ERDOĞAN KİTABA ZAMAN BULAMIYOR ANCAK FUTBOLA BULUYOR

Erdoğan diyorum çünkü artık hem cumhurbaşkanı hem de Akp başkanı olduğu için hangisi ne zaman bilemiyorum.

Sıporu(Sporu) sevmem. Bence günümüzde insanlığın en büyük iki düşmanı sıpor ve modadır. Öyle ki sigara ve içki bile onlar kadar zararlı değildir insana ve insanlığa. Bence sıpor insanın yalnızca bedenine, beden sağlığına yararlıdır ancak beyininne, ruhuna zararlıdır çünkü sıpor beyin-beden savaşında beyinin değil bedenin yanında yer almaktır.

Siz dünyada hiç askerlerine sıpor değil de kitap okumayı emir veren ordu, ülke; terörcülerine sıpor yapmayı değil de kitap okumayı emir eden terör örgütü gördünüz mü?

Dünyanın bence en zor iki şeyinden birincisi kitap okumak, ikincisi de sıpor yapmaktır ve sıpor yapmak kitap okumaya göre çok kolaydır. Yani insanlar iş ve yemek dışındaki zamanlarında genel olarak şu iki şeyden birini seçmek zorunda kalırlar: Kitap okumak ile sıpor yapmak; ve genelde sıpor yapmak seçilir; bu yüzden dünya ekonomisinde olağan ekonomiden sonra en çok yere sahip şey cinsellik ticareti ve sıpordur ki moda da cinsellik ticaretidir.

Sıpor beyine değil bedene yönelik olduğu için savaşçı, barbar, saldırgan, ilkel yani nicel bir kişilik oluşmasına neden olur kişilerde, toplumlarda, hayatta ve insanlıkta. Bu yüzden insana ve insanlığa önerim olabildiğince bedensel işlerden kaçınmak ve beyinsel, ruhsal işlere yönelmektir ki bu da ancak felsefe, bilim yani kitap okumakla olur. Bakın; Spartalılar yalnızca bedene, kasa, bedensel sağlığa, bedensel güce, savaşçılığa, bedensel gösterişe önem, değer verdikleri için yok oldular. Bu açıdan İslamiyet dinderi(peygamberi) Muhammed'in kız bebeklerinin öldürülmesine karşı çıkması bu açıdan gerçekte Arabistan halkının yok olmasını da önledi yani Muhammed olmasaydı büyük olasılıkla Arabistan halkı yok olacaktı, Spartalılar gibi çünkü kız bebeklerini öldürmek bedensel güce değer vermektir tıpkı Spartalılar gibi.

Ancak tuhaf ki ülkemiz kitap okumadıklarını söyleyen siyasetçiler ülkesi olmuş. Oysa Atatürk savaşlara bile bavul dolusu kitap ile giderdi. Bu açıdan 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' hadisi ile Atatürk'ün 'Hayatta en doğru bilimdir, benim sözümle bilimin sözü çelişirse beni değil bilimi dinleyin' sözü aynı çatı altında birleşir. Oysa günümüzde ülkemizdeki siyasetçilere bakın: Televizyona çıkıp kitap okumadıklarını söyleyebiliyorlar. Hadisin de Atatürk'ün de dediği gibi bilimin olmadığı yerde doğru olmaz. Bu nedenle hep diyorum ki ülkeleri siyaset ve siyasetçiler değil felsefe, bilim, düşünürler, alimler ve bilgeler yönetmelidir yani işleri gerçeği ve doğruyu düşünmek, aramak olanlar.

Erdoğan kitap okuyamadığını çünkü kitap okumaya zamanının olmadığını ancak danışmanlarının hazırlayıp getirdikleri kitap özetlerini okumaya çalıştığını söyledi. Düşünün; üniversite bitirdiğini söyleyen bir cumhurbaşkanı kitap okumuyorsa millet nasıl okuyacak? Yani Erdoğan o sözüyle; dinin ve doğru hayatın temeli olan bilimden uzak olduğunu da belirtmiş oluyor dolaylı olarak çünkü bilim de, din de kitap okumadan olmaz. Bu durumda milletin, ülkenin de dinin ve doğru hayatın temeli olan yere doğru değil başka yerlere doğru gittiği sonucu çıkar.

