10 FECR SURESİ (1-30)

1 Vel fecri.

1.            ve: andolsun

2.            el fecri: fecir, tan yerinin ağarma zamanı, güneşin doğma anı

“Düşün fecri...”

Açıklama: Yani “şafağı düşün. Şafağın doğuşunu düşün. Günün nasıl doğduğunu… Her şeyin nasıl başladığını… Her şeyin bir başlangıcı olduğunu…”

2 Ve leyâlin aşrın.

1.            ve leyâlin: ve geceler

2.            aşrin: on

“Ve on geceyi...”

Açıklama: Yani “ve on geceyi düşün. İnsanlığın vahiy aldığı ilk on günün gecelerini yani ilk zamanları düşün… Neler yaşandığını… Geçirdiğin zor geceleri…”

3 Veş şef’ı vel vetri.

1.            ve eş şef’ı: ve çift olan

2.            ve el vetri: ve tek olan

“Ve çift olanı ve tek olanı...”

Açıklama: Yani “çok olanı ve tek olanı düşün. Yaratılanın çokluğuna karşı Yaratıcının tekliğini düşün. Çoğun benzerliliğini ve tekin benzersizliğini düşün.”

4 Vel leyli izâ yesr.

1.            ve el leyli: ve gece

2.            izâ: olduğu zaman

3.            yesri: geçip gider

“Ve gecenin geçip gitmesini...”

Açıklama: Yani “kendi yolunda akıp giden geceyi düşün. Ve geçip giden gece vaktini düşün. Zamanın bir disiplinle nasıl izaya gelmiş olduğunu düşün. Zamanın gelip geçiciliğini… Ruhsal karanlığın da ortadan kalktığını…”

5 Hel fî zâlike kasemun li zî hicr.

1.            hel: var mı (yok mu)

2.            fî zâlike: bunda

3.            kasemun: kasem, yemin

4.            li: için

5.            zî: sahip

6.            hicrin: akıl

“Yok mu bunda yemin, akıl sahipleri için?”

Açıklama: Yani “düşün bütün bunları; bunlarda, akıl sahipleri için hakikatin sağlam bir kanıtı yok mudur?” Yani “bunlar akıl sahiplerinin şahitliği içindir. Akıl edenler için Allah’ın varlığının ve tekliğinin ikna edici delilleri var.”

6 E lem tera keyfe feale rabbuke bi âd.

1.            e lem tere: görmedin mi

2.            keyfe: nasıl

3.            feale: yaptı

4.            rabbu-ke: senin rabbin

5.            bi âdin: Ad kavmini

“Görmedin mi nasıl yaptığını Rabbinin Ad kavmine?”

Açıklama: Yani “bilmez misin Rabbin neler yaptı Ad halkına? Çok şey yaptı…” Bu yapılanlar peygamberimizden yüzlerce yıl yaşanmıştı ama Arap geleneğinde hep canlı kalmış ve konuşulagelmştir.

7 İreme zâtil ımâdi.

1.            ireme: İrem (şehri)

2.            zâtî: sahip

3.            el imâdi: sütunlar

“İrem şehri sütunlara sahip...”

Açıklama: Yani “İrem halkının şehri çok sütunluydu. Çok görkemliydi. Çok sağlam görünümlü idi. Sütunlarla ayakta duran bir bina gibi lüks ve sağlam bir görünümü vardı. İhtişamlıydı…”

8 Elletî lem yuhlak misluhâ fîl bilâd.

1.            elletî: o ki

2.            lem yuhlak: yaratılmadı

3.            mislu-hâ: onun misli, benzeri, eşi

4.            fî: içinde, arasında

5.            el bilâdi: beldeler, ülkeler

“O ki, yaratılmadı onun bir eşi beldeler içinde…”

Açıklama: Yani “ki bütün o topraklarda bir benzeri inşa edilmemişti? Onun kadar görkemli bir belde yoktu. Yıkılamaz gibi sağlam görünüyordu…”

