NEDENSİZ SEVMELER

Üzerinde duracağımız bu konuyu aydınlatmak için öncelikle ayrılığın psikolojik bir tanımını yapmamız gerekir. Ayrılık psikolojide ilişki kurulan nesneden kopma anlamına gelmektedir. Bu kopma süreci iletişimin ve diğer etkileşimlerin kesilmesi demektir. Yani duygusal-fiziksel temasın minimuma inmesi veya sona ermesidir.

 

Ayrılık çoğu kişi tarafından istenmeyen bir durumdur. Çünkü sonrasında yaşanılan maddi-manevi çöküntüler bireylere zarar vermekte ve bazen de bireylerde kalıcı duygusal hasarlar vermektedir.

Biz, ruhbilim penceresinden bakarak, ayrılığın bireyde yarattığı duygusal değişimleri ve bu değişimlerin, bireyin düşünce ve davranışlarına nasıl yansıdığını inceleyeceğiz.

Ayrılığın duygusal anlamda bireyleri genellikle çöküntüye uğrattığı bir gerçektir. Bu çöküş kimi zaman ağır kimi zaman hafif yaşanabilir. Ayrılmayı isteyen taraf bile bir hüzün dönemi geçirmektedir. Ayrılık sonrasında yaşanan yas sürecinde bireyler genellikle Hüzün, Kırgınlık, Kıskançlık, Umutsuzluk … gibi istenmeyen duygular içerisine girebilir. Bu duygular bireyleri strese sokabilir. Bazen (özellikle erkekler) bu duyguları örten bir öfke duygusuyla baş başa kalırlar. Yani bireylerin öfkeli görüntüleri, üzüntü, kırgınlık gibi duygulara maske olmaktadır.

Peki ayrılık neden insanlara ağır duygusal yük çektirmektedir? Bu sorunun tam cevabı ruh-biliminde önemli bir yer kaplayan “Bağlanma” olgusundan kaynaklanmaktadır. Yani aslında bireylerin ayrılıkla ilgili bir problemleri yoktur, bağlanmayla ilgili problemleri vardır. Bu bağlanma adı verilen durum da bireyin çocukken ebeveyni ile kurduğu ilişkiye benzer olarak yetişkinlikte yakın temas kurduğu kişiyle buna benzer bir ilişki kurmasına denir. Yani çocukken ebeveynimize nasıl bağlanmışsak hayatımıza giren önemli kişilere de benzer şekilde bağlanırız. (Bağlanmanın türleri vardır, sağlıklı ve sağlıksız bağlanma çeşitleri vardır. Bu başka bir yazının konusu olabilir ancak şu an ayrılık sürecinde bağlanmanın etkisini dolaylı olarak inceleyeceğiz.)

Romantik ilişkilerde ayrılık süreci çok sancılı geçebilir. Bu sürecin sıkıntılı geçmesine sebep olarak;

İlişkiden alınan doyum (birbirine benzerlik, ortak zevk ve istekler, birbirini tamamlama…gibi)

Ayrılmanın sebebi (aldatma, heyecan arayışı, ailelerin müdahelesi …gibi)

Bireylerin kişilikleri ve ruhsal sorunlarının olup olmaması (bağlanma, kişilik bozukluğu vs.)

Ortak maddi bir durumun olması (aynı evde olmak, Gelirin düşmesi)

İlişki için harcanan zaman – paha ve geçen toplam süre (Yıllar geçtikçe ayrılık daha da zorlaşabilir)

Diğerleri

Bu gibi durumlar ayrılık sürecinin sıkıntılı geçmesini artırmaktadır. Bu maddeleri inceleyelim;

