HIZ KEŞFİ ANISI

"Gerçek Jeet Kune Do Diyen Sahtedir" başlığı altındaki yazımızla şuradan buradan birilerinin JKD diye anlatmaya çalıştığı ve JKD ilkelerine kâh ters düşen kâh uygun düşen idraki meçhul görüşlerin gerçek JKD olmadığını ve JKD'nin birilerinin özgün ilkeleriyle değil ancak Bruce Lee'nin özgün ilkeleriyle anlatılabileceğini anlattık; "Gerçek Jeet Kune Do" başlığı altındaki yazımızla da Bruce Lee'nin ilkelerinden yola çıkarak onun anlattığı Jeet Kune Do'yu anlattık. Dolayısıyla bu ikisi başlık olarak okunur da makale olarak okunmazsa önyargılı biri ya da önyargısız olsa bile bir dikkatsiz için tenakuzdur. Ama makalemizi okuyan için aksine aynı sonuca farklı örneklerle varan iki ayrı makale gibidir. Bruce Lee'den başka kimse "gerçek JKD" yaptığı iddiasında bulunamaz. Gerçek JKD büyük bir iddia olur ki bu teoride Bruce Lee'nin ortaya koyduğu ilkelere bağlı olmakla beraber pratikte gerçek sokak dövüşünde bu ilkelerin kusursuzca tatbikine bağlıdır. Kısacası JKD'nin gerçekliği teoride ve pratikte Bruce Lee'ye olan aidiyete bağlıdır.

Sokaktan gelip sanata başlayan sokağı sanatlaştırır; sanattan gelip sokağa başlayan sanatı sokaklaştırır. Benim sanatım sokağımda ve sokağım sanatımda hep var oldu. Jeet Kune Do'ya konseptimin uygun düşmesi için Bruce Lee'nin tüm ilkelerini ezberlemekle ve pratik etmekle yetinmedim; ölçüm daima "sokak" oldu. Belalı bir mahallede büyüdüm ve ilk dövüş okulum belalı bir kasabada açıldı. Farklı il ve ilçelerin sokaklarının ortak olan ve olmayan ölçülerini araştırdım. Özellikle şu “üç Paşa”daki tecrübelerimi unutamam. Hatta bu “üç Paşa” ile ilgili şöyle bir deyiş yayılmıştı: "Şu üç Paşa'da korkacaksın: İstanbul'da Kasımpaşa, İzmir'de Eşrefpaşa, İzmit'te Mehmet Ali Paşa."

Suadiye'de JKD felsefesine göre yetişirken ne kadar hız kazandığımı İstanbul'a gidene kadar tam idrak edememişim. Oradaki Kung Fu’cuların da benim gibi belki daha iyi olduklarını düşünüyordum. İlk olarak Fatih semtinde bir spor okuluna (1) misafir olarak gidince izlediğim Kung Fu dersinde herkes bana çok yavaş gelince hızımı fark ettim. Yıl 1985... Hoca arkasında bordo renkli ejderha resmi olan mor bir pelerin giymişti. Öğrencilerini yurt dışına çıkaracağını ve bazı rahiplerle tanıştıracağını söyleyince bana çok saçma gelmişti. O yıllar bu rahiplerin keşiş olabileceklerini düşünememiştim; şimdi ise böyle olabileceğini sanıyorum. Çok sıklıkla İstanbul'a gider, spor okullarını ziyaret eder, oralarda misafir olarak idmanlara katılırdım. Ama bu hızımı ilk fark ettiğim dersi unutamam. Hoca izleyiciler arasında eşofmanlı ve spor çantalıları fark edince derse misafir olarak davet edince ben de katıldım. Misafirler sıranın sonundaydılar ve ben en sondaydım; heyecanlıydım. Önce iyice ısındık ve sonra bacaklar iyice açıldı. O yıllar ben idmanlara girmeden bile bacaklarımı sıfır açabiliyordum (2) ama yine de ısınmakta fayda vardır. Isınırken tekme atanların yavaşlığı dikkatimi çekti. Çünkü ben Suadiye'de ısındıktan sonra asla yavaş tekme çalışmazdım. İçimde tekme süratimin dikkat çekeceği hissi gelişti. Hoca herkesi sıraya sokarak Türkçe bir ifadeyle "yan tekme" çıkmamızı istedi. Sıra siyah şal'dan beyaz şal'a düşerek sıralanmıştı ve beyazdan sonra da biz misafirler sıralanmıştık. Hocanın en iyi öğrencisi sıranın en başında siyah şal'lı biriydi ve önce yan tekmeyi o çıktı. Sonra gelenler de sırayla yan tekme çıktılar. Sıra bana geldiğinde her zamanki hızlı yan tekmelerimden birini çıktım. Hoca bir daha görmek istedi. Yine çıktım. Sonra "bir yan tekme daha atar mısın?" diye tekrar görmek istedi; yine süratle çıktım. Sonra "Başka bir tekme de atar mısın?" dedi. İçten dışa ve dıştan içe dairesel tekmeleri gösterdim. Döner tekme atmamı istedi; onu da hızlıca atınca herkesi oturttu. Döner tekmeyi kullandıktan sonra sağladığım dengeyi övdükten sonra ne sporu yaptığımı sordu."Jeet Kune Do" dedim. "Jeet Kune Do mu, o da nesi?" dedi. "Bruce Lee'nin özgün sistemi" dedim. "Bruce Lee Kung Fu'cu" dedi. "Tamam, ama…” dedim “Bu kendi tarzı." Dedi ki, "Yanlışın var, kime sorarsan sor Bruce Lee'nin Kung Fu'cu olduğunu bilir. Nerden çıkardın bu garip ismi? Adı ne demiştin?" diyerek daha o dakika adını unutmuştu; hatta tekrar hatırlattığımda bu kez telaffuz bile etmekte zorlanmıştı.

