Ego Penceresinden Tasavvufa Bakış

Bebekken kraldık biz. Ağlamak suretiyle verdiğimiz emirleri harfiyen yapan hizmetçilerimiz vardı. (Anne-baba ve çevredeki diğer bireyler.)

Sonra yaş ilerledikçe bu hizmetçiler bize itaatsizlik yapar oldular. (İsteklerimizi ağlayarak değil, konuşarak söylememizi istediler. Ağlayınca söylediğimizi yapmadılar.)

Sonra hizmetçiler ihtilal yaptılar. Kral olan bizi tahttan indirip kendileri gibi işçi sınıfının bir üyesi yaptılar. (Bize yemek yedirmeyi bırakıp kendi yemeğimizi kendimizin yemesini söylemeleri gibi.)

Daha sonra işçi sınıfı üstümüze kavvam oldu. Ne yapmamız gerektiğini bize söyler oldular. Ders çalış, düzenli ol, insanlara iyi davran gibi.

Bizde kaybettiğimiz siyasi otoriteyi geri kazanmak için çeşitli yollar denedik.(Tabi ki bunları bilinçli değil bilinçaltımız ile yapıyorduk.) Kendimizin, anne babamızdan ve çevremizdeki diğer insanlardan üstün olduğunu göstermeye çalıştık. Bunu kısa sürede başarabilirdik. Sonuçta onlar basit insanlardı biz ise özel insandık. Koskoca kraldık biz, değil mi? Bunu yapmak ne kadar zor olabilirdi ki?

Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Biz, sadece çevremizdeki diğer insanlar gibiydik. Onlardan üstün bir özelliğimiz yoktu. Bunu fark edince durumu kabullenmek istemedik, isyan ettik. Ergenlik tribi denilen muhabbet bu işte.

Sonra zaman ilerledi, üstün insan olmadığımız durumunu kabullendik. İsyan etmekten vazgeçip önümüze bakmaya başladık. Madem üstün değiliz, o zaman hemen üstün olmalıyız dedik. Kendimize kimsede olmayan yetenekler edinmeye çalıştık.Kimimiz kimselerin yapamadığı ustaca resimler çizmeye kalktık, kimimiz ellerimizi kullanmadan bisiklet sürmeye çalıştık, kimimiz çok iyi satranç oynamaya çalıştık, kimimiz üstünlüğün maddi yolla olacağına inanıp vargücüyle ders çalıştı.

Bu merhale, insan hayatındaki en hassas merhale idi. Arayış içindeki bireyi kendi amaçları doğrultusunda kullanmak isteyen birçok insan vardı çevrede. İnsanın kimliği bu merhalede oturuyordu ve insanın geri kalan tüm hayatı, bu merhalede yaptığı işlere göre şekilleniyordu. Ama iyi yönde ama kötü yönde...

Tüm bunları yaparken düşünerek yapmıyorduk. Canımız böyle istediği için, böyle yapmaktan mutlu olduğumuz için yaptığımızı zannediyorduk. Hiçbir insan bunları yaşarken bunun farkında değildir. Ellerini bırakıp bisiklet süren çocuğa bunu neden yaptığını sorsanız "Bebekken sahip olduğum tahtımı geri kazanmak için" tarzı bir cevap alamazsınız. Böyle sürmek daha zevkli oluyor filan diyecektir.

Bilinçaltı böyle acaip birşey. Doğru kontrol edilmediğinde hiç olmadık detayları algılayıp insanı çok farklı yerlere sürükleyebiliyor.

Aslında her insanın içinde "en iyi" olma istediği var. Yani bir nevi Tanrı olma isteği. İnsanın içindeki bu Tanrı olmak isteyen/kendini Tanrı olarak düşünen eğilime/güce/varlığa psikoloji ego demiş, tasavvuf ise nefs. Aynı kapıya çıkıyor.

Tasavvufun ritüellerinin çoğu insanın içindeki bu Tanrı olma isteğini köreltmeye yöneliktir. Bu isteğin bastırılması mümkündür ama yok olması herhalde ölmeden mümkün değildir.(Bu iş sırf İslam ile sınırlı değildir. Başka dinlerde ve felsefi oluşumlarda da bu tarz bir amaca yönelik faaliyetlere rastlamak mümkündür.) Tasavvufa yönelik herhangi bir eleştiri yapılacaksa bu nokta gözardı edilmemeli.

Bu pencereden bakınca, bazı ritüeller Kur'an ve sünnette yok diye "Aaaa olmaaaaz, bu kesinlikle bid'attir! " filan demeye gerek yok diye düşünüyorum. (Tabi ki tasavvuf ile tarikatın aynı şey olmadığını da belirteyim.)

Ben böyle düşünüyorum, yanlış mı düşünüyorum?


