GERÇEĞİ ISKALAMAK DA GERÇEKTİR

Biri bizim web sitemizdeki yazıları eleştirince elbette en güzel cevaplarla karşılık vermek hakkımızdır. Fakat dönüp de “dur bakalım bir de senin sitene bakalım ne durumda?” diye sorduktan sonra asıl eleştirilmesi gerekenin kendisi olduğunu anladığımızda bu durum bizi daha da üzüyor. Söz konusu durum bize şunu hatırlattı. Uzun yıllar önce seyircilerin arasında durarak kullandığımız tekmeleri her defasında eleştiren biri vardı. Kendisine çeşitli tekmeleri süratle gösterdiğimiz halde inatla her defasında bahanesi olan bu kimseye daha fazla dayanamayıp “yahu o zaman sen gel bir tekme göster görelim” demek nihayet aklımıza geldi. Kalkmamak için epey direndi ama kolundan tutup ayağa kaldırınca ve sonra “göster kardeşim” diyerek salona doğru çekince göstermekten başka çaresi kalmadı. Belli ki hayatı boyunca hiç spor bile yapmamış ukalanın tekiydi. Yahu madem daha iyi değilsin ve aksine çok kötüsün ne haddineydi sürekli eleştirip durmak?

Ben bu kimselere “jun fan’cı” derken bazı öğrencilerim bu adın Bruce Lee’nin ismi olduğu için onlara başka türlü hitap etmemi teklif ettiler. Jun fan’cıyı simitçi, boyacı, hurdacı der gibi kastettiğimi söyleyince işte o zaman “şimdi anlaşıldı” dediler. Bizi sürekli eleştirme gayretindeki sayın jun fan’cı arkadaşımızın sitesine girerek kendisini kendisiyle görmesi için biz de anladığı dilden eleştirelim istedik. Görsün bakalım eleştiri nasıl olurmuş… Ve elbette bu eleştiriden istifade ederek kendine çekidüzen versin. Sonra da herkes yoluna… Bizim tao’muza sarkmasın…

Öncelikle “Jeet Kune Do: Way of Intercepting Fist - Karşılayan/yönlendiren Yumruğun Yolu” derken  “karşılayan/yönlendiren” şeklindeki Türkçe çeviri kastedilen manaya çok uygun değildir. Çinli dövüşçüler burada geçen “jeet” sözcüğünü “karşılayan/yönlendiren” olarak değil, “stop” yani “durduran” olarak anlamayı uygun görürler. Mesela “jeet tek” “karşılayan/yönlendiren tekme” demek değildir ve Amerika’daki jkd’ciler bu Çince terimi “stop kick” yani “durduran tekme” olarak çevirirler. “İntercept” ya da “interception”söcüğü de “stop” ile eşanlamlıdır ve “durdurma” demektir. Bu arkadaş maalesef çevirisini “parry” anlamında yaparak geniş anlamı kısmileştirmiştir. Karşılama ya da yönlendirme “durdurma” (intercepting) olmaksızın da söz konusu olabilir. Karşılıyor ama durduruyor mu? Ya da yönlendiriyor ama doğru yöne mi? Öyle kötü yönlendirirsin ki adam senin tam içine düşer. Bu yüzden bu çeviri yanlıştır. Demek ki kendisiyle daha "jeet kune do" sözcüğünün çevirisinde bile mutabık değiliz.

Wikipedia’da “Jeet Kune Do ("Jeet Kun Do", "JKD," or "Jeet Kuen Do") is a hybrid martial arts system and life philosophy founded by martial artist Bruce Lee with direct, non classical and straightforward movements…” yazılıdır. Yani “Jeet Kune Do ("Jeet Kuen Do", "JKD", "Jeet Kuen Do") doğrudan, klasik olmayan ve basit hareketler ile dövüş ustası Bruce Lee tarafından kurulan melez bir dövüş sistemi ve hayat felsefesidir.” Bunu o çok özendiğiniz ecnebiler hazırlamıştır ve burada “system” (sistem) denilmektedir. “It is referred to as a "style without style" yani “Bir "stilsiz stil" olarak anılır.”

