SAVAŞ SANATI

FELSEFE DAMLACIĞINDAN HİKMET OKYANUSUNA -DO ÜSTADLARINDAN GERÇEK ÜSTADLARA-

            Uzakdoğulular üstatlarına çok saygı duyarlar. Sun Tzu ve onun "Sunzi Bingfa"sı (Savaş Sanatı) ya da "I Chung" (Değişimler Kitabı) ya da "Tao-te Ching" (Yol ve Gücü) ya da "Chung-ho Chi" / "Zhonghoji" (Denge ve uyum) ya da "Huainanzi" / "Hua-nan Tzu" (Huainan Ustaları) ya da "Hsi-yu Chi" / "Xiyou Ji" (Batıya Yolculuk ), "Chun Chi" / "Zhangou ce"in (Bahar ve Sonbahar Yıllıkları)... Yahut da Cao Cao (Ts’ao Ts’ao), Meng Shi, Jian Li, Li Quan, Do You (Du You), Du Mu, Zhung Yu, Mei Yoachan, Wang Xi, Chen Hao, Ho Yanxi, Mencius, Fushan, Zhuga Liang, Guanyin (Kuan Yin), Yen Hui, Chuang Tzu, Lao Uzakdoğu dünyasından yön vericilerdir.

     Do sporları bu kitaplar ve üstatlarca yönlendirilmişlerdir. Örneğin Li Quan (Tang Sülalesi, 618–906) kendini Taoculuk ve savaş sanatlarına adamıştı. Chan (zen) Budizm’in yarı efsanevi kurucusu Boddhidharma’nın Çin’de son yıllarını yaşadığı dönemde Yerleşim Dağı’nda oturuyordu. Taocu gelenek savaş sanatlarının gözde bir okulu olan Shaolin Boksu’nu Boddhidharma’ya atfeder. Li Quan ilk çağa ait ve geleneksel olarak hem savaşçı, hem de kültürel anlamlarıyla okunan "Taocu Yin İzdüşüm Klasiği" metninin öğrencisiydi. Hatta bu metni anlamını kavramadan binlerce kez okuduğu söylenir.

            Dini eğitim, askeri eğitim ve tıbbi eğitim iç içedir.

            Sun Tzu’nun "Sunzi Bingfa"sında beyan edildiği üzere adı geçen ustalara göre savaş sanatı şöyledir:

“ Askeri eylem, ulus için önem taşır. Çünkü bu var olma ya da yok olma yolu, ölüm veya kalım meydanıdır. O nedenle iyi incelemek gerekir.” (Sun Usta).

“ Önderliği, çevre koşullarını, disiplini, askerleri, subayları ve ceza ile ödül yollarını ölçeceksin.” (Wang Xı)

“ Siyasi önderlikte en büyük sorun şudur: insanların kalbini kim kazanıyor?” (Mer Yaochen).

“ Savaşta üstler ve astlar uyum içinde ve aynı ölçüde cesur davranıyorlarsa, işte bu kuvvet demektir.” (Du Mu).

“ Hasmını hesapla yen.” (Li Xuan).

“ Güçlü ülkelerden kendine yandaş bulursan, düşmanların sana karşı harekete geçmeye cesaret edemezler.” (Meng  Shi).

“ Düşmanın planlarını tümüyle bozamazsan, ittifaklarını bozmaya çalış.” (Wang Xı).

“ Eskiden usta savaşçılar önce kendilerini sağlamlaştırır, sonra düşmanın açığını gözlerlerdi.” (Sun Usta) vs...

            Onların üstatları savaş sanatı hususunda bu kabil sözler sarf ettiler. Bu sözler, birer tecrübenin ürünüdür. Ne var ki, tüm sözleri (ve tecrübeleri) hatta milyonlarcası-milyarlarcası bir araya gelse sadece bir “felsefe damlacığı”nı oluşturur.

             Allah ve Resulü ile icma ve kıyas âlimlerinin sözleri bizler için ölçüdür. Örneğin tüm filozofların sözleri bir felsefe damlacığı iken, sadece İmam-ı Gazali ’nin (rah. a) bir sözü, bir “hikmet okyanusu”dur. Hem öyle bir üstat ki üstatlar üstadı...