9 Ve semûdellezîne câbûs sahra bil vâdi.

1.            ve: ve

2.            semûde: Semud kavmi

3.            ellezîne: onlar, ... olanlar

4.            câbû: oyanlar

5.            es sahre: kayalar

6.            bi el vâdi: vadilerde

“Ve Semud’a, vadilerde kayaları oyanlar…”

Açıklama: Yani “ve vadide kayaları oymuş olan Semud halkına? Şehre şekil veren Semud’a…”

10 Ve firavne zîl evtâdi.

1.            ve fir’avne: ve firavun

2.            zî: sahip

3.            el evtâdi: kazıklar

“Ve firavuna, kazıklar sahibi...”

Açıklama: Yani “ve pek çok çadır direğine sahip olan Firavuna… Kazıklar çakıp çadırdan şehirleri olan Firavuna… Çok geniş bir çadırın sahibi olan devlet reisine…”

11 Ellezîne tagav fîl bilâd.

1.            ellezîne: onlar ki

2.            tagav: azgınlık yaptılar

3.            fî: de

4.            el bilâdi: beldeler

“Onlar ki azgınlık yaptılar beldelerde.”

Açıklama: Yani “Onlar toprakları üzerinde hak ve adalet sınırlarını aştılar. Beldelerde azgınlık yaptılar; haddi aştılar. Şımarmanın sefasını sürdüler.”

12 Fe ekserû fîhâl fesâd.

1.            fe: böylece

2.            ekserû: arttırdılar, çoğalttılar

3.            fî-hâ: orada

4.            el fesâde: fesat, kötülük

“Böylece çoğalttılar orada fesadı.”

Açıklama: Yani “azgınlık neticesinde o lüks beldelerde büyük bir yozlaşma, asayiş bozukluğu ve arabozuculuğa sebep oldular.”

13 Fe sabbe aleyhim rabbuke sevta azâb.

1.            fe: artık, bundan dolayı

2.            sabbe: çarptı, salladı, indirdi, kırbaçladı

3.            aleyhim: onların üzerine

4.            rabbu-ke: senin Rabbin

5.            sevta: kamçı

6.            azâbin: azap

“Bundan dolayı kırbaçladı onları Rabbin kamçı azabıyla.”

Açıklama: Yani “bu yüzden Rabbin onlara kamçılanmış birinin çektiği bir ceza gibi acı tattırdı.”

14 İnne rabbeke le bil mirsâd.

1.            inne: muhakkak

2.            rabbe-ke: senin Rabbin

3.            le: elbette, mutlaka

4.            bi el mirsâdi: gözleyen

“Muhakkak ki senin Rabbin elbette gözleyendir.”

Açıklama: Yani “şüphe yok ki her zaman her şeyi görmektedir. Rabbin bütün bu şımarıklıkları ve azgınlıkları gördü. Hiçbir şey asla Ondan gizlenemez.”

15 Fe emmâl insânu izâ mâbtelâhu rabbuhu fe ekramehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekrameni.

1.            fe emmâ: fakat, …gelince

2.            el insânu: insan

3.            izâ mâ: ne zaman

4.            ibtelâ-hu: onu imtihan etti

5.            rabbu-hu: onun Rabbi

6.            fe: böylece

7.            ekreme-hu: ona ikram etti, şereflendirdi

8.            ve ne’ame-hu: ve onu nimetlendirdi

9.            fe: o zaman

10.          yekûlu: der

11.          rabbî: Rabbim

12.          ekreme-ni: bana ikram etti, şereflendirdi

“Fakat insanı ne zaman imtihan ederse, böylece onun Rabbi ona ikram eder ve onu nimetlendirirse, o zaman der: Rabbim bana ikram etti.”