Yine aynı kaynakta “In 2004, the Bruce Lee Foundation decided to use the name Jun Fan Jeet Kune Do to refer to the martial arts system that Lee founded. "Jun Fan" was Lee's Chinese given name” denilir. Yani, “2004 yılında, Bruce Lee Vakfı kurduğu dövüş sistemi için Jun Fan Lee Jeet Kune Do adını kullanmaya karar verdi. "Jun Fan" Lee’ye verilen Çince isimdi” yazılıdır. Burada bellidir ki “Jun Fan Jeet Kune Do” bu vakıf tarafından verilen bir isim olup Bruce Lee tarafından zikredilmemiştir bile. Muhtemelen bu yazıları JFJKD (Jun Fan Jeet Kune Do) camiasının yazdığı bu sözlükte de “to refer to the martial arts system that Lee founded”yani “Lee kurduğu dövüş sistemi için de…” ifadesi geçmektedir. Bu sisteme bu arkadaşın dediği gibi “sistem” demek yanlışsa Türkiyeli bu arkadaşın Amerikalı orijinal ve konsept JKD’cileri uyarması gerekir.

“Jeet Kune Do (JKD) the name Bruce Lee gave to his combat system and philosophy” yani “(Bruce Lee Jeet Kune Do (JKD) adını dövüş sistemi ve felsefeye verdi” diyor. Dikkat ederseniz burada “system” geçiyor.

Bruce Lee burada diyor ki: “Jeet Kune Do is not an organized institution that one can be a member of.” Yani, “JKD birinin üye olabileceği örgütlü bir kurum değildir” deniliyor. (1).

“He acknowledged that there were times when other positions should be utilized” derken  anlaşılıyor ki “O, diğer pozisyonların kullanılması gerektiği zamanların olduğunu kabul etti.” Aksi takdirde sınırlanır. Yine “Lee believed that real combat was alive and dynamic” yani “Lee gerçek mücadelenin canlı ve dinamik olduğuna inanıyordu” denilmiş ya işte ‘sistem’ olmayan buradaki ruhtur.

“Lee believed that martial systems should be as flexible as possible. He often used water as an analogy for describing why flexibility is a desired trait in martial arts. Water is infinitely flexible.” Yani “Lee dövüş sistemlerinin mümkün olduğunca esnek olması gerektiğine inanıyordu. Sık sık esneklik dövüş sanatlarında istenen bir özelliği tanımlamak için bir benzetme olarak su kullanılmaktadır. Su son derece esnektir” deniliyor. Şu halde antrenmanların esneklik içermesi gerekir.

“Bruce Lee once said: Empty your mind, be formless, shapeless, like water. If you put water into a cup, it becomes the cup. You put water into a bottle and it becomes the bottle. You put it in a teapot it becomes the teapot. That water can flow, or it can crash. Be water my friend." Yani burada deniliyor ki: “Bruce Lee bir keresinde şöyle demişti: Biçimsiz, şekilsiz, su gibi olun, zihninizi boşaltın. Bir fincanın içine suyu koyarsanı, su fincan olur. Bir şişenin içine su koyarsanız su şişe olur. Bunu çaydanlığa koyarsanız demlik olur. Bu su akabilir veya çökmesine sebep olabilir. Arkadaşım su olun.” (2).

Kısacası şekilsizlik zihinseldir. Otomatik olarak uygulanacağından sıralı bir sistem içinde yapılmaz. Yoksa felsefesinin sistemsiz olduğu şeklinde algılamak yanlıştır. Amerikalılar bunun farkında oldukları için ‘sistem’ diyebilmektedirler. Sistemsiz bir felsefe disiplinsizdir. Fakat JKD’nin prensipleri ve kendisini başka sistemlerden ayıran özgünlüğü vardır. Demek ki bu anlamda JKD bir sistemdir. Arkadaşımız ‘zihinsel tutum’ ile karıştırdığından bu duruma düşmektedir ve belli ki kendisi sadece JKD değil, salt felsefeyi de bilmemektedir.