            Bakmayınız Türkiye’de antrenörlerin sadece bedeni eğitime ehemmiyet verdiklerine... Bu işin fotokopisi bile değil, işin bilakisi... Uzakdoğulu savaş sanatı ustaları, örnek aldığı ve istifade ettiği ustalardan, açılmış kasık, dizilmiş adale ve iyi bir ter dökmekten ziyade beyinlerinin doldurulmasını ve ruhen olgunlaştırılmasını öğrenirler. Böylece o ustalar bir ülkenin bile nasıl idare edileceğinin bilgesidirler.

            Antrenörlere bakınız hele... Türkiye gibi “hakiki hakikati” bilen insanların mevcut olduğu, felsefeden ziyade hikmetin esas alındığı bir ülkede bile antrenörler ne kadar çömez, toy, bilgisiz, acemi ve bir o kadar da bilgiçtirler. Nasıl ki, bir ustanın ustalığı onun her hareketine yansır, bir aceminin acemiliği de onun her hareketine yansır. Böyle bir antrenör hangi mertebeye sahip görünürse görünsün, ne kadar yıllanırsa yıllansın ve ne kadar ünlenirse ünlensin daima akıl-baliğ olmamış gibidir. Bilgisizliği, belgelerle, kibir ve aksilikle kamufle eder. O, sıfırdan başlayanların önünde 1 şeydir ama aynı zamanda 2 şey bilenlerin bile altında 1 şeydir...

            Müslüman antrenör yerinde sayamaz. Neyi okuyacağını seçebilmek, okuma ehemmiyetinin önünde bir ehemmiyettir. Geç Zen üstatlarını…  Üstat mı istiyorsun?.. Kur’an’a sadık kalarak yazan ve konuşanlar varken üstat mı istiyorsun?. Resul’den ala üstat mı olur?..

            Savaşma sanatı hususunda Ebu Hamid (İmam) Gazali bile sadece bir âlim olduğu halde, mesela bir Şeyhülislam İbn-i Teymiyye gibi hem âlim hem savaşmış bir mücahid olmadığı halde bilgelik yüklü olarak diyor ki:

             • “ Melikin, kendisine sunulan gizli raporları incelemesi, bazı mühim işleri çözümlemesi için, gece yarısına kadar uyuyamaması uygundur.”

             • “ Sultanın siyasi yönü de kuvvetli olmalı... Kınanmak endişesiyle, sırtını büsbütün şuursuz bir güvene dayamamalıdır...”

             • “...Memleketin ana kilit noktalarına güvendiğin büyük adamlar yerleştir...”

             • “...Bir ülkeye harp ilan edecek olursan gayet temkinli olman gerek...”

             • “…Şayet başın derde girecek olur da bir sıkıntı ile karşı karşıya kalırsan, askerlerini saf saf yaparsın. Şayet öndeki saf mağlup olursa arkadaki onun yerini alır... Onları yüksek bir yerden seyret! Hücuma geçmeden zafer kazanabilirsen ne ala, hemen zafer bayrağını dikersin. Sonra kendine en iyi atları ve adamları ayır. Çünkü hiç belli olmaz, önceden sana ihanet eden sonradan da ihanet eder.”

             • “Askerlerin arasında çok kurnaz kimselerin bulunsun. Daima onlarla şifreli görüş.”

             • “…Şayet savaşmadan bir ganimete sahip olursan o zaman yine de düşmanlarını göz önünde tut! Şayet onlarla harp yapmak zorunda kalırsan acele et.”

             • “...Atılgan ol! Geri kalma! Sefer çıkarken durumu iyice gözden geçir. Gerekirse harb hayvanlarını çoğaltırsın, ya da azaltırsın... Katilleri iyi tanıyabilecek casusların bulunsun. Karakollardan uzaklaş!”

             • “ Nöbetçilere dikkat et! Hazinelerini iyice incele! Noksanlaşıyor mu, yoksa fazlalaşıyor mu, dikkat et!”

