DÖVÜŞ EĞİTMENLERİNE AMAÇ BİLİNCİ

Öğrenciler dövüş sporlarına çeşitli nedenlerle gelirler. Müsabaka sporlarında genellikle amaç şampiyon olmak gibi milli nedenler iken, Jeet Kune Do’da (JKD) sokakta nefsi müdafaa edebilme becerisidir. Bunların dışında sağlık kazanmak, vakit geçirmek, çevre edinmek, unvan kazanmak gibi daha pek çok neden sıralanabilir. Ayrıca bu nedenlerin birkaçı hatta birçoğu bir arada bulunabilir. Eğitmenlerin de amacı ya da amaçları vardır. İlk eğitmenlik yıllarımda iki amacım vardı: Gençleri kötü ortamlardan uzaklaştırıp maneviyatlı şahıslar haline getirebilmek ve mümkün mertebe kendilerini sokakta savunabilmelerini sağlamak. Uzun yıllardır bu amaçlara üçüncü bir şey daha eklemediğim halde bazı öğrencilerimizin para kazanmak gibi bir üçüncü beklentisi beni fazlasıyla üzmüştür. Biz de bu yüzden teşkilatlanarak özerkliği hedefleyen şimdilik özel bir federasyon olduk. Onların taleplerine cevap verebilmek için artık daha da yayılımcı bir politika hedefliyoruz. Dünya şampiyonları çıkarmak ve uluslararası ilişkiler içinde seminerler vermek istiyoruz. JKD felsefesiyle beraber kendi konseptimizi de tanıtıp yaymayı düşünüyoruz. Elbette müşteri yetiştirsinler diye değil, mütevazı miktarda geçinebilecek bir gelirleri olsun diye.

Dünyanın her yerinde çeşitli birlikler ayakta kalma mücadelesi verirler ve pek azı ayakta kalabilirler. Bunu başaranlar rekabetçi olanlardır. Bu rekabette daha iyi olanlar talep görürler. Üstatlar ifadeleriyle kendilerini sıradan olanlardan ayırırlar ve cahillere şuur, bilgelere ilham verirler. Shosan, Musashi, Yang Yu, Suzuki, Ueshiba, Oyama, Kano, Ng Mui ve saire… Bruce Lee de bunlardan sadece biridir. Her şeyden önce onun JKD felsefesinden etkilenenler onu ne kadar anlamışlardır? Onun peşinde taklitçi olanları takipçi olanlardan nasıl ayıracaksınız? Programınız JKD felsefesinin ilkeleriyle ölçülendirilmedi ise taklitçisinizdir. Felsefeniz JKD ise programınız sizi sergiliyor olmalıdır. Programınız sizi sergilerse elbette Bruce Lee’den yansımaların yaşanması tabiidir. Geçmiş Bruce Lee’yi anlama ve yakalama aşamasıdır. Bruce Lee bugün yaşıyor olsaydı nispeten farklılaşmış ve dünü aşmış olacaktı. O halde bugünün dövüşçüsünde bu ölçü aranmalıdır. Bruce Lee’nin şahsi programlarının tümü size ve şartlara göre modifiye edilmeli, onun kaldığı yere kadar hızlandırıldıktan sonra bu hızlandırma aşaması esansiyel olarak değerlendirilmelidir. Onun kaldığı yer temelin zemini kabul edilip bizim başlangıç yerimiz olmalıdır. Şartlar değişip geliştikçe her program yarımdır; burada belki tam olan işin felsefesinden başka bir şey değildir.