Arkadaş diyor ki, “…Dünyada çoğu kişi şöyle bilir; "Bruce Lee Jeet Kune Do diye bir dövüş stili kurdu." Ama bu doğru değil... JKD sistem değildir. Bir dövüş tekniği değildir. Yumruğu, tekmesi, kilidi falan yoktur. Bruce Lee’nin en büyük öğrencisi Inosanto şöyle diyor; "First of all JKD is not style, it is not a pratic it s a proses, which we use different disiplines.” Çevirisi; "Her şeyden önce JKD bir stil değildir, bir uygulama değildir. O farklı disiplinleri kullandığımız bir süreçtir” derken bu arkadaş keşke İnosanto’nun bu sözü için bir kaynak verebilseydi. Bu durumda İnosanto’nun gerçekten bunu deyip demediğini ve bu husustaki görüşünü bu kadarla anlayamayacağız. Fakat arkadaş yine de yanlış bir yorum yapmadan geçemiyor: “Kendisi asla söylemese de büyük bir üstat olan Dan Inosanto özet olarak şunu söylemek istiyor: “Her mesafe ya da durumda avantaj sağlayan sistemler vardır. Örneğin yakın mesafede Wing Chun, uzak mesafede Savate gibi. Her durumda avantaj sağlayan tarz ne ise o kullanılır. JKD bir tarzdan diğerine su gibi akar ve hiçbir limit kabul etmez.” Bir Türke ait bu bozuk Türkçenin nesini nasıl büküp düzelteceğiz bir bakalım. “Her mesafede avantaj sağlayan sistemler” varmış. Avantajı teknik mi verir sistem mi? Dediği gibi sistem veriyorsa iki farklı yakın dövüş sisteminin hangisi daha avantajlıdır? Wing chun’cu ile jiu jutsu’cu karşı karşıya. Gördünüz mü iş nasıl tekniğe ve taktiğe dayandı… Yakın mesafeye wing chun’u ve uzak mesafeye savate’yi örnek veriyor. Wing chun’un yakın mesafede avantajlı olduğunu söylerken wing chun’cunun karşısında bir jiu jutsu, daitoryu ya da güreşçi düşünmüş müdür acaba? Hayır. Peki, savate’cinin karşısında kimi düşünmüş olmalıdır dersiniz? Söyleyeyim: yine bir savate’ciyi. Böylece avantaj ifadesinin tekrar gözden geçirilmesi gerekir. Avantaj branşta değil, teknik ve taktikte saklıdır. Yani aynı branştaki iki kişi bile aynı avantaja sahip olmayabilirler. Karşılaştıklarında kullanacakları teknik ve taktikler avantajı belirleyecektir. Bu kardeşimiz “JKD bir tarzdan diğerine su gibi akar” derken İnosanto’dan aldığını söylediği bu ifadede İnosanto farklı disiplinlerin kullanılmasından söz eder. Disiplinler bu arkadaş tarafından wing chun ve savate gibi branş olarak anlaşılmıştır. Aslında bu branşların verdiği disiplinleri algılamak gerekir. Bu JKD felsefesine tam 180 derece terstir.

Neden? Dövüşürken aniden kroşe çıkmanız icabetti diyelim. Savate’de kroşe vardır diye bu şimdi savate mi olmuştur? Kroşe boks ve daha birçok dövüş branşında da var. Niye savate’ye mal edilsin? Kroşe çok ilkel bir tekniktir ve doğduğu bir branş yoktur. Tamamen savate’ye özgü bir şey yapsanız bile “bir parça bütünü ifade etmez ilkesi” gereğince o yine savate olmaz. Savate olması için dışına çıkmadan tüm özelliklerinin görülmesi gerekir. Başka bir misal olarak aniden alt seviye bir tekme kullanıldı diyelim… Bu şimdi ne oldu? Aniden Tayland boksu mu oldu? “Low kick” bir tek bu branşta yok ki? O zaman hangisini diyeceksin? Aniden ayağa daldığında artık hangi branşa geçilmiştir? Sonra da yerde boğmaya geçince hangisine dönüşmüştür? Judo mu? Jiu Jutsu mu? BJJ mi? Vale Tudo mu? Pankration mı? Glima güreşi mi, yoksa Catch mı? Demek ki disiplinden kasıt branş değildir ve demek ki bu arkadaş İnosanto’yu doğru anlamamıştır. Zaten yerli arkadaşın ifadesi JKD’nin ruhuna tam 180 derece aykırıdır.