Zaman yokluğunu kitap okumamasına gerekçe olarak gösteren Erdoğan nedense futbol maçlarına gitmeye ve hemen hemen hergün açılışlara, davetlere, gezmelere, törenlere gitmeye zaman bulabiliyor. Biliyorsunuz Gazze bombalanırken futbol oynamıştı, geçen gün de Başakşehir maçına gitmiş. Bir maç 90 dakikadır; bir de maç öncesinde ve sonrasında geçirilen zaman var. Çevremizde de sıkça görürüz, üstelik de üniversite mezunlarında bile; derler ki 'Kitap okumaya zamanım yok, tüm gün işteyiz' ancak tuhaf ki ceptelefonlarıyla saatlerce konuşmaya, mağazalarda saatler geçirmeye zamanları olur. Yani kitap okumamak özellikle 21. yüzyılda yalnızca boş, uyduruk bir bahanedir artık. Ben günde 12 saat çay garsonluğu yapıyordum, akşam beş Km koşuyordum ve sonra bir de kitap okuyor, yazılar yazıyordum, üstelik de 45 yaşımda. Yani insan isteyince oluyor. Yani kitap okumamak yalnızca istememekle olur ve acı olan da üniversite mezunlarının bile kitap okumak istememesidir.

Yani üniversite mezunu ben bir ülkenin yöneticisi olsam ve 'Kitap okumaya zaman bulamıyorum' desem, toplumdan önce kendimden ve üniversiteli olmaktan utanırdım.

Bir hadis var: 'Utanmak yoksa din de yoktur' der. Gerçek ki kitap okumak da öncelikle toplumdan, insanlıktan, cehaletten utanmakla yani utanmakla başlıyor. Yani utanmanın olmadığı yerde din de kitap okumak da olmuyor.

Bir de 'BAŞKOMUTAN' pankartı yazılmış. Ben isterdim ki bir cumhurbaşkanı için 'Düşünür, alim, bilge, yazar, şair' gibi şeyler yazılsın. Yani savımın doğruluğunu anladınız değil mi; sıpor olan yerde alim ruhu değil savaş ruhu oluyor ki savaş kültürünü baştacı edenler Spartalılar'ı bir düşünmeliler. Bir ülke, toplum savaşçıları kadar değil felsefesi, bilimi, düşünürleri, alimleri, bilgeleri, yazarları, şairleri, bilimcileri, kitapseverleri kadar yüksektir. Kitap barış ve sevgi getirirken sıpor düşmanlık ve savaş getirir ki sıtada(stada) asılan pankarta bakın. Unutmamalı ki düşünürler, alimler, bilgeler komutanlardan yüksektirler ki Atatürk bile kendisinin savaşla değil bilimle anılmasını istemiştir. Savaşla anılan toplumlar savaşa ve düşmanlığa; bilimle anılan toplumlar barışa ve dostluğa gider. Seçiminizi yapın. Ancak bu seçimi yaparken yalnızca kendinizi yani nefsinizi değil çocuklarınızı, torunlarınızı ve herşeyden önemlisi toplumun ve tüm insanlığın çocuklarını ve torunlarını düşünün.

Gerçek ki topluma felsefe, bilim, kitap okuma kültürü değil sıpor, kas, beden, gösteriş, moda, nefs kültürü pompalanıyor. Oysa toplumlar ve insanlık için tek doğru yol felsefeye, bilime ve kitap okumaya gitmektir yoksa 'Ruslar ne zaman domates almaya başlayacak, Rus turistler ne zaman gelecek?' diye düşünülür.

Toplumlar felsefeyle, bilimle, kitap okumakla ilgisiz kişileri kendilerine baş olarak seçmemelidirler ki bunu da demokrasi güvence altına almalıdır.

