamyon yanıma geliyor, yukarı tırmanışını sürdürüyor. Duruyorum ve birden geri dönüp koşmaya başlıyorum, yokuş yukarı, ‘ben ölmüşsem o da ölmek zorunda değil.’ Yaşım kırk. Ve kamyondan önce o salyangoz yavrusuna yetişiyorum, yaklaştığı yolun ortasından alıyorum ve gitmek istediği karşıya bırakıyorum. Evet; Fethullah Gülen, ben hiçbir dinden değilim yani sana göre dinsizim bile. Üstelik Allah’ı da inkar ediyorum; yani sana göre kafirim de, cehennemliğim de. O salyangozu kurtarınca, yokuş aşağı yoluma giderken gözlerim ıslaktı Fethullah Gülen ama ben bu olayı hiçkimseye anlatmadım, ilk kez burada yazıyorum; yazmak zorunda kaldığım için. Evet, o salyangoz yavrusunu kurtarınca ağladım ama onu bir çocuk gibi otların arasında oynarken düşündüğüm için sevinçten, mutluluktan ağladım. ve benim bu iyiliğimi gökten gördüğüne inandığım bir Allah’ım yoktu. Yani çıkarsız yaptım.

Evet, Fethullah Gülen, dinle yine.

Yine bir sıcak yaz günü. Beton bile ateş gibi. Beton yolda giderken yerde iri bir çekirge gördüm. Sıcaktan baygın. Üstüne basıp geçebilirdim, acısı son bulsun diye ama yapmadım, elime aldım, soğuk soğuk üfledim, serinlettim. Ve bir bahçeli ev bulunca bahçesine bıraktım. Ve yine ağladım. Neden biliyor musun? Onu, otların arasında mutlu yaşarken düşündüğüm için sevinçten ağladım. ve bu iyiliğimi yazan , omuzlarımda, inandığım bir melek de yoktu. Yani çıkarsız yaptım. Bunu bir öykümde yazdım.

Evet, Fethullah Gülen, yine dinle.

Yine yolda gidiyorum. Bir evin kıyısına park edilmiş bir okul taşıtı görüyorum ve gözlerim yaşla doluyor. Neden mi? Çünkü düşündüm: Bu adam yani o taşıtın sahibi ya da sürücüsü evinden sabah çıkıyor, akşama kadar öğrenci taşıyor. Yani tüm günü, tüm yılı, tüm yaşamı böyle geçiyor. Eşini düşündüm. Kadın belki genç. Belki yeni evliler. Ve o kadının tüm gün, tüm yıl, tüm yaşamı boyunca öğrenci taşımaktan başka bir şey yapmayan, başka bir şeyle ilgilenmeyen, tek dünyası arabası ve işi olan bir eşi var. Ve kadın; sabah, akşam baktığında karşısında yalnızca ve hep araba kullanan, başka bir özelliği olmayan bir eş görüyor. Kocasında ne bilim ne kültür ne sanat göremiyor. Tüm gün yemek yap, çamaşır yıka, bulaşık yıka, şunu yap, bunu yaptan başka bir şey yapmayan bir kadın. Oysa o kadın ve eşi; bir mühendis ya da öğretmen ya da doktor ya da avukat ya da böyle başka bir şey olsalardı; akşam olunca bilimden, kültürden, sanattan, siyasetten, edebiyattan da konuşabilselerdi ne güzel olurdu değil mi? İşte bunu düşündüğüm için ağladım Fethullah Gülen. Ve bunu düşünüp ağlarken, benim ne iyi, ne düşünceli bir insan olduğumu gördüğüne inandığım bir Allah da yoktu. Yani bunu da çıkarsız yaptım. Sen her günü; bilimsiz, kültürsüz, kitapsız, birbirinin aynısı olan bir yaşam ne demek biliyor musun Fethullah Gülen?

Ben de ağlıyorum Fethullah Gülen ve kendim için ağladığım pek olmamıştır.

Ben de ağlıyorum Fethullah Gülen; üstelik Amerika’daki bir çiftliğimde değil on metrekare, kapısız, penceresiz, sıvasız bir odada ağlıyorum. Ben de ağlıyorum Fethullah Gülen; üstelik cennet ile ödüllendirilme umudum olmadan.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen.

Haydi Fethullah Gülen; o yoz, ahlak dışı, Türkiye düşmanı, Atatürk düşmanı, laiklik ve demokrasi düşmanı örgütünle bana da saldır.

Senin karşında; ülkesi, insanlık, insanlar, hayvanlar için senden daha çok ağlayan bir adam var. Üstelik Türkiye’li, Türkiye’de, Türk, bilimsel ve dinsiz.

