SURİYE, TEVHİD ve MÜSLÜMANLAR…

 

Suriye’nin İdlib kentinde yaşanan son Kimyasal Katliam yüreklerimizi bir kez daha yaktı.

Çocukların, Annelerin, Babaların görüntüleri içler acısıydı.
Bir Kürt olarak hemen aklıma Halepçe katliamı geliverdi.
Halepçe’de de zalim vampirler İnsanlığı elma kokulu sarin gazlarıyla katletmişlerdi.

Abd Başkanı Trump, Suriye’nin bu alçakça katliamına göstermelik bir refleksle Suriye’nin bir havaalanını bombalayarak cevap verdi.
Amaç, İslam ülkelerinde baş gösteren tepkilerin gazını almaktı.
Kimi İslamcı Müslüman kardeşlerimiz bu bombalamadan belki bir ABD-Rusya savaşı çıkar, birbirlerine girerler diye sevinir gibi oldu.

Onların birbirlerine düşmelerini beklemek ancak bir acziyet ifadesidir…

Dün, Irak, Afganistan, Yemen, Libya, Somali topraklarında taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakılmadı.

Müslümanlar tarafından yapılması gereken ABD veya Rusya'yı kurtarıcı görmek değildir.
Asıl yapılması gereken Suriye'yi ve diğer İslam ülkelerini bu işgalcilerden kurtarmaktır.

Bugün Suriye hedefte, tüm ülke ateş altında.

Yarın sıra hangi ülkede?

Türkiye'mi, İran'mı, Mısır'mı, Suudi'mi, Endonezya'mı, Malezya'mı yoksa?

Biz (hadi rahatlayın, en başta BEN) geri zekalı Müslümanlarda hala Sünni-Şii tarafgirliği içinde birbirimizi katletmekle meşgulüz.

Allah belamızı verse yeridir.

Rabbim tüm helak edici sebepleri oluşturduğumuz halde, Tevhid Dininde birbirimizi bu kadar rahat boğazladığımız halde hala neden bizi helak etmiyor gerçekten anlamış değilim.

Demek ki Rabbimizin kerem ve lütfu sandığımızdan çok çok daha fazla imiş...

Sünni-Şii fark etmez, Hepimiz Müslümanlar olarak birleşmeli ve bu Haçlı artıklarını İslam topraklarından def etmenin yollarını araştırmalıyız.

Türkiye ve İran iki güçlü ülke olarak yan yana gelmeli, Suriye'de ortak bir çözüm bulmalı ve bu ateşi sonlandırmalıdırlar.

Abd'nin veya Rusya'nın hiçbirimize faydası yok.

Suriye'de savaşan her iki kesimdeki İslamcılarda şapkalarını önlerine koyup düşünmelidirler.

Yaptıklarının akılla, izanla bağdaşır bir tarafı yok...
Şu ana kadar yaptıkları tamamen ABD, AVRUPA ve RUSYA gibi Hristiyan Emperyalizminin çıkarlarına hizmet etti, Emperyalizmin bu toprakları karıştırma politikalarına malzeme sağladı.
Suriye’de İslam ümmetinin en yiğit neferlerini teker teker şehadete uğurladık.
Birçok arkadaşımız, dostumuz bu kirli savaşta can verdiler.
Görmüyormusunuz, Suriye’de ve diğer ülkelerde Hristiyan askerleri birbirleriyle savaşmıyorlar, onlar yerine biz Müslümanlar birbirimizi boğazlıyoruz, katlediyoruz.
Ne zamana kadar bu katliamlar sürecek?
Sünnilermi bittiğinde yoksa Şiilermi bittiğinde biter bu savaş?
Günümüz Müslümanları Tağutlarla, İslam Düşmanlarıyla Savaş konusunda Peygamberi ve örnek şahsiyetlerin uygulamalarını esas almalıdırlar.

Peygamberimizin Mekke'de her türlü zulüm ve işkencelere rağmen nasıl sabrettiğini, Medine'ye Hicret ederek önce kalpleri kazandığını, Kalpleri kazandıktan ve Medinede belli bir güce ulaştıktan sonra Mekke Müşrikleriyle savaştığını unutmayalım.
Hudeybiye Anlaşmasını hatırlayın…
Anlaşma maddelerinin neredeyse tamamı Müslümanları aleyhine olmasına RAĞMEN Peygamberimiz bu anlaşmayı kabul etti. Kötü görünen bir Anlaşma ile Barış sağlandı.
Bu Hudeybiye Anlaşmasınıdamı okumadınız?

İslami çevrelerin savaş konusunda örnek almaları gereken bir diğer isimde büyük İslam Komutanı Halid Bin Velid ve Mute Savaşıdır.

Mute, Kudüs'e yakin bir mahal'dir. Efendimiz (sav)'in Busra (şimdiki Havran) emirine gönderdiği elçinin katledilmesi üzerine bilmukabele hareket etmek zarureti doğmuştur.

Mute Savaşı için Müslümanlar 3.000 kişilik bir ordu oluşturdular. Ordunun komuta edilmesi konusunda Peygamberimiz, şu şekilde talimat verir:

"Zeyd bin Harise’yi kumandan tayin ettim. Zeyd bin Harise şehit olursa yerine Cafer bin Ebu Talib geçsin. Cafer bin Ebu Talib şehit olursa, Abdullah bin Revaha geçsin. Abdullah bin Revaha da şehit olursa, Müslümanlar aralarından münasip birini seçip onu kendilerine kumandan yapsın."

