1 ALAK SURESİ (1-19)

1 Ikra’ bismi rabbikellezî halak.

1.            ıkra’: oku, çağır, dile getir

2.            bi ismi: ismi ile, adıyla, adına

3.            rabbi-ke: senin Rabbin

4.            ellezî: o ki, ...olan

5.            halaka: yarattı, halk etti

“Çağır halk eden Rabbinin adına.”

Açıklama: Henüz ortada okunacak bir kitap olmadığından diğer anlamı olan “çağır” tercih edilebilir. “Adıyla” denilerek (çok sonradan öğrendiğimiz) besmele kastedilmiyor. Elçisi, Allah adına buyuruyor. Çünkü kendi beşeri görüşünü söylemiyor; sadece kendisine vahyedileni naklediyor. İlk inen surenin ilk ayetinde “Rab”, Allah’ın zikredilen ilk sıfatıdır ve “terbiye edici” demektir. Namaz şapkasıyla Kur’an kurslarında Kur’an okumayı öğrenenler önce besmele çekerler. Burada bir kurs talebesi değil, bir elçi söz konusudur ve vahyedilenleri Allah adına iletecektir. Tebliğ ve davetini kendi adına değil, "Allah adına" yapacaktır. Böylece elçiyi reddetmek onun Rabbini de reddetmek olacaktır. Rabbi adına çağıranı kabul etmek onun Rabbini de kabul etmek olacaktır. Bu “oku” da olsa “çağır” da olsa “dile getir” anlamındadır. İlk beş ayet Kur’an vahyinin en başıdır. Hayatının bu döneminde yalnızlığı seçmektedir. Fakat Allah’ın insana mesaj vereceğini fark edecektir. Eğer mecazi anlamda okuma olarak anlaşılacaksa “Oku, Yaratan Rabbinin adına” olacaktır.

2 Halakal insâne min alak.

1.            halaka: yarattı, halk etti

2.            el insâne: insan

3.            min alakın: bir yere bir noktadan bağlı şeyden, rahim cidarına asılıp tutunan döllenmiş yumurtadan, parçacık pıhtıdan

“Halketti insanı bir alak’tan.”

Açıklama: Yani “yarattı insanı bir pıhtı parçasından.” “Alak” sözcüğü Kur’an’ın başka yerlerinde de geçmekte olup asılı duran bir pıhtı parçacığıdır. Sonraki surelerde geçen ilgili ayetlerde sırasıyla önce toprak, sonra nutfe, sonra alak, sonra mudga gibi merhaleler sıralanır; bir su damlası görünümündeki “nutfe” ile bir et parçası görünümündeki “mudga” arasındaki bir aşamada “alak” pıhtı parçasıdır. Yani “insan çok basit yaratılışlıdır. İnsanın biyolojik kökeni ilkeldir.” Yani anlaşılıyor ki, “neydin, ne hale getirdik”. “Yarattı” ifadesinin geçmiş zaman kipiyle olması yaratmasının sürekliliğinden dolayıdır.

3 Ikra’ ve rabbukel ekrem.

1.            ıkra’: oku (çağır)

2.            ve rabbu-ke: ve (çünkü) senin Rabbin

3.            el ekremu: en çok kerem sahibi, sonsuz kerem sahibi, çok cömert

“Çağır çünkü senin Rabbin kerem sahibidir.”

Açıklama: Yani, “Rabbin çok cömert olduğu için çağrısına kulak ver.”

4 Ellezî alleme bil kalem.

1.            ellezî: ki o

2.            alleme: öğretti

3.            bi: ile

4.            el kalemi: kalem

“Ki O öğretti kalem ile.”

Açıklama: Yani, “Allah öğrettiği için kalem kullanabiliyoruz. Kalemi öğrenmemize vasıta kıldı…” Kalem vasıtasıyla insan tek başına bilemeyeceği şeyleri öğrenir. Tecrübeler kalem sayesinde aktarılır.

5 Allemel insâne mâ lem ya’lem.

1.            alleme: öğretti

2.            el insâne: insan

3.            mâ: şey

4.            lem ya’lem: bilmiyor

“Öğretti insana bilmediği şeyleri.”

Açıklama: Yani "bu sayede insan bilmediği şeyleri idrak etti"; yoksa bu kadar çok şeyi nereden bilecektik… Kalemin yazdığı şeyleri bildik. Kalemin yazmadığı şeyleri ise önce vahiy sayesinde öğrendik; sonra kalem vahyi de yazdı…

6 Kellâ innel insâne le yatgâ.

1.            kellâ: hayır

2.            inne: muhakkak

3.            el insâne: insan

4.            le: mutlaka, gerçekten

5.            yatgâ: azgınlık yapar

“Hayır, muhakkak insan mutlaka azar.”

