"DÖVÜŞ" SPOR OLMADAN ÖNCE

Bütün dövüş sistemi kurucuları coğrafyaya bağlı olarak az ya da çok popülerdirler ve doğru ya da yanlış efsanelere sahiptirler. Bizim kültürümüzde gerçek dövüş kötü algılanmıştır. Bu yüzden Türkler spor olarak başarılı olmuştur. Güreş, boks, karate, judo, tae kwon do gibi sporlarda önemli dereceler elde edilmiştir. Bir sanat olarak dövüş Aikido, Tai Chi, Capoeira gibi dallarla ülkemize girmiştir. Aslında sanatsal yönü çok ön planda olmasına rağmen Wu Shu gibi Kung Fu dalları sanat olarak değil, yarı özerk federasyonlara sağlanan maddi katkılardan dolayı spor olarak yapılmaktadır. Yumruklaşma “Boks” adı altında spor olabiliyorsa “Wu Shu” neden olmasın? Her ülke kendi kriterlerini koyar; ya uyarsın ya gidersin. Ama dövüş önce ne sanattı ne de spor; önce “gerçek”ti. Jeet Kune Do felsefesi bu gerçeklik üzerine kurulmuştur. Jeet Kune Do Kulelkavido konseptimiz dövüş, sanat ve spor olarak üç boyutludur. Zaruretlerde dövüş, şölenlerde sanat ve yarışmalarda spor. Ahlak ise sanatın içinde (ve yine sanat da ahlakın içinde)dir.

Şöyle bir geriye gidelim. Bakalım bugün sanatını ya da sporunu yaptığımız dövüş geçmişte ustaların elinde neydi.

Japonya’da serbestlikleri “ronin” leri (*) delilsiz efsane kahramanları yapabiliyordu. “Ronin” olarak tanınmış en ünlü savaşçı Kensai Miyamoto Musashi tam bir efsanedir. Musashi’yi başlı başına konu etmeyi düşündüğüm için diğerlerini kısaca tanıyalım.

Takeda Kounsai, Mito roninlerinin başbuğu Tokugawa Nariaki'nin emrinde Kyoto'ya ilerlerken Kaga Han'ına teslim olmak zorunda kalınca kafası uçurulmuştu. Ölüm hem beride hem ilerdeydi. Her an onlarlaydı.

Toyotomi Hideyoshi Japonya'yı yönetmiş bir Japon savaşçıydı. Oda Nobunaga'nın özel hizmetçisi (komono) olup yaya askerleri arasına katıldı. Yetenekleri ve zekâsıyla samuraylığa yükseldi. Nobunaga tarafından kendisine “maymun” (saru) lakabı bile verildi. Oda Nobunaga'nın seferlerinde birçok önemli çarpışmada yer aldı. Nobunaga, Anegawa savaşında galip olunca Hideyoshi, Omi San Gun’un (Omi üç ilçesi) yöneticiliğine getirildi. Nobunaga'nın buyruğuyla Sanin ve Sanyo'ya yönelik seferler yaptı. Bichchu eyaletini ele geçirdi. Shikoku'nun güçlü daimyo’lardan Mori Terumoto'nun adamlarından Shimizu Muneharu'yu Takamatsu Kalesi'nde kuşattı. Akechi Mitsuhide'nin saldırısına uğrayan Nobunaga'nın intihar etmesi üzerine Terumoto ile barış yaparak batıya yöneldi ama Yamazaki savaşında Mitsuhide'yi öldürerek Nabunaga'nın öcünü aldı. Oda ailesine bağlı savaşçıların yaptığı toplantıda Nobunaga’nın torununun başa geçmesini savundu. Shikoku ve Kyushu adalarını ele geçirdi. İki kez Kore'yi istila çabaları sonuç vermeyince bozgunla sonuçlanan son girişimden bir yıl sonra öldü. Hideyoshi'nin oğlu Toyotomi Hideyori, Tokugawa İeyasu'ya karşı başarıyla mücadele etmesine karşın sonunda yenildi ve ailesiyle birlikte intihar etti.