Daha sonra Rehberimiz, Efendimiz orduya, kadın ve çocukları, yaşlıları öldürmemeleri; ağaçları, evleri ve kiliseleri yıkmamaları konusunda telkinlerde bulundu.

İslam Ordusu'nun Medine’den hareket ettiğini duyan Vali Şürahbil, Bizans İmparatoru Heraklius’a haber gönderir. Bu arada kardeşi Sedus komutasındaki bir birliği de Müslümanları karşılamak üzere Vadi’l Kura’ya gönderir. Burada yapılan çarpışmada Sedus öldürüldü ve ordusu bozguna uğratıldı.

İlerleyen İslam Ordusu Şam’ı geçti. Bu sırada Bizans İmparatoru Heraklius'un 100.000 kişilik bir orduyla üzerlerine geldiğini haber alan Müslümanlar, nasıl davranacakları konusunda değerlendirme yapmaya karar verdiler. Müslümanların çoğu, Peygamberimize haber gönderilmesi ve gelecek olan cevaba göre hareket edilmesini söyledi. Ancak bu savaşta ölecek olanAbdullah Bin Revaha’nın şu konuşması, herkesin fikrini değiştirdi ve savaşa karar verildi:

"Arkadaşlar, çekindiğimiz şey, ele geçirmek için yola çıktığımız şeydir, yani şehid olmaktır. Dinimizi yüceltmek için savaşalım. Ya şehid, ya gazi olacağız. Bunun ikisi de güzel değil mi?"

Mute Meydanı'nda yapılan çarpışmada, Peygamberimizin ismini saydığı üç sahabe de öldü.

İste bu sırada askerde genel bir çöküntü doğmak üzereydi ki, askerin hemen hepsinin isteği üzerine Hâlid b. Velid kumandayı ve sancağı eline aldı. 

Halid bin Velid'in yaptığı şaşırtıcı bir taktikle Bizans Ordusunda bir anlık panik havası yaratıldı. Müslümanlar, bundan yararlanarak sert bir taarruzla Bizans ordusunu kısmen de olsa bozmayı başardı.

Ancak Bizans ordusunun 30 kata varan sayı üstünlüğünü göz önünde bulunduran Halid Bin Velid, savaşa daha fazla devam edilmesini mantıklı bulmayıp, İslâm ordusunu kesin hezimete uğramaktan ve bütünüyle kılıçtan geçirilmekten korumak için yavaş yavaş Medine'ye dönme kararı aldı ve o gece savaştan geri çekildi.

Orduyu selametle Medine’ye getiren Halid Bin Velid ve Orduya bazı nahoş sözler sarf edilir. “Allah yolunda savaşmaktan KORKAN KAÇAKLAR” şeklinde halk hakaret eder ve savaştan kaçmakla itham edilirler.
Halid Bin Velid ve ordu mensupları bu ithamlar karşısında üzülürler ve durumu Efendimize duyurmak zarureti hasıl olur.
Kainatın Efendisi ;”Sizler Allah yolunda savaşmaktan kaçanlar değil, dönüp dönüp savaşanlarsınız” buyurdu.

Bizimde yapmamız gereken budur.
Daha fazla zarar görülmemesi için Sünni ve Şii, iki tarafında geri çekilmesi gerekiyor.
Unutmayın, Savaş meydanından GERİ ÇEKİLMEK, BİR UTANÇ DEĞİLDİR, Öyle olsaydı Halid Bin Velid gibi bir komutan ASLA ÇEKİLMEZDİ.
Çekilmeyi bir MASLAHAT olarak görmek gerekir.
İslam dünyasının daha fazla çatışmalardan yıpranması yerine, İslam ülkelerinin kalkınması, Refahı ve en önemlisi TEVHİDİ OLUŞTURMAK İÇİN birlikte çalışılmalıdır.
Türkiye ve İran gibi Sünni ve Şii mezheplerinin iki güçlü ülkesi el ele vermeli ve başta Suriye bataklığı olmak üzere tüm bir İslam Coğrafyasından Hristiyan Emperyalizmini çıkartacak politikalar geliştirmelidirler

Sivil Müslümanların, Çoluk çocuğun katledilmesine seyirce kalmak İslami bir davranış olamaz.
Peygamberimiz ve ardılları olan kıymetli sahabiler savaşları asla çoluk çocuğun olduğu ortamlarda yapmamışlar aksine bundan kaçınmışlardır.
Sivillere zarar gelmemesi en temel politikamız olmalı.
Siviller arasında, Masum insanların katline sebep olacak şekilde savaşlar yürütmeyi doğru bulmuyorum.

İslamcılar Suriye'de veya diğer dünya ülkelerinde eğer bir devrim yapmak istiyorlarsa ÖNCE YÜREKLERDE DEVRİM YAPMALIDIRLAR.

Önce Kalpleri kazanacak bir İslami çalışma yürütmelidirler. Halkı kazanmadan yürütülecek bir silahlı savaşta eğer birde gücünüz karşınızdakilere karşı zayıfsa başarılı olma şansınız SIFIRDIR...
Acilen, Hudeybiye gibi, Kötüde olsa bir barış sağlanmalı ve sivillerin daha fazla zarar görmeleri engellenmelidir…

Bu savaşın katliamlarla birlikte sürmesinin, Çoluk çocuğun, masumların dökülen kanlarının hesabını Allah hepimizden soracaktır…
Hiç birimiz bu hesabın altından kalkamayız…


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 01.07.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
HAFTANIN SAÇMA OLAYLARI Genel 17.06.2020