Huzura Doğru

   Ne kadar da güzel okunuyordu bu ezan! Cumaydı bugün... Şu koca caminin önünden geçerken dikkatlice izliyordum insanları. Etraf oldukça kalabalıktı. Kimi amcalar banka oturmuş ezanı dinliyordu. Kimileri de hızlı adımlarla camiye doğru ilerliyordu. Bu hızlılık hutbeyi kaçırmamak için olsa gerekti. Bahçe koca koca mandalina kasalarıyla dolmuştu. Cami çıkışı esnaf yoğunluktan faydalanacak gibi görünüyordu. Caminin duvarı dibine sıralanmış dilencilerde vardı. Onlara uzun uzun baktım. Sanki o bahçede farklı bir atmosfer vardı ve merak ediyordum bu duyguyu. Neden olmasın dedim içimden. Ben de heyecanla camiye doğru ilerledim. Bahçe girişinde mandalinalar karşıladı beni. Köşedeki çeşmenin önü  yaşlı amcalarla dolmuştu. Abdesti yetiştirmenin telaşı da onları sarmıştı. Tebessüm ettim ve cami kapısından içeri girdim. Birçok teyze vardı. Aralarından geçip safa durduğumda birçoğunun dikkatini çekmiş olacağım ki hepsi dönüp bana bakmıştı. Önce bir anlam veremedim bu duruma. Daha sonra ben de etrafıma baktığımda camideki tek genç bayanın kendim olduğunu farkettim. Bir çok soru düştü o anda kalbime. Gençlerimiz neredeydi? Acaba yaşlıların daha mı çok ihtiyacı vardı camiye? Cevabını biliyordu kalbim. Fakat susuyordu. Sizlere bırakıyordu... 
Bu cumaki vaaz konusu kardeşlikti. İmam gür sesiyle anlatmaya başlamıştı. Kimi teyzeler, sandalyenin üzerine namaz kılıyordu. Kimileri de hem tesbihat yapıp hem de pür dikkat imamı dinliyordu. Kaşlarına aklar düşmüş, beyaz tülbentli bir teyze de kendini kolonlardan birine yaslamıştı. Göz pınarlarından masumca inen göz yaşlarını farketmiştim. Merak ediyordum. Acaba bu içli düşen damlaların sebebi neydi? Aklımdaki birçok soruyla beraber onu izlemeye daldım. Ne kadar konuşmasaydık da şu duruşu, göz yaşları... Ders vericiydi. 
   Artık cuma namazını kılma vakti gelmişti. Hemen yanı başımda sandalye üzerinde namaz kılmayı bekleyen bir teyze vardı. Dizleri tutmuyor olacak ki sandalye kullanıyordu. İmamın Allahu Ekber sesiyle namaza başladık. Kıyama durduğumuzda teyze de ayağıya kalkmıştı. Fakat birden arkasındaki sandalye geriye düşmüştü. Ama o, bunun farkında bile değildi. Belki de teyzenin de düşme ihtimali vardı. Tam oturacakken küçük bir çocuk gelip sandalyeyi doğrultmuştu. Namazımız bitmişti. Çocuğa baktım ve tebessüm ettim. O ise annesinin yanı başında oturmuştu. Belki de küçüktü yaşı.Ama onun da bugün rabbi tarafından verildiği bir görevi vardı. Ne mutlu ona... Artık camiden çıkmıştım. Bahçe halen kalabalıktı. Huzurluydum. Anlıyordum şimdi cuma neden bizim bayramımızdı .Bu duygunun ne kadar derin olduğunu... Paylaşmalıydım. Çünkü duyguları paylaşmak başka insanların duygularına yön verir bazen. Bütün cumalarımın böyle huzurlu geçmesi dileğiyle ayrılmıştım oradan... 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
Suçlu Kim ? (1) Edebiyat 25.05.2017
Bulun... Edebiyat 27.04.2017
Sor.. Şiir 24.03.2017
Ne yalnızdı Şiir 23.03.2017
Ay Edebiyat 22.03.2017
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Korkak Misafir Edebiyat 18.09.2017
Cennet Memleketim... Edebiyat 15.09.2017
YARADANA KUL OLMAK Edebiyat 03.09.2017
Bil Ki Bir Sahibin Var Edebiyat 25.08.2017
Dünyanın Yedi Harikası Edebiyat 23.08.2017

Bu yazıya ilk yorumu siz yazın.