Açıklama: Yani “bilmesinin sonucu olarak insan mutlaka fütursuz azar; ileri gider.” Allah insanı yarattığından elbette iyi tanıyor.

7 En raâhustagnâ.

1.            en reâ-hu: kendini görmesi

2.            istagnâ: müstağni, Allah’a ve hiçbir şeye ihtiyacı olmadığını sanması

“Kendini müstağni görerek.”

Açıklama: Yani “kendini ihtiyaçsız görmesi sebebiyle. İnsan bilgilendikçe kendini bir şey sanıp küstahça şımardığı için… Ne zaman kendini yeterli görse.”

8 İnne ilâ rabbiker ruc’â.

1.            inne: muhakkak

2.            ilâ rabbi-ke: senin Rabbine

3.            er ruc’â: dönüş, rücu

“Muhakkak ki Rabbinedir rücu.

Açıklama: Yani “eninde sonunda ölüp hesap için herkes asıl kaynağımız olan Rabbimize döneceğiz.” Buraya kadar alınan mesajdan anlaşılıyor ki: Rab çok cömert olduğu için basit bir pıhtıdan yarattığı insanı, yaratan Rab adına çağırmasını Elçisinden istiyor. Yani “Allah insana kalem kullanmayı ve bilmediği şeyleri öğrettikten sonra insan kendini yeterli sanıp şımarsa bile dönüş Rabbinedir.”

9 E raeytellezî yenhâ.

1.            e: mı, mü

2.            raeyte: sen gördün

3.            ellezî: o kimse, o ki

4.            yenhâ: nehyediyor, engelliyor, men ediyor

“Gördün mü, o kimseyi ki nehyediyor?..

Açıklama: Yani “gördün engelleyeni.”

10 Abden izâ sallâ.

1.            abden: bir kul

2.            izâ: olduğu zaman

3.            sallâ: namaz kıldı, yöneldi, dua etti, yardım etti

“Bir kulu sala ettiği zaman?..”

Açıklama: Sala’nın üç anlamı var: “Dua”, “namaz” ve “yardım”. Kimseye hiçbir mahsuru olmayan “dua” gizli de olabilir diye ve “namaz” zaten yasak değildi diye kimse engellemez. Sonraki ayetlerden anlaşılıyor ki, engellenen “yardım”dır ve o yardım doğru yol üzerindekilerin batılı reddedip takvayı tebliğ etmeleridir. Öyleyse kula yardım yani “tebliğ” ettiğinde; insanların hakkı bilmelerine yardımcı olmaları hasebiyle böyle denmiştir. Kişisel ibadet değil, sosyal ibadet onları rahatsız etmiştir. İlk zamanlar tebliğin engellenmesi zaten beklenilir bir durumdur. Sosyal hayata nüfus etmesi engellenmek istenmiştir. Zira sosyal hayata kayıtsız kalan hiç kimsenin namazı kimsenin dikkatini bile çekmez.

11 E raeyte in kâne alâl hudâ.

1.            e: mü

2.            raeyte: sen gördün

3.            in: eğer, ise, öyle ise

4.            kâne: oldu, idi

5.            alâ: üzere

6.            el hudâ: hidayet

“Gördün mü, ya hidayet üzereyse?..”

Açıklama: Yani “tebliğ eden ya doğru yol üzerindeyse. Hiç düşündün mü ki o doğru yolda mıdır? Diğer açıdan da bak.”

12 Ev emera bit takvâ.

1.            ev: veya

2.            emera: emretti

3.            bi et takvâ: takvayı

“Veya emrettiyse takvayı?..”

Açıklama: Yani “tebliğ eden ya takvayı emrediyorsa; ya sorumluluk bilinciyle yüklüyse?” Takva, yan çizmeyecek sağlam kişiliktir. Sapmayacak ve saptırmayacak kadar güçlü bir kişiliktir. Henüz ilk vahiyler olduğundan takvanın içinde emredilmiş bir namaz niyaz ve sair yok; düzgün kişilik var. Zira ilk ayetlerde ve ilk kez “takva” geçiyor. Bunu dikkate alırsak takva tehlikeye girmemektir. Sağlam dirençtir.

13 E raeyte in kezzebe ve tevellâ.

1.            e: mü

2.            raeyte: sen gördün

3.            in: eğer, ise, öyle ise

4.            kezzebe: yalanladı

5.            ve tevellâ: ve yüz çevirdi

“Gördün mü, ya yalanladı ve yüz çevirdiyse?..”

Açıklama: Hiç düşündün mü tebliğ eden ya batılı reddedip batıla yüz çeviriyorsa? Düşünmedin çünkü kibrin buna engel.

14 E lem ya’lem bi ennellâhe yerâ.

1.            e: mu

2.            lem ya’lem: bilmiyor

3.            bi enne: olduğunu

4.            allâhe: Allah

5.            yerâ: görüyor

“Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?..”

