SAVAŞ SANATLARININ TAO’SU

“Tao” Çince daha birçok anlamla birlikte, konumuzla ilgili olarak mesela “yol” anlamına gelen bir sözcük olup, “Dao” olarak da zikredilmektedir. Kavram manalarından biri olarak  “Yaratıcıya götüren gerçek yol” anlamına gelir. Bir başka anlamı da "erdeme götüren yol"dur.

Konfuçius’un izinden gidenlere göre “tao”, yalnızca “doğru yaşama biçimi” anlamında ahlaki bir metottur. “Taoizm” e göre ise, sözcüklerle layıkıyla betimlenememekle birlikte, doğal olaylar gözlenerek keşfedilebilir. Taoculuğun klasiklerinden biri olan ve tarihi meçhul olan, (herhalde M.Ö. III. yüzyıl öncesinde yazılan) “Tao-tö-king” (Daodıcing) adlı yapıtta denir ki:

“Kendisinden söz edilebilen tao, mutlak tao değildir.”

Bu Tao’ya erişebilmek için doğruya uygun bir biçimde yaşamak gerektiği addedilir. Bir başka deyişle tao, eski Çin felsefesinde, evrenin birliğini sağlayan düzen ilkesidir. Derken, zahiri nihayetinde bir Şın Cido (halk taoculuğu) rezaleti...

Uzakdoğulu savaş sanatçıları, filozoflardan intikal eden öğretileri “gerçek muayenesi” nden geçirmeden; “Yaratıcı’ya götüren gerçek yola gerçekten götürme yolu”  olan İslam nimetiyle şereflenemezler. Bu nakise, Uzakdoğulu hâlihazır düşünürlerin oluşturacağı bir misyonla mistik dünyalarını bir komiser muayenesinden geçirmeleriyle giderebilirler. Teologlar gerçeği aramak, bulmak ve ifşa etmekten kaçındıkça teoremler, onların karşılarına yarının yargıcı olarak çıkacaktır.

Savaş sanatı ustası (si-fu), yarının ustasını öğretim ve eğitimle geliştirirken nasıl bir tao izlemektedir? Batıdaki (Avrupa, Amerika) ustalar, doğudaki ustaların tao’sunun fotokopisini taklit ve takip ederken nedense ortada hep şekillerin özentisi vardır da, o şeklin içindeki ruhun yaşanmasının özentisi yoktur. Mademki, felsefe, önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir bilgidir, bir teemmüldür (refleksiyon), o halde, felsefenin fotokopisi bir felsefe değil, ondan da aşağı bir düşünme enflasyonudur. Mademki felsefe yığılgan (kümülatif) bir bilgi türüdür, o halde bu yığının kopyası nedir?.. Söylediğimizdir değil mi?...

Felsefe kullanabileceğimiz bir araç, gereç, alet, eşya... Hikmet ise cevher, nimet, amaç, dava... Uzakdoğu’da felsefeyle yoğrulmuş bir “savaş sanatı”  söz konusudur. Biz Müslüman sanatçılarda ise hikmetle yoğrulmuş bir “barış sanatı”...

Bir Müslüman sanatçı olarak salt savaşçılığı asla kabul etmeyeceğim… İslam nimetiyle nasiplenen ben ve diğer Müslüman sanatçılardan Doğulu ve Batılı filozof ve sanatçıların öğreneceği çok şey var. “Martial Arts” dernekleri kurmakla iş bitmiyor... Biz “barış sanatı” icra ediyoruz. Çünkü İslam, selam, selamet, itaat, inkıyad, teslimiyet, barış demektir. Biz barışın gönüllüsüyüz ve barışta bir baş ile bin başı muhafaza etmesini biliriz. Savaşı ise mecbur kalınca yaparız ve savaşta bir baş ile bin baş almasını da biliriz. Düşmana esir olan mücahidimiz ise bin başı olsa binini de verir, sır vermez. Savaş sanatlarının tao’su, geniş açıdan bakanların teoremleriyle uslanarak “barış sanatlarının taosu” na çıkan patika bir yol olmadıkça, gerçek kelimesi “sahte”nin aleti olacaktır. Nihayetinde mevcut olan şey şu: Sahte yüzün gerçek maskesi! Derken... Gülen maskenin altından süzülen gözyaşları...

                                                                                 Si-jo Yüksel YILMAZ - 1996 AKİT Gazetesi

http://www.turkdosport.com/icerikdetay.asp?id=457

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019