Ben rekor üstüne rekor kıran bir sıporcu olarak değil insanlığa felsefel, bilimsel, dinsel doğru birşeyler öğretmeye, üretmeye çalışan biri olarak anılmak isterim.

Unutulmamalı ki beden işleri beyin işlerinden kolaydır ve beden de her zaman işin kolayına kaçar, beyin her zaman işin zoruna giderken.

Başkomutanlık ünvanını koltukta oturmakla değil askerlerinin önünde savaşlar kazana kazana alan Atatürk bile kendisini başkomutan yerine bilim olarak göstermeye çalışırken bir savaş zaferi bile olmayan kişiyi başkomutanlık ile tanımlamak bence o kişinin de rahatsız olması gereken bir konudur.

Dilerim ki herkes birgün düşünürlükle(filozoflukla), alimlikle, bilgelikle, bilimcilikle, yazarlıkla, şairlikle anılmak ister. İşte o zaman bu ülke için de insanlık için de ümit ve umut vardır.

Askerde komutan bana 'Rambo' derdi, Rambo olmayı övünç, gurur, onur sanıp; 'Komutanım ben Rambo da değilim, Rambo hayranı da değilim, kasla övünen biri de değilim, Amerikan hayranı da değilim, ben üniversite mezunu bir Türk'üm yalnızca' dedim, adam bir daha bana Rambo demedi. İşte Atatürk Türkü, Türkiye Türkü olmak budur; toplumu bedene değil beyine, ruha, felsefeye, bilime, kitap okumaya yöneltmek. İşte bu açıdan 'Ne mutlu Türküm!' diyene! Gerisi fasafiso.

Türkiye'yi ben yönetsem sıporu yasaklarım, tüm sıpor kulüplerini kapatırım, tüm sıpor salonlarını kapatırım; ülkeyi, toplumu felsefeye, bilime, teknoloji düşünmeye, edebiyata, sanata, kitap okumaya yönlendiririm; isteyen evinde sıporunu yapsın. Türkiye'nin ve insanlığın Rambo'lara, Herkül'lere, Tarzan'lara, festivallere değil felsefeye, bilime, düşünürlere, alimlere, bilgelere, yazarlara, şairlere, sanatçılara gereksinimi var.

Gerisi fasafiso.

Ancak bilirim beni seçmezsiniz çünkü doğru yolda olmayan toplumlar doğru yolda olanları, doğruları söyleyenleri seçmezler.

Benim olduğum yerde felsefenin, bilimin, dinin, kitap okumanın sessizliği, huzuru ve güveni olur; siyasetin yani cehaletin ve nefsin ortalığı yıkan çığlıkları, bağırışları değil.

Sıpor savaşçı yetiştirir, bilim ise alim; ve bu ülkenin de, insanlığın da savaşa ve savaşçılara değil barışa ve alimlere gereksinimi var. Yani yanlış yola sarılınıp doğru bulunmaz. Bir toplum siyaset yerine bilimi; siyasetçi yerine alimi; sıpor yerine kitap okumayı seçmiyorsa yanlış yoldadır ve yanlış yerdedir.

Dini tanımlayan Din hadisileri 'Din bilimdir, bilim yoksa din de olmaz' diyen İslamiyet cehalet dini değil ki dinderi(peygamberi) okuma yazma bile bilmesin. Kuşkusuz o şiir yarışmalarına katılan ve şiirleri birincilik alan bir şairdi de. Hangi şair okuma yazma bilmezki? Öyle deyip deyip dini, İslamiyet'i cehaletin, kitap okumamanın ve nefsin peşine takıyorlar. Bugün İslam dünyasının barış, bilim ve huzur içinde değil savaş ve terör içinde olmasının temel nedeni İslamiyet'in dinderi okuma yazma bilmezdi yanlış savıdır ve böyle deyip Din hadisileri'ni öğrenmemektir yani bilimden ve kitap okumaktan uzaklaşıp cehaletin ve nefsin yani dinin en büyük düşmanlarının çevresinde toplanmaktır. Bu yüzden Müslümanları uyandırmak, Din hadisileri çevresinde toplamak görevinde en büyük görev dinsizlere düşmektedir çünkü dinsizlik bilime dayanır yani dinin temeline, özüne ve amacına. Gerçek ki her dindere de başta 'Dinsiz', her dine de başta 'Dinsizlik' denilmiştir. Siz bakmayın size dinsiz, dinsizlik diyenlere; onların hangisinin dini tanımlayan, dini anlatan, dini açıklayan Din hadisileri ile ilgisi varki?

