Suçlu Kim ? (1)

Güneş, ahenkle bulutların arasından kayboluyor. Gündüzün mimarı şimdi de geceyi imâr ediyordu. Gece, kara örtüsünü alıp şehri örtmeye gelmişti bile! Kimseler fark ettirmeden yapıyordu. Sessiz sessiz... Gündüzün geceye olan vedasının seyrine dalmıştım. Başımı gökyüzüne doğru kaldırdım. Sessizdi bu gece şehrim. Gökyüzünü saran o koca aletlerden de yoksundu. Şimdi de şu körpe karanlığı aydınlatacak olanı bekliyordum. Evet oradaydı. Zifiri karanlığın umudu ay. Tebessümle bakıyordum ona. Ne de güzel parlıyordun öyle! Biliyor musun bu sıralar gündüz yerini geceye bırakıyor. Koca duman bulutları kaplıyor etrafı. Her gelen karanlık, etrafımdakilerini de beraberinde götürüyor. Bakkal Amca, Ayşe  Teyze, fırıncı Ali Abi... Bak o karanlık sokağı  görüyor musun?  Babam tam da oradan gitmişti. Ama hâlâ geri dönmedi. Annem ne kadar geri döneceğini söylese de gelmeyecekti biliyorum. Kaybolmuştu karanlıkta. Belki de ışığa ihtiyacı vardır. Sahi sen gördün mü karanlığın buralardan aldıklarını, beton yığınlarının arasına sıkışmış hayalleri fark edebiliyor musun? Ya da göğün üzerinde usul usul ışıldayan ay, bizim için karanlıkla savaşır mısın...?
   Ayşima, kızım! Hadi artık gidelim. Sağ elimi sıkıca tutan annem hızla insanların yoğun olduğu tarafa doğru yöneldi. Bu defa daha da sessizdi. Biliyorum beni kayboldum sanmış ve çok endişelenmişti. Fakat o da anlamış gibiydi tek dostumun ay olduğunu.Yığınların arasında sendeleye sendeleye yürümeye başladık. Duraksadım, yüzümü aya dönüp gür bir sesle "Bir gün karanlık bizi de yanına alacak olursa beni aramayı unutma olur mu?" diye bağırdım. Benimle birlikte annem de durmuştu. Küçük adımlarla yanıma yaklaştı. Yüzümü iki avucunun arasına alarak uzun uzun gözlerime baktı. Yine göz pınarları dolu doluydu annemin. Bana sıkıca sarılıp kucağına aldı. Havanın kararmasından olacak ki adımlarını hızlı hızlı atmaya başladı. Bense bir hayli yorgun düşmüştüm. Başımı annemin omzuna dayayıp uykuya daldım.
   Aman Allah'ım ne olmuş böyle gökyüzüne! Her taraf yere yığılmış insanlarla dolu. Şu yerdeki... Evet sırtı dönük olan. Yere çömelip yüzünü kendime çevirdim. O, yüzü kan içinde kalmış annemdi. Hayır ! Sen de gitmiş olamazsın. Anne ne olur bırakma beni. Anne...! Sıçrayarak uyanmıştım bu kabustan. Yine aynı rüyaydı geceler boyu beni uyutmayan. Yüzüm gözüm ter içinde kalmış boğazım ise düğüm düğümdü. Küçük Esma da yanımda masumca uyuyordu. Anlaşılan annem omzunda uyuduğumu fark edince dün gece bizi buraya getirmişti. Penceresi, kapısı olmayan yıkık dökük bir yerdi burası. Daha önceden bir ev olacak ki taşların arasına sıkışmış ev eşyaları vardı. Yalnız değildim burada. Küçük bebeğiyle karşıki duvara yaslanmış bir abla da vardı. Bebeğin eli bir bez parçasıyla sarılıydı. Tıpkı Esma'nın ayağı gibi. Daha bir kaç gündür tanımama rağmen Esmayı çok sevmiştim. 2-3 yaşlarındaydı. Annemle beraber yıkılmış evimizden ayrılırken, çökmüş bir binanın kolonu arasına ayağı sıkışmış bir haldeyken gördük. Büyük bir güçlükle çıkartmıştık onu oradan. Adını da Esma koyduk. İşte o günden sonra da nereye gitsek yanımıza aldık. Kim bilir annesi ne kadar da üzülüyordur onu kaybettiği için. Kendi kendime boğulan düşüncelerimle savaşırken bir an annemin yokluğunu fark ederek  hızla ayağa kalktım. Nereye gitmiş olabilirdi ki? Bir sağa bir sola telaşla bakındım. Endişelendiğimin farkına varmış olacak ki küçük bir karton parçasının üzerinden kalkan abi yanıma yaklaştı. Üstü başı toz içinde, üzerinde de yırtılmış gömleği vardı. Paçaları sökülmüş pantolonuyla birhayli çaresiz görünüyordu. Avucunu başımın üzerine koyarak
 "Adın ne senin küçüğüm?"  diye sordu. "Ayşima" dedim.
Tebessüm ederek  "Merak etme annen birazdan gelir, kaç yasindasin?" dedi.
Yine dalmıştım. Kaç yaşındaydım sahi? Bir zamanlar renkli balonlarla koşuşturan bir çocuk, şimdi hayata gözlerini acıyla yuman insanları görüyorsa rüyasında kaç yaşına gelmiştir?
Yüzümü abiye dönerek  7 dedim kısık bir sesle. 
 Birden yüzü düşmüştü. Gözlerime bakarak...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Bulun... Edebiyat 27.04.2017
Sor.. Şiir 24.03.2017
Ne yalnızdı Şiir 23.03.2017
Ay Edebiyat 22.03.2017
Hayal et... Edebiyat 06.01.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAVRULMA (öykünün devamı) Edebiyat 07.11.2017
ŞİZOFRENİNİN ÖYKÜSÜ (öykünün devamı) Edebiyat 06.11.2017
SAVRULMA Edebiyat 06.11.2017
ŞİZOFRENİNİN ÖYKÜSÜ Edebiyat 05.11.2017
Sevmek Hatta Becerebiliyorsak Aşık Olmak Edebiyat 31.10.2017

Yazıya yapılan bütün yorumlar

Yasin 04.11.2017

Bir zamandır devamını bekliyorum. Acaba ne zaman yazarsınız?

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.