“Yani JKD bir hayat tarzı aslında” derken haklıdır. Fakat bu her nasıl bir hayat tarzıysa onlara müşteri olunmadan öğrenilemiyor. Pahalı bir hayat tarzı. JKD dükkânlarından elde ediliyor ve parayı veren düdüğü çalıyor. Ama doğru anlatılırsa. Hani “JKD birinin üye olabileceği örgütlü bir kurum değil” idi? Belli ki eğri ile doğru karışık anlatılıyor ve JKD hakkıyla anlaşılamamıştır. Yahut öğrendiklerine tahminlerini karıştırmakta aceleci davranmaktadır.

Biraz önce jkd’ye “sistem değildir” diyen arkadaşımız yazının devamında çelişerek, “Jeet Kune Do aslında senin kendi sistemin demek” diyor. Sonra yine bocalayarak iyice çelişiyor: “Peki Bruce Lee’nin kurduğu dövüş sistemi JKD değilse nedir?” diye soruyor. Bir çamur banyosunda yuvarlanırcasına JKD adına söylediği MKD’ler üzerine iyice bulaşıyor. Hem “Bruce Lee’nin kurduğu dövüş sistemi” diyor, hem de “JKD değilse” diyor? Böylece web sitesinin ziyaretçisini anlamayacağı bir yorumla baş başa bırakıyor. Sonra tekrar aynı şeyi söylüyor: “Jeet Kune Do bir dövüş sistemi değil bir felsefedir.”

Sonra “Daha önce de söylediğimiz gibi Jun Fan Kung Fu bir dövüş sistemidir” diyor. Hiç olmazsa bu programı sistem olarak nitelemesi bir gelişmedir. JKD ya da JFKF sistematik niteliklere sahiptir. Sistemsiz olan zihinsel tutumdur. Diğer ikisini işte bununla karıştırmıştır ve bu ayrımı yapmakta maalesef çoğu kimse bu arkadaş gibi güçlük çekmektedir.

Sonra yine “Jeet Kune Do ise kendi sistemini, kendi tarzını oluşturma ve bu şekilde kendini tanıma işlemidir (proses)” diyor. Adama sormazlar mı: JKD kendi sistemini oluşturma işlemi olunca kendi tarzını yani kendini sergilemenin adı JKD olmuyorsa ne oluyor? Şu hale bakın ki kendi ifadesine göre bile olmuyorsa da “sistem” oluyor, oluyorsa da “sistem” oluyor…

Arkadaş “Felsefe denilince çoğumuzun aklına karmakarışık, hiçbir işe yaramayan laf kalabalığı geliyor” derken belli ki Kant, Nietzsche, Bacon, Gazali vs. okumamıştır. Aksine laf kalabalığını daha ziyade avamda aramak gerekir. Felsefe sanıldığı gibi hiçbir işe yaramayan bir alan değildir. Laf kalabalığını filozoflarda değil, daha ziyade onlar hakkında yazanlarda ve konuşanlarda aramak gerekir. Neyse…

Ord. Prof. Dr. Ernst von Aster’ın tanımına saygı duyabilirim; ama bu arkadaşın “Benim görüşümce felsefe gerçeğe yaklaşma çabasıdır. Dolayısıyla bir anlamlandırma çabasıdır. Dikkat ederseniz gerçeği bulmaktır demiyorum, “Çabasıdır” diyorum” diyerek, felsefeye bir filozof gibi kollarını sıvamasına kusura bakmasın ama saygı duyamam. Bir kere bu alanda senin değil felsefe adamlarının görüşü söz konusu olabilir. Zaten kardeşim sen JKD felsefesini de eline ayağına böyle bulaştırdın. Evet, felsefe gerçeğe yaklaşma çabası değil, gerçeği bulma yani bilme çabasıdır. Kimse tek bir filozof bile “bulmama gerek yok yaklaşsam yeter” diyerek felsefeyle ilgilenmez. Çabayı değil, gerçeği amaçlar ve çaba amaç değil, araçtır. Demek ki“dikkat ederseniz” diyenin buna daha çok dikkat etmesi gerekiyor. Bendeniz iki felsefe kitabı yazmış biri olarak (ki bunlardan biri JKD felsefesidir) ve felsefe alanında yüksek lisansa hazırlanan biri olarak öğütlüyorum. Sizin de dediğiniz gibi “Bruce Lee felsefe mezunuydu…”  Belki bu yüzden onu sizin anlamanızdan daha iyi anlıyorum. Övünmek istemem ama felsefe konusunda yüksek lisans ve tez çalışması yapan birkaç fakülte mezunu sporcuma tam puan ve tama yakın yüksek puanlar aldırdım. Bunlardan biriyle aynı iş yerindeyiz.

