ED HART JKD

Bruce Lee’nin her orijinal öğrencisinin kendine özgü bir özelliği vardı. Kimi badigard kimi sinema sanatçısı… Kimi çok güçlü kimi çok dayanıklı… Kimi başka branşta usta kimi sıfırdan JKD… İşte Ed Hart da Şikago’da bir sokak dövüşçüsü olarak kendine özgü idi. 1960’ta dövüş sanatlarına başlamıştı. Belki de en büyük özelliği Bruce Lee’nin ikinci öğrencisi olmasıydı.

Ed ve Jesse Glover Seattle’da oda arkadaşıydılar. Apartmanları kulüp evi gibiydi. Bruce Lee, Skip Ellsworth ve diğerleri sıklıkla gelip Gung Fu yapıp çay içerek dövüş sanatları hakkında tartışırlardı.

Etrafınızda dövüş sanatı çalışan gruplar olabilir; ancak dövüş sanatı tartışan tek bir grup var mıdır? Münazaranın olmadığı yerde ne evrimleşme olur ne de modifikasyon. Eğer geleneksel bir branşınız varsa tartışma ya da felsefe geliştirme söz konusu değildir. Kutsallaşan kurallar vardır ve herkes o kurallara tabidir. Kimse bunu tartışamaz; tabulaşmıştır. Şayet biri o kalıpçıyla tartışsa ve dese ki, “O yumruk öyle değil böyle kullanılmalı”; muhatabı hak verse bile branş o yumruğu değiştirmeye izin vermeyecektir. İşte JKD bu kodesin kilitlerini açıp atmış, eleştirmeye de eleştirilmeye de açık olmuştur. Bu özgür eleştiri ortamları JKD’nin özgür karakterine yansımıştır.

Ed, Bruce Lee’nin çok iyi arkadaşıydı ve hayatı üzerinde etkili olmuştu. Bruce Lee’ye ödevlerinde bile yardım ederdi. Hatta Bruce Lee’nin Gung Fu hakkındaki bazı yazılarını o yazmıştı. 3 Aralık 1998’deki ölümüne kadar Seattle’da Gung Fu dersleri verdi.

Paul Bax’ın Ed Hart ile yaptığı röportajdan anlaşıldığına göre Bruce Lee resmi okulunu açmadan önce çalışmalar ya arka avluda ya da park garajında yapılırdı. Ed, “Başlangıçta bizim apartmanımızdaydı” dedikten sonra şöyle devam ediyor: “Sonra avluda ve yazın da oyun alanlarına giderdik. Soğuk havada yağmurdan kaçabileceğimiz bir yere giderdik. Önemli değildi. Uzun bir süre düzenli bir okulumuz olmadı.”

Biz de Türkiye’de başlangıçta yeşil alanları ve metruk bodrum katlarını değerlendiriyorduk. Fakat özellikle oralarda çok yetenekli asistanlar yetişti. Önemli olan iyi bir salondan ziyade iyi bir eğitimdi. Gerçek sokak kavgalarımız bile dersimizin bir parçası olurdu. Özellikle İslam Karaaslan, Şaban Bıyıklıoğlu, Çağdaş Öner, Hamdi Saçak, Hasan Serim, Cemil Sezer, Şükrü Yavuk, Bünyamin Göktepe, Soner Günday, Yusuf Burgul, Recep Özcan, Engin Alemdar gibi daha birçok asistanımız mecbur olup öğrendiklerini uyguladıklarında sokakta nasıl başarılı olduklarını anı olarak anlatırlardı. Burada daha fazla isim sayarak yazımızı envanter isim listesi haline çevirmek istemiyorum… O dar şartlarda en iyi ustalar yetişti.

Ed Hart çalışmanın bir periyottan diğerine fark etmediğini söyleyerek şöyle devam etti: “İlk okulunu açana kadar sadece gayri resmi idi. Birkaç çocuk bir araya gelir çalışırdık. Daha çok kişi gelmeye başlayınca gevşemeye başladı. Çünkü bazıları birkaç dönem gelip sonra gelmemeye başladı. Hep bir arada olan birkaç kişi vardı ve iyi arkadaş olduk.”

Benzer durumu biz de yaşamıştık. 1990 öncelerinden günümüze kadar bizden istenen eğitim talebi aralıksız olarak yoğun oldu ve çok farklı mahalle, belde ve şehirlerde okullar açtık. Çoğu öğrendiği şeyleri hem de kısa zamanda kendine yeterli gördüğünü söylerdi.

Yine Ed Hart’ın aktardığına göre, Bruce Lee bir okullar zinciri açarak sanatı bütün dünyaya yaymak istediğini söylerdi.

Hart şöyle devam ediyor: “Bize öğretirken bize sürekli pratik yaptırırdı. Aslında öğretmeyi çok sevdiğini düşünmüyorum. Devam etmemizi, hareketleri tekrar tekrar yapmamızı ve onları icra etmemizi isterdi. Birkaçımızla çalışırdı fakat bizimle çalışmak için çok fazla ilerdeydi. Bizimle Chi Sao ve closing (kapatma) üzerine çalışıyordu. Birkaç kişiyle birçok şey yaptı fakat ancak grup büyüyünce sadece ne yapmaları gerektiğini söyleyip orda durup onları izler ve bazı önerilerde bulunurdu. Öğretmeyi çok fazla sevdiğini düşünmüyorum. Fakat Chi Sao yapmayı ve closing hareketlerini severdi. Her türlü atağa karşı pratik yapmayı severdi. Daima her türlü atağa karşı pratik yapardı ve zayıf nokta bulmaya çalışırdı. Bu benim de yaptığım bir şey. Daima zayıf noktalara bakarım. Daima sorgularım.”

Buradaki açıklamalar Bruce Lee’nin gözlemci yönünü açığa çıkarmaktadır. Düşünerek öğretmekte ve öğretirken düşündürmektedir. Her türlü atağa pratik yapma arzusu onun özgür ruhundan kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte zayıf nokta arayışı onun yeni teknik ve taktikler bulmasının önünü açmaktadır. Belli ki ortada çalışırken çalıştırma ve müfredattan ziyade “pratik” ve “felsefe” vardır. Öğretmeyi sevmemesi felsefenin çok ön plana çıktığı bu sanatta öğrenci yetiştirme arzusu olmadığını gösteriyor. Daima her türlü atağa karşı pratik yapmak ve zayıf nokta bulmaya çalışmak sonradan otomatiğe bağlanan bir meleke olacaktı. Bütün bunlar Ed Hart’ın kendini “Ed Hart JKD” olarak sergilemesine yol açacaktı.

 

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/ed-hart-jkd/14958.html   s19 Şub 2015


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019