ZAMANIN TARİHİ -6

Bakteriler tek bir hücreden oluştukları için belki tüm canlı hücrelerinin prototipidirler. Escherichia coli (E. coli) bakterisinin trilyon tanesi bir araya gelse ancak bir santimetreküp kadar yer işgal eder ve gerekli molekülleri hapsedip koruyan hücre duvarına ve zara sahiptir. Bu zar sanki akıllıymış gibi hücre dışındaki yararlı molekülleri seçerek hücre içine alır ve hücreyle çevresi arasındaki dengeyi sağlar. E. Coli bakterisi her yirmi dakikada bir çoğalırken hücre içindeki özgün dönüşüm enzimlerce sağlanır ve besinleri sürekli olarak ürünlere dönüştürürken enzimler defalarca işe karışarak kimyasal reaksiyonları hızlandırırlar. Hücre bölünmesiyle yavru hücreler oluşur. Yeni protein moleküllerini ebeveyn hücredekiyle tam olarak ve aynı sırada yapabilmek için kopyalama mekanizması nükleik asitlerde kodlanır. Belirli enzimlerin yardımıyla kendilerini doğrudan çoğaltabilmeleri olağanüstü bir özelliktir. Bu durum dışardan bir iradenin devreye girdiğini hissettirir. DNA (deoksiribonükleik asit) “ana kopya” olarak davranır ve tüm bilgileri taşır; böylece yeni proteinlerin sentezlenmesini yönetir. Bu yöneticiliği mükemmel yapacaktır. Ondan mesajcı RNA (ribonükleik asit) kopyaları oluşturulduktan sonra bu kopyalar dizinin bilgisini sentezleme sistemine taşırlar. Bu aslında genetik bir kodlamadır. Ne nükleik asitlerin enzimlersiz kendilerini kopyalamaları ne de enzimlerin nükleik asitsiz yapabilmeleri mümkün değildir. İlk elementler karmasında doğal seleksiyon temelinde gelişmiş bir enzim olduğundan RNA molekülleri de mevcut olabilir. RNA enzimleri kendini kopyalayan RNA’nın temeli oldular. E. coli bakterisinde hata oranı her 10 milyon kopyada bir olup milyonlarca nesildir bu gibi hataların (mutasyon) etkisi çok azdır. Bu mutasyonlar organizmada temel değişimlere yol açabilir ve doğal seleksiyon temelinde yeni türlerin oluşumuyla sonuçlanabilirler.

Organik evrimin bir sonraki aşaması tüm familyalarda gruplaşmış olan diğer polimerlerin gelişimi olup molekülleri hapsedecek bir yapı gerekliydi: Katı ve sıvı haller arasında zar zor dengede duran karmaşık yapılara sahip yarı geçirgen hücre zarları. Chris Langton’un açıkladığı gibi: “Onu küçücük de olsa çekiştirin, kolesterol bileşimini bir parça değiştirin, yağ asidi bileşimini çok az değiştirin ve tek bir protein molekülünün zar üzerindeki reseptöre bağlanmasına izin verin, böylelikle biyolojik olarak yararlı değişimler, büyük değişimler elde etmiş olursunuz”(*).

Hücrenin evrimi organik evrimin ileri aşaması olup canlılığa ait zengin bileşenler tükendiğinde suda çözülebilen organik maddeleri atmosferden alabilmek için de bir evrim gerekti. Basit ve verimsiz metabolizma olan fermantasyondan sonra sırada fotosentez vardı ve özel klorofil molekülü evrimleşerek canlı organizmanın organik molekül sentezi için güneş enerjisini yakalamasını sağladı. Önce fotosentez zamanla azalan zengin enerjili moleküller elde etmek için yarıştan sıyrılarak ilk üreticilere dönüştüler ve fotosentez işlemi bir kez başarıldığında hayatın idamesi kesinleşti. Fotosentezin ortaya çıkıp yeterince oksijenin üretilmesiyle oksijenli solunum imkânı doğdu. Doğal seleksiyonla fotosentez başladıktan sonra ardından gelen tüm canlılar üzerinde kendi izlerini bırakmak üzere kendinden önceki tüm yaşam formlarını sildi. Sonraki evrim daha karmaşık biçimlere dönerek uzun bir süreç kullanan bir çekirdekli hücrelerin yolunu açtı. Arkeler ve bakterilerle beraber tüm canlılar (ökaryot) ağacının tepesinde bitkiler, hayvanlar ve mantarlar eşzamanlı olarak ortaya çıkarken oksijen miktarı evrimin hızını etkiledi. Yaşam belirli bir seviyeye gelen oksijenle desteklendi. Çekirdekli hücre oksijene tam bir uyum sağlarken çok az bir değişime uğradı. Yeni yaşam formu gelişmiş eşeyli üremeye imkân kılınca evrimin hızını arttırdı. Fotosentez sayesinde oksijen üreten prokaryotlar, bakteriler ve mavi-yeşil alglerden oluşan iki grup organizmayı, ökaryotlar ise bütün yeşil bitkileri, bütün hayvanları ve mantarları ihtiva ettiler. Eşeyli üreme iki hücreden gelen genlerin karışmasına izin vermekle varyasyon şansını arttırır. Üremede ökaryot hücrelerin kromozomları yeni hücreler oluşturmak için kaynaşırken doğal seleksiyon, gen havuzundaki uygun genetik varyantları korumaya hizmet eder.

