29 KARİA SURESİ (1-11)

1 El kâriatu.

1.            el kâriatu: kâria, korkunç ve dehşet verici çarpan ani felâket.

“Kâria.”

Açıklama: Âlimler “Kâria”nın anlamını “apansız (gelen) bir bela” olarak açıklamış olsalar da biz bekleyelim bakalım Allah devamında nasıl açıklayacak…

2 Mâl kâriatu.

1.            mâ: nedir

2.            el kâriatu: kâria

“Nedir Kâria?”

Açıklama: Allah sormak için değil konu etmek için Kâria’nın ne olduğunu gündem ediyor.

3 Ve mâ edrâke mâl kâriatu.

1.            ve mâ: ve nedir, nasıldır

2.            edrâ-ke: sana bildirdi

3.            mâ: ne olduğunu, nasıl

4.            el kâriatu: kâria

“Ve nedir sana bildiren ne olduğunu Kâria’nın?

Açıklama: Yani “Kâria’nın ne ya da nasıl bir şey olduğunu sana bildiren bir şey oldu mu?”

4 Yevme yekûnun nâsu kel ferâşil mebsûs.

1.            yevme: o gün

2.            yekûnu: olurlar

3.            en nâsu: insanlar

4.            ke el ferâşi: kelebekler, pervaneler gibi

5.            el mebsûsi: dağılmış

“O gün insanlar dağılmış kelebekler gibi olurlar.”

Açıklama: Yani “Karia öyle bir şey ki gerçekleştiğinde insanlar şaşkın vaziyette uçuşan kelebeklere benzerler.” Kelebeklerin nasıl gelişigüzel ve istikametsizce uçtuklarını göz önüne getirin. Demek ki insanların telaş ve korkuları aşırı olacaktır. İnsanlar kimseden şefaat ya da medet bulamayacakları için çaresizlikleri böyle sahneleniyor. Dünyada sayısız mehdiler, veliler, azizler o gün kendileri de çaresiz olunca insanlar şaşkınlık içinde nereye başvuracaklarını bilemeyecekler ve bu görüntü gerçekleşecek.

5 Ve tekûnul cibâlu kel ıhnil menfûş.

1.            ve tekûnu: ve olurlar

2.            el cibâlu: dağlar

3.            ke el ıhni: renkli yünler gibi

4.            el menfuşi: etrafa saçılmış

“Ve dağlar rengârenk yünler gibi etrafa saçılırlar.”

Açıklama: Yani “Dağlar bile kendilerine sığınılacak gibi ayakta değildirler; adeta yün gibidirler; yaslanılamaz bile.” İnsanların psikolojik tükenmişlikleri de dikkate alındığında yaşanılan felaket olduğundan daha da kötü görünecektir.

6 Fe emmâ men sekulet mevâzînuhu.

1.            fe: artık

2.            emmâ: fakat

3.            men: kim

4.            sekulet: ağır geldi

5.            mevâzînu-hu: onun tartıları

“Artık, ama kimin ağır gelirse tartıları…”

Açıklama: Yani “O zaman iyilikleri ağır basan…” Dikkat edilirse tartıya konduğunda iyilikler “değer” taşıdığından ağır geliyorlar yani bir değer ifade ediyorlar. Anlaşılıyor ki ya iyiyizdir ya kötü; ortası yok.

7 Fe huve fî îşetin râdiyetin.

1.            fe: artık, işte

2.            huve: o

3.            fî: içinde

4.            îşetin: yaşayış

5.            râdiyetin: razı olan, razı olduğu

“Artık o razı olduğu yaşayış içindedir.”

Açıklama: Yani tartısı ağır gelen “İstediği mutlu bir hayat içindedir.” Kelebek gibi çare aradığı hatırlanırsa tartıdan sonra iyi tarafı ağır gelen ferahlıyor. Cennette yaşamak üzere…

8 Ve emmâ men haffet mevâzînuhu.

1.            ve emmâ: ve amma, fakat

2.            men: kim

3.            haffet: hafif geldi

4.            mevâzînu-hu: tartıları

“Ve amma kimin hafif gelirse tartıları…”

Açıklama: Yani “Tartısı hafif gelen ise…”

9 Fe ummuhu hâviyetun.

1.            fe: artık

2.            ummu-hu: onun anası (onu saracak olan)

3.            hâviyetun: haviye, cehennem ateşi

“Artık onun anası haviyedir.”

Açıklama: Yani “Tartısı hafif geleni saracak olan haviye’dir.” Devamında açıklayacak haviye’nin ne olduğunu.

10 Ve mâ edrâke mâ hiyeh.

1.            ve mâ edrâ-ke: ve sana bildiren nedir

2.            mâ hiyeh: onun ne olduğu

“Ve sana bildiren nedir onun ne olduğunu?”

Açıklama: Yani “Bilir misin nedir haviye’nin ne olduğunu? Nedir o?”

11 Nârun hâmiyetun.

1.            nârun: ateş

2.            hâmiyetun: kızgın, yakıcı

“Kızgın ateştir.”

Açıklama: Yani “yakıcı ateştir.” Anlaşılıyor ki tartısı hafif geleni adeta ana kucağı gibi terk etmemek üzere saracak olan dağlayıcı cehennem ateşidir. Bu durum bir uçurumun girdabına sürüklenmeye de benzetilebilir.

ALINAN MESAJ: Hepimiz ahrette çare peşine düşeceğiz. Daha sonra dünyada yaptıklarımızın hesabını vereceğiz. Hesap sonunda eğer iyiliklerimiz ağır gelirse Cennette istediğimiz gibi yaşarız. Eğer iyiliklerimiz hafif gelirse cezamız cehennem olacaktır.

Temmuz 2017


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SU STRESLİ ÜLKELER VE TÜRKİYE Genel 14.09.2019
Nasıl mutlu oluruz? Genel 10.09.2019
ÖZSAYGI Genel 09.09.2019
Türkiyedeki Su Kaynaklarına Yabancı Sermayelerin Önem Vermesi Hayra Alamet Olmasa Gerek !!! Genel 29.08.2019
RENKLER KAÇ TANE? Genel 19.08.2019