Açıklama: Yani “eğer Allah insana nimet verirse o zaman ‘Rabbim, bana karşı cömert’ der. Şayet Allah insana nimet vererek imtihan ederse insanın işine gelir ve bunu Allah’ın ikram ettiğini söyler. İnsana gelince, ne zaman Rabbi onu cömertliğiyle ve hoşnut olacağı bir hayat bağışlamakla denese… Ne zaman hakikatin sağlam kanıtlarıyla denese insan yalnız bu dünyasıyla ilgili olmuş (ve öteki dünyayı düşünmemiştir). Rabbin cömert olduğunu söylerken bile kendisinin zaten hakkıymış gibi bir hali vardır (çünkü vermediğinde tavrı değişecektir).”

16 Ve emmâ izâ mâbtelâhu fe kadera aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehâneni.

1.            ve emmâ: ve fakat

2.            izâ mâ: ne zaman

3.            ibtelâ-hu: onu imtihan etti

4.            fe: böylece

5.            kadera: ölçülü verdi, daralttı, kaderledi

6.            aleyhi: ona

7.            rızka-hu: onun rızkını

8.            fe: o zaman

9.            yekûlu: der

10.          rabbî: Rabbim

11.          ehâne-ni: bana ihanet etti

“Ve fakat ne zaman onu imtihan ederse, böylece ölçülü verirse onun rızkını, o zaman der: Rabbim bana ihanet etti.”

Açıklama: Yani “ama eğer Allah geçim vasıtalarını daraltarak kısıtlı vermekle onu denediği zaman ise şöyle der: ‘Rabbim çok zengin olduğu halde ve cömert olduğunu söylediği halde vermemekle bana hainlik etti.’ Toplumun içinde bundan böyle şımararak yürüyemeyeceği için küçük düşürüldüğünü düşünür ve acziyet onun zoruna gider.” Yani “Allah kısıp verdiğinde de şükretmez; bunu bir imtihan olarak görmez; ilahi adaletsizlik olarak görüp isyanla ihanet eder.”

17 Kellâ bel lâ tukrimûnel yetîm.

1.            kellâ: hayır

2.            bel: bilâkis

3.            lâ tukrimûne: ikram etmiyorsunuz, iyilik ve ihsanda bulunmuyorsunuz

4.            el yetîme: yetim

“Hayır, bilâkis siz ikram etmiyorsunuz yetime.”

Açıklama: Yani “ama hayır ey insanlar, bütün yaptıklarınızı ve yapmadıklarınızı bir dikkate alın. Siz yetime karşı cömert değilsiniz. Allah sizden cömert olmanızı istediği ve size zenginlik ikram ettiği halde siz cimri davranırsanız asıl siz Ona ihanet etmiş olursunuz.”

18  Ve lâ tehâddûne alâ taâmil miskîn.

1.            ve lâ tehâddûne: ve birbirinizi teşvik etmiyorsunuz

2.            alâ taâmi: doyurmaya, doyurma konusunda

3.            el miskîni: fakir, yoksul

“Ve birbirinizi teşvik etmiyorsunuz doyurma konusunda miskinleri.”

Açıklama: Yani “yoksulları, muhtaçları doyurmaya birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. Böyle bir isteğiniz yok. Ne Allah’ın onları doyurmanız konusundaki uyarıları ne de onların acıları umurunuzda bile değil. Onları unutuyorsunuz.”

19 Ve te’kulûnet turâse eklen lemmen.

1.            ve te’kulûne: ve siz yiyorsunuz

2.            et turâse: varis olduğunuz miras

3.            eklen: yeyişle

4.            lemmen: şiddetle, hırsla, açgözlü, (obur)

“Ve siz yiyorsunuz varis olunan mirası açgözlü yiyişiyle.”

Açıklama: Yani “başkalarından size kalan mirası açgözlülükle yiyip bitiriyorsunuz; hırslı bir yiyişle. Obur gibi.”

20 Ve tuhıbbûnel mâle hubben cemmen.

1.            ve tuhıbbûne: ve seviyorsunuz

2.            el mâle: mal

3.            hubben: severek, sevgiyle

4.            cemmen: pek çok, aşırı

“Ve seviyorsunuz malı aşırı sevgiyle.”

Açıklama: Yani “ve yoksulları unutacak ve umursamayacak kadar haddi aşan bir sevgiyle serveti seviyorsunuz.”

