23 ABESE SURESİ (1-42)

1 Abese ve tevellâ.

1.            abese: huzursuzluğu yüzüne aksetti, yüzünü buruşturdu

2.            ve tevellâ: ve başını çevirdi

“Yüzünü buruşturdu ve başını çevirdi.”

Açıklama: Yani “ilgilenmek istemedi. Suratını astı; yüzünü ekşitti. Çünkü kaybedecek vakti yoktu; zaman ayırmak istemedi.” Bunu yapan eğer peygamberimiz ise -ki ben öyle anlıyorum- bu dönemler krallara mektupla tebliğ gönderdiği hassas dönemlerdir.

2 En câehul a’mâ.

1.            en câe-hu: (onun ya da) ona gelmesi

2.            el a’mâ: âmâ, görmeyen

“Ona gelmesiyle âmânın.”

Açıklama: Yani “ama biri geldi diye…” Neden? “Çünkü gelen kör bir adamdı; sıradan biriydi. Oysaki onun sıradan birine değil bütün cihana söyleyecekleri vardı.” Bir başka ifadeyle,  “üstelik gelen âmâ idi ve onun faydalanabileceğinden pek emin bile değildi.”

3 Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.

1.            ve: ve

2.            mâ yudrî-ke: sen bilemezsin

3.            lealle-hu: umulur ki böylece o

4.            yezzekkâ: tezkiye olur, şirk ve günahlardan temizlenir

“Ve sen idrak edemezsin, belki o tezkiye olur.”

Açıklama: Fakat gelin görün ki Allah o tek kişiyi önemsiyor; belki arınır diye. “Sen herkesi önemse, tebliğ etmene bak” demek istiyor.

4 Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.

1.            ev: veya

2.            yezzekkeru: tezekkür eder, düşünür, öğüt alır

3.            fe: böylece

4.            tenfea-hu: ona fayda verir

5.            ez zikrâ: zikir, öğüt

“Veya tezekkür eder, böylece ona faydası olur zikrin.”

Açıklama: Bir kişi de olsa kurtulmasını Allah önemsiyor. Cahil ateistlerin sandıkları gibi Allah cehenneme atmaktan zevk alsaydı bu bir kişiyi önemsemezdi. “Sen sadece krallara anlat, onlar halka anlatırlar” derdi. Ama mesele başkadır; “kim olursa olsun” demeye getiriyor; “anlat, belki öğüt alır da ona faydası olur.”

5 Emmâ menistagnâ.

1.            emmâ: fakat

2.            men(i): kimse

3.            istagnâ: ihtiyaç hissetmedi, kendini müstağni gördü bir şeye muhtaç olmadığını sandı

“Amma kendini müstağni gören kimse…”

Açıklama: Yani diyor ki: “Ama kendini her şeye yeterli görene gelince… Bir şeye muhtaç olmadığını sanan kimseye gelince… Bilgiçlik ve zenginlik taslayan şımarık kimselere gelince…”

6 Fe ente lehu tesaddâ.

1.            fe: oysa, halbuki

2.            ente: sen

3.            lehu: ona

4.            tesaddâ: yüzünü dönüyorsun, yüz çeviriyorsun, başkasına yöneliyorsun

“Oysa sen ona yüz çeviriyorsun.”

Açıklama: Yani “onlara daha çok ilgi gösterdin… O şımarıklara ilgi gösterdin.”

7 Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ.

1.            ve: ve

2.            mâ aleyke: senin üzerinde bir sorumluluk yoktur

3.            ellâ yezzekkâ: onun tezkiye olmamasında

“Ve senin üzerinde değil onun tezkiye olmaması.”

Açıklama: Yani diyor ki “onun arınmaktan geri kalmasının sorumlusu sen değilsin; senin üzerinde bir sorumluluk yoktur; o şımarıklar arınmazlarsa bundan sorumlu değilsin; çünkü zaten kendilerini yeterli görüyorlar; sana ihtiyaçlarının olmadığını düşünüyorlar; önyargılılar; terbiyesizce olan hayatlarından zaten memnunlar.”

