Yeni anayasa maddelerinin eskisinden farkı -10

Başkanlık sisteminde kanun yapan yasama, ihtilafları bu kanunlara göre çözen yargı ve kanunlara uygun yöneten yürütme organlarının birbirinden ayrılır. Devlet başkanı yürütmenin başı olup belirli bir dönem için doğrudan halk tarafından seçilir. Bu dönemde Başkanı değiştiremiyorsunuz. Başkan kabineyi halktan aldığı yetkiyle tek başına kuruyor ve Bakanlar Kurulu doğrudan ona bağlı oluyor. Başkan ve Bakanlar Kurulu üyeleri parlamentonun üyesi olmuyorlar. Tümünde olmasa bile çoğunda Başkanların Meclis tarafından kabul edilen kanunları veto etme hakkı bulunur. Ancak Meclisin de genellikle vetoyu veto etme yetkisi bulunur. Bizde bu ikisi de olacak mıdır? Ya da hangisi olacaktır?

Bugün dünyada birçok ülkede Başkanlık Sisteminin olduğunu söyleyenlere “En başta ABD” deyip gerisini saymıyorlar. Çünkü gerisi şunlar: Afganistan, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, Angola, Arjantin, Kenya, Liberya, Malavi, Maldivler, Meksika, Myanmar, Nikaragua, Nijerya, Palau, Panama, Paraguay, Filipinler, Şeyseller, Sierra Leone, Güney Sudan, Sudan, Türkmenistan, Uruguay, Venezuela, Zambiya ve Zimbabwe, Benin, Bolivya, Brazilya, Burundi, Şili, Kolombiya, Komoros, Kongo Cumhuriyeti, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Ekvador, El Salvador, Gambiya, Gana, Guatemala, Honduras, Endonezya. Başkanlık sistemi günümüzde 59 ülkede uygulanmaktadır. ABD sömürerek kan ve gözyaşı üzerinden yükseldiği için göbeğini büyütmüş bir ülkedir. Ona bakıp da onu örnek alamayız. Çünkü Allah zalimlere hak ettikleri cezayı bu dünyada da kesecektir.

Başkanlık sisteminde yürütme organı ile yasama organını ayrıldığından milletvekilleri ayrı, Başkan ayrı seçilir. Başkanın bazı özel yetkileri vardır. Başkanlık sisteminde ne olursa olsun Millet Meclisi, Başkanı görevden alamaz. ABD’de Başkan seçilen W.H.Harrison göreve başladıktan 30 gün sonra ölünce Başkan Yardımcısı John Tyler yerine geçmişti. Tanınmamasına rağmen Başkanlık döneminin sonuna kadar yürütme organının başında ülkeyi yönetmişti. Böyle bir olumsuzluk ancak Başkanlık sisteminde görülebilir. Buna rağmen bizim parlamenter sistemimizde de Turhan Feyzioğlu 5 saat başbakanlık yapmıştı. İçişleri bakanı Ahmet Fikri Tüzer, Refik Saydam’ın görevdeyken vefatı üzerine 12. Hükümette sadece 1 günlüğüne başbakanlık görevini üstlenmişti. Bülend Ulusu, 12 Eylül 1980 Askeri darbesiyle ordu, yönetime el koyduktan sonra Millî Güvenlik Konseyi tarafından “halka rağmen” hükümeti kurmakla görevlendirilmişti. Yıldırım Akbulut’un başbakanlığından bir şey anlayabilmiş miydiniz? Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Turgut Özal, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller gibi isimler parlamenter sistemde Erbakan gibi bir dehaya rağmen defaatle başbakan olmadılar mı? İhtilallar ve erken seçim oyunlarıyla Erbakan Hocam engellenmedi mi? Başbakan Tayyip Erdoğan’ın varlığı kendi döneminde bir cumhurbaşkanını gerekli kılmış mıydı? Ya da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın varlığı bugün bir başbakanı gerekli kılıyor mu? Bunlar size normal geliyor mu?

Parlamenter sistemde malumunuz olduğu üzere halk yapılan serbest seçimlerle parlamentoyu seçer; milletvekilleri ise kendi aralarından bir Başbakan ve Bakanlar Kurulu seçerler. Yürütme organının başı olan Başbakan Meclisin güvenoyunu alarak göreve başlar. Bir olumsuzluk söz konusu olduğunda Meclis güvenoyu yoklaması ile Başbakanı görevden alabilir. Parlamenter sistemde ise Başbakanın veto yetkisi gibi bir yetkisi bulunmaz. Başkanlık sisteminde Başkan aynı zamanda Silahlı Kuvvetlerin de başı olarak birçok yetki kullanırken; Parlamenter sistemde bu kadar yüksek seviyede yetkileri olmaz. Bu da eskisi kadar darbe girişimi imkânı bırakmayacaktır. Bakın bu çok önemli…

Başkanlık Sistemine yönelik en büyük eleştiri bu sistemin demokratik hak ve özgürlükleri yok ederek otoriter bir yoğunlaşmayla bütün kuvvetlerin Başkanın elinde toplanmasıdır. Yetkinin bu denli çok olması birçok ülkede diktatörlüklere yol açmıştır. Burada cevaplanması gereken soru şudur: Bizim Başkanımız diktatör olur mu? Eğriyi doğruyu bunun cevabı belirler. Fren ve denge mekanizmaları elbette çalışmalıdır; hukuk devleti anlayışı bulunmalıdır; yerel yönetimler belli haklara sahip olmalıdır. Parlamenter sistemde bu güne kadar bu hep olmuş mudur? Bütün gücün merkezde toplandığı bir ülkede Başkanlık sisteminin demokratikleşmeyi sağlayıp sağlamayacağı kimin ya da nasıl birinin Başkan olacağına bağlıdır. Bütün güçlerin tek bir kişinin elinde toplanması elbette bir baskı rejimine dönüşebilir; ama dönüşmeyebilir de. Bu yine Başkanın kişiliğine, vicdanına, inisiyatifine, salahiyetine, ehliyetine, sadakatine, meziyetine, liyakatine kalmıştır.