Bu arkadaş “Bruce Lee bir felsefeci olarak Taoizm’den ve Krişnamurti düşüncesinden etkilenmişti. Jeet Kune Do’nun kaynağı ise bu iki felsefedir. JKD’yi anlamak için önce bunları anlamamız gerekiyor” diyor. Bruce Lee’nin kitabına bakacak olursanız, “Krişnamurti” ifadesi bir yerde geçiyor; ama onun Taoizm’den değil, daha ziyade zen budizmi’nden etkilendiği anlaşılıyor. Çünkü kitabında en ziyade önümüze çıkan budur. Şimdi sen yazının devamında istediğin kadar “Taoizm köklerini Şamanizm’den alan bir felsefedir” diye anlat. Kuruluş yok. Daha önce iki defa daha aktardığımız gibi, “JKD birinin üye olabileceği örgütlü bir kurum değildir.”

Yazının devamında “Bu amaçla JKD yi kurdu” diyor. Böylece “kurdu” diyerek JKD’nin bir “kuruluş” olduğunu kabul ediyor. JKD hem kuruluyor ve hem sistem olmuyor öyle mi? Aslında bu onun zihninde uzun bir süreç içerisinde gelişen bir oluşumdur; mühendislik gibi hazır bir projenin kuruluşu değildir. Bu nedenle o kurulmamış ve kurgulanmamıştır. Felsefe, ilham ve tecrübe kurulmaz ve kurgulanmaz; o zorlamayla olmaz.

“Dolayısıyla herkesin kendi sistemi esastır” derken haklıdır ve kendisine katıldığımız ender ifadelerinden biridir. İşte bunun için “Kulelkavido” elbette JKD felsefesiyle sistematize edilebilir.

Devamında “Bruce Lee şöyle diyor “JKD is just a name” çevirisi “JKD sadece bir isimdir” derken yine farkında olmadığı bir durumla karşılaşıyoruz. Arkadaşımız hadi benim kitabımı okumadı diyelim; hiç olmazsa Bruce Lee’nin kitabını okusaydı böyle demezdi. Bilirdi ki Bruce Lee bu sözü bu felsefe hakkında saçmalayanlar için böyle demiştir. “O sadece bir isim de ve geç, yeter ki saçmalama” anlamında kullanılmıştır.

“Bu bireyi esas alan yapı, tüm dünyada yarım yamalak bilgiyle, işine geldiği gibi yorum yapan birçok kişi için fırsat haline geldi. Bu sefer sanki kafadan uydurulan her şey JKD olurmuş gibi bir izlenim oluşturmaya çalışıldı” derken kendisi gözümüzün önüne geliyor. Biz bunun kitabını yazdık ve bu kitaptan eleştiriye açığız. “Söz uçar yazı kalır” diye konuşmaktan ziyade yazdık.

“Bruce Lee’nin JKD’sini yapabilmek için öncelikle Jun Fan Kung fu temelinin oturmuş olması gerekir. Devamında ne yaparsanız yapın kişisel olarak temelde Jun Fan programı vardır” diyor. Bruce Lee’nin Jun Fan Kung Fu’sunun programı değişime açıktı. Global bilgi ağı nedeniyle de zaten artık bu programı bilmeyen kalmadı. Kitabımızda da bu programdan alıntılar mevcuttur. Asıl anlaşılamayan bu programda olan teori ve çalışmalar değil, JKD felsefesidir.