             • “...Şu da hatırında olsun ki, casusları olmayan, etraftan sık sık haberler almayan bir kral, ruhsuz bir cesetten farksızdır. Sıkıntılı anlarında lazım olacak korunma aletlerini yanında taşı! Çünkü başına neler geleceğini önceden kestiremezsin. Askerlerin arasındaki anlaşmazlığa dikkat et! Bu anlaşmazlığı küçümseme...”

             • “...Halife Me’mun ikide bir silahlarını, çadırlarını teftiş ve kontrol ederdi, vekiline bu hususta dikkatli olması için emirler verirdi.”

             • “...Bölgelere vali tayin ederken dikkat et! Halka karşı şefkatli ve yumuşak olanları tayin et! Onlara, altından kalkamayacakları yük yükleme ki, ülke felakete uğrar.”

             • “...Düşmanın gücünü azımsama, düşmanın azlığını da hakir görme. Çünkü akrep, soktuğu büyük yılanları öldürmüştür."

             • “Küçük diye hor bakma. Zira nice ejderhalar akreplerin zehirlerinden ölmüşlerdir.”

             • “...İbrahim bin Edhem Zühd-ü takva içinde yaşamayı tercih etmiştir. Yemek içmek babında gayet mütevazı davranırdı. Ağır yemeklerden çok, hafif olanı tercih ederlerdi.”

             • “Bütün savaşçılar ve kendilerine fikir danışılan kişilerinde böyle olması gerekmektedir.”

             • “...Sultanın kendini koruyacak muhafızları olmalıdır. Bu muhafızlar nereye giderse beraberinde gidip herhangi bir kötülük gelmemesi için sultanı korurlar. Hamam girdikleri zaman da muhafaza ederler. Nice sultanlar hamamda öldürülmüşlerdir. Kendi evindeki hamamı tabii ki sultan için daha iyidir.”

              • “...Şayet karşındaki düşmandan korkar, sırtını yere getirmeye takat getiremezsen, o zaman barış yollarını araştır."

              • “Zaman dediğin, aynen gezegenler gibi seyreder. Onun yakınlarını kendine, rüşvetle dahi olsa çekmeye bak! Onları, ona karşı kışkırtmaya çalış! Birinin devletine zarar getirmesinden korkarsan, ona müdahalede bir sakınca görme. Barış yollarını ara, ona karşı gayet mütevazı ve sempatik davranmaktan da geri durma!”

              • “...Kalede olanların arasına ihtilaf tohumlarını ek, onların bölünmelerini, birbirine düşmelerini sağla! Düşman kalesindeki birliği boz!”

              • “Kendi gücünü ikiye ayırırsan ve arıyı kovandan çıkarır gibi kale halkını bir kaleden çıkarırsın... Üç kötüden biri ol; iyilik görmek için mazlum, üzerine atlayıp düşmanı mağlup etmek için zalim, düşmanı mağlup edince malını yağma etmek için de karga ol !”

               • “...Kalenin zaptında iyi harp eden cesur askerleri, layık oldukları mühim yerler dikersin.”

               • “Kendin bir su-i kasda kurban gitmemen için içeriden çıkıp, tekrar girmelerine müsaade etmezsin. Hazreti Muhammed (sav)’i düşün: Hayber kuşatmasında, içerdekilerin dışarı çıkmasına mani olmadı. Onlardan çoğu dışarı çıkınca bir daha içeriye girmelerine müsaade etmedi.”

               • “Başında bulunduğu askeri ikiye bölersin. Baktın ki iş gayet güzel devam ediyor, o zaman hemen hücuma geçersin. Ok atmak, mızrak sallamak derken, kaleyi ele geçirirsin de farkında bile olmazsın. Kaleyi ele geçirince içindekilere, yani halka ilişmezsin.”

               • “...Askerleri sevk ve idare edebilecek gayet becerikli, becerikli olduğu kadar da emin ve bir önceki savaşlarda ün yapmış kişiler bulunsun!”

            Cenab-ı Hakk (cc), Barış sanatını bilen merhametli, savaş sanatını bilen uyanık kullarından eylesin...

                                                                             1996 - AKİT Gazetesi / YÜKSEL YILMAZ


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019