Dini bildiğini sananlara tebliğ

Herkes bir şeyler yazıyor; anlatıyor; vaaz ediyor. Çünkü herkes çok biliyor. Anlatırken aklınıza her geleni söyleyebileceğiniz en iyi alan oldu din. Kimi bu işten yolunu bulup para kazanıyor; kimi ele etek öptürüyor; kiminin başı arşa çarpıyor arş yarılıyor; kimi heybetiyle yürürken yerleri yarıyor; kimi bir yandan ağlayıp bir yandan ağlatırken kazandığı yüklü paranın hatırına saçma sapan soruları tahammülle savuşturuyor… 

İlmihal kitabı okuyup eline kalem alan kitap yazarı, gazeteci-yazar, köşe yazarı oluyor. Konusu zekât. Ne yazıyor? İlmihalden kes yapıştır. Kur’an’ın anlattığı zekâtla alakası yok. Hani şu kırkta bir meselesi. Salât ne? Namaz. Ama onun için Kur’an’da her geçen salât namazdır. Ondan önce yanılanların yazdıkları kopyalanınca cehaletin taklidi nefes almaya devam ediyor. Bilen de yazıyor, bilmeyen de. Ama bileni yüzde 1’in içinde aramak gerekiyor…

Eğer din konusunda yazacaksanız öncelikle referansınız Kur’an olmak zorundadır. Sonra Kur’an’ı okumayı bilmek yetmez; anlatılan mesajı iyi bileceksiniz. Anladığınız mesaj anlatılan mesaj olmayabilir; öyleyse anlamaya bodoslama dalmayacaksınız. Kriterleriniz olacak…

Kur’an’da geçen insan sözcüğünü bile biz günlük hayatta Kur’an’da geçtiği şekilde kullanmıyoruz. Kur’an’da geçen millet, cin, kitab, alim, şeytan, sünnet, hadis gibi sözcükleri hep dejenere olmuş halleriyle kullanıyoruz. Neden? Çünkü sözcüklerin de tarihi var ve biz Kur’an’da geçen sözcükleri o tarihli anlamlarıyla değil, sonradan kazandığı anlamlarıyla biliyoruz. Bu durum Kur’an’ı doğru anlamamaya yol açtığı gibi yanlışın kitlelere sirayetine de yol açıyor. Daha kötüsü ilahiyatçılar da bu hataya düşüyorlar ve hatta anlattıkları yanlış dinden para bile kazanıyorlar. Dini doğru anlatsan bile dinden para kazanamazsın; düşünün ki bilmemekten bile kazanıyorlar…

Herkes kendini şöyle bir gözden geçirmeli: Öğretmeye soyunmuşum ama kendim ne haldeyim?

Anladıklarımızdan ve anlattıklarımızdan Allah tarafından hesaba çekileceğiz. Yanlış anlamış ve yanlış anlatmışız öyle mi? Maçtan, dizi filmlerden, magazinden, dedikodudan, boş şeylerden konu açıldığında mangalda kül bırakmayan ve çok şey bilen bizler mesele din olunca ya bilgisiz oluruz yahut yanlış biliriz, öyle mi? Bu o kadar basit değildir.

Meselelerin içinden çıkamayan sizler çıkmaz sokağa girince yolu tıkayan binaya merdiven dayayıp yola devam etmeye yelteniyorsunuz. Geri dönme dürüstlüğünü bile gösteremiyorsunuz. Yuh size ki ‘bonuslu günler’ bile icad ettiniz. Yıl boyu miskin miskin durun, mübarek bir gecede el açıp voleyi vurun. Oh, ne kolay…

Kul hakkı yeme konusunda oruç tutmayanlar Ramazan ayında önce bereketleniyor, sonra mağfiret olunuyor ve nihayet cehennem ateşinden kurtuluyorlar. Kâbe’ye el sürmek için kardeşini insan yerine bile koymadan ezip Kâbe’yi söbelemeye odaklanıyorlar. Kur’an’ın indiği gece Kadir gecesi adını aldı diye o tarihe denk gelen her gece Kur’an yeniden geliyor ve o gece her sene Kadir gecesi oluyor; Kur’an yeniden geliyor çünkü geldiği gibi gidiyor. Ertesi gün hemen gidip ancak senede bir geliyor. Allah resulü ve sahabesinin hiç yapmadığı gibi Peygamberin doğum gününü kutluyor. Sanki onlar düşünememişler de bunlar onları çağla beraber aşmışlar. Kur’an’ın doğru okunması doğru anlaşılmasının önüne geçmiş ve daha çok önemsenmiş. Ne anladığın ve ne kadar terbiye olduğun değil, anlamadan hatim etmen önemli olmuş. Yahudilerin ve Hıristiyanların düştükleri tufaya bir kısım Müslümanlar da düşmüşler. Hem öyle bir düşmüşler ki İsrailiyyatla Yahudileşmişler ve mesiyyatla Hıristiyanlaşmışlar da haberleri bile olmamış. Dinler arasında peygamber yarıştırmışlar. Her bir hurafeci peygamberi geçilmesin diye övmekte o kadar ileri gitmiş ki Allah’a ortak koşturmaya kadar işi vardırmış…