İlişkiden alınan doyum: Bireyler birbirine benzerlerse ilişki sürekli olur. Yani ortak zevkler, hobiler, diyaloglar, benzer dünya görüşleri kişileri birbirine bağlar ve ilişkiyi sürekli kılar. Bu tarz paylaşımlar aradaki çekimi güçlendirir. Çünkü bu paylaşımlar bireyin varlığının onanması anlamına gelir ve bireyin kendini değerli hissetmesini sağlar. Bireye böyle ruhsal destek veren kişinin hayatından çıkması onun için ciddi bir çöküş olacaktır. İlişkiden alınan doyum ne kadar fazlaysa ayrılık da o denli acı verici olacaktır. Çok yükselen sert düşer. O halde kendimizi diğerine çok açmamalı bir şey paylaşmamalı mıyız diyebilirsiniz. Hayır. Tabi ki samimiyet kuracaksınız. Sadece ilişkinin bu boyutunun aslında karşıdaki kişiden değil sizden kaynaklandığını bilin. Doyumdan dolayı ayrılık acı vericidir, bunun farkına varın. Böylelikle ayrılık sürecinde oluşacak duygusal çöküntülerin önüne bir miktar geçmiş olacaksınız.

Birbirini tamamlamaya dayalı ilişkiler de uzun süreli olabilir. Bu ilişkiler genelde birinin diğerini değiştirmeye çalışması diğerinin de direnmesiyle ortaya çıkan ilişki tipidir. Bu tarz ilişkiler kişiliklerde doğru ego hedeflerini vurduğu için sürekli olur. Ayrılıklarda benzerlik ilişkisi yaşayanlara göre daha az sıkıntı duyabilirler.

Ayrılık sebebi: Ayrılık sebebi ayrılığın ilk zamanlarında önemli bir yere sahiptir. Ancak genellikle ayrılık sebebi ufak bir şeydir. Altında yatan ve geçmişte olan yaşantılar ayrılığın esas nedeni olabilir. Yalan, Aldatılma gibi nedenler ayrılığın tek nedeni olabilirken diğer ufak sorunlar genellikle birikmiş olayların bir sonucudur. Ayrılık bireylere genellikle geliyorum der. Ufak bir problemle de gerçekleşir. O yüzden ilişkiyi kurtarmak için veya kendinizi sorgularken bir sebep değil altta yatan sebepler topluluğu incelenmelidir. Buzdağının görünmeyen kısımları ile de ilgilenilmelidir.

Bireylerin kişilikleri ve ruhsal sorunlar: Bireylerin kişilikleri ve ruhsal sorunları ayrılık sürecinin sıkıntılı geçip geçmemesinde çok etkilidir. Güçlü egoya sahip bireyler (kendine yetebilen, iç-görüsü kuvvetli…gibi) ayrılık sürecini daha az sancılı ve daha kısa sürede atlatabilirlerken daha güçsüz egoya sahip bireyler (bağımlı kişilik, varlığı karşıdaki kişinin varlığına bağlı hissedenler, benlik saygısı düşük bireyler…gibi) bu süreci daha sancılı ve uzun sürede atlatmaktalar. Hatta kimi bireylerde bu ayrılık bir tramvaya yol açabilmektedir. Kişinin kişilik özellikleri ve duygu durumu iyi tespit edilip buna göre bir yöntem ile iyileşme sağlanabilir. Kadının kendini güvensiz hissetmesi erkeğin kendisini yalnız hissetmesi de ayrılma sürecinde önemli bir sorundur (yaş ilerledikçe daha da belirginleşmektedir).

Ortak maddi çıkarlar: Genellikle evli çiftlerde ayrılık sürecinde maddi durum çok önemli bir role sahip oluyor. Ayrılıkla birlikte gelen evlerin ayrılması ve ekonominin ikiye bölünmesi süreci bireyleri sahip oldukları yaşam standardının aşağısına itmektedir. Bu sürece adapte olmak da bireyleri ruhsal olarak olumsuz etkilemektedir. Maddi çıkarlardan dolayı boşanamayan çiftler bile vardır.