8 Ve emmâ men câeke yes’â.

1.            ve emmâ: hâlbuki

2.            men: kimse

3.            câe-ke: sana geldi

4.            yes’â: gayret ediyor, koşuyor

“Amma sana gayretle gelen kimseyi…”

Açıklama: Yani diyor ki: “Ama sana büyük bir istekle geleni yani arınmaktan huzur duyacak olanı…” Buradaki “yes’â” sözcüğü Peygamberimizin döneminde “gayret” anlamında iken sonraki yıllarda “koşmak” anlamı da kazanmıştır. Fakat bizi Peygamber dönemindeki anlamı ilgilendirmektedir. Aksi takdirde gelen kör kimse olduğu halde siz onu koşturmuş olursunuz. Öyleyse burada diyor ki, “oysa sana aczini anlayıp gelen, şımarmamış, arınmaya niyetli olanı, mesajı almak için gayret eden kimseyi, hidayete ulaşmaya gayret halindekini…”

9 Ve huve yahşâ.

1.            ve huve: ve o

2.            yahşâ: huşû duyuyor

“Ve o huşûluyu…”

Açıklama: Yani “Allah korkusuyla yaklaşanı yani arınmaktan huzur duyacak olanı…” Bir başka ifadeyle söyleyecek olursak: “Sana samimi ve iyi niyetle gelmiş olanı…”

10 Fe ente anhu telehhâ.

1.            fe: oysa

2.            ente: sen

3.            an-hu: ondan (onunla)

4.            telehhâ: aldırış etmiyorsun, ilgilenmiyorsun

“Oysa sen onunla ilgilenmiyorsun.”

Açıklama: Yani “adeta görmezden geldin; önemsemedin (hem de arınmaya hazır olan kimseyi...)”

11 Kellâ innehâ tezkiratun.

1.            kellâ: hayır

2.            inne-hâ: muhakkak ki o

3.            tezkiratun: bir zikirdir, öğüttür, nasihattir

“Hayır, muhakkak ki o bir zikir’dir.”

Açıklama: Yani “elbette, bu mesajlar tüm insanların istifadesi için yalnızca birer hatırlatma ve öğütür.”

12 Fe men şâe zekerahu.

1.            fe: artık

2.            men: kimse

3.            şâe: diledi

4.            zekera-hu: onu zikretti, öğüt aldı

“Artık dileyen kimse onu zikreder...”

Açıklama: Yani “kim istekliyse onu hatırlayıp öğüt alabilir; almaya niyeti olmayan önyargılı değil ancak gönüllü kimse öğüt alır...” Demek oluyor ki, öğüt alabilmeyi elçi de değil, öğüt alacak olanın kendisi belirler.

13 Fî suhufin mukerrametin.

1.            fî: de

2.            suhufin: sahifeler

3.            mukerrametin: kerim, şerefli, üstün olan

“Keremli sahifelerde.”

Açıklama: Yani “onun şeref kazandıran vahiyleri ışığında; sayfalarda ikram olunan.”

14 Merfûatin mutahheratin.

1.            merfûatin: yükseltilmiş, yüceltilmiş olan

2.            mutahheratin: mutahhar kılınmış olan, temiz olan, tertemiz

“Tertemiz yüceltilmişlerde.”

Açıklama: Yani “yüce, saygın, arı, duru, şaibesiz, mutahhar kılınmış sayfalardadır.”

15 Bi eydî seferatin.

1.            bi: ile

2.            eydî: eller

3.            seferatin: sefir, elçi (kâtip)

“Sefirlerin elleriyle.”

Açıklama: Yani “Rabbin kim olduğunu bildiren elçilerin vasıtasıyla (yayılıp duyurulan).”

16 Kirâmin beraratin.

1.            kirâmin: şerefli, üstün, değerli

2.            beraratin: birr sahipleri, hayır ve takva sahibi olanlar, sadık, dürüst, vefalı

“Birr sahiplerinin keremiyle.”

Açıklama: Yani “seçkin, erdemli, kulluğun hakkını veren, vefa ve sadakat sahiplerinin ikramıyla.” Burada elçilere “birr sahibi” diyor. “Birr” sözcüğünü tek bir ya da iki kelimeyle özetlemek hem çok zor hem de noksan olur. Vahiy inmeye devam ederken sonraki yıllarda bu sözcüğün de tanımı inecektir: Kişinin Allah’a, ahrete, meleklere, Kitaba ve elçilere iman etmesi; sevdiği maldan akrabalara, yetimlere, miskinlere, yolda kalmışlara, isteyen muhtaçlara, köle ve kurtulmaları için esirlere vermesi; namaz kılması, zekâtla arınması, ahd verdiğinde ahdine vefa etmesi, zorlukta, darlıkta ve şiddetli savaş halinde sabreden sadık hatta muttaki olarak tanımlanacaktır. Hocama göre nispeten en özetleyici olarak “vefalı ve sadık” sözcükleri seçilebilir.

