LİCE ve SEÇMEN TERCİHLERİ

16 Nisan Referandum Sonuçları açıklandı.
Sonuçlara göre Türkiye genelinde Evet oyları Yüzde 51.40 ve Hayır oylarıda Yüzde 48,60 olarak gerçekleşti.
Diyarbakır ilimizde sonuçlar Evet Yüzde 32.41 ve Hayır oylarıda yüzde 67.59 şeklinde gerçekleşti.
Lice ilçemizde ise Evet oranı yüzde 14.28 ve Hayır oylarıda yüzde 85.72 olarak gerçekleşti.
Peki Lice ilçemizdeki sonuçlara bakarken alınan sonuçlar Lice’nin komşu ilçe ve illeri ile doğru orantılımıdır?
Değilse sebepleri nelerdir.
İrdelemeye çalışalım.
Lice'nin bir tarafında (eskiden Hani ilçesi Lice’ye bağlı bir Nahiye idi) Hani, Bir Tarafında Kulp, Kuzeyinde Genç ilçesi ve bunların tam ortasında Lice...
Seçim sonuçları ilginç, hem de çok çok ilginç.
Hani'de Evet oranı Yüzde 56.11, Kulp'ta Evet oranı yüzde 40.48, Genç ilçesinde Evet oranı yüzde 86.07 ve Bingöl Merkezde ise Evet oranı 72,57...
Lice'de ise evet oranı yüzde 14.28...
Arada korkunç bir UÇURUM VAR...
Komşu ilçeler ile arasında bu kadar ciddi farklar olmasının sebebi nedir?
Bildiğimiz, gördüğümüz kadarıyla bir Analizini yapmaya çalışalım.
Lice, Diyarbakır ilinin 1960 yılına kadar en büyük ilçesiydi.
Eski yönetim yeri şu anda Hazro sınırında bulunan A(n)tak Köyündeki A(n)tak Kalesi iken daha sonra şimdiki yeri faal hale gelmiş, Kale giderek gücünü yitirmiş ve giderek yok olmuştur.
Lice ilçesi Osmanlı dönemlerinde özellikle Hézan Nahiyesindeki Medreseleriyle bölgenin önemli bir İlim merkeziydi….
Lice’den bir çok Alim yetişmiş ve bölgeye dağılmışlardır.
Bunlardan en önemlileri olarak Molla Abdullah, Abdülhamit Efendi, Şeyh Abdulkadir Efendi, Molla Ahmedé Hasi, Kürdizade Ahmed Ramiz, Muhammed Hadi, Refet Efendi, Şeyh Selim AYDIN, Mehmet Emin BOZARSLAN, Molla Halid KORKUSUZ, Molla Ahmet MEYLANİ ve Zahid MEYLANİ gibi birkaç ismi sayarsak sanırım yeterli olur.
1925 yılında meydana gelen Şeyh Said Kıyamında Lice halkı işte bu dindar ulemanın bazılarının yönlendirmesiyle Şeyh Said kıyamını İslami bir hareket olarak görmüş ve kıyama koşulsuz destek vermiştir. Kemalizm’in İslam’a karşı hareketlerini tasvip etmeyen Lice halkı Din Düşmanı olarak gördükleri Kemalizm’e karşı İslam’ın yanında yer almıştır.
Lice halkı Kaymakamlık ve diğer Devlet dairelerini hiçbir çatışma yaşanmadan teslim almış ve Şeyh Said kuvvetlerine teslim etmiştir.
Bu İslami tavrından dolayı Lice İsyandan/Kıyamdan sonra ağır bir cezalandırmaya girmiştir.
Önce 1925 yılında ağır bir yıkım yaşayan Lice daha sonra 1927 yılında O zaman henüz bir Albay olan ve daha sonra General olan Mustafa MUĞLALI idaresindeki Ordu mensuplarıyla ağır bir cezalandırma harekâtına maruz kalmış ve bir çok köy ve mezra yakılmış, binlerce insanı katledilmiştir.