21 Kellâ izâ dukketil ardu dekken dekkâ.

1.            kellâ: hayır

2.            izâ: olduğu zaman

3.            dukket: parçalandı, dağıldı

4.            el ardu: arz, yeryüzü

5.            dekken dekken: parça parça, paramparça

“Hayır, arz, parçalandığı zaman, paramparça...”

Açıklama: Yani “fakat bir gün bu yeryüzü içindeki tüm dünya serveti ve zenginlikleriyle darmadağın olup da Hesap Günü gelip çattığı zaman…”

22 Ve câe rabbuke vel meleku saffen saffâ.

1.            ve câe: ve geldi

2.            rabbu-ke: senin Rabbin

3.            ve el meleku: ve melekler

4.            saffen saffen: saflar halinde, saf saf

“Ve geldi Rabbin ve melekler salar halinde…”

Açıklama: Yani “Rabbinin haşmeti ortaya çıktığında yani Onun hükmü zuhur ettiğinde ve melekler asıl hüviyetleriyle saf saf olduklarında… Rabbin gelip de melekler saf saf sırada olduğu zaman…”

23 Ve cîe yevme izin bi cehenneme yevme izin yetezekkerul insânu ve ennâ lehuz zikrâ.

1.            ve cîe... (bi): ve getirildi

2.            yevme izin: o gün, izin günü

3.            (bi) cehenneme: cehenneme

4.            yevme izin: o gün, izin günü

5.            yetezekkeru: tezekkür eder, düşünür

6.            el insânu: insan

7.            ve ennâ: ve nasıl olur, ne olur ki? (nasıl faydası olur?)

8.            lehu: ona, onun

9.            ez zikrâ: zikir, hatırlama

“Ve getirildi izin günü cehennem; izin günü tezekkür eder insan ve nasıl olur onun zikri?”

Açıklama: Yani Allah’ın iznine muhtaç olunacağı gün cehennem göz önüne getirilip konacak; insan yaptığı ve yapmadığı her şeyi hatırlayacak ama bu hatırlamanın ona ne faydası olacak ki? Olmayacak.” “İnsan o gün düşünüp hatırlar ama bu zikrin” yani “bu hatırlamanın ona artık nasıl bir faydası olsun?”

24 Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî.

1.            yekûlu: der

2.            yâ leyte-nî: keşke ben

3.            kaddemtu: takdim ettim

4.            li hayâtî: hayatım için

“Der: Keşke ben takdim etseydim hayatım için.”

Açıklama: Yani “o ‘keşke gelecek hayatım için önceden bir hazırlasaydım; keşke ben hayatım için yaşarken güzel ameller sergileseydim’ diyecek.”

25 Fe yevme izin lâ yuazzibu azâbehû ehadun.

1.            fe: artık

2.            yevme izin: o gün, izin günü

3.            lâ yuazzibu: azaplandıramaz

4.            azâbe-hû: onun azabı

5.            ehadun: bir kimse

“Artık o izin günü azaplandıramaz bir kimse Onun azabı gibi.”

Açıklama: Yani “hiç kimse Allah’ın o gün yoksulları umursamayan o cimrilere verdiği azap gibi bir azap veremez.”

26 Ve lâ yûsiku vesâkahû ehadun.

1.            ve lâ yûsiku: ve bağlamaz

2.            vesâka-hû: ve onun bağlaması

3.            ehadun: bir kimse

“Ve bağlayamaz… Ve Onun bağladığını bir kimse.”

Açıklama: Yani “ve hiç kimse Onun gibi bağlarla bağlayamaz.” Yani “Onun bağladığı gibi hiç kimse bağlayamaz.”

27 Yâ eyyetuhân nefsul mutmainnetu.

1.            yâ eyyetuhâ: ey!

2.            en nefsu: nefs

3.            el mutmainnetu: mutmain olan, tatmin olan

“Ey mutmain olan nefs!”