Açıklama: Allah onu görüyor. Burada onun görmediğine inandığını söylemiyor; görmediğine inanıyor gibi davrandığını söylüyor. O bilmiyor mu Allah’ın (her şeyi) gördüğünü? Belli ki ateist değil. Allah’ın gördüğünü biliyor.

15 Kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeti.

1.            kellâ: hayır

2.            le in: gerçekten eğer

3.            lem yentehi: vazgeçmezse

4.            le nesfean: mutlaka yakalarız, sürükleriz

5.            bi en nâsıyeti: perçeminden, alnından

“Hayır, gerçekten eğer vazgeçmezse mutlaka yakalarız alnından.”

Açıklama: Yani “o kötü düşünceleri geçirdiği problemli kafasından yakalarız.” Ayrıca alnından yakalanan vücudunun geriye kalan kısmını kurtaramaz; çaresiz kalır. Fakat dilerse vazgeçebilir. Yakalanma anlamı verilen “nasiye” eski bir Arap terimi olup aşağılanmayla da ilgilidir.

16 Nâsiyetin kâzibetin hâtıetin.

1.            nâsiyetin: perçem, alın

2.            kâzibetin: yalancı

3.            hâtıetin: hata (yapan), hatalı, hatakar

“Yalancı, hatakar alnından.”

Açıklama: Yani “hatalı kafasından yakalarız; kafasındaki hatalı düşünceleri taşıyan kafasından.”

17 Felyed’u nâdiyehu.

1.            fe li yed’u: öyleyse davet etsin, haydi çağırsın,

2.            nâdiye-hu: onun meclisi, yakın çevresi, yardımcıları

“Haydi, davet etsin onun nidacılarını.”

Açıklama: Yani “madem öyle çağırsın bakalım bas bas bağıran davetçilerini; konuşurken mangalda kül bırakmayan çokbilmiş çığırtkanlarını çağırsın; meclisini çağırsın.” Hem de kendini yeter gören insana diyor bunu; “ne yetmesi, meclisinle gel istersen” diyerek.

18 Se ned’uz zebâniyete.

1.            se-ned’u: biz çağıracağız, davet edeceğiz

2.            ez zebâniyete: zebanileri

“Biz çağıracağız zebanileri.”

Açıklama: Yani “biz de cehennemdeki azap güçlerini çağıracağız. Kendilerinden kurtulmanın mümkün olmadığı zebanileri…”

19 Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib.

1.            kellâ: hayır

2.            lâ tutı’hu: ona itaat etme, tutunma

3.            ve uscud: ve secde et

4.            ve ikterib: ve karib ol, yakın ol

“Hayır, ona itaat etme! Ve secde et ve yaklaş.”

Açıklama: Yani “ona kulak verip uyma; Allah’a saygıyla eğil ve yakın ol.” Sıraya dikkat ederseniz önce “reddederek yönelme” var; sonra “(yönelerek) tabi olma” var; sonra da “(tabi olarak) samimi kalma” var. İlk uyarı ve terbiye.

ALINAN MESAJ: Elçi kendi adına değil, Allah adına çağırdı. Basit bir pıhtıdan yaratıldığımızı bilmeliyiz. Bilmediğimiz birtakım şeyleri kalem yoluyla öğrendik diye kendimizi bir halt sanıp kimseye ihtiyacımız olmadığını düşünerek şımarmamalıyız. Dönüş, terbiyemizi veren Allah’adır. Yardıma kalkıştığımızda engellendiğimizde engelleyen diğer bir açıdan bakıp da bizim haklı olabileceğimizi dikkate almalı ve bir paradigma kazanmalıdır. Allah her şeye şahit oluyor. İnsan acziyetini çok geç olmadan anlamalıdır. Bu hal üzere ölünce kurtulma şansı hiç yoktur. Hiçbir destekçi de bulamaz. Allah’a itaat etmeli ve samimi olmalıyız.

Nisan 2017


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Kur’an açık mıdır? (1) Genel 15.09.2017
JKD’nin nesi sporlaştı? Spor 14.09.2017
Karate nasıl sporlaştı? Spor 11.09.2017
ALAGÖZ MODELİ Spor 08.09.2017
Sifu Richard Bustillo’nun JKD Programı (9) Genel 05.09.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Mersin Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Göz Açtırmıyor... Genel 22.09.2017
ODTÜ Yollarında Saklanan Büyük Sır ! Genel 13.09.2017
Yılanın Soktuğu Yerden Çıyan Da Sokar Genel 05.09.2017
MÜSLÜMAN NELERİ BİLMELİ? Genel 31.08.2017
KURBAN BAYRAMI'MIZ Genel 29.08.2017