17 Kutilel insânu mâ ekferahu.

1.            kutile: katledildi, öldürüldü, kahroldu, mahvoldu, kendisini mahvetti

2.            el insânu: insan

3.            mâ: ne, ne kadar

4.            ekfera-hu: o çok nankör, (inkârcı gerçeği örten, kefere)

“Ne kadar katloldu insan, o çok kefere.”

Açıklama: Yani diyor ki, “gelin görün ki insan bu terbiyeden yoksun kalmakla kendini mahveder; kendini katleder; gerçeği inatla inkâr eder; çok önyargılıdır.”

18 Min eyyi şey’in halakahu.

1.            min: den

2.            eyyi: hangi

3.            şey’in: şey

4.            halaka-hu: onu yarattı

“Hangi şeyden onu halk eder?”

Açıklama: Yani “oysa bir düşünse nasıl yaratıldığını, bakalım o zaman şımarır mı? Ne kadar değersiz özden yaratıldığını bir düşünse…” Burada yaratılma olayının sürekliliğinden dolayı ifadeyi geniş zamanlı kullandık.

19 Min nutfetin, halakahu fe kadderahu.

1.            min: den

2.            nutfetin: nutfe, bir damla

3.            halaka-hu: onu yarattı

4.            fe: böylece, sonra

5.            kaddera-hu: ona kader tayin etti, gelişimini programladı ve ömür tayin etti

“Onu nutfeden halk etti, böylece onu kaderler.”

Açıklama: Yani “onu basit bir hayat damlasından yarattı sonra onun tabiatını oluşturduğu ölçüler koydu; ona takdir yeteneği bahşetti; ona kader tayin, ölçülendirdi. İnsanı öyle bir yaratmış ki birtakım ihtiyaçları olacak ve o ihtiyaçları karşılamak isterken iyiyi ya da kötüyü seçebileceği bir iradesi olacak.”

20 Summes sebîle yesserahu.

1.            summe: sonra

2.            es sebîle: yol

3.            yessera-hu: ona kolaylaştırdı

“Sonra yolu ona kolaylaştırır.”

Açıklama: Yani “sonra hayatı onun için kolaylaştırır; onu tabiatına uygun yaşatır; ihtiyaçlarını karşılamasına uygun bir yapıyla donatır.”

21 Summe emâtehu fe akberahu.

1.            summe: sonra

2.            emâte-hu: onu öldürdü

3.            fe: böylece

4.            akbera-hu: onu kabire koydurdu

“Sonra onu öldürür, böylece onu kabirler.”

Açıklama: Yani “sonunda onu öldürerek kabre sokar.”

22 Summe izâ şâe enşerahu.

1.            summe: sonra

2.            izâ: olduğu zaman

3.            şâe: diledi

4.            enşera-hu: onu diriltti

“Sonra onu dilediği zaman neşreder.”

Açıklama: Yani “sonra sıra tekrar dirilmesine geldiğinde onu diriltir.”

23 Kellâ lemmâ yakdı mâ emerahu.

1.            kellâ: hayır

2.            lemmâ yakdı: kada etmedi, yerine getirmedi, yerine getirmez

3.            mâ: şey

4.            emera-hu: ona emretti

“Hayır, kada etmez ona emrettiği şeyi.”

Açıklama: Yani “bütün bunlara rağmen insan ona emredilen şeyi yerine getirmiyor.”

24 Felyanzuril insânu ilâ taâmihî.

1.            fe li yanzuri: işte baksın

2.            el insânu: insan

3.            ilâ taâmi-hî: taamına, yemeğine

“Nazar etsin insan taamına.”

Açıklama: “Oysaki şükretmesi için çok sebep var; yiyeceklerinin nasıl büyüyüp hayat bulduğuna bir baksın; insan yemeğine bir baksın; yiyeceklerinin kaynağına baksın.”