“Bir kemancıyı düşünün” derken yine sanat dünyasında sadece okullu değil alaylıların da olduğunu unutmuştur. Bruce Lee bile mesela yarım kalan wing chun eğitimiyle daha ziyade bir alaylı değil midir? Hangi dövüş sistemini sonlandırarak diploma almıştır? Bu kemancı misalini vermeyin; sizi zora sokar…

“Bruce Lee şahısların kendi istek ve ihtiyaçlarına göre kendilerini gözlemleyerek kendi sistemlerini/tarzlarını oluşturmalarını söyler. JKD felsefesi budur” derken dikkat ederseniz “kendi sitemlerini oluşturmalarını” diyor. Bunu Bruce Lee de yapıyorsa demek ki o da “sistem oluşturmuş” demektir. Artık sisteme siz de bazen değil her zaman “sistem” demelisiniz. Bu arkadaşın öğrencileri bu çelişkileri göremiyorlar mı gerçekten? Bu kimseler bütün bu çelişkiler içinde kibirli kibirli alay ederlerken nasıl bir fotoğraf verdiklerini göremiyorlar mı?

“Değişik ekollerin en etkili bulduğu taraflarını kendi üstünde toplar” derken, Bruce Lee o değişik ekolleri ne kadar çalışmıştır? Arkadaşımız bunu bana sorarken üstelik beni tanımayan biri olarak hiç kendine de sormuş mudur?

“Jun Fan Kung Fu şu gibi kısımlardan oluşur” derken bu alıntıyı nerden yaptınız? Bruce Lee sitenizde geçtiği üzere aikido’yu kiminle çalışmıştır ve çalıştığı nerde geçmektedir? Bu iddia kimindir? Kendi kitabında aikido değil, jiu jitsu geçiyor. Fakat siz aikido demişsiniz.

“Uzak mesafede Savate ayakkabı kullanımı olduğu için tercih edilir. Buradan biraz daha yaklaştığımızda Boks tarzı teknikler daha kullanışlı olur çünkü tekmeye göre daha hızlı olarak kombine saldırı ya da savunma yapabiliriz” derken JKD felsefesine tam yani 180 derece ters düşülmüştür. Yaklaşınca boks yaparsanız “low kick” kullanmanız yasak olur. Boks kurallıdır. Uzak mesafede savate yaparsanız bu klasik sistemin kurallarına uzak mesafede hapsolursunuz. Araya branşı sokamazsınız. Çeşitli dövüş sistemlerinde uygulanan teknik ve taktikleri bir enstantane olarak sokarsınız. JKD diye siz ne yapıyorsunuz? Üzümü ağzınıza sapıyla atmayın; üzümün tadını kaçırırsınız. Yahu siz “o sadece bir isim” deyip geçin, bırakın JKD’nin ne olduğunu biz söyleyelim. Bakın Bruce Lee ne güzel diyor: “Lütfen onun hakkında daha fazla saçmalamayın.”

“Daha kısa mesafeye gelindiğinde kollar temas halindeyse tercih edilen seçenek Wing Chun oluyor” diyorsun ama bu mesafede aniden güreşe de dönebilir. Kendini “wing chun oluyor” diye şartlandırınca belki wing chun oluyor; ama kesinlikle JKD olmuyor.

“Engelliler için Jeet Kune Do ve Tai Chi Chuan  Programı” nızda Tai Chi’nize bir şey diyemem. Ama engelli olarak engelsizliği (JKD’yi) elde etmenin sizin işiniz olduğunu düşünmüyorum. “Program özetle Uzakdoğu savunma ve sağlık sporlarını engellilerin hizmetine sunan bütüncül bir programdır” derken kaynak olmadığınıza göre kendi icadınızdan söz ediyor olmalısınız. Zaten size itiraz ettiğim hiçbir noktada kaynağınız yok ve bana ancak kaynakla cevap vermelisiniz. JKD için engelli olmamak şarttır. Ancak elbette engellinin mukavemeti ve performansı artırılabilir. Ama hiç olmazsa hepimizi üzen durumundan vazife çıkararak engellilerin topal Bruce Lee ya da tek kollu kahraman yani çolak Wang Yu olabileceklerini düşündürmeyin. Onlara dört şey verebiliriz: Zinde bir zihin, sosyal hayat, daha sağlıklı vücut ve daha uzun savunma şansı. Ama JKD veremeyiz. JKD’yi gerek tekmeleri ve gerekse kolları çok hızlı olan çevik bir engelsiz çıkardı. Lütfen engelsizlere kıymayalım…