İlişki için harcanan zaman ve paha: Sadece ilişki için değil, her konuda insan harcadığı pahanın karşılığını görmek istiyor. Sosyal takas teorisine göre bunu ilişkiler için de uyarlayabiliriz. Bireyler ne kadar çok şey paylaşır ve birlikte zaman geçirirlerse ayrılık da o denli sancılı olur. Bir şey için ne kadar çok zaman harcarsanız o şeye o kadar bağlanır ve nesneyi kaybettiğinizde yine aynı oranda yıkıma uğrarsınız. Bunun farkına varmak kişiyi ayrılık sürecinde daha iyi hissettirecektir. “Çok fazla zaman geçirdiğim ve bir şeyler paylaştığım için kaybım daha da fazla acı veriyor. Ancak daha az zaman geçirdikçe (görmeyeceği veya az göreceği için) bu acı azalacak ve sonrasında o kişiyi gördüğümde çok fazla bir şey hissetmeyeceğim.” Bu düşünce ile bireyin daha iyi hissetmesi sağlanabilir.

Diğer İnsanlar: Ayrılık sürecindeki kişinin çevresindeki insanlar hemen bu tarz konularda uzman olduklarını savunup bireye destek olmaya çalışırlar. Diğerlerinin verdiği öneri ve tavsiyeler genelde günü kurtarır ancak uzun vadede etkili olmaz. Çünkü insanlar genelde ayrılan kişinin arkadaşı, yakını vs. olduğu için yanlı şekilde nasihat, tavsiye verirler. Genelde herkes benzer şeyleri söyleyeceği için ayrılan birey artık bunlara duyarsızlaşır ve onun için bir anlam ifade etmemeye başlar. “Aman boş ver kendi kaybetti.” “Üzülme geçer.” “Hayatın tadını çıkar. İyi oldu.” Gibi söylemler kişiye aslında hiçbir şey ifade etmemektedir.

NELER YAPILABİLİR?

 

                Ayrılık yası tutan insanlar genellikle çok fazla bilişsel hatalar yapmaktadırlar. İlişkiyi mükemmel olarak hatırlamak, ilişkinin sadece iyi olan anılarını hatırlamak, olumsuz anıları ve partnerinin olumsuz özelliklerini yok saymak, Her şeyin eskiden çok güzel olduğunu ancak artık hiç güzel olmadığını ve bundan sonra da hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağına inanmak … gibi.

1.       EVRENSELLİK İLKESİ: Öncelikle bunu hemen hemen herkesin yaşadığını veya yaşayabileceğini kabul etmek (evrensellik ilkesi) bireyi, probleminin biricik ve çözülemez olduğu inancını biraz olsun yıkacaktır. Ayrılık sürecindeki insanlar ilişkisinin çok özel olduğu inancına sahip olurlar. Çoğu insanın bu süreçten geçtiğini ve hemen hemen herkesin benzer duygular yaşadığı anlatılıp örnekler gösterilebilir ve bireyin kendisinin de yakınlarından örnek vermesi istenebilir. “Bunları yaşayan arkadaşın oldu mu? O ne yaptı. O zaman sen neler hissetmiştin. Şu anda ne hissediyorsun. Peki o arkadaşın şimdi nasıl?”. Ayrılık yaşayan diğer insanları dinleyin.

2.       CÜMLE TAMAMLAMA: Ayrılık sürecindeki bireyler genellikle kendilerini üzgün ve mutsuz olarak tanımlarlar. Şöyle bir diyalog geçebilir.

–Ne hissediyorsun?

–Kendimi çok üzgün hissediyorum.

-Neden?

-Korkunç şeyler yaşadım, sürekli ağlıyorum.

-Şu cümleyi tamamla. Üzgünüm çünkü …………………………………………………….