25 Ennâ sabebnâl mâe sabbâ.

1.            ennâ: nasıl

2.            sabebnâ: akıttık

3.            el mâe: su

4.            sabben: akıtarak

“Suyu nasıl akıttıkça akıttık.”

Açıklama: Yani “suyu nasıl akıttıkça akıttık yani asla susuzluk çıkmayacağı kadar bolca yerden ve gökten su akıttık.”

26 Summe şekaknâl arda şekkâ.

1.            summe: sonra

2.            şakaknâ: yardık

3.            el arda: arz, yer, toprak

4.            şakkan: yararak, yarışla, öyle bir yarışla

“Sonra arzı yardıkça yardık.”

Açıklama: Yani “çeşitli ihtiyaçlarımız için toprağı sebep kıldık; ekilebilir kıvama getirdik.” Hakikaten her toprak ekilebilir özellikte değildir; ya tamamı öyle olsaydı?..

27 Fe enbetnâ fîhâ habbâ.

1.            fe: böylece

2.            enbetnâ: taneler bitiririz, yetiştirdik, nebat

3.            fî-hâ: orada

4.            habben: taneler

“Böylece nebat etmekteyiz orada taneler…”

Açıklama: Yani “bu sayede ondan bitkiler yetiştirmekteyiz; böylece bitkilerden istifade edersiniz.”

28 Ve ineben ve kadben.

1.            ve ineben: ve üzümler, bağlar

2.            ve kadben: ve yoncalar

“Ve bağlar ve yoncalar…”

Açıklama: Yani “üzüm bağları ve yenebilir otlar yetiştiririz.”

29 Ve zeytûnen ve nahlen.

1.            ve zeytûnen: ve zeytin ağaçları, zeytinler

2.            ve nahlen: ve hurma ağaçları, hurmalar

“Ve zeytinlikler ve hurmalıklar...”

Açıklama: Yani “zeytin ve hurma ağaçları…”

30 Ve hadâika gulbâ.

1.            ve hadâika: ve bahçeler

2.            gulben: sık ağaçlı, iç içe olmuş, dalları birbirine girmiş

“Ve sık ağaçlı bahçeler...”

Açıklama: Yani “ağaçlarla dolu bahçeler…”

31 Ve fâkiheten ve ebbâ.

1.            ve fâkiheten: ve meyveler

2.            ve ebben: ve mer’alar (otlaklar), hayvanların yediği otlar

“Ve meyveler ve mer’alar…”

Açıklama: Yani “meyveler ve otlaklar, çayırlar; meyveli ve meyvesiz bitkiler…”

32 Metâan lekum ve li en’âmikum.

1.            metâan: bir yarar, meta olarak

2.            lekum: sizin, sizin için

3.            ve: ve

4.            li: için

5.            en'âmi-kum: sizin hayvanlarınız

“Size meta olarak ve hayvanlarınız için.”

Açıklama: Yani “hem sizin hem de istifade ettiğiniz hayvanlarınızın beslenmesi için.”

33 Fe izâ câetis sâhhatu.

1.            fe: fakat

2.            izâ: olduğu zaman

3.            câet(i): geldi

4.            es sâhhatu: sağır edici büyük gürleme

“Fakat geldiği zaman sağır edici gürleme...”

Açıklama:  Yani “yeniden dirilmenin o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğu zaman; bütün bu nimetlerden sonra hayatın sonu geldiğinde ve yeni bir başlangıcın işareti verildiğinde…”

34 Yevme yefirrul mer’u min ahîhi.

1.            yevme: o gün

2.            yefirru: kaçar

3.            el mer'u: kişi

4.            min ahî-hi: kardeşinden

“O gün firar eder kişi kardeşinden...”

Açıklama: Yani “en yakınından, kardeşinden bile kaçar…”; zira senden hak isteyebilir hatta seni suçlayabilir. En yakınların birbirlerine olan kul hakları daha çoktur.

35 Ve ummihî ve ebîhi.

1.            ve ummi-hî: ve annesi

2.            ve ebî-hi: ve babası

“Ve annesinden ve babasından...”