Belki hatırlarsanız; bir zamanlar kıyamet alameti olarak basında bir ‘sakallı bebek’ yaygarası yapılmış ve insanlarımız buna hemencecik inanmışlardı. Hatta ‘Van gölü canavarı’ndan bahsedilmişti de ona bile inanmışlardı. Böyle saçmalıklara inanan eğitimsiz bir halka dinin hurafelerini yutturmak elbette çok kolay. Size de yazık ki siz yuttuklarınızı yutturuyorsunuz…

Geceleri köpeklerin çişlerini yaptıkları aciz türbelerden medet uman zavallı cahiller… Nazarı veya nazar boncuğunu, kurşun dökmeyi, falı, büyüyü, sihri, ağaca bez veya çaput bağlamayı, adak adamayı, şeytan taşlamayı, hatmi, mevlidi, doğan çocuğun kırkı çıkmadan kimseye gösterilmemesini, kâhinliği, astrolojiyi dinle alakalandıran ahmaklar… Size söylüyorum: Bugün insanları çok kolay kandırabilirsiniz; fakat bilgi çağındayız. Artık yanlış bilgilerin ömürleri gitgide kısalacak. Foyanız ortaya çıkacak. Yanlış bilgileriniz sizi utandıracak. Yazdıklarınızı kabul etmemek zorunda kalacaksınız. Aptal yerine konduğunuzu düşünecek ve hocalarınıza kızacaksınız. Eskiden yanılanlar yanılgılarını göremeden çoktan ölüyorlardı; şimdi önlerine serilecek hatta seriliyor da…

Bilmiyor ama bilgi veriyorsunuz. Doğru bildiğiniz yanlışları yayıyorsunuz. Yanlış bildiğiniz doğruları öğrendiğinizde bu işten para kazanan hocalar çoktan yükünü almış olacaklar. Ama bir gün onlar da ölecekler ve kazandıklarının hesabını kuruşu kuruşuna verecekler. Kalbimizden geçirdiklerimizin bile hesabını soracak olan Allah cebimizden geçirdiklerimizin hesabını sormaz mı?

Eğer bir vatandaş size diyorsa ki: “Dinden para kazananlara kızacağınıza günah şeylerden para kazananlara kızın.” Siz de o basiretsize deyin ki: Ey vatandaş! Dinden para kazanmanın zaten kendisi günah. Kumardan kazanan kumarı alet ediyor ama dinden kazanan dini alet ediyor. Dini alet etmekten daha kötü ne olabilir? Herif televizyonda Allah’ın büyüklüğünü, Peygamberin elçiliğini, İslam’ın doğruluğunu, Kur’an’ın hakkaniyetini, ahrete inancı söylerken bunlardan her biriyle hesabına para yazdırıyor. Bu bilgiler elçiden bedava gelmiş ama birileri bundan para kazanıyor. Ne yapacağım? Ahretimi kurtarmak için ille de seni zengin mi edeceğim? Tabi işine bu gelir değil mi?

Allah bunların belasını şöyle veriyor: Yanlış dini bilgilere bile para veriyorlar. Böylece dünya hayatında zamanları ve ahretleri boşa gidiyor.

Ben diyorum ki: Yol yakınken vaz geçin. Tövbe edin. Kur’an’ı referans alın. Hakka batıl karıştırmayın.

25 Haziran 2017

http://www.bizimyaka.com/yazar-75593-Dini-bildigini-sananlara-teblig


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (3) Politika 10.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (2) Genel 06.11.2017
ANTRENÖR EĞİTİM YÖNETMELİĞİ Spor 27.10.2017
KUR’AN’IN ELEŞTİRİSİ’NE CEVAP-2 Genel 26.10.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türk olduğunu bil yeter! Genel 18.11.2017
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Has bir hâlim, hasbihâlim! Genel 14.11.2017