Açıklama: Yani “ama dürüst ve erdemlilere, ‘ey iç huzuruna ermiş olan kimseler’ diye seslenecek Allah. Ey tatmin olmuş nefs sahipleri! Ey kanaatkâr kişilik sahipleri! Ey miskinlere cömertlik yapan kişiler!”

28 İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten.

1.            irciî: dön, rücu et

2.            ilâ rabbiki: Rabbine

3.            râdıyeten: razı olarak

4.            mardıyyeten: Allah'ın rızasını kazanmış olarak (razı olunmuş olarak)

“Rücu et Rabbine rızası razı olarak...”

Açıklama: Yani “Rabbine Ondan hoşnut kalmış ve Onu hoşnut etmiş olarak dön. Rabbine Allah’tan razı olarak ve Allah’ın rızasını kazanmış olarak dön.” Yani “dön Rabbine o Rabbinden razı ve Rabbi ondan razı olarak.”

29 Fedhulî fî ibâdî.

1.            fe udhulî: artık, o zaman gir, dâhil ol

2.            fî ibâdî: kullarımın arasına

“Artık gir kullarımın arasına.”

Açıklama: Yani “bana kulluk yapmış olanlar arasına dâhil ol. Yoksulları dünyada koruyup gözeten iyi kullar arasına gir. Kendini veya başkasını ilah edinenler yahut kuldan medet umanlar arasına değil.”

30 Vedhulî cennetî.

1.            ve udhulî: ve dâhil ol, ve gir

2.            cennetî: cennetime

“Ve dâhil ol cennetime.”

Açıklama: Yani “ve onlarla birlikte mükâfat olarak cennete gir.”

ALINAN MESAJ: Zamanın ve yaşananların geçiciliğini, Allah’ın benzersizliğini tefekkür etmeli ve bu delillerden öğütler almalıyız. Nasıl ki eskiden çok ihtişamlı beldelerde fesat çoğaldığında Allah onları cezalandırmıştı. Rabbin bunları görüyor olduğundan bu cezayı her zaman zalimlere verdiği gibi şimdi de verir. İnsan işte böyledir; elde ettiğinde şükreder ama yitirdiğinde asilik eder. Hain olan Allah değil, kanaatsiz kullardır. Varlıkta da yoklukta da çok şükretmeliyiz. Yetimlere ikram etmeli ve yoksulları doyurmalıyız; onlara her türlü ilgiyi göstermeliyiz. Bize intikal eden serveti açgözlü bir şekilde yememeli ve mala aşırı düşkün olup dünyaya kapılmamalıyız. Ahret pişmanlık günüdür ve Allah’ın azabı benzersizdir. Öyleyse Allah’ın razı olduğu şeyleri yaparak ona kul olmalı ve cennetini kazanmalıyız.

Mayıs 2017

Not: Biz en sağlam rivayetlerden birine uyarak ilk 10 sureyi nüzul sırasına göre sıraladık. İmam Cafer'in rivayet ettiği söylenen diğer sağlam rivayete göre ilk 10 sure şöyledir: 1. Alak, 2. Nun, 3. Müzemmil, 4. Müddesir, 5. Mesed, 6. Tekvir, 7. A'la, 8. Leyl, 9. Fecr, 10. Duha.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Jeet Kune Do’cular hakemlik diplomalarını alacaklar Spor 27.05.2017
13 ASR SURESİ (1-3) Genel 26.05.2017
12 İNŞİRAH (ŞERH) SURESİ (1-8) Genel 25.05.2017
Yüksel Yılmaz, kitaplarını imzaladı Kültür / Sanat 23.05.2017
11 DUHA SURESİ (1-11) Genel 22.05.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
adaletini sevdiğimin dünyası Genel 24.05.2017
BİRİ GENÇ Mİ DEDİ Genel 23.05.2017
ŞERİFE BACIYA SEVGİLERİMLE Genel 23.05.2017
Kendinizi Onarın Genel 21.05.2017
Ülkücü Şehit’imiz ‘’FIRAT YILMAZ ÇAKIROĞLU’’ Reise Mektup Genel 19.05.2017