Açıklama: Yani “ebeveyninden, annesi ve babası gibi diğer çok yakını olanlardan da kaçar…”

36 Ve sâhıbetihî ve benîhi.

1.            ve sâhıbeti-hî: ve hanımı, eşi, onun sahibesi

2.            ve benî- hi: ve onun oğlu

“Ve eşinden ve oğlundan.”

Açıklama: Yani “eşi ve çocukları gibi çok yakını olanların hepsinden kaçar…”

37 Li kullimriin minhum yevme izin şe’nun yugnîhi.

1.            li kulli imriin: herkes için, hepsi için, hepsinin vardır

2.            min hum: onlardan, onların

3.            yevme izin: o gün, izin günü

4.            şe’nun: şe’n, iş, hal

5.            yugnî-hi: ona kâfi gelen, onu meşgul eden

“Onların hepsinin izin günü onu meşgul eden hali vardır...”

Açıklama: Yani “akıbetin Allah’ın iznine bağlı olduğu gün her birinin durumu kendisi için yeterli bir endişe kaynağıdır. Yeter ki hak aramasın diye en fazla hak geçme ihtimali olan yakınlarından kaçar. Yakınlarının kurtulmak için sadece kendilerini düşündüklerini görünce yüz yüze gelmek istemez. Çünkü kendi derdi kendine yeter. Bir de başkasının hakkıyla uğraşacak halde değildir. Herkes kendi derdine düşer.”

38 Vucûhun yevme izin musfiratun.

1.            vucûhun: yüzler vardır

2.            yevme izin: izin günü, o gün

3.            musfiratun: nurlu, parlak, aydın

“Yüzler vardır izin günü parlak…”

Açıklama: Yani “Allah’ın izniyle kurtuluşun mümkün olduğu gün bazı yüzler sınavı kazanmanın mutluluğunu taşırlar…”

39 Dâhıketun mustebşiratun.

1.            dâhıketun: gülen (yüzler)

2.            mustebşiratun: müjdelenmiş, müjdeli

“Müjdeli gülen...”

Açıklama: Yani “müjdeden dolayı kurtulduğu için sevinen.”

40 Ve vucûhun yevme izin aleyhâ gaberatun.

1.            ve vucûhun: ve yüzler vardır

2.            yevme izin: izin günü, o gün

3.            aleyhâ: onun üzeri

4.            gaberatun: toz bürünmüş, tozlu, toza toprağa bulanmış

“Ve yüzler vardır izin günü üzeri tozlu.”

Açıklama: Yani “(Allah’ın izninden mahrum kaldığı için)bazı yüzler ise ışıltısızdır, bedbaht görünümlüdür.”

41 Terhekuhâ kateratun.

1.            terheku-hâ: onu kaplar

2.            kateratun: kara, karanlık

“Onu kaplar karanlık.”

Açıklama: Yani “umutsuzluk karanlığı içinde çaresizdir.”

42 Ulâike humul keferatul feceratu.

1.            ulâike: işte onlar

2.            hum(u): onlar

3.            el keferetu: kâfir, inkâr eden

4.            el feceratu: facir

“İşte onlar, onlar kâfirdir, facirdir.”

Açıklama: Yani “ahrette ite bu halde olacaktır dünyada iken hakkı inkâr eden ve sapanlar.”

ALINAN MESAJ: Bize öğüt almak için geleni hakir görüp geri çevirmemeliyiz. Kimim hidayet için geldiğini bilemiyor olabiliriz. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan önyargılıyı boş vermeliyiz; asıl öyle bir kimseyle ilgilenmemeliyiz. İnsan ne kadar basit yaratılışlı olduğuna baksa kendini bir halt sanmaz ve gerçeği görür. Merhalelerle yaratılan insanın son merhalesi öldükten sonra dirilmektir. Allah başıboş olduğumuzu sanmayalım ve hakikati görelim diye nice deliller yaratmıştır. İnansınlar çünkü ahrette kişi en yakınından bile kaçmak isteyecektir. O gün kiminin yüzü gülecektir; kimi ise bedbaht olacaktır.

Haziran 2017


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020
HAFTANIN SAÇMALIYANLARI Genel 11.06.2020
İslam'da Güzel Ahlak Genel 03.06.2020
Torus Nefesi Nedir ? Torus Nefesi Teknikleri'ni Nasıl Uygularız ? Genel 20.05.2020