Toplumdaki İnanılmaz Kutuplaşma ve Yozlaşma Gerçeği

Türkiye'nin durumu son dönemlerde gitgide kötüye gidiyor...

Bunun nedeni nedir?
Toplum nezdinde açığa çıkan muazzam kutuplaşma ve adeta soğuk savaş ortamının altında yatan sebepleri incelemek herkes için faydalı olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ne bir Arap devletidir, ne de Arap kültürünün bir ögesidir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin durumunu irdelerken ve derinlemesine incelerken hayretler içinde kalmamak olanaksızdır. Bugün gerek doğu, gerekse batı toplumlarına bakıldığında, arada kaynayan İslam coğrafyası hariç, tamamen sekülerleşmiş ve demokrasiyi benimsemiş bir kitle görülür. Her halükarda, yani hem Avrupa ile olan yakınlaşmada hem de Şangay Beşlisi gibi oluşumlarda Türkiye'nin konumu oldukça sarsıntılı ve düşündürücüdür. Her geçen gün Ortadoğu bataklığına saplanan ve bunu bile isteye devam ettiren politikalarımız nedeniyle bugünün Türkiye'sinin artık dünyada eşi benzeri olmayan bir konuma geldiğini açık bir şekilde görmek gereklidir. Atatürk ilke ve inkılaplarından vazgeçilerek atılan her adımın geriye doğru ters tepmesi durumu, bizleri aptal bedevilerin baldırları çıplak bir şekilde güreştikleri çöllere doğru götürerek burada kaybolmamıza neden olmaktadır. Neticede tamamen farklı hayatlar yaşayan toplumun birtakım kesimlerinin herhangi bir ortak paydada birleşmesi de artık mümkün görünmemektedir. Bunu çözmenin tek yolu, yeni bir ortak payda yaratmaktır.
Herhangi bir bireyin doğumundan itibaren yürüdüğü yolu ve kat ettiği mesafeyi incelersek Türkiye'deki durumu anlayabiliriz. Öyle bir çocuk düşünün ki, Anadolu'nun en ücra köşelerinden büyük bir şehre göç etmiş muhafazakâr bir ailenin çocuğu olsun, yine öyle bir çocuk düşünün ki, kuşaklardır büyükşehirlerde yetişmiş orta halli burjuva bir ailenin çocuğu olsun, bu ailelerden biri lüks sitelerin arka taraflarına döşenmiş gecekondulardan birinde otururken diğer aile de bu gecekonduların hemen yanındaki sitelerden birinde otursun. muhafazakâr olan ailenin çocuğu eve en yakın devlet okuluna gönderilirken diğer ailenin çocuğu yine devlet okulu olan fakat evden biraz daha uzak, daha seçkin, yemekhanesi ve çeşitli imkanları bulunan, sınıfları az öğrencili bir okula gönderilsin. Bu çocuklar başlangıçta aynı eğitimi alsınlar, evleri birbirlerine o kadar yakınken hiçbir zaman birbirlerini görebilecek kadar yakına gelemesinler, muhafazakâr ailenin çocuğu geleneksel adetlerle ve köyden gelen alışkanlıklarla büyütülürken, şehirli çocuk çeşitli sanat aktiviteleriyle, sporlarla ve enstrümanlarla büyütülsün. muhafazakâr ailenin çocuğunun tek sosyal aktivitesi evinin karşısındaki camideki Kur'an kursuna gitmek olurken diğer çocuk arkadaşlarıyla birlikte alışveriş merkezlerinin eğlence salonlarında bowling oynasın. Aradan yıllar geçiyorken orta halli bir burjava ailesinin çocuğu çeşitli ders takviyeleriyle, kurslarla ve çalışmayla fen lisesini kazansın, diğer ailenin çocuğu ise muhafazakâr geleneklerle büyütülerek imam-hatip lisesine gönderilsin. Burjuva ailenin çocuğu lise yıllarında çeşitli yurtdışı gezilerine, projelere katılırken muhafazakâr ailenin çocuğu Kur'an okuma