Bütün hayvan ve bitki hücreleri aynı temel içyapıya sahiptirler. Üreme ve ebeveynlere ait özelliklerin kalıtımsal aktarılması, yumurta ve spermin birleşmesiyle (eşey) gerçekleşir. Yaşam formlarının özelliklerinin bir nesilden diğerine aktarılmasını sağlayan genetik taşıyıcı olan DNA, tüm hücrelerin çekirdeğinde bulunur. Sitoplazmadan oluşan hücre yapısı organel olarak adlandırılan çok sayıda minyatür organlar ihtiva eder. Organellerin içyapısı farklı bakteri tipleriyle aynı özellikte olduğuna göre bitki ve hayvan hücrelerinin bileşimi geçmişte bağımsız olan kendi DNA’larına sahip organların işbirliği yapan bir bütün oluşturmak üzere bir araya gelmelerinin bir sonucu gibidir. 1970’lerde keşfedilen mikrotübüller vücuttaki bütün hücreleri tıpkı bir yapı iskelesi gibi dolduran protein çubuklarıdır. Bu iç iskelet, hücreye şekil vererek proteinle plazma ürünlerinin dolaşımında görev yapar. Ökaryot veya çekirdekli hücrenin ortaya çıkışı 1,5 milyar yıl önceki biyolojik bir yaratılıştır.

Eşeysiz tomurcuklanma ve bölünmeden eşeyli üreme çıkınca iki bireyin kalıtım malzemesinin karışımıyla yavruların ebeveynlerden farklı olmaları söz konusu oldu. Bu çeşitliliğin doğması demekti ve artık doğal seleksiyon işleyebilirdi. Her hayvan ve bitki hücresinde DNA, çekirdek içindeki kromozom çiftleri olarak düzenlenir. Bu kromozomlarda bireysel özellikleri belirleyen genler vardır. Yavru, ebeveynlerin özelliklerini kendinde birleştirirken onlardan farklılık gösterir. Eşeyli üremenin kökeni, birbirini yutan ilkel organizmalarla bağlantılı olabilir. İki bireyin genetik malzemesi iki kromozom takımına sahip bir organizma üreterek kaynaşınca daha büyük olan organizma doğru miktardaki kromozoma sahip iki parçaya bölündü. Bir zamanlar tek ve çift kromozomlar var idiyse de zamanla çift kromozomlu olma durumu tüm bitki ve hayvanların normal varoluşuna dönüştü. Bu çok hücreli organizmaların evriminin temelidir.

Yaklaşık 700-680 milyon yıl önce büyümeleri için oksijene ihtiyaç duyan karmaşık çok hücreli organizmalar olan ilk metazoa ortaya çıktı. O dönemde atmosferdeki oksijen miktarı sürekli artarak 140 milyon yıl önce bugünkü seviyesine ulaşmıştı. Evrimde işleyen süreçler açıkça, uzun ama yavaş yavaş sürdü. Canlılığın miktarı ani patlamalarla kesintiye uğrasa bile diyalektik bir karaktere sahipti. 570 milyon yıl öncesi işte böyle bir dönemdi. Bütün bu akıllı tasarımlar düşünen insanın ilahi bir iradenin varlığını sorgulamasına yol açar.

(*) (Aktaran: R. Lewin, Complexity, Life at the Edge of Chaos (Karmaşıklık, Kaosun Eşiğinde Yaşam), s.51).


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Yalıtım (İnşaat) Bilim / Teknik 09.09.2019
TEORİ Ve İNANÇ FARKI - 8 Bilim / Teknik 14.07.2019
FARKI BİLMEK ve FARKI FARKETMEK FARKI -7 Bilim / Teknik 16.05.2019
ALGI ve VERGİ FARKI - 6(Bir tanım, bir soru, bir tez ya da teori) Bilim / Teknik 10.05.2019
Ölümü yenebilir miyiz? Bilim / Teknik 03.05.2019