1960 yılına kadar her türlü olumsuz gelişmeye rağmen Diyarbakır’ın en büyük ilçesi konumunu sürdüren ve bu süre içinde sürekli olarak dışarıya göç veren ilçemiz Lice’deki ileri gelen konumdaki insanların girişimleriyle 1950’li yıllarda “LİCE İL OLSUN” kampanyaları düzenlenmiş ve bu uğurda çeşitli etkinlikler yapılmış, Ankara’ya defalarca heyetler gitmiştir. Ancak tüm bu çalışmalara rağmen Lice’nin il olması kabul edilmemiş ve 1960 Darbesinden sonra ise Lice’den dışarıya daha da fazla göç verilmiştir.
6 Eylül 1975 tarihinde meydana gelen Depremde Lice TAMAMEN yok olmuş, Deprem sırasında ilçenin tamamen yok olmasıyla şehir yeniden ama bu defa daha aşağıda, Ova kısmında sıfırdan kurulmuştur.
Deprem konutları yapılırken ADALET GÖZETİLMEMİŞ, Depreme dayanıklı KALICI konutlar yerine GEÇİCİ OLARAK YAPTIRILDIĞI söylenen PREFABRİK konutlar yapılmıştır.
Aradan geçen 42 yıl içinde bu GEÇİCİ PREFABRİK KONUTLAR maalesef KALICI BETONARME KONUTLARA dönüştürülmemiş ve Lice’nin yoksul insanları geçici yaptırıldığı söylenen bu prefabrik konutlarda oturmak zorunda kalmıştır.
Lice İlçesi HALEN Türkiye'nin TEK BARAKA ŞEHRİDİR...
Lice Depreminden sonra meydana gelen 1991 Erzincan, 1995 Afyon/DİNAR, 1999 Marmara, 2003 Bingöl ve 2011 Van Depremlerinde KALICI BETONARME konutlar yaparak Deprem Mağdurlarına teslim eden Devlet Baba, Lice’de ise maalesef çok açık bir şekilde NEGATİF AYRIMCILIK uygulamış ve Lice halkına karşı “BÖLÜCÜLÜK” yapmıştır.
22 Ekim 1992 tarihinde Lice’de Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN’ın Şehid edilmesi ve ardından Lice’nin yakılıp yıkılması ve Resmi rakamlara göre 16 sivilin yaşamını yitirdiği olaylarda 2 gün boyunca Lice, Militarist güçlerin insafına bırakıldı.
O dönemde Başbakan olan Tansu ÇİLLER Lice’ye GİREMEDİ.
Yine o dönemde Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanı Deniz BAYKAL Lice’ye giremedi.
Lice halkı 2 gün boyunca Tuğgeneral Bahtiyar AYDIN’ı katleden güçlerin olayı örtbas etme girişimlerine, Lice’yi yakıp yıkma, Dükkanlarının yağma edilmesine seyirci kaldı.
Daha sonraları Lice’yi yakanların Generali katledenler olduğu ve Generalin Ordu içinde çete oluşturan bir grup tarafından katledildiği Devletin Mahkemelerinin kayıtlarına geçti.
Lice davasında mağdur olanlar ancak olaydan 20 yıl sonra dava açabildiler,Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nin kabul ettiği  dava  İzmir’e taşındı ve hala devam etmektedir.
Liceliler davanın hakkaniyetle biteceğine dair bir umut içinde değil maalesef.
Yine benzer şekilde 28 Eylül 2009 günü hayvanlarını otlattığı sırada Yayla Karakolu'ndan atıldığı iddia edilen havan topu ile öldürülen 12 yaşındaki Ceylan ÖNKOL olayında da 4 Nisan 2013 tarihinde ölüm nedeniyle ilgili şüpheliler hakkında, "görevini kötüye kullanmak" suçlamasıyla açılan soruşturmada, Lice Cumhuriyet Savcılığı tarafından takipsizlik kararı verilmişti.
Yani Ceylan ÖNKOL olayında da maalesef aileyi ve Licelileri ikna edecek bir durum yok.
Maalesef yine vicdanlar yaralı, Adalet beklentileri karşılamıyor, Failler hala ortada rahatça dolaşıyor.