Haydi, bana da saldır Fethullah Gülen, o yoz , ahlak, onur, Türklük, Türkiye, Atatürk, merhamet, vicdan tanımayan şeriatçı örgütünle. Senin karşında; akşam karanlığında penceredeki üç çiçeğini çalan Müslüman’ı, cama yazdığı yazı ile vicdana getirip, on beş gün sonra, çaldığı o üç çiçeğin yanında bir de bir saksı hediye çiçek ve özür mektubu koyup, bir sabah kapısının önüne koydurtan adam var. Üstelik Türkiye’ci, Türk, bilimsel ve dinsiz.

Haydi bana da saldır Amerika’daki çiftliğinden, haydi bana da saldır tırilyon( trilyon) dolarlarınla; bakalım beni satın alabilecek misin? Senin karşında; yılda bir kez falan gittiği bir semt pazarındaki Müslüman, köylü, kadın, çingene zeytin satıcısına, beş kilo yeşil zeytin tarttırıp, tam parasını ödeyeceği sırada parasının olmadığını görüp kadından özür dileyip bir saat içinde geri gelip o zeytinleri alacağını söyleyip, iki kilometre gidiş, iki kilometre geliş olmak üzere dört kilometrelik ve kırk beş derecelik yokuşları olan yolu ; sırf verdiği sözü tutmak için ve onca yorgunluk üzerine üstelik günde beş vakit namazındaki, oruç kaçırmayan, her yıl kurban kesen Müslüman’ın, ‘Boşver, gitme, bolu boşuna yorulma, o başkasına satar onu.’ demesine karşın. ‘ Hayır, ben söz verdim, sözümü tutmalıyım.’ deyip gidip gelen bir adam var; üstelik bilimsel, Türk, Türkiye’li ve dinsiz. Ve o satıcı kadını, zeytinleri bitirmiş, onu beklerken bulan bir adam var. Ve o kadının ona sözü şudur. ‘Söyleseydin, zeytinleri sana verirdim, parasını haftaya verirdin.’. Evet, Fethullah Gülen; birbirimizi ilk kez görmüştük oysa.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen; haydi bana da saldır Amerika’daki çiftliğinden, tırilyonluk örgütünle.

Haydi Fethullah Gülen bana da saldır. Bana da ; güzel ahlakı yüzünden Müslüman sanılıp, köpeklerin bile yaşamayacağı , nemli, karanlık bir kiralık zemin katında yaşarken emekli bir imamın, Müslüman sanıp, evine gelip ‘Ya burada insan mı yaşar? Gel sana parası benden bir daire alayım; sevdiğin biri varsa bir de düğün yapıvereyim.’ sözlerine ‘ sağol amca, ben dünya için değil ahiret için yaşıyorum.’ diye önerilen şeyleri geri çeviren bir adam var. Üstelik bilimsel, Türkiye’li, Türk ve dinsiz.

Evet Fethullah Gülen; haydi bana da saldır Amerika’daki çiftliğinden, o yoz, kokuşmuş, çürük örgütünle. Senin karşında, on yıl boyunca, sokaktaki hastalara, saralılara, sızmış sarhoşlara, köpek ısırmışlara yardım edebilmek için içi ilk yardım malzemesi dolu bir sırt çantası taşıyan adam var, yaz, kış.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen hem de on metrekarelik, penceresiz, kapısız, sıvasız, sobasız bir odadan. Haydi bana da saldır Fethullah Gülen. Bu adama da saldır haydi; sokaklarda kavga edenleri ayırabilmek için, birbirlerine zarar verip ailelerini üzmesinler diye ve siporu(sporu) hiç sevmemesine karşın, halter ve savunma kurslarına giden ve hergün kavga ayırmış bir olan bir adam var. Ve bunları; gökteki bir ilahın izlediğine inanmadan yapan bir dinsiz adam var.

Haydi bana da saldır Fethullah Gülen. Öldü diye, sabah ölüsü yıkanmak için köy evinin avlusuna bir beze sarılıp bırakılan ama çevresinde ‘ Derviş’ olarak bilinen ninesinin sabah, ölüsünü yıkamak üzere sarılı olduğu bezi açtığında yaşadığını gördüğü bir bebekten büyüme, bir ‘dervişin’ kurtardığı bir adam var.

Haydi bana da saldır Fethullah Gülen. Bu adama da saldır; çift zarla doğmuş bu adama da saldır.

Sana; bilim, ahlak, Türkiye, Türklük, insanlık adına meydan okuyorum; haydi bana da saldır Fethullah Gülen. Üniversitede, bir ders yüzünden bir yıl beklemeyi göze alan; bir yıl sonra da ‘Bana gelseydin, seni de geçirirdim, arkadaşlarını geçirdim.’ dediğinde, ‘Ben buraya bilim öğrenmeye geldim; hakkım olmayan birşeyi almaya değil.’ diyen bir adam var.

