PARTİ FANATİZMİ VE İFADE HÜRRİYETİ...

29-30 Mayıs 2015 Cuma-Cumartesi günleri Kayseri'deydim. 

Şehre girerken en çok gözüme çarpan şey evlerin balkon ve pencerelerindeki “Parti” Afişleri idi.

 

Kayseri'de 2014 Belediye seçimlerinde birinci parti Akparti yüzde 59 ve ikinci parti MHP'nin de yüzde 27 oy oranı vardı. (Geri kalanlar ise bir nevi TABELA partileri gibi) 

 

Yani Seçim oranlarında Akparti MHP oylarının iki katından fazla oy almış görünmesine rağmen, benim gördüğüm balkon ve pencere seçimlerinde ise MHP önde idi :) 

 

MHP'liler hem afişlerin boyutu olarak ve hem de adet sayısı olarak bence daha fazla idiler:) Arada Saadet ve CHP gibi partilerinde afişleri vardı ama bunlar çok çok az idi...

 

Hele Cumartesi günü YAHYALI ilçesine gittiğimde gördüğüm manzara beni bir Diyarbakırlı olarak daha da üzdü!

 

Yahyalı meydanındaki bilboard'larda Akparti, MHP, CHP ve SAADET Partilerinin Bilboard afişleri Yan Yana idi ve çok ilginç olan husus hiç biri bir yerlerinden yırtılmamıştı! 

Hayret edilecek bir olaydı! Yan yana parti afişleri asılıydı ama hiçbir parti mensubu diğer bir partinin afişlerini yırtmamıştı. 

 

Sonra Diyarbakır'ımı düşündüm, hüzünlendim, içim geçti...

 

Diyarbakır'da da HDP yüzde 55.1 civarı oy alırken Akparti yüzde 35 civarı oy almıştı. Yani hemen her 1 Ak Parti’liye karşılık bir buçuk kişi civarında kişi de HDP'ye oy vermişti. Yani, iki katı bile değildi HDP'nin Akparti'ye olan sayısal üstünlüğü. İki kat için yüzde yetmiş oy alması gerekirdi HDP'nin...

 

Sonra, bu defa Diyarbakır'daki seçim atmosferini düşündüm. Dükkân ve evlerin balkon ve pencerelerine asılan afişlerin Sadece Bir Tane partiye, HDP'ye ait olduğu gerçeğiyle karşılaştım!

Şehrimizdeki Her 3 insandan birinin oy verdiği bir partinin sempatizanları evlerine ve/veya dükkânlarına sevdikleri partinin afiş(ler)ini asamıyorlardı!

Demokratik Molotoflar veya Demokratik (Hain, İşbirlikçi V.S) suçlamalara maruz kalmak istemeyenler veya evlerinin ve dükkânlarının fişlenmesi korkusunu yaşamak istemeyenler partilerine olan bağlılıklarını (moda tabiriyle) öyle “dümdük” değil de içlerinden, kalplerinde yaşamak zorunda kalıyorlardı!

Fakat ve de lakin nasıl oluyorsa oluyor, biz buna "Demokratik Yaşamı İnşa” diyoruz!

Başkalarına hayat hakkı tanımayarak “Demokratik yaşamı inşa” etmek nasıl oluyor diye merak edenler Diyarbakır örneğine bakabilirler!

Demokratik yaşamda, kendisi gibi düşünmeyenlere de "saygı" vardır.

Demokratik yaşamda, kendisi gibi düşünmeyenlere de "hoşgörü" vardır.

Demokratik yaşamda, kendisi gibi düşünmeyenlerin de "kendini ifade etme, yani ifade özgürlüğü" vardır.

Demokratik yaşamda, kendisi gibi düşünmeyenlerin de "insan hakları" vardır.

 

Demokratik yaşamda, kendisinin dışındaki bir partinin mitingine gidene sataşma, Laf atma yoktur!

 

Yani; Fethiye'de, Uşak'ta, Rize'de, Sakarya’da maruz kaldığınız çirkin ve Demokrasi dışı, İnsanlık dışı muamelelerde sizin kendiniz için, Partiniz için istediğinizi burada, Diyarbakır’da ve Kürdistan’da size muhalif olanlar da sizden bekliyorlar…

 

Rize’de, Uşak’ta saldırıya uğrarken “kendini ifade etme hakkı” olduğunu savunanlar, lice’de de, kürdistan’ın başka şehirlerinde de başka partilerin kendini ifade etme hakkına saygı duymalıdır. “burda, lice’de az oy alıyorlar, burada ne işleri var” demek, demokratik bir tavır değildir… 

 

Rize’de HDP’ye yapılan çirkin, kabul edilemez saldırının demokratik bir eylem olarak görülmesi nasıl kabul edilemez ise bu da kabul edilemez…

Uşak ve Rize’yi protesto edenlerin Lice’de veya başka bir Kürdistan şehrinde HDP dışı partilere yapılan saldırıları da protesto etmeleri gerekir.

“Demokrasi” istiyorsak hepimiz için istemeliyiz.

“Özgürlük” istiyorsak hepimiz için istemeliyiz.

“İNSANA SAYGI” istiyorsak hepimiz için istemeliyiz.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ” istiyorsak hepimiz için istemeliyiz.

Demokrasi, Özgürlükler, İnsan Hakları ve İfade Özgürlükleri hiç kimsenin tekelinde değildir ve olamaz da… Tüm bu kavramlara kişi ve kurum ayırımı YAPMADAN sahip çıkmalıyız. 

Bunu yapabildiğimiz gün, Birbirimizin siyasi ve ideolojik fikirlerine saygı duyduğumuz gün işte o zaman DİYARBAKIR, KÜRDİSTAN, TÜRKİYE ve tüm bir İslam dünyası gerçekten KAZANACAK… 

Demokratik bir Devletin, Demokratik bir Şehirde Demokratik bir yaşayışın TEMEL göstergesi o ülkede, o ŞEHİR’DE MUHALİF olanların DURUMUDUR. Eğer bir şehirde muhaliflere hayat hakkı tanınmamışsa, kendi gibi düşünmeyenlere İfade özgürlüğü tanınmamışsa o şehirde demokratik bir kültürden bahsetmek mümkün değildir.

Umarım Diyarbakır’ımız da artık KARDEŞLİK ve BARIŞ iklimi kazanır.

Hepimiz bunun için çaba gösterelim.

Zeki Dilek


Başlık Kategori Yayın Tarihi
SAYIN VALİM Yaşam 17.06.2020
RAMAZAN PİŞKİN MESELESİNE DAİR Sosyal 05.06.2020
GENÇLER NEDEN EVLEN(E)MİYOR? Sosyal 22.05.2020
CORONA GÜNLERİNDE TOPLU ULAŞIM Sosyal 28.04.2020
SOSYAL YARDIMLAŞMADA TEKELLEŞME SORUNU Sosyal 23.04.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
YCHP'Lİ NİHAT YEŞİL'E KIDEMLİ SORULAR !! Politika 20.06.2020
Batı Emperyalizmi ve Türkiye Politika 17.06.2020
"KRİPTO FETÖ VİRÜSÜ" ve FETÖ'YE GEBE KALAN VESAYETCİLER !! Politika 12.06.2020
İhanet Projeleri -3 Politika 05.06.2020
KILIÇDAROĞLU'NUN, HDP 'ye UYUMLU YENİ PARTİ PROGRAMI !! Politika 03.06.2020