BRUCE LEE HAKKINDA

Bruce Lee, Çin’in en popüler şehirlerinden biri olan Hong Kong’ da doğmasa bile on sekiz yaşına kadar bu kentte kaldı. Sonra Amerika’nın yolunu tuttu. Eğitim için bu gerekiyordu. Özelliklede Hollywood...          

Yedi yıl dans ve Kung Fu öğretmenliği yaparak geçimini sağladı. Bir yandan Kung Fu dersleri veriyordu ama diğer yandan da alternatif arıyordu. Aslında Wing Chun' u tamamlamadan bir sanatçı olarak ders vermesi uygun değildi. Fakat o bazı Wing Chun’ cuların sandıkları gibi Wing Chun’ dan müteşekkil değildi. Fakat zaten “sifu” olmak gibi bir düşüncesi de yoktu. Hedefi çok daha yükseklerdeydi. “Sijo” luk…          

Bu araştırma ağırlıklı eğitimciliği süresince ünlü sporculara dahi hocalık yaptı ve bu durumda az da olsa bir ün sağladı. Bilgisi Wing Chun’ la sınırlı değildi. Kırsal ve dar gelirli insanların ağırlıklı olduğu bir şehirde hocalık yapmakla, ülkenin en zengin insanlarının yahut en ünlü insanlarının ağırlıklı olduğu bir şehirde hocalık yapmak elbette aynı neticeyi vermez.

İşte Bruce Lee’nin sinema oyuncularından özellikle birine hocalık onun önünü açmak için bir vesile oldu. (Yıllar sonra ünlü “Hanedan” dizisinin başoyuncusu olan bir aktör onun öğrencisiydi ve “Green Hornet”  (Yeşil Arı) adlı bir TV dizisi çekiliyordu. Bu dizinin bir bölümünde Kung Fu’ ya yer vermek istedi ve bu bölüm için hocası olan Bruce Lee’ ye rol teklif etti. Lee bu teklifi kabul etti ve dizide “maskeli kurtarıcı” (Kato) olarak gözüktü. Bu filmi çevirdikten sonraki aylar, Bruce Lee’ nin kendi deyimiyle “yaşamının en kötü, en bunalımlı günleri” oldu. Öğretmenlikten de bıkmış, TV’nin kendisine basamak olacağını düşünerek, işini bırakıp evine çekilmişti ama umduğu olmadı, film TV’de gösterildikten sonra kimse arayıp sormamıştı. Yani film teklifiyle gelen olmadı. Kenarda duran para da tükenmeye başlayınca, Lee sahnelere çıkarak Kung Fu gösterileri yapmaya başladı. Derken, bir teklif geldi… Lee’ yi Çin’ den arıyorlardı. Artık o Amerika’da TV filmi çevirmiş, ekranlara çıkmış biri olarak kendi ülkesi için önemli bir adamdı. Lee teklifi kabul ederek ülkesinin yolunu tuttu…

O da nesiydi? Anavatanı Lee’ yi ulusal bir kahraman gibi karşılamıştı. Onlar için Lee, önce Kung Fu’ yu, sonra ülkeyi dışarıda tanıtan özel bir temsilci gibiydi. Lee ilk filmini orada çevirdi: “Big Boss” (Büyük Patron).

O sıralarda Jimmy Wang Yu dış ülkelerde tanınan bir sanatçıydı. Ayrıca, Lee’ nin filmleri, Yu’ nun filmlerine nispetle tempo olarak hem daha hızlı, hem daha sertti. Bu nedenle Lee, Yu’ dan daha çok aranan bir isim oldu ve ardından üç film daha çevirdi. Beşincisi yarım bile değildi. Takriben on dakikalık görüntüsü vardı.

Lee’nin sinema serüveni özetle böyledir. Filmlerinin tekrar tekrar izlenirliği, özellikle de ölümünden bir yıl sonra, onun ününü dünyanın her yanına yaydı.

Özellikle de şu iki sanat onu dünyaca meşhur yapmıştır:

1-Do sanatı

2-Sinema sanatı.

                                                             09.08.1996 AKİT Gazetesi / YÜKSEL YILMAZ

Not: Bu yazı gazete yayınındaki bilgi ve imla hatalarından tarafımdan tashihlidir.


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019