 

Kendi kendinize “üzgünüm çünkü…..” cümlesini tamamlayın. Ayrılık hikayesi olan bireyler genelde bu cümlenin devamında “bir daha asla mutlu olamayacağım” gibi geleceğe yönelik varsayımlarını dile getirirler. Geleceğe yönelik varsayıma (ki genellikle doğru olmayan bu inanç) örnekler göstererek karşı çıkabilirsiniz.

 

3.       DERİNE İNME:  Bazen “bir daha asla mutlu olamayacağım” varsayımına hemen varamazsınız. Öncelikle birey “onun gibisini asla bulamayacağım” diyebilir. Bunun için kendi kendine “onun gibisini asla bulamazsam ne olur? Hayatım boyunca yalnız kalırım. Hayatım boyunca yalnız kalırsam ne olur? Yalnızlık çok kötü bir şey. Yalnızlık neden kötü bir şey? Yalnız olan insanlar hep mutsuz olurlar ve hiçbir zaman mutlu olamazlar.” Bu yöntemle bireyin üzüntüsünün altındaki alt nedenleri ve temel nedeni bulabiliriz. Üzgün olmasının nedeni; geleceğe umutsuz bakması, yalnızlıktan korkması, hiçbir zaman mutlu olamayacağına inanması…gibi nedenler belirlenir ve bunların doğru olmadığını parça parça inceleyerek savaşabilirsiniz.

 

4.       PARÇALARA AYIRMA: Ayrılık çoğu insan için yıkıcıdır. Ve bu yıkıcı olay bireyde hafif veya şiddetli bir travmaya yol açmış olabilir. Böyle durumlarda birey olayı büyük bir bütün algılar ve zihninin bunu işlemesine izin veremez. Tüm ilişkinin biraz detaylara inilerek ve yaşanan olumlu olumsuz her şeyin kağıda dökülmesine izin verin. Bunu birey kendi kendine de yapabilir. Yani ilişkiyi ayrıntılarıyla başlangıcından sonuna kadar  yaşanan önemli şeyleri, duygularla birlikte ayrıntılı bir şekilde yazmak bireyi ilişkiyi dışarıdan bir kişi gibi daha iyi görmesini sağlayacak. Birey bunu yaparken dikkat etmesi gereken bir husus tarafsız olmasıdır. 3. Bir kişi gibi ilişkiyi kağıda dökmek ilişkiyi hafızada parçalara ayırmayı kolaylaştıracak ve işlenmesini sağlayacaktır. İşlenen yeni enformasyonlarla ayrılığa birey daha akılcı bir şekilde yaklaşacak ve daha kolay kabul edecektir. Duygularına da daha hakim olacaktır. Ancak bu yöntem zordur ve bir terapist eşliğinde yapılması daha faydalı olacaktır.

 

5.       DERECELENDİRME VE ZAMAN MAKİNESİ: Bireyler ilk ayrıldıklarında çok üzgün olabilirler. Zamanla bu mutsuzluk az da olsa azalmaya başlar. Ancak bireyler bunu fark etmez. Bunu fark etmeniz ve derecelendirmeniz sizin için çok faydalı olacaktır. “%100 mutsuzluktan duramamayı sürekli ağlamayı ve %0 hiç mutsuz olmamayı çok mutlu olmayı temsil etsin.         “Ayrıldığım ilk an kendimi üzüntüden ölecek gibi hissediyordum %95 mutsuzdum. Şu anda %85 mutsuzum. Mutsuzluktan öleceğimi düşünmüyorum ama hala belirgin bir mutsuzluğum var. 1 yıl sonra bu mutsuzluğumun bayağı bir azalacağını düşünüyorum. Çünkü daha önce de buna benzer bir olay yaşadım ve o da geçmeyecekmiş gibi geliyordu ancak her şey normale dönmüştü bir süre sonra. Zaman geçtikçe daha da iyi olacağım. Bu sırada bu süreyi iyi değerlendirsem iyi olabilir. Kendimi kapatmak veya üzüntüden boğulmak yerine kendimi bir şeyler yapmaya zorlamalıyım.” Bu fikri kendinize uyarlayıp benimseyebilirseniz daha az acı yaşarsınız.