1992 Ekim ayında Lice’de yaşanan o vahim olaylar ve Ceylan ÖNKOL’un katledilmesi olayı Lice halkının içinde hala derin bir yaradır.
Kimsesizliğin, Yalnız bırakılmışlığın, Derdini anlatamamanın yarasıdır bu yara.
Bingöl ilçesinde 2003 yılında meydana gelen depremden sonra halka direkt olarak Kalıcı Konutlar yaparak halkın kalbini fetheden Akparti bugün Bingöl’de yüzde 72.57 ve Genç İlçesinde ise neredeyse rekor sayılabilecek yüzde 86.07 oranında “Evet” oyu almıştır.
Düşünebiliyormusunuz, birbirine bitişik iki ilçeden Lice Yüzde 85 Hayır derken, Genç İlçesi Yüzde 86 Evet oyu vermiştir.
Bingöl ve Genç ilçesinde alınan oy oranları Devletin o il ve ilçede uyguladığı Pozitif bir siyasetin sonucunda alınmıştır.
Yine Lice’nin bitişik ilçesi Hani’de Belediye’ye Kayyum olarak atanan Sayın Kaymakam Şaban Arda YAZICI Beyin çalışmaları sonucunda Hani ilçesine toplamda 164 Trilyon TL yatırım gelmesi sağlanmış ve bu yatırım çalışması sonucunda da Hani halkı yüzde 56 oy ile Akparti Hükümetini desteklemiştir.
Unutmayalım ki Hani’de 7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP yüzde 69 ve Akparti ise yüzde 21 oy almıştı.
Yine Kulp ilçesinde 7 Haziran seçimlerinde yüzde 76 HDP alırken Akparti oyları yüzde 19 civarındaydı.
16 Nisan’da durum Hayır yüzde 59 ve Evet ise yüzde 40 civarı olmuştur.
Bu sonuçlar bize şunu göstermektedir.
Bir ilçede kazanmanın yegane yolu o ilçe halkını sahiplenmekten, o halka hizmet etmekten geçer.
Sahiplenmediğiniz hiçbir yer sizin değildir.
Halkın gönlüne hitap etmediğiniz hiçbir politika doğru değildir.
Kibirli olarak, kendini dev aynasında görerek halkın gönlünü kazanamazsınız.
Lice seçim sonuçları göstermektedirki, Lice halkı kendilerine karşı uygulanan negatif politikaları, üstten bakışları, Kibirli Bürokrasiyi ve İlçeye Hizmet üretilmemesini tasvip etmiyor ve tepkisini ortaya koyuyor.
Burda yapılması gereken halkı ezmek, daha çok baskı uygulamak değil, halkı kazanmanın yollarını araştırmaktır.
Licelinin derdi nedir?
Liceli neden bu tepkileri ortaya koyuyor anlamak için önce Licelileri dinlemek, beraber oturmak, sonra anlamaya çalışmak, empati yapmak gerekir.
Lice halkı ile Hani, Genç ve Kulp ilçeleri birbirine bitişik ve bu kadar ters oranlarda sonuçlar çıkıyorsa şimdi oturup düşünme zamanı.
Devlet nerede, ne zaman, nasıl kaybetti bu Lice halkını?
Şimdi, Empati zamanı…
Yukarda özet olarak aktardığım olayları ve bu olayların sonuçlarını, akıbetlerini, failleri ve faillerin hala ortada nasıl serbestçe dolaşabildiğini bir düşünün ve sonra Lice halkını yargıların, sonra hüküm verin…
Şimdi, Lice’yi kazanmak gerek.
Kazanmak içinde, ÖNCE GÜVEN VERMEK GEREK….


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Ayasofya Sorunu Sosyal 15.06.2020
SOSYOLOJİK VİRÜS "IRKÇILIK" Sosyal 04.06.2020
Neden Hala İnsan Olamadık? Sosyal 28.05.2020
ESKİ RAMAZANLARI UNUTMAYALIM Sosyal 15.05.2020
Önce İnsan Olmak Sosyal 09.05.2020