yarışmalarına katılsın. Burjuva ailenin çocuğu dünyaya açılırken muhafazakâr ailenin çocuğu kendi içine, geleneklerine kapansın, dünyayı tanımasın. Yani, "seküler ailenin çocuğu" "seküler", "muhafazakâr ailenin çocuğu" "muhafazakâr" olsun. Bu iki çocuk liseyi bitirip fen liseli olan Tıp okusun, imam-hatipli olan İlahiyat okusun. İkisi de başarı göstererek kendi alanlarında kendilerini geliştirebildikleri kadar geliştirsinler. Tıpçı çok başarılı olursa Avrupa'ya ya da Amerika'ya, İlahiyatçı çok başarılı olursa Mısır'a gidecektir. Hadi diyelim Türkiye'de kaldılar, bu iki insan birbirlerini hiç göremeyecek, aynı masaya oturup sohbet edemeyeceklerdir. Birbirlerine karşı hep bir önyargı olacaktır ve bu böyle devam edip gidecektir. İşte Türkiye gerçekliği budur, Türk toplumu budur. Bunu aşmak ise ancak aile kurumunun düzenlenmesiyle ve inkılapların takip edilmesiyle mümkündür. Kendi kabuğuna çekilen milletler ise eninde sonunda felakate sürüklenerek yok olmaya mahkumdurlar. Türkiye'nin bu durumu içler acısı ve korkunçtur. Bunu yıkmanın yolu cehalete geçit vermemektir. Aksi halde içinde bulunduğumuz kutuplaşma daha da ileriye gidecektir.
Yüzyılın başından itibaren toplumda artan yozlaşma, kaytarma, dolandırıcılık ve üçkağıtçılık "uyanıklık" olarak lanse edilerek masumlaştırılmaya ve yumuşatılmaya çalışılmaktadır. Artık bu toplumda diplomanın, liyakatin, emeğin hiç yeri kalmamışken tamamen çıkarların ön plana koyularak hareket edildiği akrabalık ilişkileri ve yakınlık durumları söz konusu hale gelmiştir. Bu ancak üçüncü dünya ülkelerine has birtakım tutumlardır. Ülkemizde her geçen gün daha çok yer edinen bu tutum ve davranışların insanlığa, topluma faturası çok ağır bir şekilde kesilecektir, ve hatta kesilmektedir. 
Ülke gündemini meşgul eden her olayın doğrudan veya dolaylı olarak bu konuya, yozlaşmaya, bağlı olması da bunu doğrular niteliktedir. Toplumu yönetenlerin liyakatsiz ve yozlaşmış tavırlarının topluma yansımaması düşünülebilir mi? Nitekim de öyle olmuştur. Türk milleti, artık yozlaşmış bir millettir. Bunu toparlamak ve açılan yaralarımızı sarmak için gereken olan bilim, sanat ve ışık Atatürk ilke ve inkılaplarında mevcuttur. İdealimiz, cahil toplumun yok edilerek maharetli ve çalışkan bir toplum üretme anlayışına sahip olarak yozlaşmayı yok edecektir. Aksi halde bu toplumun, dolayısıyla ülkenin sonu olacaktır.
4. Roma ideali, gösterilen ilkeler doğrultusunda mücadelesinden hiçbir zaman taviz vermeyerek, cehaletle mücadelede asla geri durmayarak yeni Türkiye'nin inşasını en sağlam şekilde, toplumun temelinden başlayarak, gerçekleştirecektir. Bunu gerçekleştirmek için gerekli azim Roma'nın torunlarında ve Mustafa Kemal'in askerlerinde mevcuttur.

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Eğitim Sistemi ve Öğrenememek Eğitim 10.09.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
1.MEYDAN MUHAREBESİ Politika 16.08.2017
3. DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE Politika 13.08.2017
16 NİSAN'DAN SONRAKİ EN KRİTİK SEÇİM ''2019'' Politika 12.08.2017
Yok öyle Hazır Devlet'e Konmak!. Politika 11.08.2017
‘KARA’AYDIN KAVGALARI Politika 09.08.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.