TARİH, COĞRAFYA VE KADER

Şükrü Kahraman

sukrukahramannn@gmail.com

        6 Ocak 2017

           Cuma

Tarihi hadiselere milletimizin tarafsız olarak bakabilmesi imkânsızdır.

Ya da şöyle demek daha doğru bir tespit olur ki, kendi tarihimizle ilgili olayları tarafsız bir şekilde değerlendirmeye kalkmak batılın, batının kısaca gâvurun hizmetine sokar bizi.

Çünkü uzun bir tarihi süreç bize göstermiştir ki; şan ve şerefle örülü koca ve kutlu bir mazinin arka perdesi aleyhimize birçok entrika ve tabiri caizse dolaplarla örülüdür.

Peki, bu durum yüzyıllar geçtikçe milletimiz üzerinde bir paranoya duygusu veyahut karşılaşılan her olayda bu sözünü ettiğim durum bizim üzerimizde bir kaçış alanı oluşturmuş olabilir mi?

Bu da pekâlâ mümkün olabilir.

Fakat tarihi hadiselerin değişmez bir yönü vardır ki; Türk ne zaman tarih sahnesinde boy gösterse, karşısında arsız ve onursuz bir güruh her zaman var olagelmiştir.

Buna cüret edebildiği gibi bununla da yetinmeyip, içimize saldığı nifak tohumlarının karşılığını da kendisine hizmetkâr hainler, köleler sayesinde kat be kat almıştır.

Kimdir bunu yapan?

Sosyo-ekonomik, teknolojik ve kültürel gelişmişlik bazında fersah fersah üzerimizde gördüğümüz batı medeniyeti.

Batılın ana üssü ve gâvurun tam da göbeği.

Fakat her ne hikmetse, tarihi gerçekler ayan beyan ortadayken tarih kendisini tüm cihana adeta haykırarak göstermeye, ortaya koymaya devam ederken, o büyünün etkisinden, o sihrin zehrinden kendimizi bir türlü kurtaramadık.

Ne dile getirirsek getirelim, ne okursak okuyalım, ne kaleme dökersek dökelim hamasetin ilerisine geçemiyoruz.

Zihinlerdeki, gönüllerdeki o şanlı, şerefli, kutlu zemine bir türlü çıkamıyoruz.

İçimizdeki en vatanperver, ülkü sahibi fikirlerden tutun da, o kutlu zemini çarpık bir İslami fikriyatla yakalayabileceği zannına kapılan ahmaklara kadar...

Belki de bir noktada buluşamadığımızdan, aynı kaderi yaşadığımız halde, kaderlerimizi çok çok dışarılarda yaşamaya inatla çaba sarf ettiğimizden.

Samimiyet ile...

                                                              ***

Söz Meclisi

Yaşadığı coğrafya insanın kaderidir. Kaderiyle yaşadığı coğrafyayı bir görmeyen, kendisine tayin edilen menzilde tökezleyip durmaya mahkumdur.

 

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
EGE Genel 24.10.2017
TARİH YAZICILIĞI ÜZERİNE Tarih 17.09.2017
YÜKSEL TÜRK SENİN İÇİN YÜKSELMENİN HUDUDU YOKTUR Tarih 29.08.2017
TARİHİ MİSYON REHBERLİĞİNDE TARİH ANLAYIŞIMIZ Tarih 14.08.2017
6 YIL ARADAN SONRA YENİDEN MERHABA GOCA MOĞLA Anı 13.08.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Türk olduğunu bil yeter! Genel 18.11.2017
Giderim kimseye bir şey sormadan! Genel 17.11.2017
Gölge etme başka ihsan istemem! Genel 16.11.2017
Sır değildir gizlediğimiz Genel 15.11.2017
Kur’an’ın “millet” tanımı Genel 14.11.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.