Batı İslam dünyasını sıpora yönlendirip bilimden uzaklaştırmak ve İslam dünyasının dünya çapında bilimci, alim yetiştirmesini önlemek istiyor. Bu tuzağa düşmeyin ve kitap okuyun. Batı Bop ile gerçekte İslam dünyasındaki üniversiteleri yok etmek istiyor.

Sıpora değil bilime ve kitap okumaya koşun ve düşünür, alim, bilge, yazar, şair, bilimci olun, bol bol kitap yazın ki Batının içi erisin ve Batı amacına ulaşamasın. Hayır sporda değil bilimde ve kitap okumaktadır. Batıyı sporda değil bilimde yenmek hünerdir.

Sıpor toplumlara ve insana zarar verir, bilim ve kitap okumak ise yarar. Sıpor ilaç gibidir, azı yetersiz, çoğu zarardır yani sağlığa gerekliliği kadar yapılmalıdır ancak; gerekli değilse de yapılmamalıdır; özellikle sağlıklı çocuklar ve sağlıklı gençler sıporu iç yapmamalıdır bence. Mevlana ve Yunus emre de sıpor yapmıyordu; yapsalar zaten Mevlana ve Yunus Emre olmaları oldukça zorlaşırdı. Yani tehlike yoksa sıpor yapmaya da gerek yoktur ki terörün ve genelde cinsellik ticaretinin özelde kadın eti ticaretinin bile sıpor bağımlısı olması sıporun ne denli yanlış birşey olduğunun bir başka kanıtıdır.

Sıpora hayır, bilime ve kitap okumaya evet.

Türkiye ve dünya düşünür, alim, bilge yöneticiler bekliyor.

Okullardan sıporu kaldırın; Türkiye ve dünya sıporcu değil düşünür, alim, bilge, mucit, yazar, şair, sanatçı bekliyor. Okullar sıpor yeri değil bilim ve kitap yeridir. Sıpor yapmak zorunlu olarak yapılırsa da aşırı değil ve bir 'İstenilmeyen, sevilmeyen, utanç verici, tiksinç, aşağılık' şey olarak yapılmalıdır tıpkı dışkılamak gibi. Yani felsefel, bilimsel, dinsel açılardan sıpor şakşaklanacak birşey değildir; onu yalnızca ticaret, cehalet ve nefs şakşaklar.

Siyaset ya yok olmalıdır ya da sıpor, cehalet ve nefs yerine bilimle ve kitapla birleşmelidir.

Unutulmamalı cumhurbaşkanı da yalnızca savaş zamanı başkomutandır, maçta değil.

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 4.8.17/09.03

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
ERDOĞAN'IN TEK TİP ELBİSE ÖNERİSİNİN MADDİ BOYUTU Felsefe 16.08.2017
AMERİKANVARİ BEYAZ TV Felsefe 15.08.2017
BOYUN EĞSEN DEMOKRASİ OLUR HESAP SORSAN SUÇ Şiir 14.08.2017
MÜFTÜLER VE NİKAHLAR Felsefe 13.08.2017
ERDOĞAN ADALET İLE GÜVENLİĞİ BİRBİRİNE KARIŞTIRIYOR Felsefe 12.08.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
1.MEYDAN MUHAREBESİ Politika 16.08.2017
3. DÜNYA SAVAŞI VE TÜRKİYE Politika 13.08.2017
16 NİSAN'DAN SONRAKİ EN KRİTİK SEÇİM ''2019'' Politika 12.08.2017
Yok öyle Hazır Devlet'e Konmak!. Politika 11.08.2017
‘KARA’AYDIN KAVGALARI Politika 09.08.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.