Siz bu felsefeyi bütün Türkiye’deki JKD meraklılarıyla birlikte hatta bize tevafuk edenlerden çok sonra öğreneceksiniz ama maalesef iş işten geçecek. Biz bu eleştirileri yaptıktan sonra umarız bu arkadaşımız web sitesini tekrar gözden geçirir ve gerekli düzeltmeleri yaparak ziyaretçilerini artık yanıltmaz. Bu sitede bu söylediklerimin bulunup bulunmadığını aşağıda kayıtlı olan bugünün tarihiyle dikkate almalısınız. JKD felsefesi Türkiye’de hiç olmasa şimdilik bizden başka kimse tarafından doğru şekilde yayın yoluyla yayılmamaktadır.“JKD” başka, “JKD hakkında olmak” başkadır!

Yanlış anlaşılmak ve hiç anlaşılmamak arasında bir yolda JKD’yi doğru anlatıyor olduğumuz için işimizin kolay olmadığını biliyorum. Bruce Lee’nin orijinal öğrencilerinden bile yetenekli bulduğum ve Facebook’ta tanıştığım Tommy Carruthers asistanım Yusuf Burgul’un bir festivaldeki gösterisinde yükseğe sıçradığı bir resminin altına “Bu JKD değil” yazmıştı. İyi de bu resmin altında “Bu JKD” diyen yoktu ki. Bu bir demo idi. Bruce Lee’nin esnekliği ne kadar çok önemsediğinden yukarıda bahsettik. Bruce Lee esnekliği çok önemsediği için bu gibi fotoğraflar vermişti. Fakat kimse onun resminin altına “Bu JKD değil” yazmamıştı. Belli ki egzersiz yaparken ve demo amaçlı fotoğraf verilebilir. JKD bir felsefe olması hasebiyle fotoğraftan ziyade videolarda hareketli görüntülerle daha iyi ifade edilebilir. Bir şeyden anlamak herkesten fazla anlamak anlamına gelmez.

Avustralya’da eski bir asistanım olan Soner Günday orada yaşadığı için şimdilerde Thomas Kapler’a asistanlık yapıyor. Sifu Thomas sevgili asistanımla spor okulunda ilk çalışırken sorduğu soru dikkate şayandır: “JKD’yi nerden öğrendin?” Ona “bu JKD değil” demiyor; ona nerden öğrendiğini soruyor. Bu vesileyle Thomas’la tanıştık ve şimdi sadık iki dostuz. Aynı zamanda şimdi o bizim federasyonumuzun Asya temsilcisi.

Bilginin değil bilmenin peşinde olan bilgiyi herkesten alabildiğince toplar. Eğer bu bilinç gelişirse, biri ön planda olsa bile birçok öğretmeniniz olur ve siz bu harmanlamayla bir silsile kalıbının uzantısı değil Bruce Lee gibi “kendi tao’sunun tek yolcusu” ya da “sadece kendiniz” olursunuz. Gerçeği ıskalamak da bir gerçektir; ama aranan değil istenmeyen bir gerçek. İşte maalesef sizin gerçeğiniz bu… Şimdi gördün mü web sitenin ne durumda olduğunu?..

Fakat içinde bulunduğum bu durumda bu arkadaşların anlayışsız tutumundan dolayı yine ine de şu dersi çıkardım. Anladım ki: Sır ispat edilmez.

1. (B.L) (Lee, Bruce (September 1971), "Liberate Yourself From Classical Karate", Black Belt Magazine (Rainbow Publications, Inc.) 9 (9): 24, http://personal.ecu.edu/altinozc/old/article.htm.)

2. (http://www.eyeballsout.com/quotes/brucelee.html)

NOT: Bu eski makaleyi yayınlamamın nedeni bizi haklı çıkaracak olan tarihe bir not düşmektir.

                                                                              24.02.2012/YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019