 

6.       ANLARA DİKKAT EDİN:   Ayrılık yaşadığınız için hayatı kendinize zindan etmek bağlanılan kişiyi geri getirmeyecektir. Hatta bu tarz davranışlar ve aramalar, haberleşmeler sizi olduğunuzdan daha güçsüz gösterecek ve ayrıldığınız kişinin gözünde daha da itici olacaksınız. Böylelikle kendinize olan saygınızı da kaybetmek sizi daha da kötüye götürecektir. Dikkat etmeniz gereken şey her zaman %90-80 mutsuz musunuz? İşyerinde veya arkadaşlarınızla birlikteyken de %80-90 mutsuz musunuz? Yani böyle anlarda bile onu düşünüyor musunuz? Genellikle cevap hayır olur. Ayrılık yaşayan bireyler her an ayrıldıkları kişiyi düşündüklerini sanırlar ancak genellikle durum böyle olmaz. Düşünmediğiniz zamanlarda ne kadar mutsuz oluyorsunuz? Cevap genellikle %50 gibi her zamankinden düşük bir sayı ya da “arkadaşlarla veya işteyken hiç düşünmüyorum o yüzden %10-0” olabilir. Her zaman üzgün olmadığını görmek bireyin daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Bu anları artırın.

 

7.       SAYILTILAR: Ayrılık yaşayan bireyler farklı sayıtlılara sahip olabilirler. Bunlardan bazıları ve bunlarla savaşmak için kendi kendimize verebileceğimiz cevaplar şunlardır.

 

 
 
“Bir daha asla mutlu olamayacağım” – “Ayrıldıktan sonra hayatı boyunca ızdırap çeken ve çekmeyen kaç kişi var ki… herkes bir süre sonra normale dönüyor”


“Onun gibisini asla bulamayacağım” –  “onun gibisini neden bulmak istiyorum ki, onun gibisini bulursam yine aynı şeyleri yaşar ve ayrılırım. Farklı birilerini bulmak benim için daha iyi olabilir.”


“Her şey çok kötü olacak” – “Kötü derken ne olacak ki? En kötü ne olabilir? O gider ve başkasıyla evlenir. Böylelikle onun dönme şansı da ortadan kalkmış olur ve kendi yoluma bakabilirim.”


“Artık zamanım çok boş geçiyor.” – “Ona harcadığım zaman ve enerjiyi kendim için harcayabilirim. Kendime yatırım yapabilirim. Spora veya bir hobiye başlayabilirim. Veya işimde-okulumda daha da yükselebilirim. Yeni arkadaşlar edinebilirim, illa sevgilim olmak zorunda değil ki. Bu ayrılık benim enerjimi ve zamanımı daha iyi kullanabilmek için mükemmel bir fırsat olabilir.”


“Evlenecek kimseyi bulamayacağım” – “Ayrıldığım kişi ile iyi ki evlenmemişim. Ya evlendikten sonra ayrılsaydık… boşanma vs. uğraş dur.”


“Böyle olmamalıydı ben bunu hak etmedim” – “Dünya adil değil. İnsan hak etmediğini düşündüğü şeyleri de yaşayabiliyor hayatta. Bazı şeyler oluverir ve bir şey yapamazsın. Örn. Kazalar ve hastalıklar”


“Bu başıma gelebilecek en kötü şey.” – “Onunla hiç tanışmamış olmayı ister miydim? Belki, ama sonuç olarak güzel şeyler de yaşandı hiç tanışmamış olsaydım belki hiç acı çekmeyecektim ama hiç mutlu da olmayacaktım. Sanırım bunlar ilişki sürecinin bir parçası.”