ABD federal olarak örgütlenmiş köklü bir demokrasi tarihi olan temel özgürlüklerin en yüksek seviyede korunduğu bir ülke olduğu halde milletvekillerinin gevşek bir disiplinle partilerine bağlandığı, böylece parti liderinin herkesi kontrol edemediği bir ülkededir. Ama onların Başkanlık sistemi kriz çıkmasını engelleyememişti. Daha birkaç yıl evvel Yürütme organı ile Yasama organının başka partilerden oluşması nedeniyle ABD bütçeyi geçiremeyerek çok zorlayıcı krizler yaşamıştı. Böyle durumlar parlamento üyelerinin parti ve dolayısıyla devlet Başkanı seçilecek kişiye çok sıkı bağlanması gibi yöntemi denemeye zorunlu kılacaktır. Başkan parlamentoyu da kontrol etmeye kalktığında ülkedeki demokrasinin ortadan kalkması söz konusu olabilir ve ülke kimin Başkan olduğuna bağlı olarak diktatoryaya dönüşebilir. Bunlar Başkanlık sisteminin yaygın olduğu geri kalmış ülkelerde yaşanmıştı. Şunu yazın: Parlamenter sistemler Başkanlık sistemlerinden daha uzun ömürlüdürler. Başkanlık sistemleri adaletine güvenilen kimselerle başlar ve bir gün diktatörün biri başkan olduğunda halk ayağa kalkar ve Başkanlık sistemi sona erer. Böylece sistem arayışına çıkılır ve çok büyük bir ihtimalle tekrar parlamenter sisteme geçilir.

Başkanlık sistemi siyasal partiler ve toplumun kesimleri arasındaki çatışmaları arttırabilir. Böylece iktidar partisini iktidarda kalmak adına hegemonya kurmaya zorlayabilir. Eğer Federal yapılanma tansiyonu azaltmazsa, yerel yönetimler zayıf kalırlarsa, seçim sistemi demokratik olmazsa, siyasi partiler gevşerlerse Başkanlık sisteminin kanser gibi bir kriziyle tanışabilirsiniz. Mesela “Suharto’nun Endonezya’sı” gibi. Neden böyle diyorum? Çünkü Endonezya artık onundu. Suharto, 6 generalin suikasta kurban gitmesiyle kaos ortamının oluşması esnasında yaptığı darbeyle yola çıkmıştı. Onları komünistlerin öldürdüğünü söylemişti. Batılılaşma projesinin Güneydoğu Asya’daki modelini Endonezya’da halka rağmen sonuna kadar kullanmıştı. Ülke insanlarını bilgiç, faşist ve diktatörce korku ağı içinde “Endonezyalı kullar” haline getirmişti. Baskı rejimini en şiddetli şekilde uygulayıp devleti tek başına yönetmişti. Gücünü kendi kurduğu devlet partisinden ve içinden çıktığı ordudan almıştı. Partisinin manipülasyonuyla adı demokratik seçim olan ama gerçekte demokrasiyle alakasız bir seçim yapmıştı. Batılılaşacağı için Batı ülkelerinin de desteği vardı. Ordunun içinden gelen biri olarak ordu da destekledikten sonra geriye bir şey kalmamıştı. Böylece 32 yıl boyunca asker desteğini arkasına aldı. Zamanla rejim meşrulaştırıldı. ABD karşıtı komünistlerle mücadele edince de meşruiyetini iyice artırmıştı. Muhalif hiçbir yapı ayakta kalamadı. İçinden çıktığı orduyu sürekli kontrolü altında tutmuştu. Ülkesinin çeşitli yerlerinde keşfedilen doğal kaynakları Batılı şirketlerce işlettirdi. Hedeflenen ekonomik ve sosyal kalkınmanın sadece askerler eliyle yapılmasına karar vermişti. Böylece orduyu da tatmin etmişti. Zenginler için de sıkıntı yoktu. Halk olma da ne olursan ol.

08 Nisan 2017 http://www.bizimyaka.com/yazar-72449-Yeni-anayasa-maddelerinin-eskisinden-farki--10


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (3) Politika 10.11.2017
Arakan’da zulüm buhar oluyor (2) Genel 06.11.2017
ANTRENÖR EĞİTİM YÖNETMELİĞİ Spor 27.10.2017
KUR’AN’IN ELEŞTİRİSİ’NE CEVAP-2 Genel 26.10.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
SANDIK ATATÜRKÇÜLÜĞÜ Politika 16.11.2017
Derin Devlet ve Yapılanma -4 Politika 10.11.2017
Gönüllerden Gelen Mi Anketlerden Gelen Sevgi Mi? Politika 10.11.2017
Sosyalleşme Politika 09.11.2017
Muhalif Politika 07.11.2017