Japon samuray Saigo Takamori iyi bir savaşçı olarak yetiştirildi. İmparator Meiji'nin ordularıyla savaştı. Silah bakımından ilkel olduğu için savaşı kaybedince harakiri yöntemiyle intihar etti.

Samuray Yamamoto Tsunetomo, efendisi Mitsushige Nabeshima'nın ölümünden sonra her samuray gibi intihar (tsuifuku) etmek istemiş fakat efendisi bunu ölmeden önce yasakladığı için yapamamıştı. Yamamoto Tsunetomo yaklaşık 20 yıl samuraylık yapmasına rağmen hiçbir savaşa katılmamış. Efendisinin ölümünden sonra samuraylığı bırakan Yamamoto eşiyle beraber yarı-inzivaya çekilmiş ve saçlarını kazıtarak Budist rahibi olarak bir kulübede yaşamaya başlamıştır. Hiçbir savaşa katılmaması elbette ki onun düello yapmadığı ya da iyi bir dövüşçü olmadığı anlamına gelmez.

Ünlü Japon Zen rahibi ve eski samuray Suzuki Shosan‘ın önceki zen ustalarından en önemli farkı Zen'in bir savaşçının hayatında yer alabileceğine dair yaklaşımıdır. Sekigahara ve Osaka savaşlarına katıldıktan sonra savaş hayatını terk etti ve Zen rahibi oldu.

Hirata Munisayi, Shinmen efendisine bağlı, jitte silahı konusunda üstad olarak ün yapmış yetenekli bir dövüşçüydü. Aynı zamanda kılıç konusunda da ustaydı. Gençliğinde shogun (şogun) olan Ashikaga Yoshiyaki'nin önünde kılıç ustalarından biri olan Yoshioka ile yaptığı müsabakayı kazanınca shogun tarafından kendisine "Japonya'nın En İyisi" unvanı verildi. Munisayi, yerel bir dojo’da ailesine jitte teknikleri konusunda eğitim verdi.

Sonuç olarak bugün kurallarla donatılmış “dövüş” sporlaşmadan önce hayati idi. Son derece keskin kılıçlar ve son derece sivri mızraklar kullanılıyordu. Kılıcınızı kınından çekerken yapacağınız küçük bir hata parmaklarınızı yere düşürebilirdi. Bir dönem Osmanlıda bile çok tehlikeli yağlı mermer güreşleri yapılıyordu. Ölümcül olmasından dolayı yasaklandı. Dövüş hala hayatın içinde var; ama sizce spor mu daha çok var yoksa dövüş mü?

Not: (*) “Ronin” sözcüğü Japoncada “ro” (dalga) ve ”nin” (adam) anlamına gelir; oradan oraya başsız bir şekilde savrulmaları kastedilir. Ronin (gezgin savaşçı), 12-19. yüzyıl Japonya'sında efendisiz kalmış genellikle asi ve huzur bozucu savaşçı (samuray) aristokratlardır. Efendisini gereği gibi koruyamamak, yüz kızartıcı suçlar işlemek ve seppuku (harakiri) yapmaktan kaçınmak ronin’i ortaya çıkarıyordu. Samuraylar üstünlüklerini kanıtlamak, kendilerini geliştirmek, yöresel kahramanları ve teknikleri öğrenmek için efendilerinin izniyle uzun yolculuklara çıkıyorlardı. Bu mistik yolculuklarda çekilen sıkıntı ve tehlikelerden samuraylara kale komutanlıkları da verilebiliyordu. Yöresel kahramanlara yapılan meydan okumalarda karşılaşmalar gerçek kılıçla yapılıyor ve tek bir hata ölümle bitebiliyordu.

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/dovus-“spor”olmadan-once/13936.html   25 Temmuz 2014


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019