“DO” NAME (*)

Konsantrasyon, nefes hâkimiyeti, diriliği arttırma meşgalesi ve relaksasyon (relaxio), gevşeyerek dinlenmenin kanunları, Asya’nın savaş sanatlarında bileşiktir. Karate-do, Ju-do, Kyu-do, Ken-do, Aiki-do gibi bütün bu Japon sanatlarının hepsinde kullanılan belirleyici bir kelime hemen dikkati çeker: “Do”.

Ve nihayet ünlü Bruce Lee’nin ortaya çıkardığı Jeet Kune Do! “Do” kelimesi Çincede “Tao” dur ve “yol” manasına gelir. Bu “Do”  nun sözlük anlamı olup, kavram manasıyla “içsel ve bedensel olgunluk”  kastedilir. Uzakdoğu savaş sanatları yahut savaşçının yolu (Budo / Bushido) ile iştigal eden hem bir savaşçı, hem bir “sanatçı” dır. Çünkü hem göze, hem kalbe hitap eder. Gerçek sanatkârlık mahlûkattaki hikmetleri kalp gözüyle görmektir. Kalp gözü kör olan bu nakise sebebiyle sanat icra edemez. Aslında sanat da “gerçek” e hizmet için vardır. Öyleyse ortada bir “gerçek gerçeği”  var ki, bu çerçevenin dışı sahte, avutucu, esaret, cehalet, menfaat ve bereketsizlik dilimlerinden oluşmuş olup, adeta, temsili batıl ve plastik bir mandalina... Lakin suyu toksin...

Birçok Bu-do, yukarı Orta Çağdan bu yana usta çırak yoluyla nesilden nesle iletilmiş olup, bu iletme aksiyonu “ryu” denen okullar vasıtasıyla yapılmıştır. (1) Bunlar Bu-do’ ların bir bölümünü teşkil eder. Bu-do’lar sabit ahenk, mükemmellik yolları demektir. Bunlar yapılan işin sağlıklı olmasından çok insanın kendi kendine hâkim olması için gereklidir. Bunlar şövalye yahut samuray tarafından çok ciddi bir bağlantı (angajman) anlamına gelir. O devirde fizik kapasitelerin gelişmesinden çok, moral değerlerin kazanılmasına önem veriliyordu. Şövalyelik kanunun bir çeşidi olan Bu-do (2) XII. Yüzyıldan itibaren ay ve at yolu olarak karşımıza çıkar. Bu-do’ nun üç büyük yolu vardır:

            a. Yay ve at yolu,

            b. Çıplak eller yolu,

            c. Kılıç yolu.

Feodal klanlar zamanında yay sanatı yahut daha sonraki kılıç sanatı revaçta iken, bu savaş sanatları yavaşça karakterlerini kaybetmeye başlayıp başka bir geleneksel öğretiye katıldılar. Bu öğretide çalışma silahtan çok ölümden korkmamaya, heyecanları, korkuyu ve ihtirasları aşmaya dayanıyordu. Çay merasimi bile insanları “tanrılar tarafından çağrılan yola” sevk etmek niyetiyle düzenlenmiş bir törendir.

Tüm batıl ve tahmini körü körüne done’ ler ilim nimetinin dünya çapında yayılması çerçevesi içinde tebliğ ve davetin-biiznillah te’siriyle mücadelesi arttıkça gerçeğe olan yönelmeye adeta yılların sıla özlemiyle sarılmıştır. Gerçek, tüm batıl, taharetsiz ve cenabet öğretilerin gusül abdestidir.

Gerek Do sanatı, gerekse diğer sanatlar “gerçeğe ulaştıran araçlar”  değilse, rotasız avutan felsefe isimli teneke araçlar olmaktan öteye gidemezler.

Bu-do’ cu vazifesi gereği içsel ve bedensel olgunluğa sahip olmak zorundadır. O halde “gerçek” ten şöyle istifade edebilir:

Bedensel: Bedenimizin egzersizlerle ve dengeli beslenmeyle gıdalanması gerekir.  Bu bedenimizin “gerçek”ten istifade etmesi demektir.

İçsel: Hikmeti ve gerçeği yaşayan sporcu, psikolojik sağlığını da korumuş olup “gerçek”  ten istifade etmiş olacaktır. Erdemli adamın psikolojik ya da karakter problemi olmaz.

Bu-do üstatları, filozofları, keşişleri Uzak Doğu öğretileriyle kendi coğrafyalarının tecrübelerini iletirler. İşi idrak edemeyenler kuru bir dersi verirler ki, nihayetinde amaçsız bir yol, faraziyeler yığını bir felsefe cümbüşü mevcuttur. İnsanın araçsız amaç için araçlanması bir gayret kadar basit, amaçsız araçla yol alması ise bir hayret kadar zor... İnsan olmanın verdiği merhamet ve cesaret, adeta işin “yin” ile “yang”  ıdır ki; bunlarla ruhsal denge sağlandığı gibi, üstelik kemal bulur.

Yin ile yang iki zıttın tek çatı altındaki ifadesidir. Boş ile dolu... Yin (boş) “merhamet” yani ‘boşalmaya giden yol’, yang (dolu) “cesaret”  yani ‘taşmaya giden yol’ olarak da telakki edilebilir. Zira cesaretsiz merhamet kişiyi sünepe, merhametsiz cesaret ise serseri yapar. Su içinde atom ile hidrojenin barınması çok enteresan gibi görünse de, yüce sanatkâr sebebiyle çok doğal ve çok basit; bir yürekte merhamet ve cesaretin barınması çok sıradan gibi görünse de, terbiyesiz nefs sebebiyle çok enteresan ve çok zor. Bu ilginçlik derecesi, nefs sahibinin mücadelesine göre bazen gittikçe ilginçleşir, bazen gittikçe doğallaşır. O halde Bu-do üstatlığını en iyi temsil edecek olan kişiler, içinde şeytanı yaşatan insan düşmanla amansız bir mücadeleye giren kimselerdir ki; onlar mücahedeyi bizzat yaşayıp tecrübe etmeleri sebebiyle, talebelere tavsiye ve taktik verme ehliyet ve liyakatine de sahiptirler.

                                                                                                 

DİPNOTLAR: * (09.08.1996 tarihli Akit Gazetesi’nin spor sayfasında yayınlanan bu yazım kısmen değişikliğe uğrayarak istifade için toparlanmıştır). 1. (Yalnız sopa ile “bo” ve “jo”, dövüşmek için 316 ryu). 2. (yazılı olmayan bir kanun).

                                   
www.bizimkocaeli.com/yazar/YkselYlmaz/DONAME/14163.html     21 Ağustos 2014

 


Başlık Kategori Yayın Tarihi
GERÇEĞİN TAHLİLİ Felsefe 06.09.2019
SIRRIN LİMİTLERİ Felsefe 31.08.2019
DİNE KATILAN HURAFEYİ SORGULAYIN Genel 28.08.2019
Ümmetin kafası neden karıştı? (17) Genel 27.08.2019
MÜSLÜMANLARIN KAÇIRDIĞI TARİHİ FIRSAT Politika 12.08.2019
Başlık Kategori Yayın Tarihi
Şampiyon Galatasaray!! Spor 20.05.2019
Bitmeyen çile Spor 16.04.2019
Endustriyel futbol Spor 12.04.2019
Galatasaray,ın Fetret devri Spor 04.04.2019
Futbolda Bedava Tiyatro! Spor 10.02.2019