2 KALEM (NUN) SURESİ (51-52) (2)

51 Ve in yekâdullezîne keferû le yuzlikûneke bi ebsârihim lemmâ semiûz zikra ve yekûlûne innehu le mecnûn.

1.            ve in yekâdu: ve neredeyse, az kalsın olur

2.            ellezîne : onlar, olanlar

3.            keferû: inkâr ettiler

4.            le: gerçekten

5.            yuzlikûne-ke: seni kaydıracaklar, devirecekler

6.            bi: ile

7.            ebsâri-him: onların bakışları, gözleri

8.            lemmâ: olduğu zaman

9.            semiû: duydular

10.          ez zikre: zikir, Kur’an

11.          ve yekûlûne: ve diyorlar

12.          inne-hu: muhakkak ki o

13.          le: gerçekten, mutlaka

14.          mecnûnun: mecnun, deli, cinlenmiş

“Ve neredeyse inkâr etmiş olanlar gerçekten seni yıkacaklar bakışlarıyla zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman. Ve diyorlar: ‘Muhakkak ki o mutlaka mecnundur’.”

Açıklama: Yani “hakikati inkâr edenler bu mesajları duyduklarında sana bakarken bile alaşağı olmanı istiyorlar. Senin kesinlikle cinlendiğini, delirdiğini söylüyorlar.” Kâfirler cinlerin musallat olduğuna inandıklarından gözleriyle bile devireceklermiş gibi düşmanca bakıyorlar. Bu ayet “nazar ayeti” denilerek suiistimal edilmektedir. Bakışlardaki düşmanlık kâfirlerin iç dünyalarıyla alakalıdır ve onların içlerinde olan bu duygu batıldır.

52 Ve mâ huve illâ zikrun lil âlemîn.

1.            ve mâ: ve değildir

2.            huve: o

3.            illâ: den başka

4.            zikrun: bir zikir, öğüt

5.            li: için

6.            el âlemîne: âlemler

“Ve değildir o (Kur’an), âlemler için zikirden başkası.”

Açıklama: Zikir anlatılanlardır; yani Kur’an’dır. Öyleyse şöyle demiş oluyor: “Ve o Allah'tan bütün insanlığa yönelik bir öğüt ve uyarıdan başka bir şey değil, ilahi bir mesajdan ibarettir. Bütün insan âlemleri için öğüttür.”

ALINAN MESAJ: Vahyi düşünmeliyiz. İnkârcılar fitne yaparak Peygamberimizin bir mecnun olduğunu söyleseler de aksine onun sonsuz ödüle ve yüce bir kişiliğe sahip olduğunu bilmeliyiz. Allah kimin şaşkın kimin hidayette olduğunu bilmektedir. İnkârcılara müsamaha göstermemeliyiz. Yemin bile etseler ihanet içindekilerin, laf taşıyanların, hayrı engelleyenlerin, kötülükte bile aşırıya kaçanların, zorbaların, güvenilmez olanların güçlü olmalarına bakıp da onlara meyletmemeliyiz. Allah çok güçlü görünenleri de ibretlik hale düşürmeye muktedirdir. Geçmişte garibanlara acımayıp cimrilik yapan bahçe sahipleri gibi cömert ve merhametli olmazsak perişan oluruz. Gariplere acıyıp onları istisna görmeliyiz. Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar. Asıl mahrumiyet maneviyatsızlıktır. Takva olmalı, teslim olmalıyız. Zillete düşmemek için kafamıza göre değil, Allah’ın kitabına göre hükmetmeliyiz. Verilen mühleti iyi değerlendirmeliyiz. Tebliğ ederken bir karşılık beklememeliyiz. Gayb okumaya kalkışmamalı, sabırlı olmalıyız. Allah’ın kendisine yöneleni nimetlendirdiğini ve Kur’an’ın öğüt olduğunu unutmamalıyız.

Nisan 2017

Düzeltme: 27 ayetin açıklamasında "mahrum" yerine yanlışlıkla "zalim" yazılmıştır. Düzeltilmiş hali şöyledir: 

Açıklama: Yani perişan halde düşünmeye başladıktan sonra da dediler ki: “Asıl mahrumlar fakirler değil biziz; zira fakirler sadece madden mahrumsalar biz manen de mahrummuşuz. Asıl dalalet de zaten manen mahrum olmaktır.”


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (3) Politika 10.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (2) Genel 06.11.2017
ANTRENÖR EĞİTİM YÖNETMELİĞİ Spor 27.10.2017
KUR’AN’IN ELEŞTİRİSİ’NE CEVAP-2 Genel 26.10.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türk olduğunu bil yeter! Genel 18.11.2017
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Has bir hâlim, hasbihâlim! Genel 14.11.2017