O gün onlara JKD'nin kestirme özelliklerinden sokak kurnazlılarına kadar çok şey konuşmuştuk. Ama hoca asıl duygularını herkes dağıldıktan sonra salondaki müdüriyette baş başa kaldığımızda "Yahu kardeşim sen ne kadar hızlısın ya" deyince ifade etmeye başladı. Öğrencilerinin yanında sadece "Hızlısın" diyen hoca, öğrencileri yok iken övmekte aşırıya bile kaçmıştı. Salonda ders vermemi teklif etmişti ama o günkü şartlarımda İstanbul'a düzenli gitmek benim için imkânsızdı. Biz konuşurken tanıştırmak için salona birkaç antrenör arkadaşını çağırdı ve öylesine överek anlattı ki tekme atmam için ayağa kaldırana kadar ricada bulundu. Sonra onlar da kendi arkadaşlarına haber verince bir dahaki ziyaretimde daha kalabalık olduk. Öğrencilerinin hiç birinin bulunmadığı hususi bir ortam oluşturdu. Mesele nereye vardı biliyor musunuz? Falanca mahallede çok iyi sokak kavgası yapan falanca ve filanca ile tanışmaya... Bu beni ürkütmüştü... Aslında korkak olduğumu düşünmemeleri için onlarla tanışmıştım. Mafya haline gelmiş suratı darp izleriyle haritaya dönmüş ama özünde iyi olduklarını düşündüğüm kişilerle tanıştım. Bunlardan biri ünlülerin gazinosunda badigartlık yapıyordu. Bana posta koymadılar; ne yaptılar biliyor musunuz? Ders vermemi teklif ettiler. Dedim ya İstanbul benim için düzenli olamazdı ve bu arkadaşların ortamları bana karşı saygılı ve sevgili olmalarına rağmen beni (korkuttu demiyorum ama) ürkütmüştü. Onlarla paylaştıklarım sokak kavgalarıyla karışık manevi düşüncelerdi. Belki o yıllardaki bilgimin yetersizliğinden dolayı onları ortamlarından koparamayınca yollarımız iyice ayrıldı.

Böylece bundan sonra muayyen aralıklarla yayınlamak üzere ders verici olduğunu düşündüğüm bazı anılarımızı da paylaşalım derim.

Dipnotlar: 1. Spor okulunun ve hocanın adını hala hatırlıyorum ama burada gıyaben pek olumlu konuşmadığım için vermeyeceğim. 2. Bacakları sıfır açmaktan kastedilen bir santim bile kalmamak üzere tam olarak yere yapışmaktır.

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/hiz-kesfi-anisi/16615.html    31 Aralık 2015


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019