TÜRKİYE - RUSYA İLİŞKİLERİ ve ENERJİ POLİTİKAMIZ

Türkiye'nin angajman kurallarına dayanarak düşürdüğü Rus Savaş uçağından sonra Türkiye Rusya ilişkilerinin geleceği doğal olarak çok tartışılıyor.

Rusya'nın ekonomik olarak Türkiye'ye darbe vurmak istediği ve enerjiyi (Özellikle Doğalgaz) elinde bir silah olarak kullanmak istediği anlaşılıyor.

Buna karşılık Türkiye'nin neler yapabileceğinin de gündeme gelmesi gerekirdi ama maalesef herkes sadece “kışın Doğalgaz olmazsa soğuktan donarız”  havasından kurtulamıyor!

Türkiye’nin Rusya ile yaşadığı son uçak düşürme gerilimi vesilesiyle ülke dışı Enerji Bağımlılığının ne kadar ciddi boyutlarda olduğunun görülmesi ve buna göre tedbirlerin alınması zorunluluğu vardır.

Bir başka ülkeye bağımlı bir enerji politikasının, Bağımlı olunan ülke ile yaşanabilecek bir ihtilafta ülkeyi nasıl zor durumda bırakabileceği görülmeli ve bu risklere uygun olarak tedbirler yeniden gözden geçirilmeli ve acil olarak yeni tedbirler uygulanmaya konmalıdır…

Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilere bakıldığında Türkiye Rusya'dan her yıl 25 Milyar Dolarlık enerji İTHAL ederken, Rusya ise Türkiye'den Tarım ürünleri, İnşaat Sektörü ve Türkiye'ye gelen Rus turistlerin bıraktığı gelir kalemleri başta olmak üzere her yıl toplam 5 Milyar Dolar ithalat yapıyor.

Yani Türkiye her yıl Rusya'ya 5 TL veriyor ama karşılığında ise 1 TL alıyor!..

Bu duruma rağmen neden bizim korkmamız gerektiğini ben şahsen anlamış değilim.

Ekonomik ve Siyasi ilişkilerimiz bozulacak olsa biz 1 TL kaybedecek isek, Rusya 5 TL kaybedecek.

Bence Rusya'nın Doğalgaz blöfüne karşılık Türkiye REST çekmeli ve kendi enerji politikalarına öncelik vermelidir.

Türkiye halkı Doğalgaz ile son 10 yıldır fazlasıyla hemhal oldu.

Son 10 yılın öncesinde nasıl yaşadıysak şimdi de aynen bal gibide yaşarız.

Lozan Anlaşması gereğince 2023 yılına kadar diyelim ki kendi petrolümüz ve Doğalgazımızı çıkaramıyoruz...

O zaman alternatif Enerji Politikalarımız neler olabilir?

1.) Petrol ve Doğalgaz yok ise biz de kendi KÖMÜR Ocaklarımızı yeniden faaliyete geçirelim.

Türkiye'nin dört bir yanındaki Kömür Ocaklarını tekrardan ve tam kapasite ile faaliyete geçirelim, Hem bizim insanlarımıza iş kapısı açılsın hem de Rusya’ya akıttığımız paralarımız ülkemizde kalsın, bu paralarla yeni yatırımlar yapalım, memleketimizi daha fazla kalkındıralım.

Kömür Ocaklarının faaliyete girmesiyle birlikte ülkemizde yan sektörlerde canlanacak ve ülke olarak daha fazla sayıdaki istihdamın yanında yan sektörler sayesinde üretimde de canlılık oluşacaktır.

Kömür Ocaklarından çıkartılacak kömürü hem Elektrik Enerjisi üretiminde ve hem de diğer birçok Sanayi alanında kullanmak mümkün olduğu gibi üretilecek bu Kömürleri devletin sübvanse etmesi ile halkımıza Doğalgaz’dan bile çok-çok daha ucuza satılması da mümkündür.

Yani devletin sübvansiyonu ile Doğalgaz’ın rahatlığına alışmış halkın da buna (Kömüre geçmeye) rıza göstermesi için bu Kömürlerin Apartman, Site ve bireysel kömür sobası kullanacak halka çok ucuza, Hatta Doğalgaz’dan daha ucuza mal edilmesi sağlanabilir. Bu kolaylıkla mümkündür, yeter ki istensin. Apartman, Siteler ve bireysel kullanımlar için Kalorifer tesisatlarının değişim, dönüşümü, her Apartman ve/veya Site için çatılara KÖMÜR FİLTRESİ takılması v.s gibi işlemler için teşvik edici uygulamalar yapılabilir. Örneğin; Maliyetlerin bir kısmını (Tıpkı, Çiftçilere Tarım makineleri alımında uygulanan 5 yıl vade ve maliyetin yarısını devletin karşılaması uygulamasının benzeri bir sistem uygun bir seçenek olabilir) devlet üstlenebilir.

Halkın cebine ucuza mal edilmesi halinde halkın Kömüre rağbeti artar ve doğalgaz bağımlılığımız en az seviyeye iner ki bu da ekonomik olarak paramızın cebimizde kalması ve bizim paralarımızla Rusya’nın kalkınması yerine Türkiye’nin daha fazla kalkınması demektir.

2.) En önemli yatırımlarımızdan biri de Güneş enerjisine yönelik olmalı.

Direkt Güneşten gelen ışınlarla elektrik üretimi çok ciddiyetle ele alınmalı ve teşvik edici faktörler devreye sokulmalıdır. Her il, ilçe ve hatta her köyde (elbette ki farklı boyutlarda / kapasitelerde) Güneş enerjisi panelleri devreye konularak Elektrik üretimi teşvik edilmelidir.

3.) Rüzgar enerjisi ciddi olarak gündeme getirilmelidir.
Türkiye rüzgar alan bölgeler itibariyle oldukça zengin bir Coğrafya’ya sahiptir. Rüzgâr enerjisi ile Elektrik üretimi ciddi anlamda teşvik edilebilir.

Umarım bu son olay Enerji Politikalarımızın dışa bağımlılıktan kurtulması için bir başlangıç olur.

NOT : Bu yazı Rus uçağı düşürüldüğü günlerde yazılmıştır...


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
YCHP'Lİ NİHAT YEŞİL'E KIDEMLİ SORULAR !! Politika 20.06.2020
Batı Emperyalizmi ve Türkiye Politika 17.06.2020
"KRİPTO FETÖ VİRÜSÜ" ve FETÖ'YE GEBE KALAN VESAYETCİLER !! Politika 12.06.2020
İhanet Projeleri -3 Politika 05.06.2020
KILIÇDAROĞLU'NUN, HDP 'ye UYUMLU YENİ PARTİ PROGRAMI !! Politika 03.06.2020