“Ben çirkin, değersiz olduğum için benden ayrıldı” – “Eğer gerçekten çirkin ve değersiz olsaydım benimle birlikte olmaya hiç başlamazdı”

 

SONSÖZ

 

Ayrılık acısı çeken bireylerin sıklıkla yapmış olduğu bir kaç hata vardır. Bunların amacı acıyla yüzleşmeyi ertelemektir. Bireyler bunu bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yapıyor olabilirler. İşkoliklik, hemen ardından başka ilişkiye başlamak, başka şeylere bağlanmak, yeni ilişkide bulunduğu bireyi geçmiş ilişkisinden dolayı cezalandırmak (sürekli kontrol etmek, rahatsız etmek, davranışlarını olumsuz yargılamak…gibi) bireylerin sıklıkla yaptığı davranışlardır. Bunlar kısa süreli rahatlama sağlar ancak derinlerde bir yerde o acı hep kalır. Bu acının yukarıda bahsedilen tekniklerle su yüzüne çıkarılması ilk etapta kişiye çok acı verecek ancak uzun vadede çok büyük rahatlama sağlayacaktır. Klasik bir varsayım olan “korkularıyla yüzleşmek” için birey cesaretlendirilmelidir. Böylelikle birey ilerde hem daha huzurlu olacak, hem de yeni ilişki kuracağı kişiyi geçmiş ilişkisi yüzünden cezalandırmayacak ve daha sağlıklı birliktelikleri olacaktır.

Bağlanma problemi olan bireylerde genelde ilişkiler arasında boşluk olmaz ve bir ilişki bitiminden hemen diğerine başlarlar. Bazen de hiçbir ilişkiyi sürdüremezler ve yeni bir başkasıyla ilişki kurmaktan kaçınırlar. Diğeriyle olan sorun çocukluk yaşantılarından, ebeveynle kurulan ilişkiden kaynaklanıyor olabilir. Bireyin geçmiş yaşantısında farkında olmadığı taciz gibi sorunlar olabilir. Bu tarz daha büyük sorunlar için terapistinizden profesyonel yardım almanız daha doğru olacaktır. (Bağlanma problemi travma başka bir yazının konusudur o yüzden üzerinde çok durmayacağım.)

Ayrılık acısı yaşayanlar bir profesyonelden yardım alarak nasıl bir psikolojik durumdan geçtiğini daha iyi görebilir ve durumunu tanımlayarak kendini daha iyi görmesi sağlanabilir. Bu psikolojik durumun derecelendirmesi yapılabilir ve ona göre gerekli tedavi uygulanabilir.

Ne olursa olsun böyle zorlanmalar yaşamak ve bunlarlayüzleşmek egonuzu güçlendirir ve strese ve mutsuzluğa karşı daha dayanıklı olursunuz. Stres eşiğinizi artırmış olursunuz ve daha güçlü bir birey olursunuz. Hayatta kontrol edemediğimiz birçok şey vardır ve ayrılık da bunlardan biridir. Yaşanır ve biter. Kontrol edemediğiniz şeyler için daha fazla üzülmenin bir anlamı var mı? 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
HAYATIMIN ANLAMI Şiir 06.02.2017
KÖY ENSTİTÜLERİ NEDEN KAPATILDI Eğitim 04.10.2016
SENİ SENSİZ YAŞIYORUM BU KOKUŞMUŞ DÜNYADA Şiir 04.06.2016
ÜLKE PRESTİJİ Turizm 02.06.2016
TÜRK TURİZMİ NEDEN BU HALE GELDİ? Turizm 04.03.2016
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Mehmet Ali Timur Yaşam 15.06.2019
Munzur Dağlarında Gülabioğulları - İbrahim Sevindik Yaşam 06.06.2019
Maya Tutmuş Yaşam 30.05.2019
Mutlu olmak için çok sebepler var :) Yaşam 24.05.2019
Nasıl mutlu olurum ve çevremdeki insanları nasıl etkilerim ? Yaşam 19.05.2019

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.