Bazılarının sandığı gibi Bruce Lee dünyanın en iyi dövüşçüsü değildir. Tek tek dünyadaki her branştan en iyileri dövüp bunu ispatlayarak birinci olmuş falan değildir. Zaten dünyanın en iyi dövüşçüsü olmak bir ütopyadır ve hatta bu dövüş meselesinde sizin dövdüğünüz biri sizi döveni dövebilir. Yahut bugün mağlup ettiğiniz hasım yarın size galip olabilir. Bu biraz da senkronizasyon meselesidir. Kesin olan Bruce Lee’nin tehlikeli bir dövüşçü olmasıdır ve bu da zirvedir. Bu sivri değil, çok kişiyi içeren ‘geniş bir zirve’dir. Zaten sizin de hedefiniz bu olmalıdır. Ütopyatik değil, rasyonalist olunmalıdır. Rasyonel olan ise dünyada en iyi ve en tehlikeli olabilecek donanıma sahip olmaktır. Mesele senin herkes için tehlikeli olup olmamandır. Bu nedenle mantıklı bir şekilde dövüşçüler değil, dövüş felsefeleri yarıştırılacak olunursa en iyi dövüş felsefesi tespit edilebilir. Yani felsefeler yarıştırılabilir. Bunun tespiti için bilimin desteğinden yararlanılabilir. İşte JKD burada iddialı olabilir. Artık mesele JKD felsefesine alternatif olabilecek bir felsefe geliştirmektir. Daha iyi felsefelerin geliştirilmesi dünyanın en iyi dövüşçüsünü yine belirleyemeyecektir ama dünyanın en iyilerinin kalitesini daha da yukarı çekecektir. Bunu yukarı çeken en önemli yardımcı desteklerden biri de en kaliteli ve en uygun antrenmanı ölçülü çalışmaktır. İnsanoğlunun günü gününü, haftası haftasını tutmamakta; sürekli bir iniş-çıkış yaşamaktadır. Durum böyle olunca iki müsavi dövüşçüden o anda çıkışta olan inişte olandan avantajlıdır. Ama belki bir gün sonra tam tersi olabilir. Futbolu dikkate alırsak geçmişin en iyileri bugünün en iyilerinden daha iyi değildir. Günümüz futbolunun antrenmanı daha gelişmiş bir bilimsellikle çalışılmakta ve performans her geçen zaman zarfında daha da yukarıya çekilmektedir. Dünün en iyileri bugünün vasatı ya da daha altında olanlarla müsavi olabilirler.

Bu yüzden geçmişe ait olmak demek yapışmak, batmak, tıkılmak, eskimek, yıpranmak, elenmek, eksilmektir. Herhangi bir zamana ait olmanın faturası ‘geçersizlik’tir. Geleceğe aidiyet imkânsız ise neden yarına hazır olarak bu güne ait olmayalım? Geçmiş gelecekle yarışamıyorsa neden geçmişe ait olalım? Geçmişin daimi mekânı mezarlıklardır. Teolojik, ontolojik, sosyolojik, psikolojik, epistemolojik konular felsefede nasıl yarıştıkça gelişmiş ve geliştikçe de birer felsefe bilimi haline geldiyseler dövüş felsefesi de bilimselleşmelidir ki akademik kalite kazanarak daha da zenginleşsin. Bugün teolojik tartışmalara girebilen her felsefeci zekidir ve tartışmalarda haksız olanların bile sorguları haklı olanlara katkı yapmaktadır. Çünkü haklılığın nedenlerini artırır. Ve yine çünkü sorgulayan da cevaplayan da zekânın limitlerini zorlamaktadır. Dövüş felsefesi ise maalesef seviye bakımından teoloji felsefesinin eteklerine yetişebilecek kadar bile yükselebilmiş değildir. Eğitmenler amaçlarını daha yukarıya çekmedikçe araçlar da yukarıya çekilemeyecektir. Araçlar yukarıya çekilmedikçe ise yukarı çıkılamayacaktır. Bu durumda küçük araçlar büyük amaçları ütopyalaştıracaktır. Şu halde dövüş kuytudan çekilmeyi beklemektedir ve kuytuda kaldıkça ciddi bir felsefe haline gelemez; felsefe haline gelmedikçe dövüş sözcüğünün içi doldurulamaz; içi doldurulmadıkça fazla bir şey ihtiva etmez; ihtiva etmedikçe önemi kalmaz; önemi kalmadıkça medyatik olmaz; medyatik olmadıkça akla gelmez; akla gelmedikçe kullanılamaz ve kullanılmadıkça da atıl hale gelir. Nihayet en gerekli şeylerden biri gereksizleşir.

 

      05.04.2011/YÜKSEL YILMAZ

www.bizimkocaeli.com/.../yuksel-yilmaz/dovus-egitmenlerine-amac-bilinci/15826.ht...   13 Ağu 2015 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
BİR SAVUNMA YAZISI (14) Genel 26.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (13) Genel 25.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (12) Genel 24.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (11) Genel 15.06.2020
BİR SAVUNMA YAZISI (10) Genel 14.06.2020
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Fenerbahçe'nin Yeni Teknik Direktörü Spor 04.03.2020
Sınırların takımı Beşiktaş! Spor 19.01.2020
Futbol Köyleri ve Bölgesel Milli Takım Karmaları Spor 17.01.2020
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019