Evet ben de ağlarım Fethullah Gülen. Amerika’daki bir çiftlikte, tırilyonlarımla değil on metrekare, kapısız, penceresiz, sıvasız, sobasız bir odada.

Haydi bana da saldır Fethullah Gülen; Kuranı yirmi yıl boyunca yedi ayrı kurandan içtenlikle incelemiş; kuran okurken ağlayan bu dinsize de saldır. İncil’i, Tevrat’ı, Zebur’u on yıl incelemiş bu dinsize de saldır. Müslüman’ları, ancak Muhammed’i sevdiği için seven bu dinsize de saldır.

Haydi bana da saldır Fethullah Gülen. Sana meydan okuyorum. Bana da saldır Fethullah Gülen; parmağını paslı testere kestiğinde, hastahaneye gittiğinde, para istenilen; parası olmadığı için tetanoz aşısı olamayan, ve ‘Canınız cehenneme, ölürsem ölürüm.’ deyip çekip giden bir adam var.

Evet sana meydan okuyorum Fethullah Gülen; senin karşında parasıyla, malıyla yükselen bir adam değil bilimle, ahlakla, Türk’lükle, Türkiye ile, yoklukla, acıyla yükselen bir adam var.

Üstelik bilimsel, laik, Türkiye’de, Türkiye’ci, Türk ve dinsiz.

Haydi bana da saldır Fethulah Gülen; yoz örgütlenmenle, tırilyon dolarlarınla, Amerika’da bir çiftlikten. Haydi, bana da saldır; bu adama da saldır; sana , on metrekarelik, kapısız, penceresiz, sıvasız, sobasız bir odadan meydan okuyan bu Türk’e, Türkiye’liye, Türkiye’ciye, bilimsele, dinsize de saldır.

Haydi ölçelim bakalım, hangimizin gözyaşları daha ağır çeker. Sen gerçekte ağlamıyorsun, seni ağlatan imanın, inancın değil; gözyaşı bezlerindeki bir hastalığı kurnazca etkileyip akıtabilmen; gözlerinden cam çıkaranlar gibi. Gözyaşı bezlerini tedavi ettir sen ağlayamazsın Fethullah Gülen, sen ağlayamazsın, ağlayamazsın. Atatürk’ü sevmeyenler içten ağlayamaz.

Ben yolda genelde başım öne eğik yürürüm Fethullah Gülen, neden biliyor musun? Gözyaşlarım görülmesin diye.

Haydi bana da saldır. Kuranı eleştirdiği için ünlü caminden imamca kovulan bu adama da saldır. Haydi bana da saldır; 12 eylüle bir kaç ay kala, bir iftira yüzünden karakolda dayak yerken ‘İnsanlık bu kadar mı düştü ya?’ diye; kendine değil de ülkesinin, insanlığın durumuna, kendisini döven polislerin haline ağlayan adam var.

Haydi bana da saldır Fethullah Gülen; Amerika’daki çiftliğinden, tırilyon dolarlarınla.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen, öyle ki sana hiçkimse böylesine meydan okumamıştır.

Sana meydan okuyorum Fethullah Gülen.

Senin Musa’n benim.

Öyle ki bu yazıyı yazarken bile üzüntümden ağlıyorum.

Türkiye'ye zarar verme, kötülük yapma Fethullah Gülen. Bunu yapma.

Çok istiyorsan şeriatı, git; İran'da, Suudi Arabistan'da, Yemen'de yaşa. Bu ülkeye dokunma.

Bu yazıyı yazmak zorunda kaldığım için gerçekten üzgünüm.

Ama Türkiye'me elleme.

 

Necdet Gürçiftçi

İnternette yayınlandığı zaman: 2010-Ekim


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN'IN TEK TİP ELBİSE ÖNERİSİNİN MADDİ BOYUTU Felsefe 16.08.2017
AMERİKANVARİ BEYAZ TV Felsefe 15.08.2017
BOYUN EĞSEN DEMOKRASİ OLUR HESAP SORSAN SUÇ Şiir 14.08.2017
MÜFTÜLER VE NİKAHLAR Felsefe 13.08.2017
ERDOĞAN ADALET İLE GÜVENLİĞİ BİRBİRİNE KARIŞTIRIYOR Felsefe 12.08.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yalnızlık ve ölüm Felsefe 18.07.2017
Felsefe Nedir (1.Kısım) Felsefe 21.06.2017
Saygi mı adalet mi? Felsefe 17.05.2017
Kaçan Otobüs Felsefe 15.05.2017
Bazı Hayaller Felsefe 11.05.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.