TEŞKİLATÇILIKTA TEDBİR

Teşkilatçılık herkesin harcı değildir. Biz teşkilatçılığı “adalet” kriterli öğrendik. “Önce ahlak ve maneviyat” dedik. Bizimle beraber teşkilatçılığı öğrenen ağabey ve arkadaşlarımız devletin en üst makamlarına geldiler. Biz devlet yönetmeyi öğrendik. Bütün bu eğitim ve tecrübelerden sonra kimse bize çırak muamelesi yapamaz. Teşkilat yönetmek artık bizim için çocuk oyuncağıdır. Son teşkilatlanmamızdan önce bize Federasyonun ticaret mantığıyla yönetileceği söylendiğinde şiddetle itiraz etmiştim. “Asla! Sivil toplum örgütü şirket gibi yönetilemez.”

Maddenin manadan daha ön plana çıktığı bir şirket yol alabilir; ama sivil toplum örgütlerinde bu bağışlanamaz bir hata olur. JKD camiasında madde asla maneviyatın önüne geçemez. Fakat bu konuda son dönemde çok dersler alındı…

Artık yönetim kurulu üyeleri parası kadar değil, sadakati kadar değerli olacak. Artık Tanıtma Başkanı kendini değil, teşkilatını tanıtacak; gülünç olmayacak. Artık Teşkilat Başkanı tüm illerde temsilci belirleyebilecek; önü kesilmeyecek. Artık Eğitim Başkanı eğitmenlerin niteliğini ve niceliğini artırabilecek; horlanmayacak. Artık Mali İşler Başkanı şeffaf çalışacak; herkesin gözünün önünde maliyeyi işletecek. Artık Genel Sekreter daha çok koşturacak; onun işine kimse burnunu sokamayacak. Bizden kopanlardan menfaat elde etmek için yan çizenler artık eskisi kadar bize yaklaşamayacak. Başarılı olanlar bu tarafta, sabıkalılar diğer tarafta toplanacak. Aradaki farkı herkes kıyaslayıp müşahede edecek. “Artık benim dediğim olmazsa olmaz” denilemeyecek. Artık önüne gelene paye verilemeyecek; verilenler Federasyonumuzca tanınmayacak ve bu hususta baskı yapılamayacak. İnşallah bu ayrılık son olacak…

Avrasya Jeet Kune Do Federasyonu daha önce de ayrılık yaşamıştı. Fakat onlar kendi öğrencilerimdi; onlar JKD felsefesini biliyorlardı; JKD bilmeden öğretmeye kalkmadılar; onlarla kırgınlığım dargınlığa dönüşmedi; onlarla muhabbetim devam etti; onlar alternatif bir federasyon kurmaya yeltenmediler; onlar son derece şeffaftılar hatta Federasyonu teslim ederlerken bir miktar para fazlasıyla teslim ettiler; onlar yalan söylemediler; asla iftira atmadılar; onlarda yemin ederken çocuklarının ölüsü üzerine yemin etme alışkanlığı yoktu; onlar öğrencileri müşteri gibi görmediler; onlar öğrencilerden bile şikâyet almadılar; onlar demokrasinin onlara verdiği ruhsatı kullanmak istediler. Onlar benim saygılı öğrencilerimdiler ve ben onlara “Demokrasi vefanın yerini dolduramaz” dediğimde mahcup dahi olmuşlardı. Bana rakip olan başkan adayı öğrencimdi ve konuşsaydım rakip olmama konusunda ikna bile edebilirdim. Bu yüzden onlarla yollarımı ayırmadım. Hatta onlar eğitim konusunda fitneci jun fan kalıpçılarına bile tavır koydular; meydan okudular.

Fakat onlardan sonra öyle bir döneme girildi ki –düşünün benim sebep olduğum bir seminerdeyiz ve ben Federasyon Başkanıyım– benim yanımda oldukları halde öğrenci disiplin gereği salondan çıkmak için izni bir türlü geçinemediğim yönetim kurulu üyemizden istiyor. Bu üyemiz benim yanımda, benim dersimde benim öğrencime ceza vermeye bile kalkıyor.  Böyle bir şey “do prensipleri”nin hangisinde mümkün olabilir? Buna hangi antrenör onay verebilir? Bunu gözlemleyen biri elbette şunu diyecekti: “Böyle giderse bu adamla yolları ayrılır.” Biz bunlara karşı çıktık; onlara kötü olduk. Ama 18 kişilik yönetimde onlar 2, biz ise 16 kişiydik.

Artık kimse Sifu’larıma baskı yapamaz. Artık kimse maddiyatçılık ve kapitalistlik yaparak itici olamaz. Onlar içimizden kimi ittiyseler biz itilenleri arayıp onore etmeye çalıştık; sabrı tavsiye ettik. Artık kimse benim gazetemi kafasına göre öyle öfkeyle arayamaz. Artık kimse hem bedava eğitim görüp hem para toplayamaz. Artık kimse parası olmayanı zorlayamaz. Bunlar tarih oldu…

Bunları yazdığımı bilenler isim zikretmemi istediyseler de ben razı olmadım. Olan biten her şey bizim yazılı tarihimize kaydediliyor. Biz kişi değil, işi hedef alıyoruz. Önemli olan falanca kişinin suçlanması değil; ne gibi hatalar yapıldığının farkına varılması ve artık daha temkinli olunmasıdır. Tarihin tekerrür etmemesinin yolu tedbirin tekerrürüdür. Bir kişi doğar, yaşar, ölür ve bir daha geri dönmez. Ama böyle problemler tedbir alınmadığında defalarca doğar, büyür, ölür ama geri dönerler…

 

22.10.2014

www.bizimkocaeli.com/yazar/yuksel-yilmaz/teskilatcilikta-tedbir/14168.html     23 Eyl 2014


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019