Yazarın daha önce yayınladığı yazı yok
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Servis Edilen Algılar Felsefe 24.02.2017
Eşyanın Hakikatini Görmek Felsefe 03.02.2017
HİKMET DEDİĞİN Felsefe 09.12.2016
"O" o kadar var ki O'ndan başka hiçbir şey yok Felsefe 30.11.2016
Bataklık Nedir Felsefe 28.11.2016

Yazıya yapılan bütün yorumlar

murat alkaya 19.03.2017

Emegine saglik İbn-i Kavvami ( 584/1188 - 658/1259 ) Evliyâ, seni huzûruna getiren, ondan ayrı olduğunda seni koruyan, ahlakıyla senin ahlakını, edebiyle de senin edebini güzelleştirendir. murat,kavvam,kavvami,kavvam-i

Yüksel Yılmaz 25.01.2017

Yazınızın tasavvuf konu edilene kadarki kısmı çok hoş. Ama her insanın içinde "en iyi" olma istediği her insan için bir nevi Tanrı olma isteği değildir. Tasavvufun nefs tanımı Kur'an'a aykırı. "Tasavvufun ritüellerinin çoğu insanın içindeki bu Tanrı olma isteğini köreltmeye yönelik" bence değildir. Mesela daha tarikatların bile olmadığı zamanlarda ünlü tasavvufçuların şirk sözleri var. Hallac-ı Mansur, Muhyiddin-i Arabi, Bistami gibiler "Enel Hak", "Ben subhanım, kendimi noksanlıklardan tenzih ederim" gibi ifadeler içlerindeki Tanrı olma isteğini ateşlemeye yönelik olmalı. Ayrıca "...bazı ritüeller Kur'an ve sünnette yok diye "Aaaa olmaaaaz, bu kesinlikle bid'attir! " filan demeye gerek var. Çünkü 1500 yıldır bid'atin tanımı bu. “…Yolun en faziletlisi Muhammed’in yoludur. En kötü iş ise sonradan icat edilenlerdir. Her bid’at dalalettir.” (Buhari İtisam 16).

Tekin 24.01.2017

"Ego" kelimesinin Türkçe deki anlamı "Ben" dir yani sen ne zaman "Ben" kelimesini kullansan doğal olarak egolu biri oluyorsun. "Hizmetciler bize ihtilah yaptılar" cümlesine verdiğin örnege kesinlikle katılmıyorum çünkü karakter oluşumunu icin birey taklit yapmak zorundadır. Örneğin; 3 yaşındaki bir çocuğun annesinin elinde ki bulaşık süngerini alıp bulasiklari yıkamaya çalışması gibi. Kendimizi başka insanlardan üstün görmek değil bütün mesele karakterini kazanabilmektir bunun icin sürekli kendini iyi hissettiğin yollar ararsın; bazıları kitap okuyarak yapar bunu bazıları bilgisayar oyunlari ile, futbol oynayarak, şarkı söyleyerek... Ben düşüncelerimin herkesten farklı olduğunu hissediyorum mesela bu konuda kendime enteresan biri oldugumu hissediyorum ve şunu biliyorum ki hiç kimse diger insanlarla aynı degil herkesin başka yönlere egilimleri var. Psikoloji de Oedipus kompleksi vardır yani senin "bilinçaltı" dedigin kavramın ufak bir parçası. Bu komplekse göre erkek çocuklarında iktidar olma hırsı vardır bu yüzden genellikle erkek çocukları belli bir yaşa geldikten sonra ayni cati altinda babaları ile anlasamaz ve annelerine daha düşkünlukleri böyle açıklanır, kadınlarda ise Elektra kompleksi vardır... William Shakespeare in Machbeth oyununda ise Machbeth'in iktidar olma hırsından dolayi Krali öldürmesi anlatılır ama onun iktidarsizligi her ne kadar güçlü bir komutanda olsa çocuğu olmamasindandir.. Bu örnekte de gördüğümüz gibi kişi kendisini sürekli kanıtlamak yani iktidar olduğunu göstermek ister. Her egolu birey narsist değildir söylediklerin de ego yerine narsistligi kullanacak olsaydın sanırım daha doğru olurdu. "Tasavvuf ise nefs" sözünde ki 'nefs' kelimesinin yerinede "kibir" deseydin eğer daha doğru olurdu. Tasavvuf kelimesi hakkında yaptığın açıklamayı dogru buldum ama oradaki tasavvufun ritueli kelime tumcesini birazcık yanlış buldum, çünkü herhangi birşeyin rituel olabilmesi için geçmişten günümüze kadar gelmesi gerekmektedir. Tasavvufun ritueli dediğin anda Din algısıni belirtmiş olursun. Ileri de yazacağınız deneme veya makale yazilarinda başarılar diliyorum.

Bu yazıya sizde kendi yorumunuzu yazabilirsiniz.